T.C. DİYARBAKIR BAM 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1373 - 2025/2157 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1373 KARAR NO : 2025/2157 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) DAVA TARİHİ : 14/09/2021 KARAR TARİHİ : 28/11/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yarg…
T.C. DİYARBAKIR BAM 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1373 - 2025/2157 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1373 KARAR NO : 2025/2157 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) DAVA TARİHİ : 14/09/2021 KARAR TARİHİ : 28/11/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACININ İDDİASI VE İSTEMİ: Davacı vekili dava dilekçesinde: 21.12.2020 tarihinde ..... acente numaralı acente tarafından ...... numaralı zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı bulunan ..... plaka sayılı ambulansın, % 100 kusurlu olacak şekilde müvekkiline çarptığını ve ağır derecede yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu, müvekkilinin uzun süreli tedavilere rağmen sağlığına kavuşamadığını ve kalıcı olarak sakat kaldığını, öncelikle davanın maddi tazminat kısmının belirsiz alacak davası olarak görülmesi ile 21.12.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle; müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararlar için ileride zarar miktarının tam ve kesin olarak belirlendiği zaman artırılmak üzere şimdilik 100,00-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işlemiş/işleyecek ticari temerrüt faiziyle tüm davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsili, müvekkilinin dava konusu olay nedeniyle uğramış olduğu manevi zararlara karşılık olarak ise 300.000,00-TL manevi tazminatın yine olay tarihinden itibaren işleyecek/işlemiş ticari temerrüt faiziyle davalı Diyarbakır Valiliğinden müteselsilen ve müştereken tazminini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 28.08.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; Maddi Tazminat taleplerini; geçici iş görmezlik zararı yönünden 33.822,39-TL olarak, Bakıcı Gideri zararı yönünden 25.060,93-TL olarak ve Sürekli İş Görmezlik zararı yönünden 2.254.747,34-TL olarak maddi tazminat taleplerini toplamda 2.313.630,66-TL olarak, bu tutarın 410.000,00-TL 'sinin tüm davalılardan müteselsil ve müştereken artan 1.903.630,66-TL kısmının ise davalı Diyarbakır Valiliğinden kaza tarahinden itibaren işlemiş/işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. B) DAVALININ SAVUNMASI: Davalı Diyarbakır Valiliği vekili cevap dilekçesinde: Davanın Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü aleyhine açılmış olup, husumet itirazlarının olduğunu, valiliklerin idari işlemlerin tarafı olabileceğini, ancak dava konusunun bir özel hukuk işlemi olduğunu, davanın Diyarbakır Valiliğine yönlendirilmesinin usule aykırı olduğunu, bu nedenle husumetten davanın reddini talep ettiklerini, talep edilen alacakların tarihleri geriye doğru göz önüne alınarak davanın, zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ...plakalı ambulansın acil hasta nakli sırasında geçiş üstünlüğüne sahipken kazaya karıştığını, olayın meydana geliş şekli ve ambulansın geçiş üstünlüğü göz ardı edilerek kaza tespit tutanağında ambulans sürücüsüne kusur yüklendiğini, tespit tutanağının ve bilirkişi raporunun, kazanın oluşumundaki kusur değerlendirmesinin hem eksik olduğunu, hem de gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafça istenilen tazminat talebini kabul etmediklerini, kaza yapan ambulansın ... şirketine... nolu poliçe ile ihtiyari mali mesuliyet sigortası kapsamında sigortalı olduğunu ve tazminat ödenmesi halinde rücu ilişkisi kurulması gerekeceğini bu nedenle davanın ... şirketine ve araç sürücüsü ......'e ihbarının gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ......A.Ş. vekili cevap dilekçesinde: Huzurdaki davanın belirsiz alacak nevinde ikame edilmesinin usul hukuku kurallarına aykırı olduğunu, dosyaya Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği’ne göre düzenlenmiş maluliyet raporu sunulmadığından davanın usulden reddinin gerektiğini, bahsi geçen raporun sunulmasının dava şartı olduğunu, kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, bedeni zarar halinde maddi tazminat taleplerinin şahıs başına sınırlı poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, bununla birlikte müvekkilinin hiçbir manevi tazminat, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri vs. talebinden poliçe gereği sorumlu olmadığını, öncelikle sigortalı araç sürücüsünün kusur tespitinin yapılmasının gerektiğini, müvekkili şirkette sigortalı araç sürücüsünün kanunen geçiş üstünlüğüne sahip olduğunu ve yönetmelikteki kullanım esaslarına göre uygun hareket ettiğini, araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, bu nedenlerle; müvekkili şirket hakkında açılan davanın dava şartı yokluğundan (eksik belge) reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/12/2023 tarih ve E.2021/569, K.2023/1096 sayılı kararı ile; "...Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. Taraflar arasındaki ihtilafın; 21/12/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasından dolayı davacının maddi ve manevi tazminat isteminin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmış olduğu anlaşılmıştır. Haksız fiilden doğan borçlar TBK m. 49 (818 Sayılı BK m. 41) vd. hükümlerine düzenlenmiş olup; haksız fiilin unsurları (i) hukuka aykırı fiil, (ii) zarar, (iii) kusur ve (iv) illiyet bağı şeklindedir. Yine TBK m. 50 (BK m. 42) hükmünde zarar görenin, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatlama yükümlülüğü altında olduğu hükme bağlanmıştır. ZMSS, 2918 sayılı KTK'nun 91 vd. maddelerince düzenlenen moturlu bir aracın, karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türüdür. Bu tanımdan da anlışalacağı üzere ZMSS, karayolunda motorlu araç işletenin, işlettiği araç nedeniyle üçüncü kişilere verilen bedensel (cismani) ve eşya zararlarından doluya onun mali ve hukuki sorumluluğunu üçüncü kişilere karşı güvenceye alması nedeniyle bir pasif ve aynı zamanda zarar sigortası niteliğini taşımaktadır. 21.12.2020 tarihinde gerçekleşen trafik kazası sonrasında düzenlenen aynı tarihli kaza tespit tutanağı uyarınca saat 18.03 sıralarında davalı taraf sürücüsü ... sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı ambulans ile Elazığ Caddesini takiben Seyrantepe kavşak istikametinden Öğretmen evi istikametine sol şeritte seyrederken geldiği olay mahalli 2.sanayi ışıklarına geldiği esnada kendi istikametine hitap eden kırmızı ışığa riayet etmeyerek aracının sol yan ön kısımları ile; istikametine göre solundan kendisine yanan yeşil ışıkta karşıdan karşıdan kaşıya geçen davacı yaya ...'ya yaya geçidi üzerinde çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre kazanın Meskun mahal içinde, kaza yerindeki azami hız limiti 82 km/s, şerit sayısı 3, şerit genişliği 10.5m, yol platform genişliği 12.2m, bölünmüş yol, asfalt kaplama, Cadde, gün durumu gece, aydınlatma var, hava durumu açık, yolun yüzeyi kuru, yatay güzergah düz yol, düşey güzergah eğimsiz, yaya geçidi, sinyalize geçit, yol şerit çizgisi var, trafik işaret levhası var-Trafik Işıklı Cihazı 1m-şeklinde belirtilmiştir. Olay sonrası Trafik Kazası Tespit Tutanağı içeriğinde kaza yeri krokisi bölümü düzenlenmiş çarpma noktası yaya geçidi üzerinde krokilendirilmiştir. Mahkememizce Diyarbakır Trafik Tescil Şube Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ...plakalı aracın trafik tescil kayıtları istenilmiş olup, sunulan kayıtlara göre ...plakalı aracın Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü adına kayıtlı özel amaçlı ambulans olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu ...plakalı aracın davalı ...Sigorta A.Ş. nezdinde 50528618 numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile 08/02/2020- 08/02/2021 tarihleri arasında, kaza tarihi olan 21/12/2020 tarihini kapsar şekilde sigortalı olduğu, poliçeden dolayı tedavi giderleri şahıs başına azami sorumluluk limitinin kaza tarihinde 410.000,00 TL olduğu, sigortalının davalı Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü olduğu görülmüştür. Mahkememizin 02.02.2022 tarihli celse 3 no'lu ara kararı uyarınca kusur durumunun tespiti için dosyanın Ankara Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesine karar verilmiş olup, Ankara Adli Tıp Kurumu'nun 23.05.2022 tarihli raporunda; "Davalı taraf sürücüsü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, Davalı yaya ...'nun kusursuz olduğu" şeklinde rapor ibraz edildiği görülmüştür. Mahkememizin 02.02.2022 tarihli celse 4 no'lu ara kararı uyarınca Dosyanın maluliyet, geçici ve sürekli iş göremezlik konularında rapor tanzim edilmesi için İstanbul ATK'ya gönderilmesine karar verilmiş olup, İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından ibraz edilen 23.05.2023 tarihli raporda; Cihat oğlu 10/12/2001 doğumlu, ...’nun 21/12/2020 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, olay tarihinde yürürlükte bulunan 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik dikkate alındığında; I.Zihinsel, Ruhsal, Davranışsal Bozukluklar, Geçici Fonksiyon Kaybına Neden Olan Ruhsal Hastalıklar, II- Beyin hasarı, 2.Tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen, kişinin özürlülük oranı %25, II.Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, Bacak kaslarındaki atrofi, Tablo 3.5.a’ya göre alt ekstremite özürlülük oranı %13 olup Tablo 3.2’ye göre kişinin özürlülük oranı %7, III.Kas-İskelet Sistemi, Üst Ekstremiteye ait sorunlar, dirsek eklemi hareket kısıtlılığı, Şekil 2.8’e göre üst ekstremite özürlülük oranı %1 olup Tablo 2.3’e göre kişinin özürlülük oranı %1, IV.Balthazard formülüne göre: %30,94 1.Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %31 (yüzdeotuzbir) olduğu, 2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 12 (oniki) aya kadar uzayabileceği, 3.