Başvuru, tutukluluğun devamına dair kararların yeterli gerekçe içermemesi ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğun devamına dair kararların yeterli gerekçe içermemesi ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 22/7/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince (CMK mülga madde ile görevli) 31/3/2012 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundantutuklanmıştır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK mülga madde ile görevli) yapılan soruşturma sonunda 27/4/2012 tarihli iddianameyle başvurucu hakkında PKK silahlı terör örgütüneüye olma suçundan, diğer şüpheliler hakkında da çeşitli suçlardan kamu davası açılmış, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK madde ile görevli) E.2012/230 sayılı dosyası üzerindenyargılamaya başlanmış ve başvurucunun savunması 18/7/2012 tarihinde yapılan ilk celsede alınmıştır. Cumhuriyet savcısı 1/4/2013 tarihli onuncu celsede esas hakkındaki mütalaasını vermiş, başvurucu sonraki celsede 22/5/2013 tarihinde tercüman aracılığıyla esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını yapmıştır. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi yaptığı on beş celsede "... isnad edilen suçun vasıf ve mahiyeti, (mevcut olay tutanakları, Görese Dağında ele geçen dökümanlar, gizli tanık beyanları nedeniyle) kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, mevcut delil durumu, CMK.nun 100/3-a maddesinde belirtilen suçlar kapsamında olması nedeniyle bir tutuklama nedeninin varsayılması, isnat edilen suçun alt ve üst sınırı, sanık hakkında adli kontrol kararının da yetersiz kalacağı nazara alınarak ..." şeklindeki gerekçelerle başvurucunun tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Mahkemece 7/3/2014 tarihinde, 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilmiş, yargılamaya Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/207 sayılı dosyası üzerinden tutuklu olarak devam olunmuştur. Cumhuriyet savcısı 5/6/2014 tarihinde yapılan celsede esas hakkındaki mütalaayı tekrar etmiş; başvurucu, savunma için süre istemiş; Mahkeme bu talebi "Bir kısım sanıklar müdafilerinin esasa ilişkin savunmalarını yapmak üzere süre taleplerinin; iddia makamının esas hakkındaki mütalaasını 1/4/2013 tarihinde vermiş olması ve aradan geçen uzun süre dikkate alınarak ..." şeklindeki gerekçeyle reddetmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi ilk iki celsede "... isnat edilen suçun vasıf ve mahiyeti, sanığın üzerine atılı suçla ilgili delillere göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin bulunması, sanığın üzerine atılı suçun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100/ maddesinde sayılan katalog suçlardan olması ve isnat edilen suçlar için öngörülen ceza miktarı nedeniyle sanığın kaçma şüphesinin varlığının bulunması, sanık hakkında öngörülen cezaya göre, tutuklulukta geçirdiği sürenin makul ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu koşullar altında adli kontrol uygulamasının, tutuklamadan beklenen amaca ulaşılmasını sağlamayacağı gözönüne alınarak ..." şeklindeki gerekçelerle tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 13/6/2014 tarihli üçüncü celsede başvurucu müdafiinin sanığın yokluğunda duruşma yapılmamasına yönelik itirazını "sanık Ömer Akdağ'ın ve müdafiinin iddia makamı tarafından mütalaanın verildiği 1/4/2013 tarihinden sonra esasa ilişkin savunmalarını yaptıkları, ancak karar duruşmaları öncesinde rapor almak ya da mazeret vermek suretiyle bir çok kez duruşmalara katılmadıkları, bu halde duruşmanın uzamasına ve karar verilmesine engel oldukları, bu durumun hakkın kötüye kullanılması kapsamında olup yasa tarafından korunmasının mümkün olmadığı" gerekçesiyle reddetmiştir. Aynı celsede başvurucu müdafii savunma yapmış ve Mahkeme başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve "Sanığa verilen ceza miktarı ve tutuklu kaldığı süre gözönüne alınarak ..." şeklindeki gerekçeyle başvurucunun hükmen tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi bu karara yapılan itirazı2/7/2014 tarihli kararı ile "sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçu için yasada öngörülen ceza ile sanığın hüküm sonucu aldığı ceza miktarı, sanığın atılı suçu işlediğine dair sanıktan ele geçen doküman içeriği, yazı ve imza incelemesi dikkate alındığında kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu,itirazen tahliye edilen sanıklar ile sanığın eyleminin ağırlığının aynı olmadığı sonucuna varılması nedeniyle daha önce sanığın tahliye talebinin reddedilmiş olması (sanığın dağ kadrosuna göndermiş olduğu ve güvenlik güçlerince yapılan bir operasyon sırasında ele geçirilen doküman, bu dokümana ilişkin sanığın kabulü, yazı ve imza incelemesini içerir ekspertiz raporu) ve sanığın almış olduğu sonuç ceza miktarı dadikkate alındığında ..." şeklindeki gerekçeyle reddetmiştir. Karar 21/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 22/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Temyiz üzerine karar, Yargıtay Ceza Dairesinin 22/12/2014 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir." 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun "Terör suçları" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır." 3713 sayılı Kanun'un "Cezaların artırılması" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;...d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.""Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;...d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır."