11. Ceza Dairesi 2021/13791 E. , 2024/1300 K. B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/548 E., 2018/43 K. SUÇ :Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza…
**11. Ceza Dairesi 2021/13791 E. , 2024/1300 K.** **"İçtihat Metni"** B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/548 E., 2018/43 K. SUÇ :Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Temyizin kapsamına göre; 1.... Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2012 tarihli ve 2011/79 Esas, 2012/40 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 52 inci ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 1.700,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2.... Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2012 tarihli ve 2011/79 Esas, 2012/40 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 12.11.2015 tarihli ve 2015/3655 Esas, 2015/6515 Karar sayılı kararı ile eksik araştırma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.) 3.Bozma üzerine, ... 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.02.2018 tarihli ve 2015/548 Esas, 2018/43 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62 nci, 52 inci ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 1.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 4.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.07.2018 tarihli ve 2018/43696 sayılı eksik inceleme gerekçesiyle hükmün bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; eksik incelemeye ve suçun zamanaşımına uğradığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanık ...'nin, mağdurların ortak olarak işlettiği iş yerinden 850,00 TL bedelinde inşaat malzemesi satın aldığı, bunun karşılığında suça konu ...... şubesine ait 12.07.2006 keşide tarihli, 850,00 TL bedelli hamiline yazılı, keşidecisi ... olan bloke çek diye tabir edilen çeki cirolayarak verdiği, tahsil için bankaya ibraz edildiğinde çekin sahte olduğunun ortaya çıktığı, bu surette sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul edilmiştir. 2. Sanık ..., soruşturma aşamasında, suça konu çeki araç komisyonu kaşılığında tanımadığı ... adlı şahıstan aldığını, daha sonra borcu karşılığında ...'e ciro ederek devrettiği şeklinde savunmada bulunmuş iken, kovuşturma aşamasında, savunmasından dönerek, soruşturma aşamasında baskı ve tehdit altında bulunduğundan o şekilde savunmada bulunduğunu, aslında suça konu çeki vermiş olduğu klima karşılığında ... adlı şahıştan aldığını, çekin sahte olduğunu bilmediği şeklinde savunmada bulunduğu, soruşturma aşamasında 06.02.2009 tarihli fotoğraf teşhis tutanağında, suça konu çeki veren kişinin ... olmadığını beyan ettiği tespit edilmiştir. 3. Mağdurlar ... ile ...'in, iddianame anlatımını destekler şekilde beyanda bulundukları anlaşılmıştır. 4. Tanık ..., bozma sonrası alınan anlatımında, sanık savunmasını doğrulamayarak, sanığın "...Otomotivin" sahibi olup, iş yerine komşu olduğunu, ancak iddianamede bahsi geçen şahıslarla ve olaylarla ilgili hiç bir alakasının bulunmadığını, suça konu çeki de vermediğini beyan etmiştir. 5. Suça konu çek ile ilgili olarak, a.Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvar Dairesi Başkanlığından alınan 12.02.2009 tarihli ekspertiz raporuna göre; suça konu çekin arka yüzündeki 1. ciranta hanesindeki "...Otomotiv...... Tarkan İş merk" ibareli el yazıları ile imzanın ...'nin eli mahsulü olduğu; ön yüzündeki tanzim ile ilgili el yazıları, keşideci imzası, arka yüzündeki 2. ve 3. ciranta hanelerindeki imzaların kaligrafik ve grafolojik özelikler yönünden ilgi ve irtibat tespit edilemediğinin, b.Adi Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinden alınan 02.11.2017 tarihli rapora göre; inceleme konusu çekin ön yüzünde ...'ya atfen atılı keşideci imzası ile ...'nın mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği; çekin ön yüzündeki yazılar ile ...'nın mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu çekin ön yüzündeki yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla ...'nın eli ürünü olmadığının rapor edildiği belirlenmiştir. 6. Mahkemesince, sanığın suça konu sahte çeki mağdurlara verip haksız menfaat elde ettiğinin sabit olduğu gerekçesiyle mahkumiyetine hükmedilmiştir. IV. GEREKÇE A. Tebliğname Yönünden Sanığın aşamalarda çelişkili savunmalarda bulunmuş olması, kovuşturma aşamasında çeki aldığını beyan ettiği tanık ...n sanık savunmasını doğrulamamış olması ve çekin üzerinde herhangi bir cirosunun bulunmadığının anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri yasal ve yeterli gerekçe ile değerlendiren mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki eksik incelemeden bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiş; sanığın bu hususta yerinde görülmeyen temyiz sebebi de reddedilmiştir. B. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden 1.Sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamında düzenlenen “bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçu kapsamında kaldığı, bahse konu suçun gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibarıyla tabi olduğu olağan zamanaşımı süresinin ise aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 67 nci maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca 22,5 yıl olduğu, sanık hakkında zamanaşımını kesen en son sebebin sanık hakkında verilen 21.02.2012 tarihli mahkumiyet kararı olduğunun tespit edilmiş olması karşısında, hüküm ve inceleme tarihi itibari ile olağan ve olağanüstü zamanaşımı sürelerinin dolmadığı anlaşıldığından, sanığın bu hususta yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir. 2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.02.2018 tarihli ve 2015/548 Esas, 2018/43 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.02.2024 tarihinde karar verildi.