Başvuru, itirazın iptali davasında kararın gerekçesinde çelişkiye düşülmesi, hakkaniyete uygun karar verilmemesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, itirazın iptali davasında kararın gerekçesinde çelişkiye düşülmesi, hakkaniyete uygun karar verilmemesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/8/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucular ile G. Yatırımları A.Ş. (şirket) arasında 16/4/2007 tarihli sponsorluk sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin imzalanması ile birlikte başvuruculara 000 Amerikan doları ödemede bulunulmuştur. Şirket, başvurucuların sponsorluk anlaşması hükümlerine aykırı davrandıkları gerekçesiyle avans olarak ödenen bedelin iadesi istemiyle Ankara İcra Müdürlüğünde başvurucular aleyhine icra takibi başlatmıştır. Başvurucuların itirazı üzerine icra takibi durdurulmuştur. Bu defa şirket icra takibinin devamı talebiyle Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde (Mahkeme) 14/7/2008 tarihinde başvurucular aleyhine itirazın iptali davası açmıştır. Mahkemenin 22/4/2010 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine karar Yargıtay Hukuk Dairesinin 13/4/2011 tarihli kararı ile bozulmuştur. Kararın gerekçesi şöyledir:"...Mahkemece, “davacının icra takibi ve itirazın iptali davasını avans olarak ödenen USD' nın iadesi istemine dayandırdığından sözleşmenin ve maddelerindeki yükümlülüklerin ihlal edilip edilmediğinin tespitinin eldeki davanın konusunu oluşturmadığı, sözleşmenin imzalanması ile birlikte ödenen USD'nın sözleşmeye göre davalılardan iadesinin talep edilemeyeceği” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; Taraflarca sponsor davacının “sosyal aktiviteler sorumluluğu projesi” adını verdiği kurumsal alt yapılandırmanın bir parçasını uygulamaya ve hayata geçirilmesi için sponsorluğu alan davalıların sözleşmenin imzalandığı 2007 tarihinden itibaren 1 yıl süreyle ve anlaşma devam ettiği takdirde müteakip 2 yıl içinde atletizm ana branşı adı altındaki ulusal ve uluslar arası yarışmalar ile bu yarışmalara hazırlık amacıyla yapacağı giderlerin karşılanmasına yönelik nakdi sponsorluk sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme gereğince sponsorluk bedeli olan USD'nın USD'nın sözleşme imzalandığında avans olarak davalılara ödendiği, USD'nın, Japonyada 2007 – 2007 tarihleri arasında yapılacak Dünya Atletizm yarışmaları sonunda ve bakiye USD'nın sponsor yönetiminin uygun göreceği bir tarihte ödeneceği, sözleşmenin maddesinde tarafların hakları ve mücbir sebep dışındaki yükümlülükleri, maddesinde sponsorluk iş ve işlemleri ile reklamlarda uyulacak hususların düzenlendiği ayrıca sözleşmenin taahhüdün yerine getirilmemesi başlıklı maddesinde; “a) Sponsor ve sponsorluğu alanın mücbir sebepler dışında sözleşmede belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi halinde diğer tarafa 000,00 USD tazminat ödemeyi taahhüt eder. b) Sponsor, sponsorluğu alanın bu sözleşmenin ve maddelerinde ki yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya aksine bir davranışta bulunması halinde bu sözleşmeden doğan sorumluluklarını dondurma ve/veya durdurma hakkına sahiptir. Bu maddeden doğan sorumlulukların dondurma ve\veya durdurma tarihinden itibaren işbu sözleşme bitimine kadar olan sürede, kalan sponsor ödemelerinin de dondurulacağını sponsorluğu alan kabul ve beyan eder” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu maddenin (a.) bendinde belirtilen husus, ifaya eklenen cezai şart niteliğindedir. Taraflar, sorumluluklarını mücbir sebepten dolayı ifa etmemişlerse bu cezai şartan sorumlu tutulamazlar. Davacının 2007 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi durdurduğu ve 2007 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğine göre, davacının haklı nedenle sözleşmeyi feshedip etmediği yönünden, davacının sözleşmeyi feshetme nedenleri bir bütün halinde incelenip, araştırma yapılarak sonucunda şayet davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği ve sponsorluk sözleşmesi nedeniyle davalıların sponsor yararına bir faaliyetlerinin bulunmadığı anlaşıldığı takdirde davacı ödediği parayı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilecektir. Aksi halin kabulü davalıların sebepsiz zenginleşmesine yol açacaktır. Mahkemece, az yukarıda yapılan açıklamalar ışığında gerekli araştırmalar yapılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 11/2/2013 tarihli kararıyla davanın kısmen kabulüyle Ankara İcra Müdürlüğünün E.2008/6215 sayılı takip dosyasına vaki itirazın 620 TL asıl alacak üzerinden iptaline, bu tutara takip tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmek suretiyle takibin devamına, fazla istemin reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şu şekildedir: "...Davacının fesih gerekçesi olarak ileri sürdüğü hususlar 30/07/2011 tarihli fesih ihtarnamesinin atıf yaptığı 16/07/2007 tarihli 10817 sayılı ihtarnamede-Davalı S. A.'