(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/1896 E. , 2008/2395 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar, arasındaki tapu iptali tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 04.12.2007 gün ve 2007/14428-15376 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_K A R A R\_ Dava, biçimine u…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/1896 E. , 2008/2395 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar, arasındaki tapu iptali tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 04.12.2007 gün ve 2007/14428-15376 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_K A R A R\_ Dava, biçimine uygun düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece dava kabul edilmiş, davalının temyizi üzerine yapılan incelemede hüküm onanmıştır. Davalı karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Burada öncelikle belirtmek gerekir ki; taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri doğrudan mülkiyeti aktarmayan ancak ileride vaad alacaklısına mülkiyeti geçirmek üzere yapılan bir ön sözleşmedir. Türk Medeni Kanununun 716.maddesi hükmünce de mülkiyetin iradi olarak aktarılmaması halinde vaad alacaklısı tescilin hükmen yapılması için dava açabilir. Somut uyuşmazlıkta; davanın konusu 22.11.2000 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle vaad alacaklısı davacıya geçirilmesi kararlaştırılan payın hükmen tescilidir. Davalı vaad borçlusu açılan dava sonucu satış vaadine konu payı hükmen 26.09.2002 tarihinde kazanmıştır. Davanın ise 25.07.2005 tarihinde açıldığı görülmektedir. Az yukarıda sözü edildiği üzere satış vaadi sözleşmesi doğrudan mülkiyeti aktarmadığından, mülkiyet kayıt maliki vaad borçlusunun üzerinde kaldığı sürece satışı vaad olunan taşınmazın emlak vergilerini ödemek görevi «aksine sözleşme hükmü olmadıkça» malik olan vaad borçlusuna aittir. 22.11.2000 tarihli sözleşmede de aksine hüküm bulunmadığından, satışı vaad olunan payın mülkiyeti vaad borçlusu üzerinde kaldığı sürece taşınmazın emlak vergileri kayıt maliki tarafından ödenmelidir. Diğer taraftan; her ne kadar, 22.11.2000 tarihli sözleşmede «….. ferağ aşamasındaki alım satımla ilgili harç ve vergiler (satıcı) olarak tarafımızda ödenmesi gereken her türlü harç ve vergiler dahil alıcısına aittir…..» hükmü yazılmış ise de, tarafların eldeki davanın görüldüğü aşamada bu hükmün icrasını mahkeme kararıyla yerine getirmelerini isteme olanakları yoktur. Çünkü HUMK.nun 74. maddesi gereğince hakim taleple bağlı olarak hüküm kurar. Sözleşmenin anılan hükmü mülkiyet aktarımı davasının hükmen kesinleşmesinden sonra ancak taşınmazın ferağ takririnin yapılması aşamasında uygulanabilir. Şayet ferağ takriri aşamasında vaad alacaklısı sözleşmenin bu hükmüne aykırı davranırsa sözleşmedeki harç ve vergilerin vaad borçlusu tarafından ödenmesi vaad borçlusunun da ödediği bu vergileri 22.11.2000 tarihli sözleşme hükmünden yararlanarak dava yoluyla alacaklıdan istemesi olanaklıdır. Vaad alacaklısının hükümden sonraki tavrının ne olacağı şimdiden kestirilemeyeceğinden, mahkemenin karar gerekçesinde veya mahkeme kararına dayanak yapılan bilirkişi raporunda bu konuda beyanda bulunulmuş olmasının önemi yoktur. Karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen yönler ve Dairemize olağan olmayan yöntemle gönderilen dilekçedeki nedenler esasen daha önce temyiz konusu da yapılmıştır. Yerel mahkemece yapılan yargılama toplanan deliller ve dosya içeriği gereği usul ve yasaya uygun bulunmuş, temyiz istemi bu gerekçelerle karşılanarak onanmıştır. Dairemizin onama ilamında düzeltilmesi gereken bir yön bulunmadığından, HUMK.nun 440. maddesindeki nedenlerden hiçbirisine uymayan davalının karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, H.U.M.K.’nun 440. maddesinde öngörülen hususlardan hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, aynı Yasanın 442/son ve 4421 sayılı Kanunun 2 ve 4/b-1 maddeleri delaleti ile takdiren, 170 YTL para cezasının düzeltme isteyenden tahsiline, red harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 27.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.