11. Hukuk Dairesi 2009/6124 E. , 2010/12755 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.06.2008 tarih ve 2007/177-2008/332 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve t…
**11. Hukuk Dairesi 2009/6124 E. , 2010/12755 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.06.2008 tarih ve 2007/177-2008/332 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ve davalı ...'ın diğer davalının %50'şer hisseli ortakları olduğunu, şirketin kuruluşundan bu yana müvekkiline davalı şirket yöneticisi tarafından bilgi ve belge verilmediğini, 2005 yılı karının ödenmediğini, şirketin kar edip etmediğinin bildirilmediğini, olağan genel kurullarının yapılamadığını, davalı şirket müdürünün müşterileri aynı işi yapan babasına ait şirkete yönlendirdiğini, ortaklar arasında güven ortamının tamiri imkansız şekilde bozulduğunu, ortaklığın devamının mümkün olmadığını ileri sürerek, davalı şirketin fesih ve tasfiyesini, tasfiye memuru atanmasını, tasfiye payının ödenmesini ve şirkete tedbiren kayyım atanmasını talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacı taraf iddialarının doğru olmadığını savunarak, davanın yetki ve esas yönünden reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının davalı şirkete diğer davalı ile birlikte % 50 ortak olduğu, davacının feshini istediği şirkete sermaye koyma edimini yerine getirmediği, davalı şirketin feshini gerektiren hukuki bir neden olmadığı, sermaye edimini yerine getirmeyen ortağın şirketin feshini talep etme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, iki ortaklı olduğu anlaşılan davalı şirketin davada taraf olması karşısında davalı ortağın davada taraf olarak gösterilmesine gerek bulunmamasına nazaran davacı vekilinin davalılardan ...'e ilişen temyiz itirazlarının reddiyle bu davalı hakkında verilen hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, TTK.nun 549/4. maddesi uyarınca, davalı limited şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkin olup, dava sebebinin dayandığı anılan yasa maddesinde haklı sebep kavramı tanımlanmamıştır. Öyleyse her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortağın bakiye sermaye borcunu ödemekte temerrüdü gibi sebepler TTK.nun 549/4. maddesinde yer alan haklı sebeplere örnek olarak sayılabilir. Somut olayda, davacı vekili tarafından,şirketin kuruluşundan bu yana müvekkiline bilgi ve belge verilmediği, 2005 yılı karının ödenmediği, şirketin kar edip etmediğinin bildirilmediği, olağan genel kurullarının yapılamadığı, şirket müdürü tarafından müşterilerin aynı işi yapan babasına ait şirkete yönlendirildiği, ortaklar arasında güven ortamının tamiri imkansız şekilde bozulduğu, ortaklığın devamının mümkün olmadığı iddia edilmiş, davalı vekili ise, iddiların doğru olmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, tarafların iddia ve savunmaları bakımından karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Zira davacı vekilinin iddialarının davalı şirketin feshine ilişkin haklı nedenler olup olmadığı ve ortaklar arasındaki uyuşmazlığa kimin neden olduğu araştırılıp hiç bir şekilde değerlendirilmemiştir. Ayrıca, hükme esas alınan bilirikişi raporu uyuşmazlığı aydınlatmaya yeterli olmayıp, bilirkişinin şirketler hukuku alanında uzman olup olmadığı da anlaşılamamaktadır. Bu itibarla, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları üzerinde yeterince durularak, bu konuların kanıtlanması amacıyla gösterilecek deliller ve varsa delil olarak sunulan belgelerin ibrazı ile içinde şirketler hukukunda uzman bilirkişinin bulunduğu bilirkişi kurulundan rapor alınarak ve uyuşmazlık konusu olan hususlar tek tek değerlendirilerek, uyuşmazlığa kimin neden olduğunun belirlenmek suretiyle, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye ve yetersiz gerekçeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3- Kabul şekline göre de, davacının davalı şirkete sermeye koyma borcunu yerine getirmediği davalı tarafça açıkça savunulmadığı gibi sermaye edimini yerine getirmeyen ortağın şirketin feshini talep hakkının bulunmadığına ilişkin gerekçenin yasal dayanağının mahkemece, denetime elverişli bir şekilde karar yerinde gösterilmemesi de keza doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı ...'a ilişen temyiz itirazlarının reddi ile bu davalı hakkındaki hükmün ONANMASINA, (2) nolu ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.