İyileşme (iş göremezlik) süresi içerisinde 3 (üç) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği" şeklinde rapor ibraz edildiği görülmüştür. Mahkememizin 21.06.2023 tarihli celse 2 no'lu ara kararı gereğince dosyanın tazminat hesabı yönünden bilirkişi raporu düzenlemesi için Aktüer bilirkişisine tevdiine karar verilmiş olup, bilirkişi tarafından sunulan 19.07.203 tarihli raporda sonuç olarak; " Davacı ...'nun; Geçici İşgöremezlik Dönemi İçin: 33.822,39 TL, Sürekli İşgöremezlik Dönemi İçin: 2.254.747,34 TL, Bakıcı Gideri İçin: 25.060,93 TL olmak üzere toplam: 2.313.630,66 TL işgücü kaybı tazminatı talep hakkının olduğu, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti kapsamında 410.000,00 TL'den diğer davalı Diyarbakır Valılıgı ile birlikte müteselsilen ve müştereken sorumlu olduğu, davalı Diyarbakır Valiliği'nin tazminatın tümünden sorumlu olduğu" şeklinde rapor ibraz edildiği görülmüştür. Davacı vekili 28.08.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; Maddi Tazminat taleplerini; geçici iş görmezlik zararı yönünden 33.797,39-TL artırarak 33.822,39-TL olarak, Bakıcı Gideri zararı yönünden 25.035,93-TL artırarak 25.060,93-TL olarak ve Sürekli İş Görmezlik zararı yönünden 2.254.722,34-TL artırarak 2.254.747,34-TL olarak maddi tazminat taleplerini toplamda 2.313.530,66-TL artırarak 2.313.630,66-TL olarak, bu tutarın 410.000,00-TL 'sinin tüm davalılardan müteselsil ve müştereken artan 1.903.630,66-TL kısmının ise davalı Diyarbakır Valiliğinden kaza tarahinden itibaren işlemiş/işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği görülmüştür. Mahkememizce yapılan değerlendirmede: 21.12.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle davacının yaya konumunda olarak yaralandığı, yaralanmasına sebebiyet veren ...plakalı aracın Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü adına kayıtlı olduğu ve ...Sigorta A.Ş. nezdinde 50528618 numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile kaza tarihini kapsar şekilde sigortalı bulunduğu anlaşılmıştır. İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından ibraz edilen 23.05.2023 tarihli bilirkişi raporu uyarınca kaza sebebiyle davacının engellilik oranının %31, geçici iş göremezlik süresinin 12 ay, bakıcı ihtiyacının ise 3 ay olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar mahkememize ibraz edilen Ankara Adli Tıp Kurumu'nun 23.05.2022 tarihli raporu uyarınca ihbar olunan dava dışı araç sürücüsü ...'in %100(yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davalı yaya ...'nun kusursuz olduğu bildirilmiş ise de; mahkeme heyetince olaya ilişkin görüntü kayıtları, kaza tespit tutanağı, olaya ilişkin bilgi ve belgeler incelendiğinde; ihbar olunan dava dışı araç sürücüsü ...'in raporda belirtildiği gerekçeler ile kusurlu olduğu kabul edilmiş, ancak davacı ...'nun olay esnasında kulağında kulaklık bulunur vaziyette karşıdan karşıya geçmekte olduğunun ve ambulansın sirenlerinin çaldığının mahkememizce dinlenen tanıklar ......ve .......'nun beyanları, aynı doğrultuda soruşturma dosyasında bilgi sahibi olarak dinlenilen..... ve .....'ın beyanları ile sabit olup, adli tıp raporunda bu hususta bir değerlendirme yapılmamış ise de mahkememizin görev ve yetkisi kapsamında bu husus değerlendirilebileceğinden ayrıca bir rapor alınmasına ihtiyaç duyulmamıştır. Bu kabulden hareketle ve dosya içerisinde bulunan görüntü kayıtları, kaza tespit tutanağı incelendiğinde; kazaya sebebiyet veren ambulansın 2918 sayılı KTK 'nın 71/1-a maddesi uyarınca geçiş üstünlüğünün bulunduğu, ancak bu geçiş üstünlüğünü kullanırken 2918 sayılı KTK'nın 71/3 maddesi uyarınca geçiş üstünlüğünün, halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak, duyulur ve görünür geçiş üstünlüğü işaretini vermek şartı ile kullanılması gerektiği, kazaya sebebiyet veren ambulansın kırmızı ışık sebebiyle duran araçlar arasından manevra yapmak suretiyle geçtiği, kaza esnasında hızının yasal sınırların altında olduğu, ambulansın davacıya yan aynasının çarpması sebebiyle olayın gerçekleştiği, kazaya sebebiyet veren ambulansın tepe lambasının açık olduğu ve sirenlerinin çaldığı, bu suretle gerekli uyarıları yaptığı, davacının kulağında kulaklık bulunması sebebiyle söz konusu ikazları algılayamadığı, bu suretle davacının tedbirsiz ve dikkatsiz davranması sebebiyle kazanın oluşmasında kusurlu olduğu kabul edilmiş, bu kabulden hareketle kazanın oluşmasında ambulans sürücüsünün %30, davacının %70 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Mahkememizce aldırılan 19.07.2023 tarihli aktüer raporu uyarınca davacının yaşı, gelir durumu ve maluliyet durumu dikkate alınarak geçici iş göremezlik zararının 33.822,39 TL, bakıcı giderinin 25.060,93 TL, sürekli iş göremezlik zararının 2.313.630,66 TL olduğu anlaşılmış, mahkememizce kabul edilen kusur oranları uyarınca davacının açmış olduğu maddi tazminata ilişkin davanın 10.146,71 TL geçici iş göremezlik, 7.518,28 TL bakıcı, 676.424,20 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 694.089,19 TL maddi tazminatı üzerinden (davalı