2. Hukuk Dairesi 2016/25145 E. , 2018/11312 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Hukuk) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından velayet, kişisel ilişki, yoksulluk nafakası yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatların reddi, nafakaların miktarı, kişisel ilişki yön
**2. Hukuk Dairesi 2016/25145 E. , 2018/11312 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Hukuk) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından velayet, kişisel ilişki, yoksulluk nafakası yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatların reddi, nafakaların miktarı, kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece, tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delilerden, davalı-karşı davacı kadına mahkemece yüklenen kusurlu davranışlardan sonra evlilik birliğinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu durum, davadan önceki yaşanan olaylardan dolayı eşlerin birbirlerini affettiklerini veya en azından hoşgörüyle karşıladıklarını gösterir. Barışma olayından sonra yaşanan olaylar ise ancak yeni bir davanın konusu olabilir. Gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda açıklanan sebeple davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de; kadının davasının kabulü suretiyle verilen boşanma hükmü, temyizin kapsamı dışında bırakılmak suretiyle kesinleştiğinden, erkeğin boşanma davası konusuz hale gelmiştir. Bu sebeple mahkemece, erkeğin boşanma davası yönünden dava konusuz kaldığından "karar verilmesine yer olmadığına" dair hüküm kurmak ve davadaki haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücreti konusunda karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. 3-Boşanmaya sebep olan olaylar da yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere davacı-karşı davalı erkek tamamen kusurlu olduğundan, boşanma yüzünden mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen ve kişilik hakları saldırıya uğrayan, davalı-karşı davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunu'nun 174/1 maddesi gereğince uygun miktarda maddi tazminat takdir edilmesi gerekirken, kadının bu isteğinin hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. 4-Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir (TMK m. 175). Mahkemece davalı-karşı davacı kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ise de; kolluk araştırma tutanağında kadının bir şirkette çalıştığı belirlenmiştir. Bu sebeple, davalı-karşı davacı kadının usulünce ekonomik ve sosyal durumu araştırılarak; sürekli ve düzenli çalışıp çalışmadığı, çalışıyor ise elde ettiği gelirin miktarı itibarıyla bu gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı, işten ayrılmış ise; kendi isteği ile işten ayrılıp ayrılmadığı araştırılarak kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, yoksulluk nafakası yönünden eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 5-Velayeti davalı-karşı davacı anneye bırakılan ortak çocuk ..., 02.01.2012 doğumludur. Ortak çocuk ile baba arasında kurulan kişisel ilişki çocuğun okul durumu göz önüne alındığında uygun olmamaktadır. Günümüzdeki ulaşım araçlarının kolaylığı da dikkate alındığında kişisel ilişki tesisinde taraflar ayrıca talep etmedikleri takdirde aynı yer-ayrı yer ayrımı yapılması da doğru değildir. Açıklanan bu hususlar gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.), (3.), (4.) ve (5.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17.10.2018 (Çrş.)