Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Türkiye Belediyeler ve Genel Hizmetler İşçileri Sendikasının (Belediye-İş Sendikası) davalı Şirket işyerlerinde örgütlü olduğunu, davalı Şirket işyerlerinde çalışan ve Sendika üyesi olan işçilerin üyelik aidatı ödemeleri gerektiğini, davalı Şirketin işçilerden kestiği üyelik ve dayanışma aidatlarını müvekkili Sendikaya ödemediğini, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 18. maddesine göre işveren, bünyesinde çalışan
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Türkiye Belediyeler ve Genel Hizmetler İşçileri Sendikasının (Belediye-İş Sendikası) davalı Şirket işyerlerinde örgütlü olduğunu, davalı Şirket işyerlerinde çalışan ve Sendika üyesi olan işçilerin üyelik aidatı ödemeleri gerektiğini, davalı Şirketin işçilerden kestiği üyelik ve dayanışma aidatlarını müvekkili Sendikaya ödemediğini, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 18. maddesine göre işveren, bünyesinde çalışan işçilerin ücretlerinden keseceği aidatları, adına kesinti yaptığı sendikaya göndermek zorunda olduğunu, yine aynı madde uyarınca, sendika adına kesilen aidatların kesildikleri tarihlerden itibaren bir ay içinde ilgili sendikaya gönderilmesi gerektiğini, müvekkili ile davalı Şirket arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesinde de aynı hususların hüküm altına alındığını ancak davalı Şirketin, müvekkili Sendika adına kestiği sendika aidatlarını müvekkiline ödemediğini ileri sürerek fazlaya ve diğer konulara ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kayıt ve şartıyla şimdilik 250.000,00 TL sendika aidatı alacağının bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, 6356 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca sendika aidat alacağının tahsili istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.