sigorta şirketinin poliçe limiti dikkate alınarak 410.000,00 TL'den sorumlu olmak üzere) kısmen kabulüne, davalı Sağlık Bakanlığı yönünden haksız fiil sorumluluğu kapsamında kaza tarihinden itibaren davalı sigorta şirketi yönünden ise 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren 2918 sayılı Kanunun 97.maddesinde "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." şeklindeki düzenlenmiş olup, davacının başvuru tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ZMMS Genel Şartlar Ek 6. maddesi uyarınca kazanın niteliğine göre; Bedeni zararlı trafik kazalarında: 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, Hak sahibi gerçek kişiler için: T.C Kimlik No, Kaza raporu,Mağdura ait son 3 aylık döneme ilişkin ücret belgesi, Hak sahibine ait banka hesap bilgilerinin sunulması gerektiği, somut olayda 21/12/2020 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle 14/09/2021 tarihinde açılan iş bu davada, davacı tarafından sigorta şirketine yapılan 17/05/2021 tarihli başvuruya vekaletname, Kaza Tespit Tutanağı, Epikrizler ve Tramer Kaydı, adli muayene formu, ifade tutanakları, CBS dosyasına ilişkin evrakların eklendiği, eksik evraka dayalı yapılan başvurunun genel şartlar ve 2918 sayılı Kanun uyurınca davalı sigorta şirketinin KTK'nın 99.maddesi uyarınca temerrüdüne sebebiyet verecek geçerli bir başvuru olarak kabul edilemeyeceği, ancak dava şartının yapılan başvuru ile yerine getirildiği mahkememizce değerlendirilmiş olmakla davadan önce davalı sigorta şirketi temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren davalı aracın cinsi gözetilerek yasal faiz işletilmesine karar vermek gerekmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda, kazanın oluş şekli, kusur durumu, kaza nedeniyle davacıda meydana gelen yaralanmanın ağırlığı, iyileşme süresi ve maluliyet durumu nedeniyle yaşadığı acı, elem, üzüntü, ıstırap, keder nedeniyle lehine manevi tazminata hükmedilme şartları gerçekleşmiştir. Tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kaza tarihi, paranın satın alma gücü, somut olayın özellikleri ile hak ve nasafet kuralları gereği davacı lehine 150.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine ve kabul edilen edilen tazminat miktarına kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 1-Davacının maddi tazminat taleplerinin KISMEN KABULÜ İLE; 10.146,71 TL geçici iş göremezlik, 7.518,28 TL bakıcı, 676.424,20 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 694.089,19 TL maddi tazminatın, (Davalı ...Sigorta A.Ş'nin 410.000,00 TL ile sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, kabul edilen alacağa davalı sigorta şirketi yönünden 14.09.2021 tarihinden itibaren, davalı Sağlık Bakanlığı yönünden 21.12.2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE; 150.000,00 TL manevi tazminatın 21.12.2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Sağlık Bakanlığı'ndan tahsili ile davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir. D) İSTİNAF NEDENLERİ: Hükme karşı davacı vekili ve davalı Sağlık Bakanlığı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinafında; 2021 yılında ikame edilen davanın, yerel mahkemece hem maddi tazminat hem de manevi tazminat açısından kısmen reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 23/05/2022 tarihli ve 93929388-101.01.05-2022/10233 sayılı Adli Tıp Kurumu raporuyla davalı taraf sürücüsü ...'in kendi istikametine yanan kırmızı ışık ihlali yaparak geçişi sırasında yaya geçidine giren davalı yaya ...'ya çarpması sonucu olayda sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu, yayanın ise kusursuz olduğu kanaatinin bildirildiğini, ancak yerel mahkemece kusur oranını belirleme yetkisi olduğundan bahisle müvekkiline %70 gibi fahiş kusur oranı atfedilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin, uzmanlık gerektiren bu durumda mahkemenin Adli Tıp Kurumu gibi güvenilir bir kurumdan alınan rapora rağmen takdir hakkını kullanmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca yerel mahkemece takdiri indirim yapılarak davanın kısmen reddedilmesi durumunda dahi, bilirkişi raporları neticesinde alınan veriler karşılığında davanın ıslah edilmiş olması nedeniyle karşı tarafa vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, son olarak soruşturma aşamasında alınan Tanık ......'