11. Hukuk Dairesi 2016/7383 E. , 2017/5386 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/12/2015 tarih ve 2014/194-2015/957 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve …
**11. Hukuk Dairesi 2016/7383 E. , 2017/5386 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/12/2015 tarih ve 2014/194-2015/957 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilerinin babalarından ve eşinden dolayı eşit hisse ile davalı şirkette hissedar olduklarını, ..., ... ve ...'in hisselerini idare etmesi için ...'e şirket hisse intikali ve hisse devir yetkisi de veren vekaletname verdiklerini, daha sonra anne ... ve ...'in felçli olması ve ...'un ... dışında bulunması nedeniyle tüm hisselerin ... üzerinde toplanmasına ailecek karar aldıklarını, ancak ...'in diğer hissedarların vekili olduğu için hisseleri kendi üzerine geçiremediğini, bu nedenle hisselerin ... üzerinde toplanması için ...'in, vekili olduğu kişilerin hisselerini ...'e daha sonra kendi adına devredilmesi kaydıyla 01/02/2012 tarihinde limited şirket hisse devri sözleşmeleriyle davalı ...'e devretmek zorunda kaldığını, bu sözleşmenin inanç sözleşmesi olduğunu, bu işleme göre şirket hisselerinin kısa bir süre sonra ...'e devredilmesini öngördüğünü, ancak daha sonra ...'in geçici olarak kendi üzerinde bulundurduğu hisseleri ...'e devretmekten kaçındığını, ancak 30/07/2013 tarihinde ...'in söz konusu hisseleri inanç sözleşmesi (işlemi) gereği ...'e devredeceğini yazılı olarak 31/01/2014 tarihinde taahhüt ettiğini, ancak davalı ...'in bu hisseleri taahhüdüne rağmen devretmekten kaçındığını ileri sürerek müvekkilleri tarafından davalıya devredilen şirket hisselerinin davacılardan ...'e veya hisseleri oranında diğer davacılara devredilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili, davacıların dayanağı taahhütnamenin hisse devir sözleşmesinden 1.5 sene sonra yapıldığı, bunun sadece taahhütname olduğunu, yasal bir bağlayıcılığı olan taahhütname olmadığını, karşılığında bir şey alınmamış bu taahhütnameye dayanılarak bu davadaki taleplerin ileri sürülmesinin mümkün olmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın inanç sözleşmesine dayalı olarak devredilen şirket hisse devirlerinin iptali istemine ilişkin olduğu, davacıların şirketteki hisselerini ...'e noterden 20.10.2011 tarihli vekaletname ile satıp devretmek hususunda yetki verdikleri, bu yetki uyarınca davacı ...'in temsil ettiği diğer davacıların paylarını 01.02.2012 tarihinde davalı ...'e noterden devrettiği ve devrin 13.02.2012 tarihli ortaklar kurulu tarafından tasdik edildiği, 28.02.2012 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, bu işlemlerden sonra ... tarafından imzalı 30.07.2013 tarihli Taahhütname başlıklı ''Ortağı olduğu ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'nde bulunan bana ait 750,00-TL 'lik hissemi en geç 31.01.2014 tarihine kadar ...'e devredeceğimi taahhüt ve beyan ederim.'' içerikli yazılı belge düzenlendiği, inanç sözleşmesinin varlığı nedeniyle hisselerin iade ve adlarına tescilini talep ettikleri, inanca dayalı olduğu iddia edilen temlik işlemin resmi ve yazılı bir sözleşme ile noterden gerçekleştirildiği, sözleşmenin aksi iddia edilmiş ise de davacıların bu hususu aynı kuvvette yazılı delille ispatlamalarının gerektiği, tanıkla ispat kuralının geçerli olmadığı, resmi şekilde yapılan hisse devrinden 1,5 yıl sonra düzenlendiği anlaşılan 30.07.2013 tarihli taahhütname başlıklı yazılı belgenin içeriği ve adi yazılı belge olması nedeniyle davaya dayanak teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, inançlı işlem nedeniyle devredilen limited şirket hisse devrinin iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi davacının dayandığı 30/07/2013 tarihli taahhütname başlıklı yazılı belgenin, aynı payların inançlı olarak devredildiği iddia edilen imzası noterden onaylı devir işleminin aksini ispat edemeyeceği, bu belge ile ispatın mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak mahkemece, vekil tarafından yapılan ilk devir işleminin inançlı işlem olup olmadığı yönünde mevcut deliller ve 30/07/2013 tarihli taahhütname değerlendirilerek gerektiğinde bu taahhütnamenin veriliş sebebi ve niteliği bakımından davalının isticvap edilerek bu belgenin değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.