1. Ceza Dairesi 2022/11502 E. , 2023/6738 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1047 E., 2022/1043 K. SUÇLAR : Kasten öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Şikayetçi ... vekilinin 19.09.2022 havale tarihli dilekçesinin sanık hakkında kurulan hükmün onanmasına ilişkin olduğu, temyiz talebi içermediği tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik is
**1. Ceza Dairesi 2022/11502 E. , 2023/6738 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1047 E., 2022/1043 K. SUÇLAR : Kasten öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Şikayetçi ... vekilinin 19.09.2022 havale tarihli dilekçesinin sanık hakkında kurulan hükmün onanmasına ilişkin olduğu, temyiz talebi içermediği tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. ... 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.02.2020 Tarihli ve 2019/287 Esas, 2020/111 Karar Sayılı Kararı İle Sanık Hakkında Maktullere karşı olası kastla öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 ... maddesinin birinci fıkrası, 21 ... maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca iki kez 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 27.06.2022 Tarihli ve 2020/1047 Esas, 2022/1043 Karar Sayılı Kararı İle 1. Sanığın maktul ...........,'ya yönelik olası kastla öldürme suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 ... maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, 2. Sanığın maktul ...'e yönelik olası kastla öldürme suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan ... vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 ... maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 ... maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. BAM Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanığın suçları olası kastla işlediğine ilişkindir. 2. Sanık müdafiinin temyiz istemi; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanığın eylemine 5237 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinin uygulanması, sanığın beraatine karar verilmesine, aksi kanaatte kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan sorumlu tutulması, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması hükümleri ve diğer lehine olan maddelerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Maktul ... hakkında fuhuş suçundan işlem yapılması sonucu sınır dışı edilmek üzere İl Göç İdaresine teslimine karar verildiği, olay günü maktul ... ve arkadaşının bu amaçla Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğinde bulundukları sırada Pendik Devlet Hastanesinden rapor aldırılmak üzere polis memuru sanığın da bulunduğu ekipçe hastaneye götürüldükleri, sonrasında İl Göç İdaresine götürülecek araca yanında sınır dışı edilecek başka şahıslar da olduğu halde binmek istememeleri üzerine aynı polis ekibince alınarak olayın yaşandığı ........... Şehit .........., Polis Merkezi Amirliğine getirildiği, araçta aynı zamanda hakkında yakalama kararı bulunan tanık ......,. isimli şahsın da olduğu, ekipte görevli diğer polis memurunun tanık.... isimli şahsı indirdiği sırada polis memuru sanığın da maktul ... ve arkadaşını araçtan indirdiği, araçtan inen maktul ...'nın bir süre ilerledikten sonra çantasını yere atıp karakola geliş süreçlerinde kendilerini takip eden ve içerisinde maktul ...'in de bulunduğu araca doğru koşmaya başladığı, arkadaşının ise farklı yöne kaçtığı, maktul ...'nın araca bindiğini gören sanık polis memurunun dur ihtarında bulunduğu ancak aracın durmaması üzerine aracı durdurmak maksadıyla 3-4 el silahla ateş ettiği, ancak aracın durmayarak olay yerinden uzaklaştığı, olay yerinden kaçan ve kaçıran şahısların yakalanması amacıyla yapılan çalışmalar neticesinde maktullerin özel bir hastaneye kaldırıldığının tespit edildiği, hastaneye ulaşıldığında maktul ...'un hastanede öldüğü, maktul ...'nın ise yaralı olarak hastanede olduğunun tespit edildiği, maktul ...'nın tedavi gördüğü hastanede 06.10.2017 tarihinde yaşamını yitirdiği anlaşılmıştır. Mahkemece "Silah kullanma yeterliliğine sahip polis memurunun 20 metre civarı bir mesafeden aracın içerisinde maktuller olduğunu bilerek ve görerek aracın içerisine doğru birden çok kez peş peşe atış yaptığı şeklindeki eylemin kasıtla işlendiğinin yapılan yargılama neticesi sabit olduğu, sanığın maktulleri öldürmesini gerektirecek bir sebebinin bulunmaması hususu da değerlendirildiğinde, sanığın eylemi ile aracın arka kısmında bulunan maktullerin ölümüne sebebiyet verecek boyuttaki eylemi işlediği ancak ölmelerini istemesini gerektirir bir sebep bulunmaması gözetildiğinde; bir görevin ifası gereği polis memurunun zor kullanma yetkisi ve yetki sınırlarını aşmak sureti ile hareket ederek, oluşması pek muhtemel olan neticeyi istemese bile öngörebilir ve bilebilir olarak, ancak sonucun meydana gelmesini umursamaz biçimde kasıtlı eylemine devam etmesi şeklindeki hareketinin, olası kasıt olarak değerlendirilmesinin gerekeceği, bu itibarla sanığın olası kasıt ile iki kişiyi öldürme eylemini işlediği" şeklinde kabule yer verilmiştir. 