1. Hukuk Dairesi 2023/3960 E. , 2024/5158 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/361 E., 2023/134 K. HÜKÜM : Ret Taraflar arasında görülen tapusuz taşınmazın tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen davanın reddine ilişkin kararın Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince
**1. Hukuk Dairesi 2023/3960 E. , 2024/5158 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/361 E., 2023/134 K. HÜKÜM : Ret Taraflar arasında görülen tapusuz taşınmazın tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen davanın reddine ilişkin kararın Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 1976 yılında kesinleşen kadastro tespiti öncesi ve sonrasında davacının murisi tarafından kullanılan, murisin ölümü ile mirasçılar arasında yapılan taksimle davacıya isabet eden taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda tespit harici bırakıldığını, taşınmazın bir kısmından sonradan yol geçtiğini ileri sürerek tespit harici kısmın davacı adına tescilini, yol altında kalan kısmın davacıya ait olduğunun tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kamulaştırma planında kalmadığını, davanın haksız açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.07.2013 tarihli ve 2010/187 Esas, 2013/267 Karar sayılı kararıyla; davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle fen bilirkişisi raporunda (A) harfiyle gösterilen 2.517,765 metrekare yüzölçümündeki bölümün davacı ... adına tapuya tesciline, (B) harfiyle gösterilen ve 1997 yılında yol niteliğini kazanan 1.034,44 metrekare yüzölçümündeki bölümün mülkiyetinin davacı ... Kabucu'ya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 04.06.2014 tarihli ve 2014/5065 Esas, 2014/7825 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgeye ait ve dere yatağının güzergahını gösterir memleket haritası ile 1997 yılından geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ve en az üç ayrı evreye ilişkin yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının ve aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların getirtilerek dosya arasına konulduktan sonra keşif yapılması, zilyetlik ve sürdürülüş biçimi konusunda ayrıntılı beyan alınması; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden getirtilen memleket haritası, planlar ve hava fotoğrafları ile uydu fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle taşınmazın bu harita, plan ve fotoğraflarda ne olarak gözüktüğü hususlarında denetime elverişli rapor düzenlenmesinin istenmesi, ziraat bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazın öncesi, niteliği ve kullanım durumunu kesin olarak belirleyen rapor alınması, alınacak raporda çekişme konusu taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünün ne olduğunun ve niteliğinin belirlenmesi, davacı tarafa dava dilekçesi açıklattırılarak aktif dava ehliyetinin olup olmadığı üzerinde durulması, hüküm gününden sonra yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca ... ile Of Belediye Başkanlığına husumet yöneltilmesi gerekçeleriyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 20.04.2016 tarihli ve 2015/23 Esas, 2016/232 Karar sayılı kararıyla; verilen kesin süre içerisinde keşif giderinin yatırılmadığı, böylece davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.07.2020 tarihli ve 2016/15807 Esas, 2020/2838 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece verilecek kesin sürenin sonuç doğurabilmesi için öncelikle eksikliklerin tamamlanarak dosyanın keşfe hazır hale getirilmesi, bundan sonra HMK’nın 324. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak keşif giderlerinin kalemler halinde açıkça yazılması ve davacı tanıklarına keşif gün ve saatinin meşruhatlı davetiye ile bildirilmesine de karar verilmek suretiyle hesaplanacak giderin belirlenecek kesin süre içerisinde yatırması gerektiği ve süresinde yatırılmamasının hukuki sonuçlarının açıkça belirtilmesi, bundan sonra ara kararın gereğinin yerine getirilmesi için davacı tarafa makul ve kesin bir süre verilmesi gerekirken usulüne uygun şekilde verilmeyen ara karar esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; jeodozi bilirkişinin raporundan dava konusu (A) ve (B) harfli yerlerde sınırların belirgin yapıda olmadığı, ekonomik amaca uygun olarak işlemeli/işlemesiz bir zirai aktivitenin olmadığının tespit edildiği, jeoloji bilirkişinin raporuyla dava konusu yerlerden (B) harfi ile gösterilen yerin dere yatağına isabet ettiği ve (B1) ve (B2) olarak ayrıldığı (B2) harfi ile gösterilen bölümün derenin aktif etkisi altında kaldığı ve üzerinde zirai ya da tarımsal bir faaliyetin olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu yerlerin fen bilirkişi raporunda (A) ve (B1) olarak gösterilen yerler olduğunu, bu kısımların aktif dere yatağında kalmadığının anlaşıldığını, ziraat bilirkişi raporunda da taşınmazların tarım arazisi niteliğinde olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafın yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olmasının hak arama hürriyetini zedelediğini ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı; özellikle fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen taşınmazlara ilişkin hava fotoğraflarında sınırlarının belirgin olmayıp taşınmaz üzerinde herhangi bir kullanım tespit edilmediği anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 247,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi