12. Ceza Dairesi 2021/168 E. , 2024/7248 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/68 E. 2016/202 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükümlerin katılan vekili tarafından, temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği
**12. Ceza Dairesi 2021/168 E. , 2024/7248 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/68 E. 2016/202 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükümlerin katılan vekili tarafından, temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Adalar Asliye Ceza Mahkemesi'nin 12.05.2016 tarihli 2012/68 Esas, 2016/202 Karar sayılı ilamıyla; sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, müsnet suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırcı delil bulunmadığı gerekçesiyle beraatlerine, karar verilmiş kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; beraatine karar verilen sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ve re'sen tespit olunacak nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR .... Sanayi Limited şirketine ait ... meydanı 20 pafta, 76 ada, 14 parsel sayılı kentsel sit alanında kaldığı tespit olunan taşınmazda yapılan incelemede koruma kurulunca onaylı güçlendirme projesinde radyojanerel olarak tastikli temel aplikasyonunun kısmı bodrum kat olmasına karşılık yerinde bina konturlarından yapıldığı, üst kattaki odalara beş adet banyo ilave edildiğinin tespit edilmesi üzerine 02.04.2010 tarihli yapı tatil tutanağı düzenlenerek yapan ve yaptıranlar hakkında Adalar Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce suç duyurusunda bulunulması üzerine sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kamu davası açıldığı, yürütülen yargılama kapsamında; Adalar Belediye Başkanlığı, İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce dava konusu yapıya ilişkin 23.02 2009 gün ve 288 sayı ile yapı güçlendirmesi için inşaat yapımı ruhsatı verildiği görülmüştür. Mahkemece icra edilen keşif üzerine dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre; Bodrum katta yapılan inceleme de, Koruma Kurulunca tasdik edilen ve Belediyesince güçlendirme ruhsatı verilen kısmi bodrum katın tam kata tahvil edildiği, zemin katta, tasdikli projede salon olarak gösterilen kısım da banyo ilave edildiği, 2 odadan 1'nin iptal edilerek mevcut odaya ait banyo konuma getirildiği, bir oda ile banyo arasına kapı açılarak mevcut banyonun odaya katıldığı, 1.normal katta, salon olarak gösterilen piyese banyo ilave edildiği, arka cephedeki mutlağa banyonun bir kısımı ilavo edilerek odaya konumuna getirildiği, 2.normal katta, salon olarak gösterilerek piyese banyo ilave edildiği, mutfağın odaya dönüştürülmüş olup, mevcut banyo odaya dönüştürülen mutfağın ve bitişiğindeki odaya ait 2 banyo konumuna getirildiği, diğer tarafta 2 oda arasındaki banyomun holden girilen kapısı kapatılıp, banyo ikiye bölünüp, iki odaya ait banyo konumuna getirildiği ve çatı katında, mevcut banyonun holden girilen kapısı kapatılıp ikiye bölünmek sureti ile mutfak olup odaya dönüştürülen piyese ve diğer odaya ait iki banyo konumuna getirildiği belirtilerek sanıklar tarafından suça konu imalatların onaylı güçlendirme projesine uygun hale getirilmesinin kurulca onaylı tadilat projesi ile giderebileceği tespitlerine yer verildiği anlaşılmıştır. Sanık ...'ın alınan savunmasında: Taşınmazın onaylı güçlendirme projesine göre mevcut yapıya sadece güçlendirme yaparak çatı piramitlerini aktardığını, mevcut statik projesini tamamladığını veproje dışında bir işlem yapmadığını. 2009 yılının Eylül ayında istifa ettiğini, İlk şirket müdürü olan ... başka birisiyle çalışacaklarını söylediğini beyanla suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir. Sanık ...'in alınan savunmasında: ... ve ... ile 2007 yılında tanıştığını, şirket müdürlüğünü yaptığı dönemde Büyükadadaki taşınmazın çatısının yenilenmesi ve güçlendirilmesi için ...'la anlaşıldığını, ... kaba inşaatı tamamladığını bu arada ... ve ...'in inşaatın uzadığından bahisle ... ile aralarında anlaşmazlık çıktığını ve ... kaba inşaatı tamamlanmış olarak inşaatı bıraktığını. Kendisinin daha sonra 4-5 ayrı şirketle görüştüğünü ve inşaata yeni şirketin devam ettiğini, kendisinin de ... ve ... arasında anlaşmazlık çıkınca şirketten ayrıldığını, inşaatın bu aşamasına kadar hep belediyenin kontrolünde işler yürütüldüğünü beyanla suçlamaları kabul etmemiştir. Sanık ...'