2. Sanık aşamalardaki savunmalarında aracı durdurmak için tekerleklerine ateş ettiğini savunmuştur. 3. Maktul ...'nın kesin ölüm nedeninin tespitine ilişkin Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen 22.03.2019 tarihli; "Kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası, yüz ve lomber omur kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, Kişinin 23/05/2017 tarihinde maruz kaldığı ateşli silah mermi çekirdeği yaralanması ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu, ölüm olayında yaralanma dışında başkaca bir ortak neden bulunmadığı" Görüşlerini içeren rapor dava dosyasında mevcuttur. 4. Maktul ...'in kesin ölüm nedeninin tespitine ilişkin Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince düzenlenen 14.08.2017 tarihli; "Kişinin vücudunda 1(bir) adet ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası tespit edilmiş olup meydana getirdiği yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu, Ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası cilt ciltaltı bulgularına göre atışın uzak atış mesafesinden yapılmış olduğu, Cesetten ateşli silah mermi çekirdeğine ait 1(bir) adet deforme kurşun nüve parçası ve 1(bir) adet deforme gömlek parçası elde edildiği, Kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğu" Görüşlerini içeren otopsi raporu dava dosyasında mevcuttur. 4. Sanığın aşamalardaki savunmaları, katılan ve şikayetçi beyanları, tanık anlatımları, maktul ...'nın yaralanmasına ilişkin .......,tarafından düzenlenen 23.05.2017 ve ... Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 12.06.2017 tarihli adli muayene raporları, maktul ...'nın cesedi üzerinde yapılan otopsiye ilişkin Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince düzenlenen 23.03.2018 tarihli rapor, olay yeri inceleme raporu, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen el svabı analizi ve atış mesafesi tayinine ilişkin uzmanlık raporu, aynı Kurumca düzenlenen 02.08.2017 tarihli DNA analiz raporu ile 13.06.2017 tarihli ateşli silah, fişek ve mermi çekirdeği gömleği parçası incelemesine ilişkin uzmanlık raporları, olay tutanakları, görüntü izleme tutanakları, sanığın atış yönü ve mesafesinin tespitine ilişkin aldırılan 13.07.2017 tarihli bilirkişi raporu, olay anına ilişkin görüntüler içeren CD, diğer tutanaklar, sanığın adli sicil ve nüfus kaydı dava dosyasında mevcuttur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesince sanığın suçu olası kastla işlediğine ilişkin kabul isabetsiz bulunmuştur. "Sanığın yakın mesafeden öldürücü bölgelerin bulunduğu yerleri hedef alarak yaptığı atışların ölüm sonucunu doğurmasının muhtemel değil, mutlak bir sonuç olduğu, kaldı ki maktullerdeki üç ayrı öldürücü bölgeden aldıkları ateşli mermi isabetinin de bu hususu doğruladığı, sanığın özensizce ve rastgele atışından bahsedilemeyeceği, bilerek/isteyerek/ etkili mesafeden sonucu da öngörerek ateş ettiğinin kabulü gerektiği, T.C. Anayasasının 17. maddesinde "yaşam hakkı"nın güvence altına alındığı, bu hakkın istisnai hallerinin yine Anayasanın 17/son maddesinde düzenlendiği, anılan hükümde düzenlenen istisnai haller de; -meşru müdafa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi hali, bir tutuklu yada hükümlünün kaçmasınının önlenmesi hali, bir ayaklanma veya isyanının bastırılması hali, olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumların- somut olayda uygulama yeri bulunmadığı değerlendirilmiş, Sanığın her iki maktule yönelik kasten öldürme suçundan dolayı TCK'nın 81/1 maddesi ile mahkumiyeti gerektiği kanaatine varılmıştır" şeklindeki gerekçeye yer verilmiştir. Sanığın, maktul ...'ya yönelik eyleminde aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından olası kastla öldürme suçundan eksik ceza tayini eleştiri konusu yapılmış, sanığın, maktul ...'a yönelik olası kastla öldürme suçundan kurulan