ın beyanları ile son duruşmada dinlenen tanıkların beyanlarının aynı nitelikte olduğu ve bu beyanlar ışığında dahi Adli Tıp Kurumu'nun araç sürücüsüne %100 kusur atfettiği ve dosyada değişen bir durumun mevcut olmadığı dikkate alındığında, yerel mahkemece verilen hem maddi hem de manevi tazminat açısından kısmen red kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Sağlık Bakanlığı vekili istinafında; Davacının 21.12.2020 tarihinde müvekkili idare personeli ... yönetimindeki ...plakalı ambulansın karıştığı trafik kazası neticesinde haksız fiil işlendiği iddiasına istinaden talep edilen 100,00 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminat davasında, davanın öncelikle zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, zira acil hasta nakli sırasında görevde bulunan ambulansın KTK'nın 71. Maddesi uyarınca geçiş üstünlüğüne sahip olduğunu, duyulur ve görünür geçiş üstünlüğü işareti olan siren ve tepe lambasını açık kullandığını, davacının kulağında kulaklık olması nedeniyle sireni duymamasının ve ambulansı fark etmemesinin Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 157. Maddesi uyarınca idare personelinin kusurunu ortadan kaldıran kusur teşkil ettiğini, bu sebeple Yerel Mahkemece ambulans sürücüsüne %30 kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu ve müvekkili idareye izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığını, ayrıca manevi tazminat için hukuka aykırı eylem, zarar, kusur ve illiyet bağı koşullarının gerçekleşmediğini ve idarenin ağır hizmet kusurunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte hükmedilen meblağın TBK'nın 51. Maddesi uyarınca kusurun ağırlığı göz önüne alınarak indirilmesi gerektiğini, Bilirkişi raporunda hesaplamanın hatalı bir şekilde prograsif rant yöntemi ile yapıldığını, oysa %1.8 teknik faiz yöntemi ile yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının ve sağlık giderlerinin SGK tarafından karşılanması gerekirken müvekkili kurum sorumluluğunda gösterilmesinin hukuken itibar görmeyeceğini, fiilen çalışmayan davacı için geçici iş göremezlik tazminatına hak kazanılamayacağını ve AGİ'nin yürürlükte olduğu 2020 ve 2021 dönemindeki hesaplamaya esas gelirin hatalı bir şekilde AGİ'li asgari ücret üzerinden yapılmasının Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararındaki müvekkili idare aleyhine olan kısımların ortadan kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. E) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde; 21.12.2020 tarihinde davalı Sağlık Bakanlığına bağlı ve sürücü ... tarafından kullanılan ambulans aracının, sirenleri açık halde kırmızı ışıkta diğer araçların yol vermesiyle geçtiği sırada sol aynasıyla davacı ...'ya yaya geçidi üzerinde çarparak yaralanmasına neden olduğu, davacı tarafça, ilk başta davanın, ambulansın ZMMS sigortacısı ...Sigortaya ve Diyarbakır Valiliğine karşı açıldığı, ancak Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin heyet olarak çıktığı 10. celsede temsilcide hata yapıldığı kabul edilerek davacı tarafa, Sağlık Bakanlığını davaya dahil etmesi için kesin süre verildiği ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlandığı, mahkemece, ATK Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu, ATK İstanbul 2. İhtisas Kurulundan maluliyet raporu ve aktüerya uzmanı bilirkişiden tazminat raporu alınarak sonuca gidildiği, kusur raporunda, ambulans sürücüsünün %100 oranında kusurlu kabul edildiği, maluliyet raporunda, davacının engellilik oranının %31 olduğunun tespit edildiği, aktüerya raporunda ise bu kriterlere ve TRH 2010 tablosuyla asgari ücrete göre yapılan hesaplamada davacının toplam hak edeceği maddi tazminatın 2.313.630,66 TL olduğunun tespit edildiği, davacı vekilince bu miktar üzerinden dava değerinin artırıldığı, yerel mahkemece, "...dosya içerisinde bulunan görüntü kayıtları, kaza tespit tutanağı incelendiğinde; kazaya sebebiyet veren ambulansın 2918 sayılı KTK 'nın 71/1-a maddesi uyarınca geçiş üstünlüğünün bulunduğu, ancak bu geçiş üstünlüğünü kullanırken 2918 sayılı KTK'nın 71/3 maddesi uyarınca geçiş üstünlüğünün, halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak, duyulur ve görünür geçiş üstünlüğü işaretini vermek şartı ile kullanılması gerektiği, kazaya sebebiyet veren ambulansın kırmızı ışık sebebiyle duran araçlar arasından manevra yapmak suretiyle geçtiği, kaza esnasında hızının yasal sınırların altında olduğu, ambulansın davacıya yan aynasının çarpması sebebiyle olayın gerçekleştiği, kazaya sebebiyet veren ambulansın tepe lambasının açık olduğu ve sirenlerinin çaldığı, bu suretle gerekli uyarıları yaptığı, davacının kulağında kulaklık bulunması sebebiyle söz konusu ikazları algılayamadığı, bu suretle davacının tedbirsiz ve dikkatsiz davranması sebebiyle kazanın oluşmasında kusurlu olduğu kabul edilmiş, bu kabulden hareketle kazanın oluşmasında ambulans sürücüsünün %30, davacının %70 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir..." şeklindeki gerekçe ile ATK kusur raporunun dışına çıkılarak kusur oranının takdir edildiği ve davacının %70 kusurlu kabul edilerek bu kusur oranına göre tazminat miktarına hükmedildiği, işbu kararı davacı vekili ile davalılardan Sağlık Bakanlığı vekilinin istinaf ettikleri, davalı sigorta şirketinin ise istinaf etmediği anlaşılmaktadır. **Davacı vekili istinafında özetle; davanın, yerel mahkemece hem maddi tazminat hem de manevi tazminat açısından kısmen reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Adli Tıp Kurumu raporuyla davalı taraf sürücüsü ...'in %100 oranında kusurlu olduğu, yayanın ise kusursuz olduğu kanaatinin bildirildiğini, ancak yerel mahkemece kusur oranını belirleme