Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutuklamaya konu suçlamaların ifade özgürlüğü ve basın hürriyeti kapsamındaki eylemlere ilişkin olması nedeniyle de ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutuklamaya konu suçlamaların ifade özgürlüğü ve basın hürriyeti kapsamındaki eylemlere ilişkin olması nedeniyle de ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 6/3/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbe girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51, Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı'nın kullanmakta olduğu mail adreslerinin şifrelerinin DHKP-C terör örgütü ile bağlantılı RedHack isimli hacker (bilgisayar korsanı) grubu tarafından ele geçirilmesi ve bu maillerin sosyal medyada manipülasyon amaçlı yayılması olayı ile ilgili olarak -aralarında FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin de bulunduğu şüpheliler hakkında- elektronik ortamda yapılan ihbar üzerine başlatılan soruşturma kapsamında 25/12/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu; Başsavcılık tarafından soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle müdafiinin soruşturma dosyasına erişiminin kısıtlanmasına karar verildiğini, bu karara yaptığı itirazın reddedildiğini belirtmiştir. Başvurucunun ilk ifadesi 16/1/2017 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğünde kolluk tarafından alınmıştır. Başvurucunun Emniyetteki ifade alma işlemi sırasında iki avukatı da hazır bulunmuştur. İfade tutanağında belirtildiğine göre başvurucuya ifade alma işlemi öncesinde ve ifade alma esnasında sorulan sorularla isnat edilen DHKP-C silahlı terör örgütü üyeliğine ilişkin suçlamalar ve suçla bağlantısına dair somut olaylar açıklanmıştır. Başvurucu savunmasında özetle suçlamaları kabul etmemiştir. Savcılık başvurucunun ifadesini 17/1/2017 tarihinde almıştır. İfade alma işlemi sırasında başvurucunun iki avukatı da hazır bulunmuş ve ifade tutanağında belirtildiğine göre başvurucuya suçlamalar anlatılmıştır. Başvurucu Savcılıktaki ifadesinde özetle;i. On beş yıldır gazetecilik yaptığını, hâlen diken.com.tr isimli haber sitesinde editör ve röportajcı olarak çalıştığını, Enerji Bakanı'nın mail adresinin RedHack tarafından ele geçirildiğini ve ele geçirilen maillerin içeriklerinin birçok ulusal gazete ve internet sitesinde yayımlandığını, kendisinin de olaydan bu şekilde haberdar olduğunu ifade etmiştir.ii. Söz konusu haberler yayımlandıktan sonra, kullandığı tuncaöğreten isimli Twitter hesabının bilgisi dışında özel bir mesajlaşma grubuna (sohbet odasına) dâhil edildiğini, Twitter adresinin haber içeriklerinin onaylandığı gazeteci hesabı olduğunu ve yine gazeteci olduğu için herhangi bir kişi tarafından kendisine mesaj atılmasının serbest olduğu seçeneği işaretlediğini ifade etmiştir.iii. Söz konusu sohbet odasına en son eklenen kişi olduğunu, bu nedenle yapılan konuşmaların içeriklerini göremediğini, grupta kaldığı süre içinde ele geçirilen maillerin yüklü bulunduğu bir google drive linki paylaşıldığını, mailler ile ilgili olarak diken.com.tr sitesinde haber yapmadan önce içeriklerin doğru olup olmadığını teyit etmek amacıyla linke tıklayarak burada bulunan mailleri bilgisayarına indirdiğini ve sohbet grubundan ayrıldığını ifade etmiştir. iv. Sonrasında ise diken.com.tr sitesinde söz konusu maillere ilişkin iki ya da üç haber yayımlandığını, haberlerden birinin Cumhuriyet gazetesinden alıntı yapılarak paylaşılan haber olduğunu, diğer haberin ise -Cumhuriyet gazetesindeki bir haber ile Hürriyet gazetesinin Washington temsilcisi T.T.ye ait "Potus ve Beyefendi" isimli kitabı referans göstererek- kendisinin yaptığı derleme bir haber olduğunu ancak haberde doğrudan