hüküm kaldırılarak sanığın 5237 sayılı Kanun'un 81 ... maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 21.05.2017 günü yapılan fuhuş baskını sırasında maktul ...'nın fuhuş yaptığının tespit edildiği, maktul ...'in de operasyon sırasında evde bulunduğu, bunun üzerine başlatılan soruşturmada maktul ... ve arkadaşının sınır dışı edilmek üzere İl Göç İdaresine teslimine karar verildiği, maktul ...'in içerisinde bulunduğu, ......., tarafından kullanılan kiralık aracın maktul ...'nın emniyetteki işlemleri sırasında ekip otosunu takip ettiği, maktul ... ve arkadaşının başkaca sınır dışı edilecek kişilerle aynı araca binmek istememesi, taşkınlık çıkarması üzerine, polis memuru tanık Caner Ç.'nin kullandığı ve polis memuru sanığın da bulunduğu ekipçe olayın yaşandığı polis karakoluna getirildikleri, araç içerisinde başka bir suçla ilgili yakalanan tanık....'nün de bulunduğu, tanık Caner Ç.'nin tanık Erkan'ı indirdiği sırada, içerisinde maktul ...'in bulunduğu aracın gelerek karakolun önünde durduğu, maktul ... ve arkadaşının da araçtan indikleri, maktul ...'nın yürürken birden çantasını yere atıp koşarak maktul ...'in sağ ön koltuğunda oturduğu aracın sağ arka koltuğuna binmeye çalıştığı, sanık ...'ın "Dur" ihtarında bulunduğu ancak aracın durmayarak devam ettiği, sanığın aracı durdurmak amacıyla arkasından ateş ettiği olay sonucu maktul ...'in olay günü kaldırıldığı hastanede, maktul ...'nın ise olay tarihinden yaklaşık beş ay sonra yaşamını yitirdiği olayda, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nun (2559 sayılı Kanun) “Zor ve Silah Kullanma” başlıklı 16 ncı maddesinin yedinci fıkranın (c) bendi kapsamında polis silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde ‘dur’ çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir. Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir” şeklinde düzenlenmiştir. Fuhuş yaptığı için sınır dışı edilecek olan maktul Magruba Arıpova'nın olay mahalline kadar ekip otosunu takip eden içerisinde arkadaşları ve maktul ...'in bulunduğu araca binmesi ve maktuller ile arkadaşlarının olay yerinden kaçmaya çalışmalarından ibaret eylemleri nedeniyle vurularak öldürülmek suretiyle yakalanmasını gerektirecek nitelikte, 2559 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca silah kullanmayı gerektiren koşulların oluşmadığı, bu nedenle olayda 5237 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi kapsamında hukuka uygunluk nedeni bulunmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte sanığın, bilerek ve isteyerek maktulü durdurmak amacıyla ateş etmesi karşısında, eyleminin taksirli olduğunun kabulü de mümkün görülmemiştir. Kolluk görevlisi olan sanığın "Dur" ihtarına rağmen araçla kaçan maktulleri durdurmak ve yakalamak amacıyla elindeki elverişli silahla ve silahın etki alanı içerisinde bulunan maktullerin kaçış istikametine doğru bulundukları araca arkadan ateş etmesi sonucunda maktullerin yaralanabileceğini öngörüp kabullendiği, ortaya çıkan kastın yaralamaya yönelik olduğu, ancak sanığın ölüm sonucunu öngörüp kabullendiğine dair kesin bir delil de bulunmadığından eylemin olası kasıtla işlendiğinin kabulü de mümkün görülmemiştir. 2559 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinde belirtilen “Silah kullanma” koşullarının gerçekleşmediğinde herhangi bir duraksamanın yaşanmadığı olayda, kullanılan silahın niteliği, elverişliliği ve etki alanı, atış mesafesi, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer kanıtlar göz önünde bulundurulduğunda; kaçmak isteyen maktulleri durdurmak amacıyla hareket eden sanığın, elindeki elverişli silahla ve silahın etki alanı içerisinde bulunan maktullerin kaçış istikametine doğru ateş etmesi sonucunda, mermilerden birinin maktullere isabet edebileceğini ve eyleminin yaralanmayla sonuçlanabileceğini öngördüğü, ancak buna rağmen hareketine devam ettiği ve ölümün bu harekete bağlı olarak meydana geldiği görülmektedir. Bu nedenle, sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenmiş bulunan “Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçunu oluşturduğu anlaşılmış olup hükümler bu yönüyle hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle BAM Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 27.06.2022 tarihli ve 2020/1047 Esas, 2022/1043 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Hükmolunan ceza miktarları ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.11.2023 tarihinde karar verildi.