3. Ceza Dairesi 2021/14003 E. , 2023/1004 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/894 E., 2019/642 K. SUÇ :Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz itirazlarının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhake
**3. Ceza Dairesi 2021/14003 E. , 2023/1004 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/894 E., 2019/642 K. SUÇ :Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz itirazlarının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.06.2018 tarihli ve 2018/25 Esas, 2018/378 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 inci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 3 yıl 1 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 26.04.2019 tarihli ve 2018/894 Esas, 2019/642 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunu, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarında, suç tarihinin yardımın yapıldığı tarih olması karşısında, "12.09.2014" olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında "29.07.2016 ve öncesi" olarak yazılması mahallinde giderilebilir bir yanılgı olarak değerlendirilmiş ve 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3.7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 286 ıncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 15.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, sanığın Bank ... isimli bankada hesabı olduğu gerekçesi ile cezalandırılmasına karar verildiği halde bu hususta bilirkişi raporu alınmadığı, sanığın eşinin bu bankada hesabı olduğu için sanık adına da hesap açıldığı ve eşinin hesabında olan ancak sanığın şahsına ait olan paraların bu hesaba aktarıldığı, talimatla işlem yapılmadığı, sanığın hesabına yatırılan paraların ailesine borç olarak verdiği paranın kendisine geri ödenmesi üzerine yatırılan para olduğu, örgüt lideri tarafından 29.12.2013 ile 30.06.2014 tarihleri arasında çağrı yapıldığı halde sanığın bu tarihlerde herhangi bir işlem gerçekleştirmediği, durumu sanıktan daha ağır olan kişiler hakkında beraat kararı verildiği halde sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesinin hakkaniyetli olmayıp hukuk devleti ilkesi ile de bağdaşmadığı, sanığın zerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak delilin bulunmadığı, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Toplanan delillere ve incelenen dosya içeriklerine göre, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakını gösteren maddi bulgu ve delillerin; sanık ...'nın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait olan ve örgüte finans sağlayan Bank ... isimli bankanın zor durumda kalması üzerine, FETÖ/PDY'nin sözde lideri Fetullah Gülen'in Bank ...'nın kurtarılması amacıyla bu bankaya para yatırılmasına yönünde kampanya başlatılması talimatını vermesini müteakip 12.09.2014 tarihinde Bank ... isimli bankada hesap açtığı, 2014 yılı Eylül ayından 2015 yılı Eylül ayına kadarki süreç içerisindeki hesabında 79.328 TL ile 99.990 TL arasında değişen hesap hareketleri olduğunun tespit edildiği, çocuklarını FETÖ/PDY ye müzahir eğitim kurumlarından olup KHK ile kapatılan Özel Çağlayan Ömer Türkmen İlkokulu 2013-2016 eğitim öğretim yıllarında gönderdiği, sanık hakkında FETÖ/PDY mensubu olduğuna dair Harran Üniversitesi Rektörlüğünün yazısı ile gizli tanık beyanının olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları üzere bilindiği gibi bir suç veya terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekir. Sanığın FETÖ/PDY terör örgütü üyeleri arasında emir ve talimatların yerine getirilmesi amacıyla geliştirilip sadece örgüt üyelerinin referansı ve karşılıklı onayları sonucu kullanılabilen kriptolu haberleşme programı olan “Bylock” isimli haberleşme programını kullandığına dair bir delil bulunmadığı, sanığın örgüte müzahir dernek ve sendikaya örgüt talimatı doğrultusunda üye olduğuna ve himmet adı altında örgüte düzenli şekilde para verdiğine dair tanık beyanı ve sair maddi bir delile ulaşılmadığı, yine Yargıtay 16. CD. nin yerleşik uygulamaları nazara alındığında sanıkla ilgili olarak tespit edilen ve yukarıda değinilen hususların tek başına örgüt üyeliği suçunun oluşabilmesi için yeterli kabul edilemeyeceği, nihayet örgüt üyeliği için elverişli olmayan bu hususlar haricinde sanığın bu örgüte organik olarak bağlı olduğuna ve örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde olduğuna dair delil elde edilemediği, anılan ceza dairesinin 15.03.2018 tarih ve 2017/3695 Esas 2018/729 sayılı Kararında da özetle, örgüte müzahir sendika