2. Hukuk Dairesi 2011/14560 E. , 2012/31551 K. MAHKEMESİ :Kadıköy 3. Aile Mahkemesi TARİHİ :04.05.2011 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 25.12.2012 günü duruşmalı temyiz eden davacı K.P.ile vasisi S. P.vekili Av. ... ve karşı taraf temyiz eden davalı M. P. vekili Av. ... geldiler. Ge…
**2. Hukuk Dairesi 2011/14560 E. , 2012/31551 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadıköy 3. Aile Mahkemesi TARİHİ :04.05.2011 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 25.12.2012 günü duruşmalı temyiz eden davacı K.P.ile vasisi S. P.vekili Av. ... ve karşı taraf temyiz eden davalı M. P. vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir (TMK.md.165). Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere, akıl hastalığı hukuki sebebine dayalı boşanma davası, akıl hastası olmayan eş tarafından akıl hastası olan eşe karşı açılabilir. Davacının kendisindeki akıl hastalığına dayanarak bu madde gereğince boşanma talebinde bulunması hukuken mümkün değildir. Bu açıklamalar karşısında davacı kocanın Türk Medeni Kanununun 165. maddesine dayalı olarak açtığı boşanma davasının reddine, davacı kocanın dava dilekçesinde Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi hukuki sebebine dayalı boşanma talebi de bulunduğu dikkate alınarak delillerin bu çerçevede değerlendirilip ve gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraf vekilleri duruşmaya geldiklerinden duruşma için taktir olunan 900 TL. vekalet ücretinin M.den alınıp K.verilmesine ve 900. TL. vekalet ücretinin de K.den alınıp M.'e verilmesine, temyiz peşin harcının istek yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 25.12.2012 (Salı) KARŞI OY YAZISI Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davası açma hakkı, akıl hastası olan eşe değil, diğer eşe aittir (TMK md. 165). Olayda akıl hastası olan davacı olduğuna göre, tarafların "akıl hastalığı sebebiyle" boşanmalarına karar verilemez. Ne var ki davacı, bu sebebin yanında "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" (TMK md. 166/1) sebebine de dayandığına göre, toplanan delillerin bu hukuki sebep çerçevesinde değerlendirilerek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir. Sayın çoğunlukla aramda bu hususlarda bir görüş ayrılığı yoktur. Ayrılık şu noktadadır. Sayın çoğunluk, bozma kararında "...Türk Medeni Kanununun 165. maddesine dayalı olarak açılan boşanma davasının reddine ..." karar verilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Oysa, ortada iki boşanma davası değil, birden fazla hukuki sebebe dayalı tek bir boşanma davası vardır. Başka bir ifade ile talep sonucu tektir. Dayanılan her hukuki sebep için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmez. Sebeplerden birinin şartları gerçekleşmemiş ise, bu hususun gerekçede belirtilip, dayanılan diğer sebeple boşanma kararı verilebilecek ise, bu yönde bozma yapılması yeterli olacaktır. Sayın çoğunluk, bozma kararına "Türk Medeni Kanununun 165. maddesine dayanan davanın reddi gerektiğini" yazmakla, bu hususta yerel mahkemeye " ret kararı ver" demektedir. Başka bir ifade ile her hukuki sebep için ayrı ayrı hüküm kur demektedir. Bu ise usule aykırıdır. Hüküm; talep sonucunda davacı neyi istemiş ise ona münhasıran verilir. Bu bakımdan iki ayrı hüküm tesis edilmesi gerektiği görüşünde olan sayın çoğunluğa katılmıyorum