9. Hukuk Dairesi 2024/12892 E. , 2024/14800 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi KARAR : Direnme TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 24.05.2023
**9. Hukuk Dairesi 2024/12892 E. , 2024/14800 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi KARAR : Direnme TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/11640 Esas, 2023/7632 Karar sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dairemiz bozma kararına İlk Derece Mahkemesince direnilmesi üzerine karar taraf vekillerince temyiz edilmekle 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede; Yabancı unsurlu iş sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkta yabancı hukukun uygulanması taraflar açısından öngörülebilir bir durumdur. Taraflar bir hukuk seçimi yapmamış olsalar dahi 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (5718 sayılı Kanun) 27 nci maddesinin ikinci fıkrası düzenlemesi doğrultusunda uyuşmazlıkta yabancı hukukun uygulanması mümkün olabilmektedir. Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Mutad işyeri hukuku, karakteristik edimin ifa yeri hukuku olarak iş sözleşmesiyle en sıkı ilişkili olan hukuktur. 5718 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen daha sıkı ilişkili hukuk ise bir istisna hükmü olup bu hükmün iş sözleşmelerinde dar yorumlanması gerekir (..., Bireysel İş Sözleşmelerine Uygulanacak Hukuk, İstanbul, 2021, s. 74, 89). Belirtmek gerekir ki 5718 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin birinci fıkrasında hâkimin, Türk kanunlar ihtilafı kurallarını ve yetkili olan yabancı hukuku resen uygulayacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesine göre ise hâkim, Türk hukukunu resen uygulamak durumundadır. Bu durumda daha önce farklı Yargıtay uygulamalarının bulunmasının, açık kanun hükümlerinin göz ardı edilmesine gerekçe olarak gösterilemeyeceği değerlendirilmiştir. Öte yandan genel işlem koşulları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin birinci fıkrasına göre bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Genel işlem koşulları ilk defa 6098 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanmıştır. Genel işlem koşullarının iş hukukundaki görünüm şekli ise genel iş koşullarıdır. Bu nedenle, 6098 sayılı Kanun’un genel işlem koşullarını düzenleyen 20 ila 25 inci maddeleri genel iş koşulları hakkında da uygulanır. Somut olayda taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmelerinden 21.05.2011-23.11.2011 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan sözleşmenin, mülga 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu tarihte düzenlendiği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Bu nedenle düzenlendiği tarih itibarıyla 6098 sayılı Kanun yürürlükte olmadığından genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler belirtilen sözleşme bakımından uygulanamayacağı gibi bu hükümlerin, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 2 nci maddesi gereğince kamu düzeni ve genel ahlâka ilişkin bir kural niteliğinde bulunmaması nedeniyle geçmişe etkili şekilde somut olaya uygulanması da mümkün değildir. Nitekim belirtilen ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.12.2021 tarihli ve 2018/(19)11-1109 Esas, 2021/1718 Karar sayılı kararı ile 12.03.2020 tarihli ve 2017/11-36 Esas, 2020/290 Karar sayılı kararında da vurgulanmıştır. 