T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/271 KARAR NO : 2025/1508 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/483 KARAR NO : 2022/861 DAVA TARİHİ : 29.07.2021 KARAR TARİHİ : 28.11.2022 DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 25.11.2025 KARARIN YAZ. TARİH : 27.11.2025 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.11.2022 tarih ve 2021/483 Esas, 2022/861 Karar s…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/271 KARAR NO : 2025/1508 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/483 KARAR NO : 2022/861 DAVA TARİHİ : 29.07.2021 KARAR TARİHİ : 28.11.2022 DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 25.11.2025 KARARIN YAZ. TARİH : 27.11.2025 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.11.2022 tarih ve 2021/483 Esas, 2022/861 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Davalının .... Limanında iş yapan asıl iş sahibi ....ın alt işvereni olduğunu, alt işveren konumunda olan davalı ile müvekkilinin.... Limanı İnşaatında yer alan ... Binası Projesinde yapının çeliklerinde yangın boyası yapma işi konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin gönderdiği teklif formunun sözlü ve yazılı görüşmeler anlaşıldığını ve yazılı sözleşme imzalanmaksızın sözlü anlaşma sağlandığını, müvekkilinin anlaşma kapsamında işe başladığını çelik yapının bir kısmını Kocaeli bölgesinde kiraladığı büyük atölyede tamamlayarak iş sahasına getirdiğini, getirilen çelik yapının davalı şirket tarafından uygunsuz istiflenmesi ve yapılan boyaların hasar görmesi sonucunda müvekkili şirketin iş sahasına da giderek tamir ve boyama işlemlerini yapmaya devam ettiğini, işin yapımı sırasında davalı şirket yetkililerine gerekli bilgilerin verildiğini, davalı şirketin boyanan ürünleri uygunsuz istifleyerek zarar vermesi, tekrar boyanmak zorunda kalması, ödemelerin yapılmaması üzerine durumun asıl iş veren olan ....a durumu bildirir e-mail yolladığını ve durumun çözüme kavuşturulması aksi halde yasal hakların kullanılacağının ihtar edildiğini, davalı tarafça icra dosyasına yapılan taraflar arasında ticari ilişkinin bulunmadığı ve imzasının ait olmadığı yönündeki beyanın yerinde olmadığını, çekin kargolandığının şirket yetkilisi tarafından whatsapp mesajı ile bildirildiğini, imzaya itirazın kabulü halinde şirket adına basılı çekin 3. kişiler tarafından imzalanarak gönderilmesinin dolandırıcılık suçunu oluşturacağı, davalının yetki itirazının ise TBK.nun 89. maddesine göre yerinde olmadığını beyanla davalının itirazının iptali ile alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. YANIT: Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Mahkemenin yer bakımından yetkisiz olduğunu, zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasında bir sözleşmenin bulunmadığını, hukuk aykırı olarak elde edilmiş belgelerin delil niteliğinin bulunmadığını, dava konusu işin müvekkili firmanın kendi işyerinde yapıldığını ancak davacı tarafından yapılmadığını, davacının bir teklifinin olduğunu ancak müvekkili tarafından kabul edilmeyerek müvekkili tarafından yapıldığını, beyanla davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 28.11.2022 tarih ve 2021/483 Esas, 2022/861 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri incelenmiş ve davaya konu çekin her iki tarafın ticari defterlerinde de yer aldığı tespit edilmiştir. Davacının defter ve kayıtlarına göre davalıdan çek bedeli kadar alacaklıdır. Davalının defterlerinde göre ise, söz konusu çek davacı alacağı olarak işlenmiş ancak herhangi bir açıklama ya da dayanak belge olmadan kapatılmıştır. Davaya konu çekin keşide tarihi 15/03/2021 tarihi olup icra takip tarihi ise 22/03/2021 tarihidir. Yıllık %16.75 avans faizi üzerinden 365 gün hesabı ile 7 günlük işlemiş faiz mahkememizce 240,92-TL olarak hesaplanmıştır. Çek üzerinde yazan rakamın belli olması, davalının çekte yer alan imzaya itiraz etmesine rağmen imzanın davalı şirket yetkilisine ait çıkması ve aynı zamanda davalının ticari defter ve belgelerinde çekin işlenmiş olması birlikte değerlendirildiğinde alacağın likit olduğu, itirazın ise haksız ve kötü niyetli olduğuna ancak, kambiyo vasfını yitirmiş çekten dolayı çek tazminatı talep edilemeyeceğine kanaat getirilmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların ticari defter ve belgeleri, bilirkişi raporları, imza incelemesi ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalının davacıya davaya konu çek bedeli kadar borçlu olduğu anlaşılmış ve mahkememizce çekin keşide tarihinden icra takip tarihine kadar yapılan faiz kapsamında davalının itirazının iptaline," dair davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 07.01.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Davacı taraf ile müvekkili şirket arasında imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını, hukuka aykırı olarak elde edilmiş veya oluşturulmuş belgelerin mahkemede delil niteliği bulunmadığını, bu delilleri kabul etmediklerini, davacı tarafın dava konusu işi kendisi yaptığını belirtmesine rağmen; dava konusu iş müvekkili şirketin fabrikasında yapıldığını, bu iş davacı tarafından yapılmadığı gibi, iş dolayısı ile müvekkilinin davacı tarafa bir borcu bulunmadığını, davacı taraf dava konusu işi yapmak için müvekkili şirkete teklifte bulunduğunu, teklif kabul edilmeyerek dava konusu iş müvekkili şirket tarafından yapıldığını, davacı tarafın müvekkiline yapmış olduğu bir iş olmaması sebebi ile dava konusu yapılan evraklar müvekkili şirket yetkilisi tarafından da verilmediğini, tüm dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelesinde davacı tarafın müvekkiline yapmış olduğu bir işin olmadığı anlaşıldığını, davacı tarafın iddiası dava konusu yapılan çekin kendisine iş karşılığı verildiğini, davacı ile müvekkili arasından bir iş olmadığını, dava konusu çekteki imza da müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, davacı taraf çekin iş karşılığı verildiğini kanıtlayamadığını, davacı