ın tercüman vasıtasıyla alınan savunmasında: " Ben Büyükada da bulunan... inşaat turizm limited şirketini kardeşi ... ile birlikte sahibi olduklarını, halen burası Büyükada da otel olarak hizmet vermekte olduğunu, söz konusu şirketi 2007 yılında kurduklarını 2008 yılında söz konusu otelin bulunduğu yerdeki yapıyı tadilat etmeye başladıklarını, o dönemde şirketlerinin başında müdür olarak ... bulunmakta olduğunu, bu işlerde yetkili kişinin İlker olduğunu, inşaat tamamlanınca bir süre sonra 2010 yılında çıkan anlaşmazlık nedeni ile İlker in işine son verdiklerini, bu dönemde yasal mevzuatı müdür takip ettiği için ben usulsüzlük olduğunu bilmiediğini, inşaat sırasında ... ismini duyduğunu ama inşaatdaki pozisyonunu çok net hatırlamıadığını, beyanla suçlamaları kabul etmemiştir. Sanık ... tercüman vasıtasıyla alınan savunmasında: 2007 yılında Türkiye'de yatırım yapmaya karar verdiğini, şirkete ...'in müdür olarak tayin edildiğini, kendisinin Büyükada otele ilişkin işlemleri yapacağını, 2010 yılına kadar müdürün işlemleri usulüne göre yaptığını zannettiklerini, yasaları bilmedikleri için müdürün yaptığı işlemleri usulüne uygun sandıklarını, Türk kanunlarını bilemdiğinden yabancı oludğundan suç teşkil edecek eylemleri bilmediğinden yetkileri müdüre verdiklerini beyanla suçlamaları kabul etmemiştir. Dosya kapsamında sanık ... tarafından 03.09.2009 tarihli dilekçe ile Adalar Belediye Başkanlığına inşaatta sözleşmede yer alan işlemler tamamlandığından müteahhitlik görevinin sona erdiğini belirten dilekçe verdiği, yine dosya kapsamındaki 19.01.2010 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinden temyiz dışı sanık İlkerin 11.01.2010 tarihinde şirket müdürlüğüne son verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde, sanıklar ..., ... ., ...'ın 2863 sayılı yasaya muhalefet suçundan kamu davası açılmış ise de; suça konu olan inşai faaliyetin temyize konu sanıklar tarafından gerçekleştirildiğine dair mahkumiyetleeine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatlerine karar verildiği anlaşılmıştır. IV.GEREKÇE VE KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2023 tarihli, 2023/6-7 Esas, 2023/481 Karar no'lu ilamında da belirtildiği üzere; Dairemizce yapılan temyiz incelemesinden önce atılı suça ilişkin dava zamanaşımı gerçekleşmiş ise de "derhal beraat" kavramının, fiilin ilk bakışta suç teşkil etmemesi veya kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması hâlleri ile sınırlı tutulmasının söz konusu düzenlemenin konuluş amacına ters düşeceği, CMK'nın 223. maddesinin 9. fıkrasında geçen "derhal" sözcüğünün, dosyanın mevcut durumunu ifade ettiği, başka bir anlatımla, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, aleyhine olan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilemeyeceği, ayrıca çeşitli sebeplerle muhakemenin yavaş işlemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle zamanaşımının gündeme geldiği de göz önünde bulundurulduğunda, düşme kararı verilmesinin söz konusu gecikmenin sonucunun sanığa yükletilmesi anlamına geleceği, diğer taraftan beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki lekelenmeme hakkının da ihlali niteliğinde olacağı, zira yargılamanın geldiği aşama itibarıyla beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin, sanığın atılı suçu işleyip işlemediği hususunda tereddüte yol açacağı, son olarak da sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuk davaları üzerindeki etkisine dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.01.2022 tarihli ve 1437-15 sayılı kararında da açıklandığı üzere ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusuyla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek durumlarda artık zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil sanığın daha lehine olan beraat kararı verilmesi gerektiği anlaşılmakla; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2024 tarihinde karar verildi.