T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/665 - 2026/149 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/665 KARAR NO : 2026/149 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02.02.2024 NUMARASI : 2023/312 Esas 2024/58 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 04.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 06.02.2026 İlk Derec…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/665 - 2026/149 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/665 KARAR NO : 2026/149 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02.02.2024 NUMARASI : 2023/312 Esas 2024/58 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 04.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 06.02.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19.01.2022 tarihinde, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın yaya haldeki davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusurlu olduğunu, davalı hakkında Ankara 54. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/393 Esas sayılı dosyası ile açılan dava sonucu mahkumiyetine karar verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, kaza nedeni ile davalının işgücünde azalma meydana geldiğini, davacının zararının karşılanması talebi ile davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya olumsuz cevap verildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacıda meydana gelen işgücü azalması için 1.000,00-TL maddi tazminatın davalılardan, 50.000,00-TL manevi tazminatın ise davalı sigorta şirketi dışındaki davalılardan yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 11.01.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatının 150.409,22-TL olarak ıslah etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça yapılan başvuruda belgelerin eksik olduğunu, başvuru şartının yerine getirilmediğini, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü davalının kusurunun bulunmadığını, hesaplamanın aktüer bilirkişi tarafından TRH-2010 ömür tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiğini, sorumluluklarının olmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılar davaya cevap vermemiş, savunma yapmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIN ÖZETİ Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre. davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın yaya konumundaki davacıya çarpması nedeniyle meydana gelen kazada davacının yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde sürücü davalının % 100 oranında kusurlu bulunduğu, davacının bedensel engel oranının % 3 ve sürekli olduğu, sekel halini aldığı, tıbbi iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceği, sürekli iş göremezlikten doğan zararının 150.409,22-TL olarak hesaplandığı, bu miktarın poliçe teminat limiti dahilinde kaldığı maddi zarardan işleten ve sürücü, haksız fiil tarihi olan kaza günü itibariyle, davalı sigorta şirketi ise başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda temerrüte düştüğü, yasal oranda temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği, kazanın meydana geldiği tarih, meydana geliş şekli, zarar gören davacının konumu, kusur durumları, paranın alım gücü ve somut olayın diğer özellikleri dikkate alınarak manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, belirtilerek;Davacının davasının kısmen kabulüne,150.409,22 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden 31/01/2023, diğer davalılar bakımından 19/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal oranda temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/01/2022 gününden itibaren işleyecek yasal oranda temerrüt faiziyle birlikte davalılar ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde davalının maliki olduğu araç sürücüsünün hiçbir kusuru bulunmadığını, tüm kusurun davacıya ait olduğunu, kusur incelemesinin hatalı yapıldığını, olaya ilişkin kamera görüntülerinin celp edilmesi ve görüntüler incelenerek bir kusur raporu oluşturulması gerektiğini, maluliyet hesabının yanlış yapıldığını, kabul etmemekle birlikte şayet davacıda kalıcı bir maluliyet oluşmuşsa tedavi sürecinde davacının ihmali ve doktor kontrollerine gitmemesi, ayrıca tedavi sürecini devam ettirmek yerine ağır işte çalışmaya devam etmesi nedeniyle oluştuğunu, maddi tazminat yönünden bilirkişi incelemesi yapılırken, adli tıp raporunda maluliyet durumu belirlenirken ve mahkemece manevi tazminata hükmedilirken davacının kendi ihmali ile oluşan maluliyet durumu göz ardı edildiğini, sigorta şirketine karşı yöneltilen işbu davada, sigorta şirketine başvuru ve dava şartları yerine getirilmeden ikame edildiğini, dava konusu trafik kazasına ilişkin hasar dosyasının mevcut olmadığını, bilirkişi raporunda işlemiş dönem ve işleyecek dönem zarar hesabı hatalı parametrelerle değerlendirildiğini ve hatalı olarak güncel asgari ücret dikkate alındığını, hesaplama yapılırken kaza tarihindeki asgari ücret miktarı dikkate alınması gerektiğini, belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın mevzuata ve usulüne uygun bir başvurusu bulunmadığını, başvuru şartının gerçekleşmediğini, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelikte rapor vermeye yetkili sağlık kurum ve kuruluşlarında, fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı bulunması hâlinde bu