01.11.2014-04.04.2015 tarihlerini kapsayan yurt dışı iş sözleşmesine ise 6098 sayılı Kanun'un genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerinin uygulanabilirliği kabul edilse dahi bu hükümlerin, hukuk seçimi anlaşmasının geçersizliğine gerekçe olamayacağını belirtmek gerekir. Söz konusu hükümler, hukuk seçimi anlaşmasına uygulanacak hukukun Türk hukuku olması hâlinde işlev görebilir. Bunun dışında 6098 sayılı Kanun’un bahsi geçen hükümleri, bunların doğrudan uygulanan kural niteliğinde kabul edilmeleri yahut yabancı hukukun ilgili hükümlerinin uygulanmasının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde uygulanabilir (..., Yurt Dışında Çalışan Türk Vatandaşı İşçilerin Türkiye’de Açtıkları İşçi Alacaklarına Dair Davalarda Milletlerarası Yetki ve Uygulanacak Hukuk Meseleleri, Prof. Dr. ...’a ..., Cilt I, Ankara, 2022, s.244). Yurt dışı iş sözleşmelerinde, işverenin bilgi verme yükümlülüğüne yönelik maddelere de rastlamak mümkündür. Maddeye aykırı davranışın yaptırımının açıklanmadığı bu tür sözleşme maddelerinin düzenleniş amacının, çalışılan ülke mevzuatına aykırı işveren uygulamasının önüne geçmek olduğu kabul edilmelidir. Bir başka anlatımla bu tür maddeler; işverenin çalışılan ülke mevzuatına uygun hareket etmesini sağlamaya bu bağlamda işçinin çalışılan ülke mevzuatına uygun olarak hak ve alacaklarını garanti altına almaya yöneliktir. Dolayısıyla işverenin bilgi verme yükümlüğünü ihlal etmesinin, uyuşmazlığa çalışılan ülke mevzuatının uygulanmasını engeller mahiyette görülemeyeceği değerlendirilmiştir. Somut uyuşmazlıkta işçi, çalıştığı süre boyunca işini kararlaştırılan ülkede sürekli olarak yapmış olup dava dilekçesinde de açıklandığı üzere çalışması davalı işverenin yurt dışı şantiyelerinde geçmiştir. Dolayısıyla davacının geçici olarak başka bir ülkede çalıştığından söz edilemeyeceği açıktır. Açıkça hukuk seçimi yapılan dönem bakımından daha sıkı ilişkili hukuk değerlendirmesi yapılması 5718 sayılı Kanun hükümleri karşısında mümkün değildir. Öte yandan işverence, açık hukuk seçimine karşın kararlaştırılan ülke hukukunun uygulanmamış olması ise tarafların fiilî olarak Türk hukukuna göre uygulama yapılmasını kararlaştırdığını değil sözleşmenin tek yanlı olarak uygulanmadığını gösterir. Açık olmayan iş mevzuatı kurallarının yorumlanmasında, işçi lehine yorum yöntemine başvurulması mümkündür. Ancak yorum gerektirmeyecek kadar açık olan hükümler işçi lehine de olsa yorumlanamazlar. İşçi lehine yorum ilkesi, yabancılık unsuru bulunan uyuşmazlıklarda; ancak uygulanacak hukuk açıkça seçilmediğinde ve daha sıkı ilişkili hukukun tespiti bakımından gerektiğinde uygulanabilir. Şu hâlde direnmeye konu uyuşmazlıkta bu ilkeden hareketle sonuca varılması mümkün değildir. Kanunlar ihtilafı hukukundaki kamu düzeni anlayışı ise, iç hukukun kamu düzeni anlayışından farklı ve daha dar kapsamlıdır. Somut olayda davalı işverenin yurt dışı projelerinde çalıştırılmak üzere istihdam edilen davacı işçinin hukuk seçimi anlaşması bulunan 21.05.2011-23.11.2011 tarihleri arasındaki çalışması yönünden Kosova hukukunun, 01.11.2014-04.04.2015 tarihleri arasındaki çalışması yönünden Rusya hukukunun uyuşmazlığa uygulanması gerektiğinin, sözleşme bulunmayan dönemler bakımından ise 04.07.1995-17.11.1995 tarihleri arasında Rusya'da çalışıldığından mutad işyeri hukuku olarak Rusya hukukunun, 17.06.2003-29.07.2004 tarihleri arasında Hırvatistan'da çalışıldığından mutad işyeri hukuku olarak Hırvatistan hukukunun, 07.03.2005-28.02.2006 tarihleri arasında ... çalışıldığından mutad işyeri hukuku olarak ... hukukunun, 04.08.2007-31.03.2009 tarihleri arasında Arnavutluk'ta çalışıldığından mutad işyeri hukuku olarak Arnavutluk hukukunun uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır. Belirtilen ve bozma kararında açıklanan diğer sebeplerle Dairemiz kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeple; Dosyanın YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE, 18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.