1. Hukuk Dairesi 2014/1569 E. , 2014/18658 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen tapu iptal ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali…
**1. Hukuk Dairesi 2014/1569 E. , 2014/18658 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen tapu iptal ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, muvazaanın sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacıların mirasbırakanı ....’in kayden maliki olduğu 4669 parsel sayılı taşınmazı 23.08.2005 tarihinde damadı olan davalı ...’a satış suretiyle devrettiği, davacının, mirasbırakanın tek malvarlığı olan taşınmazın devrine ilişkin bu işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açtığı, davalının mirasbırakanın taşınmazın satışını kendisine teklif ettiğini, almak istememesi üzerine ısrar ettiğini, emekli ikramiyesi ile bedelini ödeyerek satın aldığını, satış bedelinin mirasbırakan tarafından diğer çocuklarına paylaştırıldığı savunmasında bulunduğu, murisin 08.03.2012 tarihinde öldüğü ve geride mirasçı olarak davacı oğlu ... ve dava dışı çocukları ... ve ....’nin kaldığı anlaşılmaktadır. Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706, Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Somut olaya gelince; davacı keşif ve tanık deliline dayanmış, davalı delil listesi ibraz etmemekle birlikte, öninceleme duruşmasında duruşma öncesi dosyaya dilekçe ibraz eden dilekçe sahiplerinin dinlenmesini istemiştir. Mahkemece 27/06/2013 tarihli celsede taraf tanıklarının keşif mahallinde dinlenmelerine karar verilmiştir. Davalının savunmasında bildirdiği ve dinletmek istediği şahısların dilekçe sahipleri mirasçılar ... ve ...e ile ... ve ..... olduğu saptanmış, bunlardan sadece .... keşifte yeminli tanık olarak dinlenmiştir. HMK 145. madde uyarınca öninceleme duruşmasında bildirilen adı geçen tanıklardan .... ve keşifte dinlenen ve davacı tarafça dinlenmesine karşı çıkılmayan ...’in keşif sırasında yeminli olarak dinlenmelerine rağmen mahkemece beyanları değerlendirmeye alınmamıştır. Hâl böyle olunca, yukarıda değinilen olgular ve belirtilen ilkeler dikkate alınarak murisin asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, davalı tanık beyanları ve tüm dosya içeriği ve deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.