il temsilciliği, örgüte müzahir bankada hesabının bulunması ve örgüt liderinin talimatı doğrultusunda örgüte müzahir bankada katılım hesabı açılması veya para yatırılması şeklindeki eylemlerin örgüt üyeliği değil; örgüte yardım kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği anlaşılmıştır. Toplanan delillere göre sanığın eylemlerinin örgüte üyelik suçunun yasal unsurlarını oluşturmayacağı; ancak, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu anlaşılan sanığın eylemlerinin örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunun tartışılması gerektiği, bu kapsamda, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait olan ve örgüte finans sağlayan Bank ... isimli bankada 12.09.2014 tarihinde hesap açtığı, bilindiği gibi FETÖ/PDY'nin elebaşısı Fetullah Gülen'in zor durumda kalan Bank ...'nın kurtarılması amacıyla bu bankaya para yatırılması ve hesap açılması yönünde 25 Aralık 2013 tarihinde kampanya başlattığı, aynı mahiyette ikinci talimatın ise 2014 yılında verildiği, bu minvalde sanığın hesap hareketleri incelendiğinde, 2014 yılı Eylül ayından 2015 yılı Eylül ayına kadarki süreç içerisindeki hesabında 79.328 TL ile 99.990 TL arasında değişen hesap hareketleri olduğunun tespit edildiği, böylece sanığın eylemlerinin değerlendirilmesinde sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dâhil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığından, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden faaliyetlerin yardım suçunu oluşturacağı, anlaşılmakla; sanığın yukarıda izah edildiği şekilde gerçekleştirdiği sabit olan eylemleri ile değişen suç vasfına göre "örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek yardım etme" suçunu işlediği hususunda vicdani kanaat hâsıl olmuştur. Buna göre sanık hakkında, hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suretiyle örgüte yardım etme suçunu işlediği anlaşılmakla, yardımının niteliği ve TCK'nın 61 inci maddesi hükmü birlikte nazara alınmak suretiyle orantılılık ilkesi ile hak ve nesafet kuralları da gözetilmek suretiyle takdiren alt sınırdan olmak üzere, eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/3 ve 220/7 maddeleri yollamasıyla, TCK'nın 314/2 maddesi gereğince temel hapis cezası tayin olunmuş, TCK'nın 220/7 maddesi uyarınca cezasından takdiren 1/2 oranında indirim yapılmış, sanığın eyleminin 3713 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi kapsamındaki terör suçu olması nedeniyle 3713 sayılı Kanunun 5/1 inci maddesi gereğince cezasından 1/2 oranında artırım yapılmış, sanığın yargılama sürecindeki davranışları ve cezanın sanığın geleceği üzerinde olası etkileri bir arada değerlendirilerek 5237 sayılı TCK'nın 62/1 maddesi gereğince sanığın cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılmış ve hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanık müdafiinin temyizinin kapsamı ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; BDDK'nun 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası A.Ş'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; Dosya kapsamında yer alan Bank ... hesap hareketleri dökümleri incelendiğinde, her ne kadar talimat dönemine uygun düşen hesap açma ve para yatırma işlemleri olduğu görülmüşse de; sanığın söz konusu parayı örgüte yardım saikiyle yatırdığı yolunda dosyada bir delil elde edilemediği, diğer talimat dönemleri ile uyumlu işlemlerinin bulunmadığı gibi TMSF tarafından bankaya el konulmasından sonraki dönemde de sanığın para yatırma işlemlerinin olduğu ve hesabında mevduatın kalmaya devam ettiği gözetilerek sanığın örgüt talimatı ile Bank Asyaya para yatırdığına dair yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, mevcut şüphenin de sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de; 1-Suç tarihinin, sanığın yardım niteliğindeki en son eylem tarihi olan “20.02.2015” yerine karar başlığında “12.09.2014” olarak gösterilmesi, 2-Yardımın niteliğine göre TCK'nın 220 inci maddesinin 7 inci fıkrasının 2 nci cümlesinde yer alan düzenleme uyarınca hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun ve gösterilen indirim miktarı ile orantılı makul oranda indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılmak suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı olduğu görülmekle tebliğnamedeki onama isteyen görüşe iştirak olunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 26.04.2019 tarihli ve 2018/894 Esas, 2019/642 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.03.2023 tarihinde karar verildi.