6. Ceza Dairesi 2012/16854 E. , 2012/24642 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, konut dokunulmazlığını bozmak HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükmedilen cezaların sürelerine göre, sanıklar savunmanlarının duruşmalı inceleme istemlerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi y…
**6. Ceza Dairesi 2012/16854 E. , 2012/24642 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, konut dokunulmazlığını bozmak HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükmedilen cezaların sürelerine göre, sanıklar savunmanlarının duruşmalı inceleme istemlerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 318 ve 421. maddeleri gereğince REDDİNE, I- Sanıklar ... ve ... hakkında, mağdur ...’a yönelik işlenen konut dokunulmazlığını bozmak suçundan kurulan hükmün incelenmesinde: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, II- Sanıklar ... ve ... hakkında, mağdur ...’e yönelik yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve konut dokunulmazlığını bozmak suçlarından kurulan hükmün incelenmesinde: Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Oluşa, dosya içeriğine, toplanan kanıtlara ve mahkemenin oluşa uygun kabulüne göre; sanıkların olay günü kendilerine jandarma süsü vermek ve mağduru buna inandırmak için pompalı tüfek ve telsize benzeyen bir cihazı yanlarında görünür şekilde bulundurarak yanına geldikleri, kendilerini jandarma görevlileri olarak tanıtıp, “Uyuşturucu madde bulunduğu ihbarının alındığını, evde arama yapılacağını” söyledikleri, bu şekilde eve girerek arama yaptıkları, bahçedeki bir otu gösterip, “Esrar maddesi bulduklarını” söyledikleri, telsiz aracılığı ile komutanla konuşuyorlarmış gibi davranıp, mağduru hakkında işlem yapılacağına inandırdıktan sonra para verdiği takdirde işi kapatacaklarını ifade edip, herhangi bir tehdit ve zorlama olmadan mağdurun verdiği bir miktar parayı aldıkları, daha fazlasını almak için birlikte bir taksiye binerek bankaya gittikleri, burada mağdurun makineden para çekmeyi beceremediği için tanık olarak dinlenilen taksici ... vasıtasıyla para çekip sanıklara verdiği, mağdurun ertesi günü jandarmaya giderek durumu araştırdığında, sanıkların jandarma görevlisi olmadıklarını anladığı biçiminde gelişen somut olayda; Mağdurdan para alınması ve taksi ile bankaya gidilmesi aşamalarında, sanıklar tarafından zor kullanılmadığı; mağdurun, sanıkların hileli davranışlarına inanarak yanlarında gittiği; sanıkların taşıdığı tüfeğin ve telsiz benzeri cihazın, mağduru jandarma görevlisi olduklarına inandırmak ve hileli davranışlarını kuvvetlendirmek için kullanılan vasıtalar olarak yanlarında bulundurulduğu ve bu doğrultuda mağduru aldatıp, kendilerinin yararına haksız çıkar sağladıkları; suçun işlendiği sürecin ilk aşamasında, mağdurun konutuna arama yapma bahanesiyle girilmesinin de eylemin bütünlüğü içerisinde dolandırıcılık suçunun unsuru olan hileli davranışla mağduru aldatmanın bir yöntemi olarak gerçekleştirildiği ve ayrıca konut dokunulmazlığı suçuna vücut vermediği dikkate alındığında, sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesinde tanımlanan dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 20.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.