1. Hukuk Dairesi 2006/11535 E. , 2007/865 K. "" MAHKEMESİ : DEVREK 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/03/2006 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden miras bırakan adına kayıtlı bulunan taşınmazın kullanımı konusunda mirasçı davalı ile 23.09.1990 tarihinde anlaşma yaptıklarını,davalının anlaşmaya aykırı hareket ederek evlerinin arasında bulunan yolu ve boşluğu kullanmasına engel olduğunu,odun yığmak suretiyle yolu kapattığını ileri sürüp elatmanın önlenmesine, yap…
**1. Hukuk Dairesi 2006/11535 E. , 2007/865 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : DEVREK 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/03/2006 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden miras bırakan adına kayıtlı bulunan taşınmazın kullanımı konusunda mirasçı davalı ile 23.09.1990 tarihinde anlaşma yaptıklarını,davalının anlaşmaya aykırı hareket ederek evlerinin arasında bulunan yolu ve boşluğu kullanmasına engel olduğunu,odun yığmak suretiyle yolu kapattığını ileri sürüp elatmanın önlenmesine, yapıların yıkımına ve odunların kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı, dava konusu taşınmaza müdahalesi olmadığını,aynı konuda aralarında dava görüldüğünü,kesin hüküm bulunduğunu,taşınmazdaki payının ..yıl önce dava dışı A..P... temlik ettiğini belirtip davanın reddini savunmuştur. Müdahil, dava konusu taşınmazda davalı D...’dan pay satın aldığını, husumetin kendisine yöneltilmesi gerektiğini ileri sürüp davaya müdahil olarak katılma talebinde bulunmuştur. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın müşterek mülkiyete üzere olduğu, davalının taşınmazdaki yolu ve boşluğu odun yığmak suretiyle kapatarak davacının kullanımına engel olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne,müdahilin davasının reddine karar verilmiştir. Karar, davalı ve müdahil tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla tetkik hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne, müdahil davanın reddine karar verilmiştir. Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne varki; uygulamada söz konusu yasanın 38l. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde HUMK.nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.