10. Hukuk Dairesi 2022/9716 E. , 2023/4010 K. MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/730 E., 2022/855 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 34. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/96 E., 2021/649 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Böl…
**10. Hukuk Dairesi 2022/9716 E. , 2023/4010 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/730 E., 2022/855 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 34. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/96 E., 2021/649 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait iş yerinde çalışmakta iken 13.06.2017 tarihinde kumaş taşıma işinde çalışırken işveren tarafından gerekli özen ve önlem alınmamasından kumaş yığınlarının üzerine devrilmesi sureti ile iş kazası geçirdiğinden bahisle 509.609,58 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelişinde kendilerine atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacıda kaza nedeniyle oluşan sürekli iş göremezlik oranının %100 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacının %10, davalının %80, ihbar olunan ...'ın ise %10 oranında kusurlu olduklarından bahisle davacı lehine 479.809,58 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, her iki kusur raporunda aynı bilirkişinin görevlendirilmesinin usule aykırı olduğunu, bilirkişi kusur heyetlerinde aynı A sınıfı iş güvenliği uzmanı ...'nın görevlendirildiğini, bu nedenle usul yönünden yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, kusur bilirkişisi heyetinin iş yerinde inceleme yapmadan rapor düzenlemesinin genel uygulamaya uygun olmadığını, davacının sevkiyat sorumlusu olarak iş yerine gelen kumaşların indirilmesi ile ilgili iş güvenliği ve sağlığı tedbirlerini almakta yükümlü olduğunun kusur raporlarında dikkate alınmadığını, kazalı işçiye iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verildiğini, kazalı çalışanın iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almayı ihmal ettiğini, kazalı çalışanın riayet etmesi gereken kurallara riayet etmediğini, kazalının depo sorumlusu olması nedeniyle kusur oranının işveren ile eşit oranda olması gerektiğini, hesap raporunun hatalı olduğunu, bakiye ömrün hatalı tespit edildiğini, yerleşik Yargıtay uygulamasında esas alınan 1931 tarihli P.M.F Yaşam tablosuna göre kazalının olay tarihi olan 13.06.2017 tarihinde 57 yıl 1 ay 12 günlük olup, bakiye ömrünün 16,90 yıl olduğunu, kazalıya, ailesine şirketçe yapılan ödemelerin mahsubunun eksik yapıldığını, davalı ve ihbar olunan Alp Örme Şirketinin huzurda bulunmadığı bir duruşmada karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, mazeretlerinin ve ihbar olunan vekilinin mazeretinin kabul edilmemesinin de doğru olmadığını belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile manevi tazminat yönünden talep aşımı nedeniyle istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı lehine 479.809,58 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, her iki kusur raporunda aynı kişi bilirkişinin görevlendirilmesinin usule aylırı olduğunu, 27.10.2020 ve 28.04.2021 tarihli bilirkişi kusur heyetlerinde de aynı A sınıfı iş güvenliği uzmanı ...'nın görevlendirildiğini, heyeti etkileme ihtimali bulunduğundan usule aykırı olduğunu, bu nedenle usul yönünden İstinaf kararının bozulması gerektiğini, kusur bilirkişisi heyetinin iş yerinde inceleme yapmadan rapor düzenlemesinin genel uygulamaya uygun olmadığını, davacının sevkiyat sorumlusu olarak iş yerine gelen kumaşların indirilmesi ile ilgili iş güvenliği ve sağlığı tedbirlerini almakta yükümlü olduğunun kusur raporlarında dikkate alınmadığını, kazalı işçiye iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verildiğini, kazalı çalışanın iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almayı ihmal ettiğini, kazalı çalışanın riayet etmesi gereken kurallara riayet etmediğini, kazalının depo sorumlusu olması nedeniyle kusur oranının işveren ile eşit oranda olması gerektiğini, gerek