maillerin içeriğine ilişkin bir bilgi olmadığını ifade etmiştir.v.Bir başkasının bilişim sistemine girme ve kişisel verileri ele geçirmenin söz konusu olmadığını, maillerin sahibi olan Bakan tarafından bir açıklama yapılıp yapılmayacağı ve mailler ile ilgili yapılan haberler üzerine Doğan Holding İcra Kurulu Başkanı A.Y.nin istifa etmesine ilişkin gelişmeler nedeniyle internet sitesindeki haberin -maillerle ilgili haberler gazetelerde yer aldıktan iki gün sonra- hukukçularla da görüşülerek yayımlandığını ifade etmiştir.vi.Bir soruya karşılık olarak İ.Y.yi meslektaşı olması nedeniyle tanıdığını, diğer kişileri tanımadığını ve onlarla bir bağlantısının olmadığını ifade etmiştir.vii. Eski bir gazeteci ve akrabası olan S.Y. ile yaptığı konuşmada söz konusu maillerle ilgili olarak yaptığı haberin linkini paylaştığını ifade etmiştir.viii. A.S.nin ise kendisine sosyal medyadan ulaşan bir bilişimci olduğunu, sorduğu soru üzerine wikileaksta bulunan mailleri söz konusu siteden elde edebileceği konusunda yönlendirmede bulunduğunu ifade etmiştir.ix.Sonuç olarak soruşturmaya konu maillerin ele geçirilmesiyle hiçbir ilgisinin olmadığını, Redhack veya başka bir grupla irtibatının bulunmadığını ifade ederek suçlamaları kabul etmemiştir. Başsavcılık 17/1/2017 tarihinde başvurucuyu DKHKP-C silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Tutuklama talep yazısında öncelikle PKK, DHKP-C, MLKP, DAEŞ ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili genel bilgilere ve FETÖ/PDY'nin gerçekleştirdiği 17/25 Aralık operasyonu ile 15 Temmuz darbe teşebbüsüne dair bilgilere, daha sonra ise başvurucuya ve diğer şüphelilere yönelik suçlamalara yer verilmiştir. Tutuklama talep yazısının ilgili bölümleri şöyledir:"...Belirtildiği üzere 17/25 Aralık 2013 tarihinden sonra devam eden süreçte Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzenine ve bölünmez bütünlüğüne yönelik yasa dışı eylem ve faaliyetler ile saldırılar yukarıda ismi yazılı örgütler tarafındansistematik bir şekilde arttırıldığı gibi daha öncesinde ülkemiz gündeminde yer almayan ... DAEŞ ismi ile bilinen dini motifleri kullanan örgütlerin de ülkemiz birlik ve bütünlüğüne, Anayasal düzenine yönelik saldırılara başladığı ve özellikle son bir yıllık süreç içerisinde tüm terör örgütlerinin her biri ayrı ideoloji ve yapılanmada olmalarına rağmen adeta birbiriyle irtibatlıymışçasına fikir ve eylem birliği içerisinde terörize faaliyetler içerisine girdikleri, amacın her halükarda Türkiye Cumhuriyeti devletini yıpratmak, yok etmek, zayıf düşürmek olduğunun açıkça anlaşıldığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı B.A.nın 2016 yılı Eylül ayında kullanmakta olduğu mail adresleri şifrelerinin özellikle DHKP-C terör örgütü ile irtibatlı olan hackerler tarafından ele geçiril[ip] elde edilen bilgiler manüpüle edilerek gerek Enerji Bakanını gerekse onun şahsında seçilmiş meşru hükümeti yıpratmak amaçlı yayınlar yapıldığı gibi Enerji Bakanlığımızın stratejik faaliyet ve işlemlerine ilişkin bilgiler manüpüle edilerek, milli enerji politikasının başarısızlığa uğraması için olumsuz algı oluşturulduğu gibi meşru hükümetin ve Bakanımızın [DAEŞ] terör örgütü ile irtibatlı olduğuna dair algı oluşturulmaya çalışıldığı,Bu süreçte belirtildiği üzere 2016 yılı Eylül ayında Enerji Bakanımız B.A.nın mail adresleri illegal yöntemlerle ele geçirilip kişisel bilgileri ile sair iletişimlerinin ele geçirilmesi sonrasında 20/12/2016 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yapılan ihbarda; Enerji Bakanımız B.A.nın mail hesabını REDHACK adı verilen marksist sol görüşlü terör örgütleri ile irtibatı olan kişi ve kişilerin elde ettikten sonra irtibatlı oldukları bir kısım gazeteci kimliğini kullanan kişilere vererek yaymak suretiyle algı oluşturduklarının belirtilmesi üzerine, ihbarcının belirtmiş olduğu bilgilerden yola çıkılarak tahkikat ve araştırma yapılması talimatı verildiğinde,Özellikle Enerji Bakanımız B.A.nın mail adreslerinin hacklenip ifşa edilmesi eylemlerine katıldığına dair bulgulara ulaşılan O, Ö.