8. Hukuk Dairesi 2016/1635 E. , 2018/13977 K. MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde davalı erkek adına edinilen bir adet taşınmaz bulunduğunu, taraflar arasında geçimsizlik başlayı…
**8. Hukuk Dairesi 2016/1635 E. , 2018/13977 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde davalı erkek adına edinilen bir adet taşınmaz bulunduğunu, taraflar arasında geçimsizlik başlayınca davalının taşınmazı arkadaşına muvazaalı olarak devrettiğini izah ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla katılma alacağının faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, harca esas değer 20.000,00 TL olarak bildirilmiştir. Davalı ... vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 8.575,00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (4721 s.lı TMK’nun 235/1. m). Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vs) göre değerlendirilir (TMK’nun 228/1. m). Bu malların, kural olarak tasfiye anındaki (TMK’nun 227/1 ve 235/1. m), sürüm (rayiç) değerleri (TMK’nun 232, 239/1. m) hesaba katılır. Yargıtay ve Dairemizin uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri belirlenmelidir. Tasfiyeye konu mal elden çıkarılmışsa, mahkemece hakkaniyete uygun olarak değer tespiti yaptırılmalıdır (TMK’nun 227/2. m). Artık değere katılma alacak isteği söz konusu olduğunda, davalı eş TMK'nun 229. maddesinde belirtilen amaç doğrultusunda malı elden çıkarmışsa, başkasına devredilen malvarlığı mevcutmuş gibi tasfiye hesabına dahil edilir ve devir tarihindeki durumu gözetilerek değerlendirme yapılır (TMK'nun 235/2. m). Tasfiyeye konu malvarlığında, katkı tarihinden sonra değerinde azalma olmuşsa, katkının başlangıçtaki değer esas alınır (TMK’nun 227/1. m). Denkleştirmede ise, aksine değer azalması olması durumunda azalmış hali ile değerlendirilir (TMK’nun 230). Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK'nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir. Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki(karara en yakın) sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur. Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir. Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan da yardım alınmalıdır. İzah edilen ilke ve esaslar ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde, Mahkemece, tasfiyeye konu edilen 9 nolu mesken yönünden, taşınmaz satın alınırken davalı tarafından bankadan 60.000,00TL kredi çekildiği, kredinin geri ödeme planına göre 120 taksit üzerinden toplam 95.000,00 TL olarak geri ödeme planı yapıldığı, boşanma davası tarihine kadar 7 taksitinin ödendiği, boşanma davasından kısa süre önce taşınmazın davalı tarafından arkadaşına devrinin TMK. 229/2 maddesi gereği katılma alacağını azaltma kastıyla yapıldığı kabul edilerek taşınmaza devirden sonra yapılan tadilatlar ve kredinin geri ödeme planına göre ödenmeyen 113/120 'lik kısmının taşınmazın devir tarihindeki değerinden düşürülmesi suretiyle bulunan artık değer üzerinde davacı lehine yazılı şekilde katılma alacağına hükmedilmiş ise de; gerekçede yapılan hesaplama incelendiğinde dosya kapsamı ile örtüşmediği, esas alınan kredi taksit sayısı ve taşınmaz değerleme tarihinin de hatalı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme tarafından taşınmazın tamamı konut kredisi ile karşılanarak satın alınmış gibi sadece mal rejimi sona erdikten sonra kalan 113 adet taksit miktarı ve taşınmaza sonradan yapılan tadilatların değeri taşınmazın devir tarihindeki değerden düşümü ile katılma alacağı hesap edilmiştir. Ne var ki dosya kapsamından anlaşıldığı üzere taşınmaz 70.000,00 TL bedelle alınmış olup, bunun 60.000,00 TL'sı davalı erkek adına çekilen 120 ay vadeli konut kredisi ile karşılanmıştır. Hesaplama yapılırken taşınmaz alımı için kullanılan ve aksi ispat edilemediğinden edinilmiş mal olarak kabulü gereken 10.000,00 TL para dikkate alınmamıştır. Kredi evrakları incelendiğinde ise bankadan çekilen kredinin mal rejimi sona erdiği tarih olan kabulle sonuçlanan boşanma dava tarihine (02.12.2011) göre gerekçede yazılan şekilde 7 değil 13 adet taksitin evlilik birliği içinde ödendiği anlaşılmaktadır. Bundan ayrı, meskenin üçüncü şahsa devredildiği 21.11.2011 tarihindeki nitelik ve özellikleri dikkate alınarak tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri esas alınması gerekirken, devir tarihi olan 2011 yılı itibariyle meskenin değeri tespit edilerek bu değer üzerinden oranlama ve denkleştirme yapılması da hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, devir tarihindeki nitelik ve özellikleri dikkate alınarak tasfiye tarihi itibariyle (bozma ile güncelliğini yitireceğinden verilecek karar tarihine en yakın tarih itibariyle) sürüm (rayiç ) değeri belirlenmeli, meskenin 70.000,00 TL alım bedelinin 60.000,00 TL'sinin banka kredisi, geri kalan kısmın ise edinilmiş mallardan karşılandığı, banka kredisinin mal rejimi sona erdikten sonra kalan borç taksitinin 113 değil 107 adet olduğu dikkate alınmalı, yukarıda izah edilen Daire'nin yerleşmiş ilke ve esaslarına uygun şekilde gerekli oranlamalar, TMK 230. maddesi uyarınca denkleştirmeler yapılmalı ve sonucuna göre davacının katılma alacağı belirlenmelidir. Mahkemece, yanılgılı değerlendirme ile dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni yapılmıştır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 12.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.