tarafın müvekkili ile bir iş yaptığını kayıtlayamadığını, dava konusu çekteki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olduğunun kanıtlanamadığını, bilirkişi dava konusu çekteki imzanın "Muhtemelen" müvekkili şirket yetkilisine ait olduğunu beyan ettiğini, mahkemece davanın ret edilmesi gerekirken davanın kısmen kabul edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek tehiri icra taleplerinin kabulünü, yerel mahkeme tarafından verilen kararın ortadan kaldırılarak davanın tümden reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili, davacı ile davalı arasında .... Limanı İnşaatında yer alan ... Binası Projesinde yapının çeliklerinde yangın boyası yapma işi hususunda anlaşma bulunduğunu, işin tamamlandığını, davalının 75.000,00-TL'lik çek ile ödeme yaptığını, çek bedelinin ödenmediğini ileri sürerek icra takibine itirazın iptali ile %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesi talebi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, davacı ile aralarında akdi bir ilişki bulunmadığını, icra dosyasında borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz ederek yetkili icra dairesinin davalının ikametgahı olan İstanbul Anadolu icra dairesi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2002 gün 13-241 Esas, 208 Karar sayılı ilâmı ile Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamalarına göre hem icra dairesi hem de mahkemenin yetkisine itiraz halinde itirazın iptâli davasına bakan mahkemenin öncelikle takip dosyasında icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi, icra dairesi yetkili ise işin esasına girmesi, yetkili değilse itirazın iptâli davasını yetkili icra dairesinde takip yapılmaması sebebiyle ortada geçerli icra takibi bulunmadığından reddetmesi gerekir. Çünkü, itirazın iptâli davasının görülebilmesi, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. (HGK'nın 28.03.2001 gün ve 2001/19-267 E. 2001/311 K.; 20.03.2002 gün ve 2002/13-241 E., 2002/208 K.) İİK'nın 50. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisi incelenirken HMK'nın yetkiye ilişkin hükümleri kıyasen uygulanacaktır. Yetki kuralları incelenirken davanın özelliğini de gözönünde tutmak gerekmektedir. Nitekim taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi kesin niteliktedir (HMK.nun 12.maddesi). Öte yandan sözleşmeye dayalı alacak davalarında ise, kesin yetkinin bulunmadığı hallerde tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmaları halinde HMK'nın 17. maddesi gözetilerek yetki sözleşmesi yapılabilir ve taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır. Eser sözleşmelerinde ise, genel yetki kuralı, HMK'nın 6. maddesi uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi (takip yönünden ise icra dairesi), aynı zamanda özel yetki kuralı uyarınca (HMK'nın 10. maddesi) sözleşmenin ifa yeri mahkemesi (icra dairesi) de yetkilidir. Bu durumda takibin davalılardan birinin ikametgahında yapılabileceği gibi, sözleşmenin ifa yerinde de takip başlatılabilir. Eser sözleşmesinden doğan borçlar münhasır para borcuna ilişkin olmadığından 6098 sayılı TBK'nın 89.maddesinin (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73/1 maddesinin) ise olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Somut olayda; davacı tarafından Aliağa İcra Dairesi'nin 2021/1327 Esas sayılı takip dosyasında davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalının yetkili icra dairesinin İstanbul Anadolu icra dairesi olduğunu belirterek borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği; davalının adresinin Çekmeköy/İstanbul olduğu, taraflar arasında yapılan sözleşmenin ifa yerinin ise İzmit olduğu, davacı tarafça yetkili bu icra daireleri yerine kendi yerleşim yeri olan Aliağa İcra Müdürlüğünde takip başlatıldığı, eser sözleşmesinden doğan borçlar münhasır para borcuna ilişkin olmadığından 6098 sayılı TBK'nın 89.maddesine göre (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73/1 maddesinin) alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri olan Aliağa adresinde takip başlatılamayacağından Mahkemece yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; yasal düzenlemeler ve yargısal içtihatlar karşısında, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kaldırılarak, Dairemizce yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.11.2022 tarih ve 2021/483 Esas, 2022/861 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1)-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, B)Esasa ilişkin aşağıdaki şekilde yeni hüküm tesisine: 1-Davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar kanununa göre alınması gereken 615,40-TL harcın, peşin alınan toplam 999,31-TL harçtan mahsubu ile Hazine'ye gelir yazılmasına, fazlaya ilişkin yatırılan 383,91-TL'nin istek halinde davacıya iadesine, (Mükerrer harç tahsilinin önlenmesi için ilk derece mahkemesi tarafından harç tahsil müzekkeresi yazılmış ise işlemsiz iadesinin istenmesine, harç tahsil edilmiş ise yatırana iadesine), 3-Davacı tarafından yapılan giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından karşılanan toplam 222,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı taraf kendisini bir vekilli temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-HMK'nın 333/(1). maddesi gereğince artan gider ve delil avanslarının karar kesinleştiğinde ilgililerine iadesine, C) İstinaf Yargılaması Bakımından: 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar verildiğinden (1.285,00-TL+179,90-TL) 1.464,90-TL istinaf nispi karar harcının talebi halinde adı geçen davalıya iadesine, 2-Davalı vekili tarafından yatırılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 91,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 583,00-TL'nin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/2. maddesi gereğince, dairemizce dosya hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilmesi nedeniyle herhangi bir vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.