T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/162 - 2026/338 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/162 KARAR NO : 2026/338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2023 NUMARASI : 2022/305 E. - 2023/109 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince v…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/162 - 2026/338 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/162 KARAR NO : 2026/338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2023 NUMARASI : 2022/305 E. - 2023/109 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/03/2023 Tarih ve 2022/305 Esas - 2023/109 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2019/121115 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirket tarafından bu başvuruya itiraz edildiğini, diğer davalı Kurum tarafından davalı Şirketin 2009/57649 sayılı "..." ibareli markasına dayalı itirazının kısmen kabul edildiğini ve bir kısım malların başvuru kapsamından çıkarıldığını, alınan kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerinden çok farklı bulunduğunu, davalının markasının hem ibarelerden hem de baskın bir şekil ve renk unsurlarından oluşan karma bir marka olduğunu, markada geçen ve uyuşmazlık konusu olan "..." ibaresinin işarette küçük puntolarla yazılmış bir yan unsur niteliğinde bulunduğunu, bu işarette ayırt edici unsurun “...” ibaresi ve şekil unsuru olduğunu, müvekkili markasında da kırmızı renkli harflerle yazılmış "..." ibaresinin ön plana çıktığını, bu ibarenin müvekkilinin çatı markası olduğundan bahisle işarette geri planda algılandığının söylenmesinin mümkün olmadığını, taraf markalarında yan unsur hüviyetinde kullanılmış olan ve zaten yerleşik/bilinen anlamı itibariyle markasal hüviyette ayırt edicilikten yoksun olan "..." ibaresinin ortaklığından hareketle, taraf markalarının karıştırılacağının söylenmesinin mümkün bulunmadığını, ayrıca her ne kadar davalının kısmi redde mesnet markasının sadece “dondurulmuş/paketlenmiş parmak patates, pizza, mantı, milföy” mallarında ciddi biçimde kullanıldığı kabul edilmişse de, müvekkili markasının "kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar, patates cipsleri, makarnalar, mantılar, erişteler, pastacılık ve fırın mamülleri, tatlılar, ekmek, simit, poğaça, pide,sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül" malları bakımından reddedilmesinin de hatalı bir işlem olduğunu, zira davalının markasını kullanmadığı mallar yönünden de müvekkili başvurusunun reddedildiğini ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-7751 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mallar yönünden karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Otomotiv Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili, müvekkilinin redde mesnet 2009/57649 sayılı markasında esas koruma altında olan unsurun çatı markası olan "..." ibaresi değil, markanın tescil kapsamındaki mallar bakımından tanımlayıcı olmayan "..." ibaresi olduğunu, davacının markasında da bu ibarenin birebir aynısının esas unsur hüviyetinde kullanıldığını, davacının markasında geçen "..." ibaresinin de davacının çatı markası olduğunu ve davacının çok sayıdaki tescilli markası kapsamında bu ibarenin zaten korunduğunu, kaldı ki müvekkilinin çatı markası olan "..." ibaresinin, bir çok dilde "..." anlamı taşıdığını, dolayısıyla bir an için müvekkili markasının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu düşünülse dahi markalar arasında halen açık bir iltibasın mevcut olduğunun kabulünün gerekeceğini, ayrıca da taraf markalarının aynı/aynı tür emtialarda kullanılacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, redde mesnet markanın kullanımının ispatlandığı emtialar ile başvuru markasından çıkartılan ve iş bu davaya konu olan emtiaların aynı, aynı tür veya benzer bulunduğu, gerek başvuru markasının, gerekse redde mesnet markanın esas unsurunun "..." sözcüğü olduğu, "..." ve "..." ibarelerinin çatı marka vasıflarının bulunduğu, buna göre daha önce redde mesnet markayı gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra başvuru markasını davaya konu emtialar üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu marka ile redde mesnet marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, taraf markaları arasında benzerlik, ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, aksi yöndeki Kurum kararının hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki benzerlik değerlendirmesinin, kanunun ve uygulamanın aksine marka bütünü ve tüketicinin ilk izlenimindeki etki dikkate alınmadan yapıldığını, sadece ibarelerin ortak olması nedeniyle markaların benzer sayıldığını ve markaların ilişkilendirileceğinin belirtildiğini, başvuru konusu "..." markasının, müvekkilinin "..." markalarının serisi niteliğinde bir marka olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı Şirketin 03.12.2019 tarihinde 2019/121115 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, başvuru kapsamında 29,30,32,35 ve 43. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, davalı tarafından "..." ve "..." ibareli diğer markalara dayalı olarak SMK'nın 6/1,3,4,5,6,9 maddeleri kapsamında başvuruya itiraz edildiği, davacı tarafından kullanım ispatı talebinde bulunulduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalı itirazının reddine karar verildiği, davalı Şirketin bu kararın yeniden incelenmesi talebinin ise YİDK'in 24.06.2022 tarih ve 2022-M-7751 sayılı kararıyla, itiraza mesnet 2009/57649 sayılı davalı markasının "dondurulmuş/paketlenmiş parmak patates, pizza, mantı, milföy" malları için kullanımının ispatlandığı, başvuru ile 2009/57649 sayılı markanın, ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimaline neden olabilecek şekilde benzer olduğu gerekçesiyle kısmen yerinde görüldüğü ve başvuru kapsamından 29. sınıf "Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Patates cipsleri.", 30. sınıf "Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül." mallarının çıkarıldığı, anılan kararın davacı tarafa 28.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında, başvuru kapsamından çıkarılan malların tamamı bakımından SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı, bu bağlamda dava konusu YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "..." ibaresinden, redde mesnet 2009/57649 sayılı marka ise "..." ibaresinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere taraf markalarında "..." ibaresi ortak olarak yer almakta olup, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlıkta, bu ibarenin taraf markalarında ortak olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre "..." kelimesi, "Eğlenmek veya bir olayı kutlamak amacıyla birçok kimsenin bir araya gelerek yedikleri yemek, şölen, toy" anlamlarına gelmektedir. Bu anlamı itibariyle "..." kelimesinin, başvuru kapsamından çıkarılan 29. ve 30. sınıftaki gıda ürünleri yönünden ayırt ediciliğinin oldukça düşük bulunduğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de ayırt ediciliği zayıf ibareleri içeren markaların koruma kapsamları dar değerlendirilmelidir. Diğer bir deyişle, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerekmektedir. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak kullanılan "..." ibaresinin zayıf ayırt ediciliği nedeniyle taraf markalarının asli unsurlarının, tarafların çatı markaları olan "..." ve "..." ibareleri olduğu, bu haliyle dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı değerlendirilmiş, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi yerinde görülmemiştir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/09/2024 tarih, 2023/4015 Esas, 2024/6497 Karar sayılı kararında da, "..." ibaresinin 29. sınıftaki mallar yönünden tanımlayıcı ve ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edilerek, aynı sonuçlara ulaşılmıştır. Taraf markaları arasında benzerlik görülmediğinden, Dairemizce, ayrıca emtia benzerliğinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesi de yaptırılmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka işaretleri arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 08/03/2023 gün ve 2022/305 Esas - 2023/109 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 24.06.2022 tarih, 2022-M-7751 sayılı kararının İPTALİNE, 3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.750,00-TL bilirkişi ücreti, 180,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 215,00-TL tebligat ve posta giderleri, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı 4.883,00-TL yargılama giderine 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 5.044,40-TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.