11. Hukuk Dairesi 2012/15409 E. , 2013/14742 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Foça Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 27.03.2012 tarih ve 2010/30-2012/108 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruş…
**11. Hukuk Dairesi 2012/15409 E. , 2013/14742 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Foça Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 27.03.2012 tarih ve 2010/30-2012/108 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı belediyeye ait atıksu arıtma tesisinin diğer davalılar tarafından hatalı olarak yapılması nedeniyle taşan suların müvekkiline sel ve su baskını rizikolarına karşı sigortalı konuta dolarak zarar verdiğini, hasar bedelinin müvekkili tarafından karşılandığını ileri sürerek, 15.196,44 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri ayrı ayrı, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; sigortalının, evin depo olarak kullanılması gereken bodrum katını projeye aykırı olarak yaşam alanı haline getirdiği ve hasarın sigortalının kusurundan kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar; davacı tarafça temyiz edilmekle Dairemizce; sigortalı villada meydana gelen zararın neden kaynaklandığının davacının sunduğu tüm deliller değerlendirilerek açık bir şekilde tespit edilerek, bu zarardan davalıların BK’nın 41, 58 ve 59. maddelerine göre sorumluluklarının bulunup bulunmadığı belirlenerek, oluşacak sonuca göre bir hüküm verilmek üzere bozulmuş olup bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; sigortalı evin arkasında ki inşaatın mülk sahiplerine ait olduğu, bu hususta başkasına ait olduğu yönünde aksine ispat bulunmadığı ve tanık beyanını çürüten herhangi bir belge ve tanık beyanının ileri sürülemediği, aksinin ispatlanamadığı, bu hali inşaatın mülk sahiplerine ait olduğunun kabulü gerektiği, yine evin yanında ki su logarlarının mülk sahipleri ve müteahhit tarafından inşaat sırasında yapılmış olduğu, aksine bir delilin de bulunmadığı, bunun yanında yağmur sularının tahliyesine yönelik logarların tıkanmasında Belediye'ye izafe edilecek bir kusur ispatı olmayıp, hem Belediye'ye ait hem de mülk sahiplerince yapılmış logarların, yine mülk sahiplerine ait inşaat artıkları nedeni ile tıkanmış olduğunun aksi ispatlanamadığından ve aynı zamanda mülk sahipleri tarafından İmar Mevzuatı'na ve projeye aykırı olarak binada meydana getirilen zararın artmasında etkili olduğu dikkate alındığında, ayrıca zararın oluştuğu tarihte arıtma tesisinde bir arıza olduğunun ispatlanamaması ve arıtma tesisinden taşan suların su basmasına sebebiyet verdiğinin ispatlanamaması karşısında, zararın oluşumunda Belediye ve diğer davalılara izafe edilecek bir kusur olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.