T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/224 - 2026/466 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/224 KARAR NO : 2026/466 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/10/2023 NUMARASI : 2022/403 E. - 2023/356 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin Taraflar arasında görülen davada Ankara …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/224 - 2026/466 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/224 KARAR NO : 2026/466 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/10/2023 NUMARASI : 2022/403 E. - 2023/356 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/10/2023 tarih ve 2022/403 E. - 2023/356 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şahıs tarafından 20.04.2021 tarihinde 2021/062863 başvuru numaralı “...” ibare ve şekilli ve 41. Sınıf hizmetleri içeren marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, davalının 2021/062863 başvuru numaralı marka tescil başvurusuna müvekkilleri şirketçe adına tescilli olan markalar ile karıştırılacak derecede benzer olduğu, müvekkilleri markalarının piyasada uzun süredir kullanılan tanınmış markalardan olduğu, bu suretle müvekkilin “...” ibaresine ayırt edici nitelik kazandırdığı ve bu ibare üzerinde kazanılmış hakka sahip olduğu, “...” ibaresinin aynı zamanda müvekkillerinin ticaret unvanı ve alan adı olduğu ve başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığı gerekçeleriyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6. maddesi, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri ve ilgili diğer düzenlemeler uyarınca itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığının itirazı reddettiğini, Kurum kararına itiraz edildiğini, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2022-M-9521 Sayılı kararı ile müvekkillerinin itirazının reddedildiğini, kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı nitelikte olduğunu ileri sürerek 2022/M-9521 sayılı kararının iptaline, 2021/062863 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, TDK’ya göre, Fen Bilimlerinin, "Fizik, kimya, biyoloji gibi bilimlerin ortak adı." şeklinde tanımlandığını, söz konusu ibarenin tek bir kişinin tekeline verilmesinin marka hukuku ilkelerine aykırılık teşkil edeceğini, davalı markasının “şekil+kelime” birleşiminden oluşturulduğunu, markaları görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırdığını, karşılaştırma konusu işaretlerdeki ortak kelime unsurunun ayırt edicilik düzeyinin düşük, özellikle 41. Sınıftaki hizmetler açısından ayırt ediciliğinin bulunmadığının kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığını, benzerlik ve iltibas şartlarının oluşmadığını, markaların görsel, işitsel, kavramsal ve genel görünümleri itibariyle farklı olmaları sebebiyle ilgili tüketici kitlesi nezdinde karıştırılmayacağını, davacının SMK m. 6/5 kapsamında sunduğu bilgi ve belgelerin yetersiz olduğunu, SMK m. 6/3 ve m. 6/6 kapsamında sunulan delillerin de davacının ticari kullanımını ispatlama noktasında yetersiz olduğunun görüldüğünü, davacı vekilinin SMK m. 6/9 hükmü bağlamında kötüniyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şahıs vekili, müvekkilinin dava konusu "...+ŞEKİL" markasının kendine özgü markasal özelliklere sahip olduğunu, ne davacı markaları ne de başka bir marka ile benzerlik taşımadığını, "..." ibaresinin tescil edildiği sınıfta kullanılan genel bir ibare olup, kimsenin tekeline bırakılmasının mümkün olmadığını, davacıya ait markaların tanınmış marka olduğu yönündeki iddialarının kabulünün mümkün bulunmadığını, müvekkillerinin dava konusu markası ile davacı markalarının karıştırılma ihtimali olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanın hükümsüzlük iddiasına mesnet olarak göstermiş olduğu 2008/33588, 2009/18232 ve 2009/18235 sayılı markaların, dava dışı ... EĞİTİM YAYIMCILIK VE TURİZM HİZM. A.