Başvuru trafikten men edilen araçlar yönünden yedieminlik ücretinin ödenmemesi sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru trafikten men edilen araçlar yönünden yedieminlik ücretinin ödenmemesi sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 4/8/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Ulaşım Koordinasyon Merkezince (UKOME) verilen izin doğrultusunda 2004 yılından beri Samsun'da otopark işletmektedir. Samsun Emniyet Müdürlüğü trafikten men edilen veya edilmesi gereken, trafik kazalarında hareket kabiliyetlerini kaybeden ya da sürücüsüne teslim edilemeyen araçları 2005 yılından itibaren başvurucunun otoparkında muhafaza etmiştir. Bu araçların otoparka çekme hizmeti de başvurucu tarafından yapılmıştır. Başvurucu otoparkta muhafaza edilen bu araçlar için İçişleri Bakanlığı aleyhine 15/11/2010 tarihinde Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde (Mahkeme) alacak davası açmıştır. Davalı idare ise cevap dilekçesinde, otopark ücretinin ilgili araç sahiplerince ödenmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemenin istinabe talebi doğrultusunda mahallinde 3/12/2011 tarihinde keşif yapılmış, yapılan keşfe katılan makine mühendisi, emlakçı ve hukukçu bilirkişilerden oluşturulan heyet bilirkişi raporu düzenlemiştir. Bilirkişi kurulunun 4/1/2012 tarihli raporunda;i. Keşif sırasında 76 adet otomobil ve kamyonet, 6 adet kamyon ve 1 adet traktörün otoparkta bulunduğu, otopark alanına diğer kamu kuruluşları yanında davalı idare personelinin de araç bıraktığı belirtilmiştir. ii. Taraflar arasında yazılı olmamakla birlikte vedia (saklama) sözleşmesinin kurulmuş olduğu, otopark veya garaj işletilmesi durumunda ücretin kararlaştırılmasının önemli olmadığı, bu gibi işler birer mesleki faaliyet teşkil ettiğinden aksi belirtilmedikçe garaja araç kabul edilmesinin mutad bir ücrete tabi olması gerektiği ifade edilmiştir.iii. Davaya konu edilen araçların hangilerinin satıldığının ve başvurucuya bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasından sonra başvurucunun yedinde bulunan araçlar için resmî tarifeye göre ücretin belirlenmesi gerektiği, başvurucunun da kendi üzerine düşen bazı yükümlülükleri yerine getirmemesi sebebiyle takdir edilen ücrette hakkaniyet indirimi yapılmasının uygun olacağı açıklanmıştır. Mahkeme bu defa mali müşavir ve hukukçu öğretim üyesi iki kişiden oluşturulan bir heyete bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Bilirkişi kurulunun 20/12/2012 tarihli raporunda;i. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir özel hukuk sözleşmesi olan saklama (ardiye) sözleşmesinden kaynaklandığı, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 5/6/1967 tarihli ve E.1966/13, K.1967/4 sayılı kararına göre saklama sözleşmesinin kurulmasıyla ücret alacağının doğduğu, ancak saklama konusu şeyin teslim edilmesi durumunda bu alacağın muacceliyet kazandığı belirtilmiştir.ii. Saklama sözleşmesine ilişkin Yargıtay kararlarına da değinilerek, ücretin resmî otopark tarifelerine göre belirlenemediği durumlarda özel otopark işletmeciliği yapan tacirler arasındaki teamül ve ücret ortalamalarının gözönünde bulundurulması suretiyle başvurucunun isteyebileceği ücretin belirlenebileceği ifade edilmiştir.iii. Sonuç olarak başvurucu tarafından davaya konu araçların her birinin otoparka çekilmesi ve otoparkta saklanması hizmetlerinin verildiği, doğmuş olan ücret alacağının muaccel hâle geldiği, başvurucu tarafından 2011 yılında Samsun Emniyet Müdürlüğüne noter aracılığıyla verilen Otopark İşletme Taahhütnamesi'nin maddesine göre tarifeye göre belirlenecek ücret aracın satışa esas değeri üzerinden hesaplanacağından bu araçların piyasa değerinin araç çekme, otopark ve galericilik alanında uzman kişilerce belirlenmesi gerektiği açıklanmıştır. Mahkeme 28/2/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"Dava, davalı yanca davacıya tevdii edildiği iddia olunan araçların muhafaza ve naklinden kaynaklanan alacağın tahsiline yöneliktir. ...Davalı tarafından teslim edildiği iddia olunan araçlar için alacak talebinde bulunup bulunmayacağı, uyuşmazlığın temelini oluşturmakta olup, yanlar arasında araçların çekme ve saklanmasına yönelik herhangi bir sözleşme bulunmamaktadır. Bununla beraber davalının el koyduğu bazı araçlar davacıya muhafaza için tevdii edildiği ve herhangi bir ücret ödenmediği tartışma konusu olmayıp, bu hali ile yanlar arasındakihukuki ilişki 818 sayılı BK'nun 463 ve devamı maddelerinde düzenlenen vedia akdi mahiyetindedir. Uyuşmazlıkta uygulanması gerekli 6762 sayılı TTK'nun maddesi uyarıncatacir olan veya olmayan bir kimseye ticari işletmesi ile ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir uygun bir ücret isteyebilir ise de,yukarıda belirtilen vedia aktine yönelik sözleşmelerde ise saklayan kendisine emanet edilen taşınır bir malı kabul ve onu güvenilir, aynı şekilde korunur