Ç., Y., Tunca İlker Öğreten, E.S. ve K. dahil olmak üzere dokuz şüphelinin yakalanıp, gözaltına alınması, dijital materyallerine el konulması hususunda eş zamanlı usulü işlemler yapılmasına dair talimat verildiği şüphelilerin yakalandıkları, elde edilen materyallerin Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce incelenmesi son[ucunda;]...Şüphelilerden Tunca İlker Öğreten'in Enerji Bakanımız B.A.nın hacklenerek elde edilen maillerine ilişkin 16 GB büyüklüğünde silinmiş bir dosyanın bilgisayarında tespit edildiği, halihazırda DİKEN.com.tradlı haber sitesinde çalıştığını beyan edenşüphelinin bu maillerin nereden ne şekilde geldiğine dair detaylı açıklama yapmadığı, daha öncesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organlarından olan Taraf gazetesinde de çalıştığının tespit edildiği, açıkça kişisel veri niteliğinde ve de duruma göre devlet sırrı niteliğinde olabilecek bilgileri illegal bir şekilde elde eden şüphelinin bu bilgilerin nasıl ve ne şekilde kendisine geldiğini açıklayıp belirtmemesi, aradan geçen uzun sürece rağmen ilgili adli birimlere bilgi vermediğinin tespit edildiği, belirtildiği üzere bu maillerin DHKP-C silahlı terör örgütüne bağlı hackerlar tarafından ele geçirilmiş olması sonrası şüpheli Tunca İlker Öğreten'e iletilmesi, Tunca Öğretenin birçok DHKP-C silahlı terör örgütü ile irtibatlı olan REDHACK hacker grubu ile irtibat halinde olduğuna dair bilgisayar ve yazışmalarının incelenmesinden anlaşılması nedeni ile şüpheli Tunca Öğreten'in DHKP-C silahlı terör örgütüne üye olmak suçu yanında kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek suçunu işlediği...Bu itibarla mevcuden gönderilen şüpheli[nin] başlangıç paragraflarında belirtildiği üzere atılı suçları işledi[ği] anlaşılmış olması nedeni ile sorgu[su] yapılarak atılı suçların niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterirolguların bulunması hususları dikkate alınarakCMK.nın maddesi uyarınca tutuklanma[sına karar verilmesi talep edilmiştir.]" Anılan talep yazısı, sorgu işlemi öncesinde İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği tarafından başvurucuya okunmuştur. Sorgu tutanağında, başvurucuya isnat edilen suçların okunup anlatıldığı da belirtilmiştir. Bu sırada başvurucunun avukatı da hazır bulunmuştur. Başvurucu, Hâkimlikteki savunmasında; Emniyetteki ve Savcılıktaki ifadesine benzer beyanlarda bulunarak suçlamaları kabul etmemiştir. Başvurucunun savunmasının ilgili kısmı şöyledir:"...15 yıldır profesyonel olarak gazetecilik yapıyorum. Hayatımı yaşamımı bu şekilde geçindiriyorum. Benim isteğim dışında twitterda bir gruba üye yapıldım. Bu grupta Enerji Bakanlığının maillerine ilişkin bir link vardı. Ben bu linkten söz konusu mesajları indirdim. Ancak bunları kimse ile paylaşmadım. Yayınlamadım, haber konusu da yapmadım. Daha önce Taraf gazetesinde de çalıştığım da doğrudur. Buradan da maaşımı alamadığım için 2 yıl kadar önce ayrıldım. Diken.com.tr adlı haber sitesinde çalışıyorum. Burada da belirttiğim gibi daha önce de kolluk ve savcılıkta bu maillerin ne şekilde elde ettiğime dair açıklama yaptım. Ancak açıklamamın yeterli olmadığı savcılık sevk yazısında belirtilmektedir. Ben hayatımda örgüt propagandası sayılacak herhangi bir paylaşım yapmadım. Haber küpürü dışında DHKP-C üyesi dahi görmedim. Ben istesem dahi bu örgüt beni kabul etmez. Suçsuzum, serbest bırakılmayı talep ediyorum ..." Başvurucu müdafileri ise özetle başvurucunun diken.com.tr isimli internet sitesinde çalıştığını, gazetecinin haber kaynağını açıklama zorunluluğunun olmamasına rağmen başvurucunun söz konusu mailleri ne şekilde elde ettiğini açıkladığını, Redhack grubunun terör örgütü olduğuna veya terör örgütü DHKP-C ile bağlantılı olduğuna dair bir yargı kararı bulunmadığını, soruşturma kapsamında da bu bağlantının ortaya konulamadığını, başvurucunun eylemlerinin gazetecilik faaliyeti olduğunu ve kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir somut delillerin bulunmadığını ifade ederek başvurucunun serbest bırakılmasını talep etmişlerdir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 17/1/2017 tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir: "... Şüpheliler Tunca İlker Öğreten, Ö.Ç. ve K.nin üzerlerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçunun CMK.nın maddesinde belirtilen katalog suçlardan olduğu, şüphelilerin savunma içerikleri, şüphelilerden Tunca İlker Öğreten ve K.nin dijital materyallerinin incelenmesine ilişkin dosya içerisinde bulunan raporlar; şüpheli Ö.Ç.nin sosyal medya paylaşımlarının içeriği ve yoğunluğu dikkate alındığında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir delillerin bulunduğu, atılı suç [için] öngörülen ceza miktarı ve isnat edilen suçun kaçma ve delilleri karartma şüphesi var kabul edilen suçlardan olması gözetildiğinde adli kontrol kararının yetersiz kalacağı anlaşıldığından şüphelilerin CMK.nın ve devamı maddeleri uyarınca tutuklanmalarına ... [karar verildi.]" Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 27/1/2017 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:"... Tutuklama ceza yargılamasında bir tedbir olup, nedenleri CMK.nın maddesinde; usulü maddesinde; kapsamı, sonuçları ve başvuru yolları yine ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir. Bu kanuni düzenlemelere göre tutuklama kararı verilmesi için öncelikle kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması gerekir. Bununla birlikte yine CMK.nın maddesinde belirtilen tutuklama nedenlerinden biri ya da birkaçının da gerçekleşmesi gerekir. Tutuklama nedenlerinin varsayılabileceği haller CMK.nın 100 maddesinin fıkrasında sayılmıştır. Buna göre şüphelinin kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması; şüphelinin davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme; tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe uyandırması tutuklama nedenlerinin varsayılabileceği hallerdir. Bundan maada CMK.nın maddesinin fıkrasında sayılan suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde de tutuklama nedeni varsayılabilir. Bu düzenlemeler ışığında soruşturma evraklarının ve itiraz konusu kararın incelenmesinde; İtiraz konusu kararda kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil ve vakıaların soruşturma dosyasının içeriğine uygun şekilde ortaya konulduğu; tutuklamayı gerektiren nedenlerin ve tutuklama tedbirinin ölçülülük ilkesine uygun olduğunu, tutuklama yerine adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağını gösteren delillerin somut olgularla gerekçelendirilerek açıklandığı, açıklamaların soruşturma dosyası içeriğine de uygun olduğu; tüm bu olgu, tespit ve nedenler karşısında İstanbul Sulh Ceza Hakimliği'nin itiraza konu tutuklama kararında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmayıp, kararın yerinde olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılmakla, şüpheliler müdafiilerinin yerinde görülmeyen itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir." Başvurucu kararın 3/2/2017 tarihinde tebliğ edildiğini bildirmiştir. Başvurucu 