11. Hukuk Dairesi 2021/2114 E. , 2022/6773 K. MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada ... 2. Tüketici Mahkemesince verilen 24.09.2019 tarih ve 2019/204 E. - 2019/316 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.12.2020 tarih ve 2019/2374 E. - 2020/1657 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili ta…
**11. Hukuk Dairesi 2021/2114 E. , 2022/6773 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada ... 2. Tüketici Mahkemesince verilen 24.09.2019 tarih ve 2019/204 E. - 2019/316 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.12.2020 tarih ve 2019/2374 E. - 2020/1657 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Davacı vekili, davacının 05/08/1997 tarihinde davalı bankanın ... şubesine yıllık %2,5 oranında mevduat faizi oranı uygulanması suretiyle nemalandırılması için 10.000 İsviçre Frangı yatırdığını, daha sonra İsviçre'ye çalışmaya gittiğini, bu süre zarfında bankanın kendisine hiçbir ihtarda bulunmadığını, buna rağmen bankaya müracaat ettiğinde paranın ve hesabın olmadığının ve bankadaki tüm alacakların ve borçların TMSF'ye devredildiğinin öğrenildiğini, ancak davacıya ait takipsiz bırakılan hesaptaki paranın TMSF'ye devri için öncelikle davacıya ihtarda bulunulması gerektiğini, ihtar olmadığından 10 yıllık zamanaşımı süresinin de işlemeyeceğini belirterek,10.000 İsviçre Frangının yatırıldığı tarihten itibaren en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise, davalı bankanın sisteminde davacı adına bir müşteri kaydının olmadığını, davacının dayanağı olan hesap cüzdanındaki müşteri numarasının ilk olarak 09/09/2003 tarihinde Balıkesir Şubesi tarafından dava dışı Cemal Akçaoğlu isimli müşteriyle ilişkilendirildiğini, yine banka hesaplarında yapılan incelemede 05/08/1997 tarihinde davacı adına İsviçre frangı hesabı açıldığına ilişkin bir kayıt olmadığını, müvekkili bankanın müşteri hesap hareketlerini 10 yıl süreyle saklamakla yükümlülüğü olduğunu, davacının iddia ettiği 10.000 İsviçre frangını aynı yıl çekmiş olması gerektiğini, zira ertesi yıldan itibaren banka kayıtlarının CD ortamında muhafaza edildiğini, muhafaza edilen CD ortamında bu kaydın gözükmemesinin hesaptan bu paranın 01/01/1998 tarihinden önce çekilmiş olmasından kaynaklanabileceğini, para çekme işlemine ilişkin belgelerin de imha edilmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, bölge adliye mahkemesince verilen göreve ilişkin karara uyularak görevli mahkemede yargılamanın görülmesine devam edilmiş olup, davacı tarafın aslını da ibraz ettiği mevduat hesap cüzdanının otomasyon şartları altında üretildiğinin anlaşıldığı, üzerinde bir yetkilinin ıslak imzasının bulunduğu, cüzdanın sahteliğinin iddia edilmediği, 05/05/1997 tarihinde açılan vadeli hesabın 01/01/1998 tarihinden itibaren CD ortamında saklandığı belirtilen kayıtlar içinde yer almadığı, ancak aslı dava dosyasına ibraz edilen cüzdanla temsil edilen hesabın açıldığına ve orada yazılı tutarın bankaya yatırıldığına karine oluşturduğunun kabulünün gerektiği, hesapta kayıtlı tutarın zaman aşımına uğradığı yönünde bir bulgu olmadığı, hesabın cüzdanının geri alınmaksızın kapatılmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000,00-İsviçre Frangının 05/08/1997 tarihinden itibaren, aynı cins paraya üçer aylık vadeler şeklinde uygulanan faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince, mahkemenin davanın kabulüne dair verdiği kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. HMK'nın 6763 sayılı Kanun'un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi itibariyle 72.070 TL'dir. Dava, yabancı para borcu alacağının tahsiline ilişkin olmakla birlikte, dava değeri dava tarihi itibariyle 37.000.-TL olup yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanun'un 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davalı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükme yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 10.10.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.