Ş.'ye ait olduğu, dava konusu marka ile davacı markalarının kapsadığı mal ve hizmetlere bakıldığında, dava konusu marka kapsamında aynı/aynı tür ve benzer mallar/hizmetler ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri bakımından, davaya konu markanın dava konusu edilen 41. Sınıfta yer alan hizmetlerinin, davacı yan markasındaki mal / hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu, davaya konu markada “...” ibaresinin, davacı yan markalarında ise ortak “...” ibaresi ile birlikte, “eğitim kurumları”, “...” ibarelerinin yer aldığı, davaya konu markada yer alan “...” ibaresinin Sivas’ın bir ilçesi olduğu, taraf markalarında ortak olduğu iddia olunan “...” ibaresinin ise “fizik, kimya, biyoloji gibi bilimlerin ortak adı” anlamına geldiği (kaynak; TDK güncel Türkçe Sözlük), taraf markalarında yer alan “...” ibaresinin, uyuşmazlık konusu sınıflar ve hitap edilen tüketici kesimi, ortalama alıcı kitlesi ve nihayetinde halk nezdinde, davacı şirketin tescilli markasında yer alan mal ve hizmetler kapsamında özellikle “eğitim ve öğretim” hizmetleri açısından ayırt ediciliğinin zayıf olduğunun kabul edilmesi gerektiği, diğer taraftan davacı yanın sunmuş olduğu deliller ve emsal kararlar uyarınca, davacının uzun yıllara yayılan yoğun ve aktif kullanımları ile anılan ibareyi ticari bir değer olarak tanıttığı ve bu durum neticesinde kullanılan ibare üzerinde belli oranda ayırt edicilik kazandırdığı, bu durumun ilgili tüketici grubu açısından “...” ibaresinin doğrudan bir markanın hakim unsuru olarak kullanıldığı, davacının bu şekilde jenerik bir ibareyi ticarileştirip anılan ibareye markasal bir değer katmayı başardığı, taraf markalarında ayırt edici, esas unsurun görsel, anlamsal ve seçil olarak benzer olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu hali ile de taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerlik bulunduğu, davacının 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesi kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı, davalının kötüniyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2022/M-9521 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin, hatalı bilirkişi raporundaki görüşleri dikkate alarak dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verdiğini, dava konusu marka ile davacı markaları arasındaki ortak unsur olan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, markaların benzer bulunmadığını, müvekkilinin markasında esas unsurun ... ibaresi olduğunu, markanın hitap ettiği kesimin bilinçli bir kesim olduğu da dikkate alındığında dava konusu marka ile davacı markalarının karıştırılma ihtimalinin olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 41. Sınıfta yer alan hizmetlerin ilgili tüketici kitlesinin dikkat ve bilinç düzeyinin yüksek olacağını, tüketicinin markaların kaynaklarının farklı olduğunu anlayabileceğini ve birbirleriyle ilişkilendirmeyeceğini, davalı markasında ilk okunan unsurun “...” sözcüğü olduğunu, markaların görsel, işitsel, kavramsal ve genel görünümleri itibariyle farklı olmaları sebebiyle ilgili tüketici kitlesi nezdinde karıştırılmayacağını, ... ibaresinin temelde marka olmayacağını, bir markanın salt uzun süreli kullanımının, ayırt edicilik için yeterli olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu 2021/062863 sayılı markanın tescil başvurusu yapılan ve dava konusu edilen 41. Sınıftaki hizmetlerinin tamamı, davacının itirazına ve hükümsüzlük talebine mesnet markalarında yer alan mal ve hizmetler ile benzer nitelikte olduğu, davaya konu davalı markası ile davacı şirketin itirazına ve hükümsüzlük talebine dayanak markaları arasında 6769 s. SMK’nın 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu, zira taraf markalarında “...” ibaresinin ortak olarak yer aldığı, “...” ibaresinin Sivas’ın bir ilçesi olması nedeniyle yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, “...” ibaresinin özellikle “eğitim ve öğretim” hizmetleri açısından ayırt ediciliğinin zayıf olduğu sabit ise de, davacının uzun yıllara yayılan yoğun ve aktif kullanımları ile anılan ibareyi ticari bir değer olarak tanıttığının, bu durum neticesinde kullanılan ibareye belli oranda ayırt edicilik kazandırdığının tespit edildiği anlaşılmakla, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı şirket ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı şahıstan ve davalı ... alınması gereken 732,00'şer TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şahıs ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15'er-TL'nin davalı şahıstan ve davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.