yerel mahkemenin gerekse istinaf mahkemesinin karar verirken ... Üniversitesi tarafından hazırlanan bilimsel görüşü dikkate almadığını, davacının bakiye ömrünün PMF’ye göre değil de TRH-2010 tablosuna göre belirlenmesinin hatalı olduğunu, kazalıya/ailesine şirketçe yapılan ödemelerin mahsubunun eksik yapıldığını, davalı ve ihbar olunan Alp Örme şirketinin huzurda bulunmadığı bir duruşmada karar verilmesinin usule aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından, davacının kaza tarihi olan 2017 yılında 57 yaşında olduğu, davalı şirkete ait iş yerinde yaklaşık 3 yıldır depo sorumlusu olarak çalışmakta iken davalı şirketin ihbar olunan Alp Örme ve Kumaşçılık San. Tic. A.Ş.’nden satın aldığı top kumaşların iş yerine yine Alp Örme şirketinin işçisi ihbar olunan ... tarafından getirildiği, kumaşların bulunduğu aracın mal indirme yerine yaklaştırıldığı ve sonrasında top kumaşların atılmaya başlandığı, davalı şirketin diğer bir işçisinin de buraya atılan top kumaşları alıp içeri taşıdığı, bu esnada üst kata çıkmak amacı ile kumaş toplarının atıldığı platformdan geçen davacının kafasına kamyondan atılan kumaş topunun isabet etmesi nedeniyle yaklaşık 1,5 metre yükseklikteki platformdan aşağı düşerek yaralandığı, olay nedeniyle Kurum tarafından yapılan tahkikat sonucunda düzenlenen inceleme raporunda olayın iş kazası olduğu nitelendirmesi yapıldıktan sonra, kazanın meydana gelişinde davacı sigortalının %10, ihbar olunan ...'ın %10, davalı işveren şirketin %80 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, mahkemece alınan 27.10.2020 tarihli bilirkişi kusur raporunun A sınıfı iş güvenliği uzmanları Bekir Sakin, ... ve... tarafından düzenlendiği raporda davacının %20, davalı işveren şirketin %80 oranında kusurlu oldukları, kazada başkaca kusurlu bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, hükme dayanak kılınan 28.04.2021 bilirkişi kusur raporunun ise iş güvenliği uzmanları ........ tarafından düzenlendiği, raporun Kurum inceleme raporu ile aynı yönde olup raporda davacı sigortalının %10, ihbar olunan ...'ın %10, davalı işveren şirketin %80 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği, mahkemece alınan 27.10.2020 ve 28.04.2021 tarihli olup da farklı oranlarda kusur taksimatı yapan her iki bilirkişi kusur raporunu düzenleyen bilirkişi heyetinde de A sınıfı iş güvenliği uzmanı ...'nın yer aldığı anlaşılmaktadır. İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. Somut olayda, davacının yaklaşık 3 yıldır aynı iş yerinde çalışan, tecrübeli, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almış, aynı zamanda çalıştığı iş yeri bölümünde alınması gereken iş sağlığı güvenliği tedbirlerini uygulamakla sorumlu depo sorumlusu olduğu gözetildiğinde hükme dayanak kılınan bilirkişi kusur raporunun oluşa uygun olmadığı, davacıya verilen %10 oranındaki kusurun az olduğu açıktır. Bunun yanında 27.10.2020 ve 28.04.2021 tarihli olan ve farklı kusur oranları belirleyen her iki bilirkişi kusur raporunu düzenleyen bilirkişiler arasında A sınıfı iş güvenliği uzmanı ... bulunmasına karşın, farklı bir bilirkişi heyetinden yeni bir kusur raporu almaksızın 28.04.2021 tarihli kusur raporunun hükme esas alınması hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; farklı bir bilirkişi heyetinden yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda yeni bir kusur raporu almak, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde hükme esas bilirkişi hesap raporunun bilinen (iskontosuz) / bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değişmemesi gerektiğini ve davacının kanun yoluna başvurmamış olması nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Kabul ve uygulamaya göre de hükme dayanak kılınan bilirkişi hesap raporunda davacıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği ile bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin rücu edilebilecek kısmının hesaplanan zarar tutarından tenzil edilmediği gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.