Başvurucu, yargılandığı davada 21/3/2012 tarihinden beri tutuklu olması ve mahkumiyet kararıyla birlikte tutukluluk halinin devamına karar verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, gerekçeli karar hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, yargılamanın yenilenmesi ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, yargılandığı davada 21/3/2012 tarihinden beri tutuklu olması ve mahkumiyet kararıyla birlikte tutukluluk halinin devamına karar verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, gerekçeli karar hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, yargılamanın yenilenmesi ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 28/6/2013 tarihinde Batman Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde, başvuruda Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 29/1/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 4/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 17/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, görevi yaptırmamak için direnme, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılmak, terör örgütü propagandası yapmak suçlarından Batman Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/59 sorgu sayılı kararıyla 21/3/2012 tarihinde tutuklanmıştır. Kararın gerekçesi şu şekildedir: “Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların bulunması, şüpheliye atılı suçların Ceza Muhakemesi Kanununun maddesinin fıkrası katolog suçlardan olması, şüpheli Kadri Şahin'in silahlı terör örgütüne üye olma ve terör amaçlı görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5271 sayılı CMK.’nun ve devamı maddeleri gereğince TUTUKLANMASINA (karar verilmiştir.)” Batman Cumhuriyet Başsavcılığı görevsizlik kararıyla soruşturma dosyasını Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 30/3/2012 tarihli ve E.2012/412 sayılı iddianamesi ile hakkında kamu davası açılmıştır. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 3/4/2012 tarihli tensip duruşmasında tutuklu başvurucunun üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve atılı suçun 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (3) numaralı fıkrasında sayılan suçlardan olmasını dikkate alarak tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 29/5/2012 tarihli ve E.2012/159, K.2012/240 sayılı kararıyla, 2911 sayılı Kanun’a muhalefet etmek suçu yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan yedi yıl altı ay, görevi yaptırmamak için direnmek suçundan on iki ay, terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan bir yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve başvurucunun üzerine atılı suçların niteliği ve takdir olunan cezaların miktarını dikkate alarak hükümle birlikte tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Temyiz üzerine, İlk Derece Mahkemesinin kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 6/2/2013 tarihli ve E.2012/11321, K.2013/1706 sayılı ilamıyla karar bozulmuştur. Bozma üzerine yargılamayı sürdüren Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 27/3/2013 tarihli tensip duruşmasında başvurucunun üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti mevcut delil durumu ve atılı suçun 5271 sayılı Kanun’un maddesinde sayılan suçlardan olması nedeniyle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 18/4/2013 tarihinde resen yaptığı tutukluluk incelemesinde atılı suçun vasıf ve mahiyeti mevcut delil durumu ve atılı suçun 5271 sayılı Kanun’un maddesinde sayılan suçlardan olması nedeniyle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 9/5/2013 tarihli ve E.2013/2016, K. 2013/297 sayılı kararıyla terör örgütünün propagandasını yapmak, görevi yaptırmamak için direnmek suçları yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 2911 sayılı Kanun’a muhalefet etmek suçuna ilişkin karar kesinleşmiş olduğundan bu suç yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan başvurucunun toplam 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve başvurucunun üzerine atılı suçların niteliği ve takdir olunan cezaların miktarını dikkate alarak hükümle birlikte tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Başvurucunun mahkûmiyet kararıyla birlikte verilen tutukluluk halinin devamına ilişkin karara itirazı, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 20/5/2013 tarihli ve 2012/193 Değişik İş sayılı kararıyla tutukluluk halinin devamına ilişkin kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Ret kararı, 29/5/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Temyiz üzerine, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 9/5/2013 tarihli kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 17/2/2014 tarihli ve E.2013/15848, K.2014/1707 sayılı ilamıyla onanmıştır. Başvurucu, 28/6/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (1), (3), ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.…. (3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. (4) Suçun, silâhla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.” 5237 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.” 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur. Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir; “(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;… Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (Madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),…(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”