ın Japonya’daki Dünya Atletizim Şampiyonasına sakatlığı nedeniyle katılmayacağının gazetelerden öğrenilmesi, bunun doktor raporu olmadan birkaç kelime ile diğer davalı Y. K. tarafından bildirilmesi,-Almanya’ya hareket edileceği gün havaalanında davacıya haber vermeksizin Atletizm Federasyonuna ve sponsorluğa zarar verecek açıklamada bulunulması,-S. A. K.'un sakatlığına ilişkin konuda müşterek değerlendirme yapılmadan basın ve medyaya açıklamalarda bulunulması ve dönüşte NTV canlı yayınına katılınması,-Sözleşmenin imzalanmasından itibaren hiçbir sponsorluk hizmeti alınamaması,Vakıları ileri sürülerek sözleşmenin 9/1 ve maddelerine aykırı olduğu iddiasıyla sözleşmenin fesih edildiği anlaşılmaktadır.Fesih iradesi davalılar yerine vekillerine ihtar ile bildirilmiş olması geçersiz ise de tarafların iradelerinin uyuştuğu ve bozma gerekçesinde feshin gerçekleştiğinin kabul edildiği gözetilmiştir.Öncelikle davalı S. A.'ın sunduğu ve davacı tarafça itiraz edilmeyen doktor raporuna göre sakatlığı nedeniyle Japonyada’ki Dünya Atletizim Şampiyonasına katılamadığı çekişme dışı kalmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede anılan yarışma sözleşmenin asıl unsuru olarak görülmemiş, ödemenin bağlı kılındığı bir husus olarak kararlaştırılmıştır. Sporcu sakatlığının fesih için gerekçe olamayacağı gözetildiğinde bu hususun haklı sebep olamayacağı kabul edilmiştir.Davacının ileri sürdüğü diğer hususların hiç birisi de davalıların sözleşmeye göre yüklendikleri edimlerin ihlali anlamına da gelmemektedir. Zira sözleşmenin 6 maddesi “müsabaka öncesi ve sonrasında yapılacak olan basın toplantılarının sponsor ile koordineli yapılacağını hükme bağlamaktadır. Davacının bahsettiği havaalanındaki açıklama ve NTV canlı yayına katılma açıklanan anlamda müsabaka öncesi ve sonrası bir basın toplantısı değildir. Bu nedenle davacının fesih sebebi olarak ileri sürdükleri hususlar sözleşmedeki fesih sebeplerini oluşturmadığı kabul edilmiş, bu nedenle davacının cezai şart istemi red edilmiştir.Davacının fesihten sonra gerçekleşen olayları veya fesih gerekçesinde belirtmediği hususları ileri sürerek feshin haklı olduğunu iddia etmesi ise kabul edilmemiştir.Ancak uyulan bozma ilamındaki sebepsiz zenginleşme olgusu için fesihten sonra ki takip ve dava tarihine kadar olan zamandaki faaliyetler değerlendirildiğinde, davalıların sponsorluk sözleşmesi ile yükümlendikleri iş ve işlemleri yerine getirmedikleri, davacının hiçbir sponsorluk hizmeti alamadığı, aksine davalı S. A.'ın süreçte hakkında disiplin soruşturması bulunması nedeniyle de bu imkanın tümüyle ortadan kalktığı değerlendirilerek alınan ücretin davacıya iade edilmesi gerektiği kanısına varılarak 000,00 USD’nin takip tarihindeki kur karşılığı olan (000,00x2708=) 620,00 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptaline karar verilmiştir.Tarafların beyanları ile uyulan bozma ilamı gereğince taraflar arasındaki sözleşmenin davalıların vekili olan Av. O. B.'a tebliğ edilen 30/07/2007 tarihli ihtarname ile fesih edildiği kabul edilse bile, davalıları temerrüde düşüren ve bizzat davalılara yapılan tebligat bulunmadığından davacının işlemiş faiz talebi kabul edilmemiştir. Her ne kadar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade kararı verilse bile yanlar arasındaki sözleşme nedeniyle ödenen paranın iadesi talep edildiğinden “sebepsiz zenginleşen daima temerrüd halindedir” kuralı uygulanmamıştır.Davacının talebi likit ve belirlenebilir olduğundan takip ve itiraz tarihi gözetilerek 05/07/2012 tarihli değişiklik dikkate alınmaksızın % 40 üzerinden davacı lehine inkar tazminatına hükmedilmiştir.Talep, davacının tacir oluşu ve alacağın kaynağı gözetilerek reeskont faizi yürütülmesine hükmolunmuştur." Başvurucuların temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 6/3/2014 tarihli kararıyla hüküm oy çokluğu ile onanmıştır. Karar düzeltme talebi de Dairenin 30/6/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 24/7/2014 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiş, 21/8/2014 yasal süre içerisinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.