7. Hukuk Dairesi 2013/1195 E. , 2013/2513 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1.Davacı vekili temyiz yoluna başvurduktan sonra vekaletnamesindeki yetkisine dayanarak 31.12.2012 tarihinde temyiz isteminden vazgeçmiş olduğundan temyiz dilekçesinin feragattan REDDİNE, 2-Davacı vekili, müvekkilinin sözleşmesinin haksız fes…
**7. Hukuk Dairesi 2013/1195 E. , 2013/2513 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1.Davacı vekili temyiz yoluna başvurduktan sonra vekaletnamesindeki yetkisine dayanarak 31.12.2012 tarihinde temyiz isteminden vazgeçmiş olduğundan temyiz dilekçesinin feragattan REDDİNE, 2-Davacı vekili, müvekkilinin sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı usulüne uygun tebligata rağmen davaya katılmamış davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu usul hukuku değil, dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk meselesidir. Bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme dava konusu hakkın esasına girip karar veremez. Davayı sıfat yokluğundan reddetmesi gerekir. Davacı olma sıfatı dava konusu hakkın sahibine davalı sıfatı ise sübjektif hak kendisinden istenebilecek kişiye aittir. Kuşkusuz bu hak sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz iktisaptan veya kanundan doğabilir. Bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın gerçek borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın gerçek borçlusundan başka bir kişiye karşı açılırsa, dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil, davalının davalı sıfatına sahip olmadığından dolayı reddedilir. (Hukuk Muhakemeleri Usulü, Prof. Dr. Baki Kuru, I. Cilt, s. 1159) Taraf sıfatı dava şartı değildir. Ancak taraf sıfatı itiraz niteliğinde olduğundan hakim diğer itirazlar gibi dosyadan anlaşılabildiği sürece resen dikkate alır. (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, I. Cilt, ../. 2013/1195-2513 S.2 s. 1195; Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez - Prof.Dr.Oğuz Atalay - Prof.Dr.Muhammet Özekes Medeni Usul Hukuku Temel Bilgiler, s. 214) 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 124. maddesi ile bir davada taraf değişikliğinin, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkün olduğu, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilebileceği, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde hâkimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebileceği düzenlenmiştir. Hasımda yanılma halinde taraf değişikliği karşı tarafın muvafakati ile gerçekleştirilebilirken maddi hata bulunması, dürüstlük kuralına aykırı olmaması veya hasımda yanlışlığın kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde ise karşı tarafın muvafakati aranmaksızın hakim tarafından kabul edilmek suretiyle yapılabilmektedir. Somut olayda, davacı tarafından dava açılma aşamasında sunulan taraflar arasında düzenlenen hizmet sözleşmesi, SGK'na verilen sağlık belgesi, işe giriş bildirgelerinde davacının dava dışı Gerçek Özel Güvenlik Hizmetleri Ltd Şti’de çalıştığı anlaşılmaktadır. Ancak davacı davasını işveren vekili olan şirket müdürünü hasım göstererek şirketin türünü yazmadan “...-Gerçek Özel Güvenlik Hizmetleri” şeklinde açmıştır. Dosyada bulunan davalı şirkete ait görev yeri kayıt defterinde şirket adının dava dilekçesinde gösterildiği gibi Ticaret Kanununa aykırı olarak “Gerçek Özel Güvenlik Hizmetleri” şeklinde yazıldığı görülmekle davacının davasını bu şekilde açmasında işverenin ünvanını yanıltıcı şekilde kullanmasının rol oynadığı anlaşılmakla, yanılgı kabul edilebilir bir özüre dayanmakla husumetin usulünce işveren "Gerçek Özel Güvenlik Hizmetleri Ltd.Şirketine” yöneltilmesi için davacıya önel verilerek işveren şirketin savunması alınıp delilleri toplandıktan sonra çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken işveren sıfatı bulunmayan şirket müdürü hakkında hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının öteki itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, davacının temyiz dilekçesinin feragattan reddine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı ve davalıya iadesine, 11.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.