9. Hukuk Dairesi 2019/7265 E. , 2019/21455 K. MAHKEMESİ : ...BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 28. HUKUK DAİRESİ DAVA : Davacı, işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararına karşı davalı ve katılma yoluyla davacı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. ...Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi; ...Anadolu 23.İş Mahkemesi'nin kararına karşı davalı vekilinin b…
**9. Hukuk Dairesi 2019/7265 E. , 2019/21455 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ...BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 28. HUKUK DAİRESİ DAVA : Davacı, işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararına karşı davalı ve katılma yoluyla davacı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. ...Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi; ...Anadolu 23.İş Mahkemesi'nin kararına karşı davalı vekilinin başvuru süresi geçmiş olduğundan istinaf başvuru talebinin reddine, davalının istinafı esasa girmeden reddedildiğinden davacının katılma yoluyla istinaf talebinin reddine karar vermiştir. ...Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı ve katılma yoluyla davacı vekilleri tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 11.08.2014-30.09.2016 tarihleri arasında davalı şirket nezdinde sorumlu inşaat teknikeri olarak aylık net 4.190,00 TL üzerinden sigortalı şekilde çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından haksız ve geçersiz olarak feshedildiğini, haftanın 7 günü 08.00-18.00 saatleri arasında dini bayramlarda 1 gün ve 1 Ocak hariç tüm genel tatillerde çalıştığını iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının haftada 6 gün çalıştığını, sözleşme gereğince fazla çalışma ücretinin maaşa dahil olduğunu, davacının hakettiği tüm fazla mesai ücretlerinin bordrolara tahakkuk ettirilerek ödendiğini, genel tatillerde çalışma olmadığını, olduğunda ise bodroralara yansıtılarak ücretin ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ç) İstinaf başvurusu: İlk derece mahkemesinin kararına karşı davalı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusuna katılma yoluyla davacı vekili, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. D) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf talebi, istinaf başvurusunun süresinde yapılmadığı gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 352. maddesi gereğince reddedilmiş, davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf talebinin ise davalı vekilinin istinaf başvurusu esasa girmeden reddedildiği gerekçesi ile reddine karar verilmiştir. F) Temyiz Başvurusu: Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili ve davalı vekilinin temyiz başvurusuna katılma yoluyla davacı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur. G) Gerekçe: 1-Davacı vekilinin katılma yolu ile temyizine ilişkin yapılan incelemede; Dosya incelendiğinde, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin, davalı vekilinin istinaf başvurusuna katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun, süresinde olmaması sebebiyle reddedildiği görülmüştür. Öncelikli sorun İlk Derece Mahkemesi kararına karşı katılma yoluyla istinaf yoluna başvuran tarafın, somut olayda davacının, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan incelenmeden reddedilmesi halinde müstakilen ya da katılma yolu ile Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etme hakkının olup olmadığıdır. Hukuk Mahkemelerinin kesin olduğu yasalarla belirtilenler dışındaki kararlarının kanun yolu denetimi, 5235 sayılı Yasa ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihine kadar sadece Yargıtay tarafından " Temyiz yolu ile " yapılmakta iken 5235 sayılı Yasa ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde faaliyete geçirilmesi üzerine kanun yolu denetimi iki kademeli hale gelmiştir. Başka bir deyişle İlk Derece Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra verdiği kararlara karşı doğrudan temyiz yolu kapatılmıştır. 6100 sayılı HMK. daki yeni düzenleme ile getirilen istinaf kanun yolu, ilk derece mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. İstinaf kanun yolu uygulamasında, ilk derece mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yargılama üç aşamalı hale gelmiştir. Önce İlk Derece Mahkemesinde ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Yargıtay’da temyiz incelemesine gidilmektedir. Yeni sistemde temyiz edilen karar İlk Derece Mahkemesinin kararı değil, Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır. Artık İlk Derece Mahkemesi kararının doğrudan temyiz edilmesi mümkün değildir. İlk Derece Mahkemesi' nin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmaması halinde karar kesinleşmektedir. 