6. Hukuk Dairesi 2011/14367 E. , 2012/2882 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, hor kullanma tazminatı, eski hale getirme süresince yoksun kalınan kira bedeli ve makul süre tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar v…
**6. Hukuk Dairesi 2011/14367 E. , 2012/2882 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, hor kullanma tazminatı, eski hale getirme süresince yoksun kalınan kira bedeli ve makul süre tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalı vekilinin hor kullanma tazminatı, makul süre ve eski hale getirme süresinde kira kaybı alacağına ilişkin temyizine gelince: Hükme esas alınan 1.1.2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi hususunda, taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmeye göre, kiralanan konut olarak, yeni ve eksiksiz, kullanılmamış beyaz eşyalı olarak kiralanmıştır. Sözleşmenin özel bölüm 8. maddesinde "kiracı kiralananı boşaltmak istediği takdirde, en az bir ay evvelinden mal sahibine ulaşacak şekilde bildirmeyi taahhüt eder" şartı vardır. Tarafların serbest iradeleriyle sözleşmeye konulan bu şart geçerli olup, tarafları bağlar. Davacı vekili kiralananın anahtarlarının tevdi mahalline teslim edildiğini ve oradan teslim alındığını belirtmiş, davalı ise kiralananı 2009 yaz ayları sonunda sözleşmenin 8. maddesine göre ihtarla bildirerek tahliye ettiğini savunmuştur. Kiralananın tahliye edildiğinin kabul edilebilmesi için, fiilen boşaltılması yeterli değildir. Anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiralananın fiilen boşaltılarak anahtarının teslim edildiğinin kanıtlama yükümlülüğü kiracıya aittir. Her ne kadar kiracı kiralananı fiilen 2009 yaz aylarında boşalttığını belirtmiş ise de, kiralanana ait anahtarların Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/9 D. İş sayılı dosyasında tevdi yeri tayin edilen mahkeme yazı işleri müdürü ....'a teslim edildiği ve kararın davacıya 21.1.2010 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Tevdi yeri kararının davacıya tebliğ tarihi olan 21.1.2010 tarihinin anahtar teslim tarihi olarak kabulü icab eder. Kural olarak, tahliyenin sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirilmesi halinde, davalı kiracı anahtar teslim tarihine kadar gerçekleşen kiralardan sorumludur. Tahliyenin sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirilmemiş olması halinde ise, ayrıca makul süre kirasından da sorumludur. Sözleşmenin 8. maddesinde makul süre olarak bir aylık süre öngörülmüştür. Kiracı sözleşmenin 8. maddesine göre, 7.8.2009 keşide, 8.10.2009 tebliğ tarihli ihtarla kiralananı tahliye ettiğini ve sözleşmenin 15. maddesine göre de sözleşmeyi yenilemeyeceğini ihtar etmiş ise de, kiralananı verilen süre içinde tahliye etmediğinden bu ihtar usulüne uygun ihtar olarak kabul edilemez. Bu nedenle davalının, anahtar teslim tarihinden itibaren sözleşmeyle kararlaştırılan bir aylık makul süre tazminatı ile sorumlu tutulması gerekirken, 2 aylık süre ile sorumlu tutulması doğru değildir. Davacı anahtarı teslim aldıktan sonra kiralananda, Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 4.2.2010 gün ve 2010/6 D. İş sayılı dosyasında, kiralananda meydana gelen hasar, zarar ve ziyan için tespit yaptırmıştır. İnşaat mühendisi Bilirkişi..... tarafından hazırlanan 18.3.2010 tarihli raporda, kiralananda hor kullanma nedeniyle oluşan zararların eski hale getirme bedeli olarak 28.975 TL gerektiğini ve bu hasarların 15 gün içinde giderilebileceği belirtilmiştir. Bu rapor davalıya tebliğ edilmiş ve davalı bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Davalı yokluğunda yapılan delil tespitine ve alınan bilirkişi raporuna gerek tespit aşamasında, gerekse dava aşamasında itiraz etmiştir. HMK.nun 403.(HUMK nun 373) maddesi gereğince, delil tespiti yokluğunda yapılmış olan karşı taraf delil tespitine itiraz edebilir. İtiraza uğramış olan delil tespiti raporu hükme esas alınamaz. O halde mahkemece, deliller mevcut ise, konusunda uzman bilirkişi marifetiyle mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle, değilse dosya üzerinde, tespit raporu da değerlendirilerek belirlenen kalemlerin hangilerinin hor kullanmadan hangilerinin normal kullanmadan kaynaklandığının ve ne kadar sürede eski hale getirilebileceğinin belirlenmeli, taraf ve Yargıtay denetimine açık şekilde bilirkişi raporu alınmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan hususlar göz ardı edilerek, itiraza uğramış olan tespit raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Hükmün yukarıda 2 nolu bente açıklanan nedenle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 27.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.