bir yerde saklamayı taahhüt eder. Ücret şart koşulmamışsa ve durumun özellikleri ücret alınmasını gerektirmiyorsa saklayan ücret isteyemez. Davacı ile davalı arasında teslim edilen araçlar ile ilgili ücret ödeneceğine yönelik herhangi bir anlaşma bulunmamaktadır. Samsun Ticaret Mahkemesine sunulan rapor ekinde otoparkta bulunan araçlar plaka olarak listelenmiş, delil olarak sunulan 'Özel araç çekme tutanağı' başlıklı belgede ise çekilen aracı teslim alanın imzası vardır. Tutanaklarda genellikle men edilen, haczedilen, hırsızlık olan, kaza yapan araçların yakalanarak teslim edildiği yazılıdır. Dosyaya sunulan diğer deliller göz önünde bulundurulduğunda davacının davalı idarenin bu husustaki mevzuatı çerçevesinde araçların muhafazasını kabul ettiğini anlamak gerekir. Mevzuata göre ise davacı alacağı aracı gerçek sahibine iadesi esnasında veya satışı sonrasında muaccel hale gelmekte olup, çekme ücreti ile otopark ücretini araç malikinden veya hacizi aracın icrada satım yapılmışsa satım bedelinden hak edilen ücreti tahsil etmesi gerekir. Toplanan delillere davalı tarafından otopark işletmeciliği yapan davacıya yakalamalı, hacizli, trafikten men edilmiş araçları çekme ve muhafaza işlemleri yaptırılmış ise de, bu işe yönelik taraflar arasında yazılı sözleşme yapılmadığı, herhangi bir ücret öngörülmediği, durumun özelliklerine göre de ücret alınmasının gerekmediği, yukarıda belirtilen ve 818 sayılı BK'nun 463 ve devamı maddelerinde düzenlenen vedia hükümlerine göre davacının ücret talepedemeyeceği kanaatine varılarak açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." Başvurucu tarafından temyiz edilen karar Yargıtay Hukuk Dairesince 4/6/2015 tarihinde onanmıştır. Nihai karar 28/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 4/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk Uyuşmazlık tarihi itibarıyla yürürlükte olan 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun maddesi şöyledir: “İda, bir akittir ki onunla müstevdi, müdi tarafından verilen şeyi kabul ve onu emin bir mahalde hıfzetmeği deruhte eder.Ücret şartedilmedikçe veya hal, müstevdiin ücrete intizarını icabetmedikçe müstevdi ücret istiyemez.” 818 sayılı mülga Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Otelci, Hancı ve umumi ahırlar ve garajlar idaresi sahipleri nezdlerine getirilen veya ahırlarına veya garajlarına konulan eşya üzerinde otel veya hıfz masraflarından mütevellit alacaklarını temin için, hapis hakkına maliktirler." 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir. Açıkça öngörüldüğü veya durum ve koşullar gerektirdiği takdirde, saklayan ücret isteyebilir." 6098 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"İşletenler, kendilerine bırakılan veya konaklama yerlerine, garaj, otopark ve benzeri yerlere konulan eşya veya hayvanlar üzerinde, ücretlerini veya saklama giderlerinden doğan alacaklarını güvenceye almak için hapis hakkına sahiptirler." Uyuşmazlık tarihi itibarıyla yürürlükte olan 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Tacir olan veya olmıyan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, münasip bir ücret istiyebilir. Bundan başka, verdiği avanslar veya yaptığı masraflar için ödeme tarihinden itibaren faize de hak kazanır."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün maddesi şöyledir:"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Nurmiyeva/Rusya (B. No: 57273/13, 27/11/2018) kararında, kamu görevlilerinin zarara yol açtığı otoparkın başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında olduğunu kabul etmiş ve tazminat ödenmesi yönündeki meşru beklentiye rağmen başvurucunun zararının giderilmemesinin mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale olduğu sonucuna varmıştır (Nurmiyeva/Rusya, §§ 31-41). Vira Dovzhenko/Ukrayna (B. No: 26646/07, 15/1/2019) kararında ise kamu makamlarından satın alınan bir taşınmazın üçüncü bir kişiye kiralanması üzerine başvurucu tarafından bir süre kullanılamaması nedeniyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni bir dayanağının olmadığı açıklanmıştır (Vira Dovzhenko/Ukrayna, §§ 35-43). AİHM ayrıca usule ilişkin güvencelerin özel kişiler arasında ihtilaf oluşturan mülkiyet hakkı ile ilgili meseleler yanında taraflardan birinin devlet olması durumunda da geçerli olduğunu belirtmiştir (Plechanow/Polonya, B. No: 22279/04, 7/7/2009, § 100). Bu bağlamda mülkiyet hakkının korunmasına dair usule ilişkin güvenceler kapsamında mahkeme kararlarının ilgili ve yeterli bir gerekçeye sahip olması gerektiğine değinen AİHM'e göre bu zorunluluk davacının her iddiasına ayrıntılı cevap verilmesi anlamına gelmemekle birlikte en azından mülk sahibinin esasa ilişkin temel iddia ve itirazlarının yargılama makamlarınca yapılacak dikkatli ve özenli bir inceleme sonucunda karşılanması gerekmektedir (Gereksar ve diğerleri/Türkiye, B. No: 34764/.., 1/2/2011, § 54).