1. Hukuk Dairesi 2009/2968 E. , 2009/4354 K. "" MAHKEMESİ : KOCAELİ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/02/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına kayıtlı 447 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, bu kısmın kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, taşınmazın bir kısmının keşfen belirlenen kıyı-kenar çizgisi içerisinde olduğu gerekçesiyle, davanın…
**1. Hukuk Dairesi 2009/2968 E. , 2009/4354 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KOCAELİ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/02/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına kayıtlı 447 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, bu kısmın kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, taşınmazın bir kısmının keşfen belirlenen kıyı-kenar çizgisi içerisinde olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal ve sicilin kütükten terkini isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazı 27.4.1972 tarihinde karara bağlanan ve 15.5.1972'de kesinleşen şahıslar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davası sonucunda şahıs adına tesciline karar verildiği ve eldeki davanın 27.12.2005 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Her nekadar, nizalı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalan bölümü devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak (Anayasanın 43, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2.maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3.fırkasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" ve 3.maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin "bu kanunun 12.maddesinin 3.fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu ididası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin hükmün kesinleştiği tarih olan 1972 ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir. Bilindiği üzere; hak düşürücü süre olumsuz dava şartlarından olup, kamu düzeni ile ilgilidir. Mahkemece, davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekli bir kuraldır. Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler karşısında davanın hak düşürücü süreden dolayı reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacının, bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince oyçokluğu ile BOZULMASINA, 9.4.2009 tarihinde karar verildi. -KARŞI OY YAZISI-