10. Hukuk Dairesi 2011/11111 E. , 2012/23542 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 410-442 Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. maddeleri gereğince davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ...
**10. Hukuk Dairesi 2011/11111 E. , 2012/23542 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 410-442 Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. maddeleri gereğince davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1- 5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereğince, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 10 ve 26. maddeleridir. Somut olay incelendiğinde; 22.9.2007 tarihinde sigortalı ... loderin kepçe hidrolik hortumunun yağ kaçırması üzerine loderin kepçesini havaya kaldırarak hidrolik hortumun bağlantı civatalarını sökerken boşalan kepçenin üzerine düşmesi sonucu vefat etmiştir. Mahkemece, 26.maddenin koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda gerekli araştırma yapılmış olmasına rağmen 10. maddenin koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmamıştır. 506 sayılı Kanunun 10. maddesi ile işverenin kusursuz sorumluluğunun oluşabilmesi için, zararlandırıcı sigorta olayının, işe giriş bildirgesinin Kuruma ve iadeli-taahhütlü olarak postaya verilmesinden önce meydana gelmiş olması aranmaktadır. Anılan maddeye göre, işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanmakta olup, zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet, sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından, 10.maddeye göre sorumlu tutulması gerekir. Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında; Mahkemece; Hukuk Genel Kurulu’nun 19.03.2008 tarih 2008/10-254 E, 266 K sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, tarafların kusur oranı gözetilmeksizin belirlenen masraf ve giderlerden, Borçlar Kanunu’nun 43-44. maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50'sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak, davalının sorumlu olduğu miktar belirlendikten sonra, rücu alacağına hükmedilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Öte yandan, davalı ...' ın işveren vekili olup olmadığı hususu araştırılmalı, davalı ...' ın sadece şirket ortağı olarak üçüncü kişi durumunda olduğunun anlaşılması karşısında;506 sayılı Yasanın 10.maddesi kapsamında birlikte işverenle birlikte sorumlu tutulmayacağı ,şayet işveren vekili olduğunun anlaşılması karşısında; işveren davalı Şirket ile 506 sayılı Yasanın 10.maddesi kapsamında birlikte sorumlu tutulması gerektiği göz ardı edilmemelidir. 3-Bilindiği gibi Borçlar Kanununun 53’üncü maddesi hükmü uyarınca hukuk hâkimi kesinleşen ceza dosyasındaki maddi olgu ile bağlıdır. Dosya kapsamındaki raporlardan bir kısım davalılar ve üçüncü kişiler aleyhine ceza davası açıldığı ve anılan dava dosyasının aslı ya da suretinin dosya içeriğinde bulunmadığının anlaşılması karşısında; ceza dosyasının sonucu beklenmeli, kesinleştikten sonra dosyaya celbi ile bu şahısların cezalandırılmalarına karar verilmiş olması halinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişiler kurulu aracılığı ile yeniden kusur incelemesi yaptırılarak, gerek davalıların gerekse zararlandırıcı sigorta olayının Oluşumunda kusuru olduğu iddia edilen dava dışı üçüncü kişilerin belirlenen maddi olgular çerçevesinde kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir. 4-İş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri, hak sahiplerinin yaşı, gelirin kesilme olasılığı ve iskonto oranı gözetilerek belirlenen tutarı ifade etmektedir. 506 sayılı Yasa'nın 92. maddesi ise, "Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir." düzenlemesini içermektedir. İş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahibine bağlanan gelir, 506 sayılı Yasa'nın 92. maddesi uyarınca düşmüş, sosyal yardım zammının da başka dosyadan ödendiği anlaşılmıştır. Dava konusu edilen gelirlerin, 506 sayılı Yasa'nın 92. maddesi uyarınca düştüğü gerçeği karşısında, bu indirimin davalıların tazminle sorumlu olduğu ilk peşin sermaye değerli gelir miktarına da yansıtılması gerektiğinden, gelirin başlangıç tarihi itibariyle 506 sayılı Yasanın 92. madde uygulaması gözetilerek belirlenmiş miktarını gösterir bilgi kurumdan sorularak bildirilecek rakam üzerinden hesaplama yapılmalıdır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması, usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, taraflar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 27.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.