6100 sayılı HMK'nın yargılama sitemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf başvurusu üzerine tarafın istinaf başvurusunun usulden/esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırarak yeniden hüküm kurulabilir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeni karar verilmesi halinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Taraflardan birisinin İlk Derece Mahkemesi' nin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmaması halinde kamu düzenine aykırılık yok ise diğer taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. Karşı tarafın istinafı üzerine de Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesince değiştirilmemesi halinde, istinaf etmeyenin temyize başvurması usulü müktesep hak ilkesine takılacaktır. Zira istinaf mahkemesinin elinin değmediği bir kararın temyiz incelemesi söz konusu olmaz ve olmamalıdır. Dolayısıyla tarafların istinaf incelemesinin kapsamı dışında bıraktığı hususlar kendiliğinden temyiz incelemesinin de kapsamı dışında bırakılmış sayılır. Kural olarak İlk Derece Mahkemesi' nin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Ancak ilk kararı istinaf etmeyen taraf Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeni bir karar verilmesi halinde bu yeni kararı temyiz edebilecektir. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi halinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen 07.02.2019 tarihli karara karşı davalı vekili 12.02.2019 tarihli gerekçesiz bir istinaf dilekçesi sunmuş, gerekçesiz istinaf dilekçesi davacı vekiline 13.03.2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı vekiline İlk Derece Mahkemesi’nin gerekçeli kararı 12.03.2019 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekilince mahkemeye 04.04.2019 tarihinde gerekçeli bir istinaf dilekçesi sunulmuş, bu gerekçeli istinaf dilekçesi davacı vekiline 14.04.2019 tarihinde tebliğ edilmiş, bunun üzerine davacı vekili “katılma yolu ile” istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusu, süresinde olmaması sebebiyle reddedilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu esasa girilmeden reddedildiği için davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun da reddine karar verilmiştir. Bu karar davalı vekilince temyiz edilmiş, karara karşı, davacı vekili de “katılma yolu ile” temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere davacı taraf İlk Derece Mahkemesi' nin kararına karşı müstakilen istinaf başvurusunda bulunmamış, davalı vekilinin sunmuş olduğu ve kendisine 13.03.2019 tarihinde tebliğ edilen gerekçesiz istinaf dilekçesine de “katılma yolu ile” istinaf başvurusu yapmamış, davalı vekilinin süresinden sonra sunmuş olduğu gerekçeli istinaf dilekçesini tebliğ aldıktan sonra “katılma yolu ile” istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf başvurusunun reddine dair verilen karar isabetli olup bu karar sonucunda davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf başvurusu reddedildiğinden davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını müstakilen ya da “katılma yoluyla" temyiz hakkı bulunmamaktadır. Aksi düşünce usulüne uygun istinaf başvurusunda bulunmayan tarafa ilk derece mahkemesi kararını istinaf kanun yolunu atlayarak temyiz etme hakkı tanınmış olur ki bu durum 6100 sayılı HMK ile hayata geçirilen üç kademeli yargılama sistemini iki yargılama sistemine dönüştürür ve istinafın devre dışı bırakılmasına yol açar. Bu açıklamalar karşısında İlk Derece Mahkemesi kararını “ katılma yolu ile” istinaf eden ve istinaf başvurusu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun süresinde olmaması sebebi ile incelenmeden reddedilen davacının, Bölge Adliye Mahkemesinin, davalının istinaf başvurusunun süreden reddine ilişkin kararını temyiz hakkı olmadığı anlaşıldığından, davacının katılma yoluyla temyiz isteminin REDDİNE, 2-Davalı vekilinin temyizine ilişkin yapılan incelemede; Dosya incelendiğinde İlk Derece Mahkemesi’nin 07.02.2019 tarihli kararına karşı davalı vekilince 12.02.2019 tarihinde gerekçesiz bir istinaf dilekçesi sunulduğu ve istinaf yoluna başvurmak için gerekli harçların yatırıldığı görülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesi’nin 11.07.2019 tarihli kararı incelendiğinde; davalının 12.02.2019 tarihli gerekçesiz istinaf dilekçesi gözden kaçırılarak inceleme yapıldığı, kararın gerekçesinde gerekçesiz istinaf dilekçesinden hiç bahsedilmediği, her ne kadar kararda “Kamu düzeni açısından maddi-hukuki durumun incelenmesinde; ilk derece mahkemesinin kararında Dairemizce re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık hallerinden hiç birisinin bulunmadığı saptanmıştır.” şeklinde bir ibare yer almaktaysa da bu ibarenin davalı vekilinin 12.02.2019 tarihli gerekçesiz istinaf dilekçesi değerlendirilmeden konulduğu anlaşılmaktadır. Davalı vekilinin, gerekçeleri belirtilmemiş olsa da İlk Derece Mahkemesi’nin 07.02.2019 tarihli kararına karşı süresinde istinaf başvurusunda bulunduğu görülmektedir. Bölge Adliye Mahkemesi’nin davalı vekilinin istinaf başvurusunun süreden reddine dair 11.07.2019 tarihli kararının, davalı vekilinin 12.02.2019 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesi için bozulması gerekmiştir. H) Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.