2. Hukuk Dairesi 2024/671 E. , 2024/7723 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1990 E., 2023/2326 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 2. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/21 E., 2020/407 K. Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın davalı erkek vekili tarafından isti
**2. Hukuk Dairesi 2024/671 E. , 2024/7723 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1990 E., 2023/2326 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 2. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/21 E., 2020/407 K. Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı kadın dava dilekçesinde özetle; evliliklerinin ilk günlerinden itibaren sorunların başladığını, davacı kadının ikinci çocuğuna hamile iken tek başına bırakıldığını ve çocuğunu tek başına doğurduğunu, aylar sonra davalı erkeğin hatasını anlayıp evine döndüğünü, davalı erkeğin son iki yıldır değişik davranmaya başladığını, hayatında başka bir kadının olduğunu ve bu durumu herkese söylediğini, davalı erkeğin bu kadın ile yaşamaya başlayıp eve gelmediğini, bu kadın ile birlikte tatile gittiğini, hatta davalı erkeğin bu kadını ailesi ile tanıştırdığını, davalı erkeğin kız kardeşinin bu kadın ile fotoğraf çekindiğini, bunu tarafların müşterek kızının gördüğünü, davalı erkeğin ailesinin geçimi ile ilgilenmezken bu kadına alışveriş yapmak için mesajlar attığını, ayrıca davacı kadın hakkında da hakaretler ve terbiyesiz laflar ettiğini, birkaç gün önce davalı erkeğin gece eve gelip tüm aileyi tehdit ettiğini, evde kırılmadık eşya bırakmadığını, süpürge sapını davacı kadının boğazına dayadığını ve öldürmekle tehdit ettiğini, yaptığı yazışmaların kayıtlı olduğunu öğrenince davacı kadının ve çocukların telefonlarını kırdığını, davacı kadının ve çocuklarının şikayetçi olup uzaklaştırma kararı aldıklarını, davalı erkeğin sevgilisine altın aldığını ve herkese artık bu kadın ile yaşadığını söylediğini iddia ederek tarafların evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanmalarına, 100.000,00 TL maddî tazminata, 100.000,00 TL manevî tazminata, kadın için aylık 1.500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, ortak çocukların velâyetinin davacı anneye verilmesine ve her bir çocuk için aylık 1.000,00'er TL tedbir ve iştirak nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı kadının sürekli davalı erkeğe ağza alınmayacak küfürler ve hakaretler ettiğini, davalı erkeği eş olarak benimsemediğini, oğulları doğduğunda üç ay çocuğu erkeğe göstermediğini, davalı erkeğin emlakçı olduğunu, davacı kadının iddia ettiği kadını tanıdığını, ancak aralarındaki ilişkinin sadece emlakçılık mesleğinden kaynaklandığını, söz konusu kadının evini satmak için davalı erkeğe başvurduğunu, söz konusu kadının erkeğe karşı duygusal ilgi duymuş olabileceğini, ancak davalı erkeğin böyle bir duygusal ilişkiyi reddettiğini, istenilen tazminat ve nafaka miktarlarının çok fahiş olduğunu, davacı kadının, erkeğin anne ve babasını kırk yılda bir torunlarını görmek için geldiklerinde çocuklarla görüştürmediğini, ağza alınmayacak hakaretler ile evden kovduğunu, davcı kadının şimdiye kadar hiçbir dini bayramda erkeğin ailesini bayram ziyaretine gitmediğini, davacı erkeğin annesinin kanser tedavisi gördüğünü, davacı kadının ziyarete gitmediği gibi davalı erkeği de hastaneye göndermediğini, uzaklaştırma kararı verilen olayda davacı kadının ve çocuklarının davalı erkeği darp ettiğini, erkeğin eşi ve çocukları zarar görmesin diye şikayetçi olmadığını, kadının düğünde takılan altınları ailesine verdiğini, doğru düzgün yemek, temizlik ve ütü yapmayan davacı kadının her yaz köye giderek anne ve babasının tarım işlerine yardım ettiğini, davacı kadının annesinin de davalı erkeğe sürekli küfür ve hakaret ettiğini, davacı kadının asli kusurlu olduğunu ve asli kusurlu eşin dava açma hakkı olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı erkek vekili ıslah dilekçesinde özetle; davacı kadının anne ve babasına düşkün olduğu, davalı erkeği eş olarak kabul etmediği, davacı kadının sık sık köyde yaşayan anne ve babasını ziyaret ettiğini, ortak konuta dönmeyip yatılı kaldığını, davalı erkeğe haber vermediğini, haber verdiğinde de tartışma çıkarıp gittiğini ve bazen 3 ay bazen 9 ay gelmediğini, davacı kadının erkeğe hakaretler ettiğini, davacı kadının erkeğin ailesine saygı göstermediğini, hakaretler ettiğini, görüşmediğini ve davalı erkek ile çocukların da görüşmesine izin vermediğini, ilgisiz ve sorumsuz davrandığını, davalı erkeği hor görüp aşağıladığını, çoğu zaman yemek ve ev işlerini yapmadığını, davacı kadının çoğu zaman cinsel ilişkiyi de reddettiğini, sorun yaşayınca sürekli davalı erkeğin akrabalarını arayarak rahatsız ettiğini, en son olayda da bu yüzden tartışma çıktığını ve davacı kadının elektrikli süpürge sapı ile davalı erkeğe vurduğunu, oğullarının da davalı erkeğin karın boşluğuna vurduğunu, davalı erkeğin kaçarak ablasının yanına gittiği ve halen orada