8. Hukuk Dairesi 2021/15074 E. , 2024/1930 K. MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1514 E., 2021/426 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Almus Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/8 E., 2019/81 K. Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince isti…
**8. Hukuk Dairesi 2021/15074 E. , 2024/1930 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1514 E., 2021/426 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Almus Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/8 E., 2019/81 K. Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Tokat ili Almus ilçesi ... Mahallesi 105 ada 1 parsel sayılı 2.974.399,91 metrekare yüzölçümlü taşınmaz orman vasfı ile Hazine adına tespit edilmiştir. Yörede 1984 yılında yapılan kadastro sırasında dava konusu taşınmaz bölümleri, çalılık vasfı ile tescil harici bırakılmıştır. Davacı dava dilekçesinde; Almus ilçesi ... Mahallesinde bulunan, dilekçesinde sınırlarını bildirdiği bir bölümü 105 ada 1 nolu orman parselinde kalan, bir bölümü ise tespit harici bırakılan taşınmazın 50 yılı aşkın süredir dedesinin zilyet ve tasarrufunda iken dedesi tarafından kendisine bağışlandığını ileri sürerek bağış, kazandırıcı ve eklemeli zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine ile dahili davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulanan, niteliği gereği zilyetlikle kazanılması ve özel mülkiyete konu edilmesi mümkün olmayan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "alınan bilirkişi raporuna ekli krokide A2 ve B2 ile gösterilen dava konusu bölümlerin 105 ada 1 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kaldığı ve bu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tescil edildiği, anılan bölümlerin orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan alanlardan olduğu, orman vasfındaki taşınmazların mülkiyetinin zilyetlik yolu ile kazanılmasının hukuken mümkün olmayacağı, bilirkişi raporuna ekli krokide A1 ve B1 ile gösterilen kısımlar yönünden ise davacının öncesinde dedesi ... ...'ın zilyetliğinde olan sonrasında kendisine bağışlanmak suretiyle zilyetliği devredildiği iddia olunan davaya konu taşınmaz bölümlerini 30 yıldan fazladır nizasız ve fasılasız olarak kullandığı iddialarını ispatlayamadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, "uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli a2 ve b2 olarak rumuzlandırılan taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunun belirlendiği, davacı çekişmeli taşınmazların dedesi ... ... tarafından kendisine bağışlandığını ileri sürmüş ise de dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre eklemeli zilyet olduğu ileri sürülen ... ...'ın çekişmeli taşınmaz bölümlerini kullanmadığı ve davacının da 20 yılı varan zilyetliğinin olmadığının tespit edildiği, ayrıca davacı tarafından dava konusu taşınmaz bölümleri hakkında daha önce açılan tescil davasının Almus Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/44 Esas, 2012/77 Karar sayılı kararı ile reddedildiği, Yargıtay aşamasından geçerek kesinleştiği ve eldeki dosya açısından kesin hüküm teşkil etmiyor ise de, davacının salt zilyetliği açısından kuvvetli delil mahiyetinde olup, davacı tarafça aksinin ispat edilemediği gibi, davanın açıldığı 29.06.2017 tarihine kadar TMK'nin 713/1 ve Kadastro Kanunu'nun 14/1. maddelerinde aranılan 20 yıllık zilyetlik süresinin nizasız ve fasılasız geçmesi gerektiği, yukarıda sözü edilen davanın açılmış olması nedeniyle de niza oluştuğu ve bu davada verilen kararın kesinleştiği tarihten sonrada yasal 20 yıllık sürenin dolmadığı da nazara alındığında çekişmeli taşınmazlar yönü ile davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşmediği" gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.