6/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 23/6/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme vesilahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede öncelikle PKK, DHKP-C, MLKP, DAEŞ ve FETÖ/PDY ile ilgili genel bilgilere ve -son zamanda- aralarındaki işbirliğine değinilmiş, daha sonra ise başvurucuya ve diğer şüphelilere yönelik suçlama ile delillere yer verilmiştir. Bu bağlamda iddianamede, başvurucunun işlediği iddia olunan suça ve başvurucunun örgüt bağlantısına ilişkin olarak yer verilen olay ve olgular özetle şöyledir:i. Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı B.A.nın kullanmakta olduğu mail adreslerinin şifrelerinin 2016 yılı Eylül ayında RedHack isimli hacker grubu tarafından ele geçirildiği, elde edilen bilgilerin Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı'nı yıpratmak amacıyla manipüle edilerek yayımlandığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının stratejik faaliyet ve işlemlerine ilişkin bilgiler çarpıtılarak millî enerji politikasının başarısızlığa uğraması için ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı'nın DAEŞ terör örgütüyle irtibatlı olduğuna dair algı oluşturulmaya çalışıldığı iddia edilmiştir.ii. Soruşturma kapsamında dinlenen gizli tanığın özetle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı B.A.nın mail hesabının hacklenmesi olayının Cumhurbaşkanı ve Hükûmetin DAEŞ silahlı terör örgütüyle ilişkili olduğu yönünde algı oluşturma projesi olduğunu, maillerin RedHack isimli hacker gurubu tarafından hacklendiğini ve iki farklı mail hesabına yeniden yüklendiğini, bu mail hesaplarına ait şifrelerinTwitter isimli platformda oluşturulan gruptaki kişilere dağıtıldığını beyan ettiği belirtilmiştir.iii. Başvurucunun bilgisayar imajı üzerinde yapılan incelemede; Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı B.A.ya ait mail yedeklerini içeren dosyanın bulunduğu, yine başvurucudan elde edilen dijital materyaller üzerinde yapılan incelemede de başvurucunun nişanlısı ve bir arkadaşı olduğunu belirttiği kişilerle soruşturmaya konu maillerin hacklenmesi olayı ile ilgili olarak görüştüğü, başvurucunun mailleri RedHack adlı hacker grubundan temin ettiğini bu kişilere ifade ettiği, ayrıca hakkında ihbar yapılan diğer kişilerin bir kısmının başvurucunun kişi listesinde ekli olduğu tespitlerine yer verilmiştir.iv. Başvurucunun -soruşturma dosyası tefrik edilen- İ.Y. ile telefon görüşmelerinin olduğu belirtilmiştir.v. Sonuç olarak başvurucunun DHKP-C ve FETÖ/PDY'nin amaçlarının gerçekleştirilmesi doğrultusunda, kişisel veri niteliğinde olan ve devlet sırrı olabilecek nitelikte olduğu belirtilen bilgileri yasal olmayan yollarla elde ederek haberleştirmek suretiyle anılan örgütlere üye olmamakla birlikte bu örgütlerin amacı ve ideolojileri doğrultusunda işlenen suça iştirak ettiği, bu suretle örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu işlediği iddia edilmiştir. İddianame, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince 3/7/2017 tarihinde kabul edilerek E.2017/102 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme tensiple birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince 24/10/2017 tarihinde yapılan ilk duruşmada başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu savunmasında özetle Savcılıktaki ifadesine benzer beyanlarda bulunarak suçlamaları kabul etmemiştir. Mahkeme, başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir Mahkeme 6/12/2017 tarihinde yaptığı ikinci duruşmada, tutuklu kaldığı süreyi ve mevcut delil durumunu dikkate alarak başvurucunun tahliyesine ve başvurucu hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Mahir Kanaat B. No: 2017/12653, 30/10/2018, §§ 28-