kaldığını, davacı kadının müşterek konuttaki eşyaları erkeğe haber vermeden babasının evine taşıdığını, kadının talep ettiği nafaka ve tazminat miktarlarının fahiş olduğunu beyan ederek tarafların boşanmalarına, davacı kadının nafaka, tazminat ve velâyet taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı kadının, davalın erkeğin ailesini aileden saymadığı, bayramlarda gelip gitmediği, davalı erkeğin anne ve babasına torunlarını göstermediği, davalı erkeği ve ailesine hakaret ettiği, davacı kadının yaz tatilinde 3-4 ay kendi ailesinin yanına gittiği, sürekli orada kaldığı, ailesine tütün işlerinde yardım ettiği, okullar açıldığında döndüğü, düğünde takılan altınlarını kendi ailesine verdiği, bu hususların davalı tanıklarının beyanlarıyla sabit olduğu, davalı erkeğin bir bayanla ilişkisinin olduğu, orada kaldığı, bu bayanla mesajlaştığı, bu mesajlaşmaları ve fotoğrafları tarafların ortak çocukklarının gördüğü, evinin ve ortak çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamadığı, taraflar arasında meydana gelen son olayda davalının gece müşterek konuta geldiği, davalı erkeğin davacının boğazını sıktığı, araya giren ortak çocuklarına da şiddet uyguladığı, telefonlarını kırdığı, davacı kadını ve ortak çocuklarını tehdit ettiği, bu olay nedeniyle davalı erkek hakkında kamu davası açıldığı, davalı erkeğin davacı tanıkları Zafer ve İmdat'a davacıdan boşanmak istediğini söylediği, evine dönmediği, tarafların 2019 yılı ocak ayından beri ayrı yaşadıkları, bu hususların ceza dosyası ve davacı kadının tanıklarının beyanlarıyla sabit olduğu, dosyadaki tanık beyanları ve mevcut delillere göre evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı, bu sonuca ulaşılmasında davalı erkeğin eşi ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamaması, şiddet uygulaması, başka bir kadınla ilişki yaşamak suretiyle sadakat yükümlülüğüne aykırı davranması, davacı kadının da davalının ailesine saygı göstermemesi, torunlarını onlara göstermemesi, davalı ve ailesine hakaret etmesi şeklindeki kusurlu davranışlarının neden olduğu, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmasında davalı erkeğin davacı kadına göre ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuklarının velâyetinin davacı anneye verilmesine, baba ile ortak çocuk arasında şahsi ilişki tesisine, davacı kadın lehine dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık 750,00 TL tedbir nafakasına, 16/07/2020 tarihinden geçerli olmak üzere aylık 600,00 TL tedbir nafakasına, boşanma hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren yoksulluk nafakası olarak devamına, ortak çocuk ... lehine dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık 600,00 TL tedbir nafakasına, 16.07.2020 tarihinden geçerli olmak üzere aylık 500,00 TL tedbir nafakasına, boşanma hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren iştirak nafakası olarak devamına, ortak çocukları ... lehine dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık 500,00 TL tedbir nafakasına, 16/07/2020 tarihinden geçerli olmak üzere aylık 400,00 TL tedbir nafakasına, boşanma hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren iştirak nafakası olarak devamına, davacı kadın lehine 20.000,00 TL maddî ve 15.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı erkek vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, tanık beyanlarının incelemesinde yanılgıya düşüldüğünü, tanıkların görgüye değil, duyuma dayalı bilgileri olduğunu ve yanlı beyanda bulunduklarını, kendi tanık beyanları ile ispat edilen hususların davacı kadına kusur olarak yüklenmediğini, asıl ağır kusurlu olanın davacı kadın olduğunu, bu nedenle tazminat ve nafaka takdir edilmemesi gerektiğini beyanla, kararın kaldırılmasına ve talepleri doğrultusunda tarafların boşanmalarına, davacı kadının tazminat ve nafaka taleplerinin reddine karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, delillerin değerlendirilmesinde, kanunun olaya uygulanmasında, gerekçede ve kusur belirlemesinde hata edilmediği, takdir edilen tedbir, yoksulluk, iştirak nafakaları ile tazminatların miktarlarının hakkaniyete uygun olduğu gerekçesi ile davalı erkek vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı erkek vekili, istinaf sebeplerini tekrarla ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kusur belirlemesi, delillerin takdirinde hata edilip edilmediği, maddî ve manevî tazminat ile nafaka koşullarının oluşup oluşmadığı ve miktarlarının uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4 üncü ve 6 ncı maddeleri, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 330 uncu maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu`nun 50 ve 51 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle 02.11.2003 doğumlu ortak çocuk ... ve 18.08.2006 doğumlu ortak çocuk ...'nin temyiz inceleme tarihi itibariyle ergin olduklarının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı erkek vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.