Başvuru, tıbbi ihmal sonucu meydana gelen ölüm olayı hakkında yapılan hukuk yargılamasının makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu meydana gelen ölüm olayı hakkında yapılan hukuk yargılamasının makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu Emine Baykal'ın oğlu ve diğer başvurucuların kardeşi B., burunda şekil bozukluğu ve deviasyona yönelik septorinoplasti ameliyatı olmak için Özel A... Sağlık Hizmetleri A.Ş.ye ait Samsun Özel S. Hastanesine (Hastane) başvurmuştur. 1/6/2004 tarihinde ameliyata alınan B., anestezi uygulanır uygulanmaz kötüleşmiş ve yapılan müdahalelere rağmen malign hipetermiye bağlı solunum ve dolaşım durması sonucu vefat etmiştir. Başvurucular, yakınlarının ölümünde kusurları olduğu iddiasıyla Hastane ile doktorlar Ş.K. ve O.Y. aleyhine 24/11/2005 tarihinde İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesi talebiyle dava açmıştır. Mahkeme, ölümle sonuçlanan tıbbi sürece ilişkin Adli Tıp Kurumu Adli Tıp Üçüncü İhtisas Kurulundan (Adli Tıp Kurumu) rapor almıştır. Adli Tıp Kurumu 20/1/2010 tarihli raporunda; anestezi uygulamasında olayın gelişimine göre kişinin ölümünün anestezik ve analjezik maddelere karşı çok nadir gelişebilen ve aşırı vücut ısısı yükselmesiyle seyreden malign hipertermiye bağlı solunum ve dolaşım durmasından ileri geldiği, ameliyat hazırlığının yeterli ve yerinde olduğu, malign hipertermi erkeklerde daha yaygın olup hastanın hem aile hikâyesi hem de daha önceden anestezik ajanlara maruz kalma hikâyesinin hekime güvenli bilgi verdiği, malign hipertermi oluşan hastaların yaklaşık yarısında daha önceden aldıkları anestezide bir sorun yaşanmadığı, hastada ameliyat öncesi muayenede malign hipertermiyi düşündürecek bir risk faktörünün mevcut olmadığı, tanı konulur konulmaz tüm anestezik ajanların kesilip yüzde yüz oksijen ve soğutma işlemi yapılmasının yerinde olduğu, acil basamak tedavisinin uygulandığı, geç sevkin söz konusu olmadığı, uygulanan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu mütalaa edilmiştir. Başvurucu, Adli Tıp Kurumu raporuna itiraz etmiş; Mahkeme 29/12/2010 tarihinde Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan yeniden rapor alınmasına karar vermiştir. Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun 3/5/2012 tarihli raporunun sonuç kısmında Adli Tıp Kurumunun 20/1/2010 tarihli raporuna benzer şekilde mütalaa bildirilmiştir. Mahkeme 14/5/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme gerekçeli kararında; Sultanbeyli Cumhuriyet Başsavcılığının olayla ilgili soruşturma dosyasının incelendiğini, Hastanenin İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünce yapılan denetiminde ameliyathanenin mevzuata uygun, ekipman olarak yeterli ve bu tür bir ameliyat yapabilmek için elverişli olduğunun değerlendirildiğini belirterek Adli Tıp Kurumu raporları doğrultusunda davanın reddine karar verildiğini belirtmiştir. Başvurucular, dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek anılan kararı temyiz etmiş; Yargıtay Hukuk Dairesinin temyiz incelemesi sonucunda bozma kararı verilmiştir. 22/1/2015 tarihli bozma kararı gerekçesinde alınan Adli Tıp Kurumu raporlarının yetersiz oldukları belirtilerek üniversitelerin ana bilim dallarından seçilecek uzmanlardan oluşacak bir bilirkişi kurulundan denetime elverişli bir raporun yeniden alınıp karar verilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur. Bozma kararına karşı davalıların yaptığı karar düzeltme talebi 17/11/2015 tarihinde reddedilmiştir. Ulusal Yargı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede B.nin babası Yusuf Baykal'ın 17/8/2017 tarihinde bir başka bireysel başvuruda aynı tazminat davasının makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı ile yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasında bulunduğu görülmüştür (Yusuf Baykal, B. No: 2017/32663, 16/9/2020). Yusuf Baykal'ın yaptığı bireysel başvurunun incelemesi devam ederken bozma kararına uyup Yargıtay ilamı doğrultusunda yargılama yapan Mahkeme; 6/12/2019 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar vererek davacılara 000 TL maddi, 000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Mahkeme karar gerekçesinde, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesinden alınan 22/11/2018 tarihli rapora dayanarak bu rapordaki davalı idarenin malign hipertermiden şüphelendikten sonraki süreci yönetmede eksik ve uygun olmayan yaklaşımı ile ameliyathane ve yoğun bakım donanımındaki eksiklikler nedeniyle sorumluluğunun olduğu tespitlerine işaret etmiş ve hareket ile netice arasında sebep sonuç ilişkisi olması dolayısıyla tazminat taleplerinin kabul edildiğini belirtmiştir. Karara karşı davacılar ve davalılar vekilleri kanun yoluna başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi 16/9/2020 tarihinde Yusuf Baykal'ın yaptığı bireysel başvuruyu kabul ederek yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğini tespit etmiş ve başvurucu Yusuf Baykal'a 000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Dosyanın temyiz incelemesi sonuçlanmadan başvurucular 29/12/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. UYAP'tan yapılan kontrolde bireysel başvuru incelemesi devam ederken temyiz sürecinin tamamlandığı, Mahkemenin verdiği kararın onanarak 28/12/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.