uzmanın kurulda yer alması zorunlu olduğunu, bulunmaması durumunda varsa ortopedi ve travmatoloji uzmanı kurula katılacağının belirtildiğini, hükme esas alınan sağlık kurulu raporu incelendiğinde gerekli heyet teşekkülünün sağlanmamış olduğunu, raporu düzenleyen hekimlerin branşlarının belirsiz olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere tazminat hesabının genel şartlar uyarınca TRH 2010 Tablosu esas alınarak ve %1,8 teknik faiz oranı kullanılarak yapılması gerektiğini, hesap raporunda, malul kalan kişinin gelirinin vergilendirilmiş kaza tarihindeki geliri esas alınması ve hesaplamada esas alınacak ücretin asgari ücret olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek; belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın trafik kazası nedeni ile yaralanarak cismani zarara uğrayan davacının işletenin hukuki sorumluluğu ve ZMMS kapsamında iş görmezlik tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın maddi tazminat istemi yönünden kabulüne, manevi tazminat istemi yönünden ise kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. 1-Dosya kapsamına göre açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli, kaza tespit tutanağı ile ceza dava dosyası kapsamında hükme esas alınan bilirkişi raporu ile uyumlu kusur bilirkişi raporu ile olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde, oluş şekline uygun düşecek biçimde, taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle kusur değerlendirilmesi yapılarak, davalı sürücü ...'ın yönetimindeki araç ile kavşağa yaklaşırken hızını azaltarak dikkatli davranmadığı, kavşakta önünde duran bir araç gördüğünde, bu aracın geçişini beklemeyerek veya bu aracın duruş sebebini hiç sorgulamayarak, kavşakta bu aracın geçmesini önleyen bir durum olduğunu ön göremeyerek ve kurallara aykırı olarak bu aracın sağından geçmekle, yolun ilerisini ve yakın çevresini dikkatle kontrol edemeyip kavşak köşesinden kurallara uygun olarak karşıya geçişini yapmakta olan yayayı fark edememekle ve ilk geçiş hakkını yayaya vermeyerek sebebiyet verdiği olayda asli ve tam kusurlu, davacı yaya ...'nün ise kusursuz olduğunun tespitinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. 2-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden,haksız fiilin gerçekleştiği tarih esas alınarak 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir. ( Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve 2022/1706 E. 2022/9633 K.) Bu kapsamda, mahkemece hükme esas alınan ve davacının maluliyetine esas teşkil eden Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 22.11.2023 tarihli raporda, olay nedeni ile davacıda oluşan sağ ve sol el baş parmak eklem hareket kısıtlılığı dikkate alınarak davaya konu trafik kazasına bağlı kişinin bedensel engel oranının % 3 (üç) oranında sürekli olduğu ve sekel halini aldığı, tıbbi iyileşme süresinin 3 (üç) aya kadar uzayabileceği belirtilmiş olup, söz konusu rapor anılan ilke, esaslara uygun, tedavi evrakları ile uyumlu ve maluliyetin tespiti hususunda yeterli görülmekle hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Toplanan tüm deliller ile açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; Yargıtay'ın yerleşik uygulaması ile belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede, dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmış olmasına, hükme esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde ve maddi olayın oluş şekline uygun düşecek biçimde taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle kusurun tespit edilmesine, maluliyetin olay tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilmesine, davacının gelirinin soysal ve ekonomik durumuna uygun düşecek şekilde asgari ücret üzerinden belirlenmesine, iş görmezlik tazminatının Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak hesaplanmasına, maddi olay ve davacının mevcut yaralanmasına uygun düşecek şekilde manevi tazminatın takdirine, trafik kazasından kaynaklı iş görmezlik zararı bakımından sürücü ve işleten ile ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketinin de sorumluluğunun bulunmasına, maddi tazminat yönünden davalıların sorumluluğunun talep ile müşterek ve müteselsilen sorumluluk ilkesine uygun düşecek şekilde belirlenmesine, tazminattan indirim yapılmasını gerektiren bir hal ve neden bulunmamasına, maddi tazminat yönünden işletenler ile ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketinin birlikte, manevi tazminat yönünden ise yalnızca davalı sürücü ve işleteninin sorumluluğunun söz konusu olmasına, maddi tazminatın poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, tazminata davalıların sıfatına uygun şekilde talep ile bağlı olacak şekilde belirlenen temerrüt tarihinden yasal faiz yürütülmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalı ...'in istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalı ...'in istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı ... Sigorta AŞ ve davalı ...'den alınması gereken 13.006,85 TL (davalı sigorta 10.274,45 TL'den sorumlu olmak üzere) istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 6.249,31 TL'nin mahsubu ile kalan 6.757,54 TL harcın davalı ... Sigorta AŞ ve davalı ...'den tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 04.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.