yetkisi olduğundan bahisle müvekkiline %70 gibi fahiş kusur oranı atfedilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, uzmanlık gerektiren bu durumda mahkemenin Adli Tıp Kurumu gibi güvenilir bir kurumdan alınan rapora rağmen takdir hakkını kullanmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca yerel mahkemece takdiri indirim yapılarak davanın kısmen reddedilmesi durumunda karşı tarafa vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu istinafa konu etmektedir. **Davalı Bakanlık vekili istinafında özetle; Davanın öncelikle zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, acil hasta nakli sırasında görevde bulunan ambulansın KTK'nın 71. Maddesi uyarınca geçiş üstünlüğüne sahip olduğunu, duyulur ve görünür geçiş üstünlüğü işareti olan siren ve tepe lambasını açık kullandığını, davacının kulağında kulaklık olması nedeniyle sireni duymamasının ve ambulansı fark etmemesinin Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 157. Maddesi uyarınca idare personelinin kusurunu ortadan kaldıran kusur teşkil ettiğini, bu sebeple Yerel Mahkemece ambulans sürücüsüne %30 kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu ve müvekkili idareye izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığını, ayrıca manevi tazminat yönünden idarenin ağır hizmet kusurunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte hükmedilen meblağın TBK'nın 51. Maddesi uyarınca kusurun ağırlığı göz önüne alınarak indirilmesi gerektiğini, Bilirkişi raporunda hesaplamanın hatalı bir şekilde prograsif rant yöntemi ile yapıldığını, oysa %1.8 teknik faiz yöntemi ile yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının ve sağlık giderlerinin SGK tarafından karşılanması gerekirken müvekkili kurum sorumluluğunda gösterilmesinin hukuken itibar görmeyeceğini istinafa konu etmektedir. **Değerlendirme ve Gerekçe: 1-Davacı taraf istinaf itirazının incelenmesi: Özellikle ATK raporuyla davalı bakanlık personeline yani ambulans şoförüne %100 kusur verilmesine rağmen mahkemece uzmanlık gerektiren bu konuda kendiliğinden değerlendirme ve takdir hakkı kullanılarak davacının %70 kusurlu kabul edilmesi istinaf konusu edilmektedir. Konuya ilişkin yasal düzenlemelere bakmakta yarar var. 2918 sayılı KTK'nın "Geçiş üstünlüğüne sahip araçlar ve sürme kuralları" başlıklı 71. Maddesine göre; "...Madde 71 – Geçiş üstünlüğüne sahip araçlar öncelik sırasıyla şunlardır: a) Cankurtaran araçları, yaralı veya acil hasta taşıyan araçlar, b) İtfaiye araçları, orman yangınlarıyla mücadele eden araçlar,43 c) Hükümlü veya sanığı takip eden veya emniyet ve asayişi korumak için acele olay yerine giden zabıta araçları, d) Bir trafik suçu işleyerek kaçan aracı takip eden veya trafik güvenliğini koruma veya trafik kazasına el koyma amacıyla olay veya kaza yerine gitmekte olan görevlilere ait araçlar, e) (Değişik: 20/2/2014-6525/14 md.) Afet ve acil durum hâllerinde afet ve acil durum hizmetlerinde görevli bulunan araçlar, f) (Değişik: 6/12/2019-7196/42 md.) Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarının üst makamlarına ait ekli (1) sayılı listede gösterilen araçlar, g) (Ek: 6/12/2019-7196/42 md.) Görev ve hizmet gerekleri veya güvenlik nedenleriyle geçiş üstünlüğüne sahip olduğu yönetmelikte belirlenen araçlar, Bu araçlar görev halinde iken geçiş üstünlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak, duyulur ve görünür geçiş üstünlüğü işaretini vermek şartı ile kullanılır. Bu araçlar, bu Kanun ve yönetmelikte yazılı trafik kısıtlama ve yasaklarına bağlı değildir. Bunların birbirleriyle karşılaşmalarında birinin diğerine göre geçiş üstünlüğü yukarıda yazılı olan sıraya göredir. Zorunluluk olmadığı hallerde geçiş üstünlüğünü kullanmak yasaktır..." 6100 sayılı HMK'nın 266. Maddesine göre; "MADDE 266- (1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz..." 6098 sayılı TBK'nın 74. Maddesine göre; "MADDE 74- Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz..." Yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 2918 sayılı KTK'nın "Geçiş üstünlüğüne sahip araçlar ve sürme kuralları" başlıklı 71. Maddesinin 1. Fıkrasının (a) bendinde, cankurtaran araçları ile yaralı veya acil hasta taşıyan araçların geçiş üstünlüğüne sahip olduğu, 2. ve 3. Fıkralarında ise, bu araçların görev halinde iken geçiş üstünlüğü hakkına sahip olduğu ve bu hakkın, halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak, duyulur ve görünür geçiş üstünlüğü işaretini vermek şartı ile kullanılacağı açıkça belirtilmiştir. Somut olayda, tanıkların istikrarlı beyanları, bilirkişi tespitleri ve tüm dosya kapsamından kazaya karışan ambulansın olay sırasında acil hasta nakli yaptığı, tepe lambalarının ve sirenlerinin açık halde olduğu, dolayısıyla ambulansın görev halinde iken geçiş üstünlüğünü kullanmış olduğu, buna karşılık davacının kulağında kulaklık varken yaya geçidine girdiği anlaşılmıştır. Bu duruma göre, her ne kadar ATK Trafik İhtisas Dairesi ambulans sürücüsünü %100 kusurlu kabul etmiş ise de, olayın meydana gelişine, ambulansın geçiş üstünlüğüne ve özellikle davacının kulağında kulaklık takılı olduğu halde yaya geçidinden geçmesine ve bu nedenle ambulansın sirenlerini duyabilecek şekilde gerekli tedbirleri almamasına göre, olayda kusuru olduğu da kabul edilmek zorundadır. Bu nedenle mahkemenin ATK kusur raporundan ayrılarak kendisinin kusur tayini yapması yasal olarak mümkün ve yerindedir. Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu, kusur oranı belirlemesinin uzmanlık gerektirmeyen ve hakimce belirlenebilecek hukuki bir konu olduğu görüşündedir. Emsal kararlar şöyledir; "...Hukuki değerlendirmenin hâkime ait olması ve hâkimin de bilirkişi delilini takdirde serbestçe hareket edebilmesi asıldır ve böyle bir durumun varlığı hâlinde dahi hâkim rapordaki teknik incelemenin dosya kapsamında sübut bulan vakıalara, hukuk kuralları ve emsal içtihatlara uygun olmadığı düşüncesindeyse yeni rapor alabileceği gibi gerekçelerini ortaya koymak suretiyle raporun aksine de karar verebilir..." (Yargıtay HGK, 2024/11-250 E. 2025/354 K sayılı ve 28/05/2025 tarihli ilamı) ".....BK 53.(TBK.74) maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi “kusur bulunup bulunmadığına”, öteki “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir. Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır. HMK 266. madde (HUMK 275 md.) hükmüne göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hakim bu oranı belirlemede ihlal edilen kuralları gözönüne almalıdır. Haksız fiilden dolayı sorumlu olabilmek için kusurun bulunması şarttır. Bu durumda olayda iki adet kazanın meydana geldiği dikkate alınmalı ve her kazanın kendi içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Kaza anında en sol şeritte seyir halinde olan dava dışı otomobil sürücüsü ...’in her iki kazanın oluşumunda bir kusuru bulunmadığı alınan raporlarla sabittir. Davalı sürücünün ... yönetimindeki araca çarparak ilk kazanın oluşumunda ve 2.kazanın oluşumuna da katkı sağlayarak kusuru bulunmasında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak davacının yolcu olarak bulunduğu otobüs sürücüsü ......; her ne kadar 1. kazayı görüp otobüsü durdurmuş ise de yola gereken dikkat ve özeni gösterip seyrini görüş alanını kontrol altında bulundurarak dikkatli bir şekilde sürdürmesi ve önünde aynı istikamete doğru seyir halinde olan araçlarla arasında yeterli ve güvenli takip mesafesi bırakması gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmeyerek 1. kazanın olduğu mahale çok yakın mesafede aracını durdurduğu için kusurlu olduğu, arkasından gelen araç sürücüsü ......’nın da aynı şekilde yola gereken dikkat ve özeni gösterip seyrini görüş alanını kontrol altında bulundurarak dikkatli bir şekilde sürdürmesi ve önünde aynı istikamete doğru seyir halinde olan araçlarla arasında yeterli ve güvenli takip mesafesi bırakması gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmeyerek önündeki duran otobüse çarpması olayında kusurlu olduğu kanaati hasıl olmuştur. Buna göre mahkemece kusur konusunda rapor aldırılmasına gerek bulunmayıp dosya kapsamında bulunan delillere göre, kaza anında en sol şeritte seyir halinde olan dava dışı otomobil sürücüsü ... dışındaki tüm sürücülerin kazanın gelişiminde kusuru bulunduğu kabul edilerek ve davalının kusurunun derecesi somut olaya göre mahkemece belirlenerek hasıl olacak sonuca göre işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir..." (Yargıtay 17.HD. 2020/397 E. 2021/1025 K. sayılı ve 09/02/2021 Tarihli ilamı) "...Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece kusur konusunda alınan raporda; davacının, kavşağa geldiği sırada trafiğin sıkışık olduğu ve arkasından gelen aracın (davalıya sigortalı) kendisinin sol ayağına çarptığını beyan etse de; davacı motosiklet sürücüsünün oğlunu da motosikletin önüne alarak seyrettiği meskun mahal, orta refüjle bölünmüş, aydınlatmanın bulunduğu yolda alacakaranlık vakitte, görgü tespit tutanağında kaza yeri olarak işaretlenen yere ve davalıya sigortalı aracın hasarlı kısımlarına göre davacının beyanının kazanın oluşumuna uygun düşmediği görüşüne varılarak, davacının seyir halinde olduğu sağ şeritten sol şeride yönelmeden evvel sol yakın gerisinden sol şeridi takiben doğru seyretmekte olan davalıya sigortalı aracı hızı ve konumuyla kendi yönetimindeki motosikletin arasındaki mesafeyi iyice kontrol etmeden geçmenin yasak olduğu yaya geçidinde şerit ihlali yaparak çarpması ile gerçekleşen kazada davacının %100 kusurlu olduğu, davalının sürücüsünün sol şerit üzerinde düz seyrederken sağ arka kapı kısmında çarpıldığı kazada kusursuz olduğu belirtilmiş, mahkemece rapor esas alınarak karar verilmiştir. BK.53.(TBK.74) maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi “kusur bulunup bulunmadığına”, öteki “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir. Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır. HMK 266 madde (HUMK 275 md.) hükmüne göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hakim bu oranı belirlemede ihlal edilen kuralları gözönüne almalıdır. Haksız fiilden dolayı sorumlu olabilmek için kusurun bulunması şarttır. Davalıya sigortalı aracın sürücüsü kollukta alınan ifadesinde; önü sıra gitmekte olan motosikletin(davacının) araçları sollayarak geçtiğini gördüğünü, motosikletin arkasında ayrıca bir çocuk olduğunu, kavşağa geldikleri sırada sol şeritten giderken yolun sağında bir halk otobüsünün yolcu almış ve hareket haline geçmiş olduğunu, kendisinin de otobüse yaklaşmadan önce motosikletliyi(davacıyı) geçtiğini, bu sırada tahminince motosiklet sürücüsünün otobüsün hareket etmesi ile otobüse çarpmamak için sola kırmış olacak ki kendisinin kullandığı aracın arka tekerine çarpmasını dikiz aynasından gördüğünü beyan etmiştir. Davalının bu beyanları dikkate alındığında kazanın ani ve birden gelişen bir olay neticesinde gerçekleşmediği, davalıya sigortalı aracın sürücüsünün trafik akışı içerisindeki olayları gözlemleyebilme ve görebilme imkanı olduğu, trafiğin sıkıştığını ve davacının trafik akışı içindeki seyrini görme imkanı olduğu, ani ve birden gelişen bir olay olmaması karşısında davalının da kazanın gerçekleşmemesi için alabileceği önlemler olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davalının da meskun mahal içinde ön ilerisinde görüş alanı içinde sağ şerit üzerinde sıkışan trafik sebebi ile daha dikkatli ve tedbirli davranması, gerektiğinde trafik sıkışıklığının düzelmesi için daha yavaşlaması, ön ilerisinde sıkışan trafik içindeki davacı motosikletliyi geçmek yerine yolun daha genişlediği uygun zamanı beklemesi, trafik emniyeti açısından kontrollü takiple seyretmesi gerekirken gerekli tedbirleri almayarak seyrine devam etmesi nedeni ile meydana gelen kazada kusurlu olduğu kanaati hasıl olmuştur. Buna göre mahkemece kusur konusunda rapor aldırılmasına gerek bulunmayıp dosya kapsamında bulunan delillere göre, davalıya sigortalı araç sürücüsünün de kusurlu olduğu kabul edilerek davalının kusurunun derecesi mahkemece belirlenerek hasıl olacak sonuca göre işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Yargıtay 17.HD. 2018/6414 E. 2020/4591 K. sayılı ilamı) Somut olayda, mahkemenin %70'e - %30 oranındaki kusur belirlemesinin yerinde olduğu Dairemizce değerlendirilmiş olup bu yöne ilişkin davacı istinafının esastan reddine karar vermek gerekmiştir. **Ayrıca davacı taraf, yerel mahkemece takdiri indirim yapılarak davanın kısmen reddedilmesi durumunda karşı taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu istinafa konu etmektedir. Hakimin kusur oranını belirlemesi ve buna uygun tazminata hükmetmesi takdiri indirim değildir. Bu nedenle davacının bu yöne ilişkin istinafı da yerinde görülmemiştir. 2-Davalı Bakanlık vekilinin istinafına gelince: **Davalı vekili, ambulans şoförüne verilen %30'luk kusur oranını istinaf konusu etmektedir. 2918 sayılı KTK'nın 71/3. Maddesine göre, geçiş üstünlüğü hakkının, halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak, ........ şartı ile kullanılacağı düzenlenmiştir. Buna göre, geçiş üstünlüğü olsa da olayda, ambulans şoförünün de ışıklı yaya geçidinde daha dikkatli olması gerekirken bu dikkat ve özeni göstermediğinden bir miktar kusurlu kabul edilmesi de yerinde olmuştur. Bu nedenle, davalı tarafın bu yöne ilişkin istinaf itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. **Davalı vekilinin, manevi tazminat yönünden idarenin ağır hizmet kusurunun bulunmadığı dolayısıyla hükmedilen tazminatın TBK'nın 51. Maddesi uyarınca kusurun ağırlığı göz önüne alınarak indirilmesi gerektiği yönündeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Şöyle ki; davacı taraf 300.000,00-TL manevi tazminat talep etmiş, mahkemece 150.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Somut olayda, tarafların kusur durumları, olayın ağırlığı, davacının maluliyet oranı, paranın satın alma gücü ve manevi tazminatın caydırıcılık niteliği de nazara alınarak Dairemizce, mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. **Bilirkişi raporunda hesaplamanın hatalı bir şekilde prograsif rant yöntemi ile yapıldığı, oysa %1.8 teknik faiz yöntemi ile yapılması gerektiği yönündeki ve geçici iş göremezlik tazminatının ve sağlık giderlerinin SGK tarafından karşılanması gerekirken müvekkili kurum sorumluluğunda gösterilmesinin hukuken itibar görmeyeceği yönündeki istinaf itirazları da Anayasa Mahkemesi kararları ve Yargıtay içtihatları uyarınca yerinde görülmemiştir. Bu itibarla, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak davacı vekilinin ve davalı Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereği ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuranlar üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 6-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333.maddesi uyarınca ilgililerine iadesine, 7-Kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, Yargıtay'a temyiz kanun yolu açık olmak üzere 28/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.