22. Hukuk Dairesi 2012/30252 E. , 2013/28160 K. MAHKEMESİ : Adana 1. İş Mahkemesi TARİHİ : 14/11/2012 DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, ilave tediye, eşit davranmama tazminatı, döner sermaye alacağı, fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Haki…
**22. Hukuk Dairesi 2012/30252 E. , 2013/28160 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana 1. İş Mahkemesi TARİHİ : 14/11/2012 DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, ilave tediye, eşit davranmama tazminatı, döner sermaye alacağı, fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Davacı, iş sözleşmesinin feshi üzerine açtıkları işe iade davasını kazandığı ve süresinde başvuru yaptığı halde işe başlatılmadığını ileri sürerek, davalıdan kıdem - ihbar ve eşit davranmama tazminatı ile izin ücreti, tatil ücreti (hafta, genel, bayram), fazla çalışma ücreti, ilave tediye ücreti, döner sermaye alacağı ve ücret farkı alacaklarının ödetilmesini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücret göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma şartlarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Kanun’un 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. Çalışma hayatında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda, dava dilekçesinde davacının ücreti ile ilgili bir açıklama yer almamaktadır. Davalı taraf, resmi kayıtlardaki ücretin esas alınması gerektiğini savunmuştur. Davacı tanığı, davacının ücretinin 1.200,00 TL olduğunu, bir kısmının bankadan, geri kalanının elden ödendiğini, beyan etmişlerdir. Aynı sebebe dayalı olarak davalı aleyhine açtıkları alacak davaları bulunmaktadır. Bilirkişi, davacı şahitlerinin beyanlarını ve yine itirazın iptali davasında ki tanık beyanlar esas alarak hesaplama yapmış, mahkemece bu hesaplamalar doğrultusunda hüküm kurulmuş ise de, yukarıda açıklanan şekilde emsal ücret araştırması yapılarak sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi ısabetli görülmemiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 05.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.