11. Hukuk Dairesi 2011/1556 E. , 2012/8450 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/03/2009 tarih ve 2007/487-2009/510 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2011/1556 E. , 2012/8450 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/03/2009 tarih ve 2007/487-2009/510 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, Jetpa Holding A.Ş.'nin 1997 yılında kurulduğunu, tek imza yetkilisinin diğer davalı ... olduğunu, Jetpa grubunun Almanya ayağı olan Jetpa International Marketing and Trading GMBH ile Jetpa International Marketing and Trading AG'nin 1999 yılında hileli olarak iflas ettirilerek ... tarafından bu şirketlerin paralarının Türkiye'de kurulu Jetpa Holding A.Ş.'ye aktarıldığını, davalıların Almanya'da kurdukları şirketler aracılığıyla yatırılan paraların tamamının geri ödenebileceği ve karşılığında yüksek oranda faiz verileceği güvenceleri ile milyonlarca DM para toplandığını, müvekkilinden de 10.000 DM tahsil edildiğini, ancak bugüne kadar geri ödenmediğini ileri sürerek, 10.000 DM karşılığı 9.203 TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacının para verdiğini iddia ettiği dava dışı şirketin müvekkili şirketten bağımsız tüzel kişiliğe sahip olduğunu, müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, sebepsiz zenginleşmeye davayı dava yönünden 1 yıllık zamanaşımı süresinin de dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar dava dışı şirketler ile davalı şirket kardeş şirket olsalar da, ayrı ayrı tüzel kişiliklere sahip olduklarından davacının davasını öncelikle parayı tahsil eden şirketlere yöneltmesi gerektiği, bu aşamada davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalıların tazmin yükümlüğü bulunduğu iddia olunan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, sanıklar arasında davalı Memet ...’ün de bulunduğu Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nde 2002/614 Esas numarası ile açılan davada adı geçen sanığın mahkûmiyetine karar verildiğini iddia ederek, ceza mahkemesi kararını dosyaya sunmuştur. Ayrıca Dairemize intikal eden emsal nitelikteki dosyalara da ceza davasında alınan bilirkişi raporu ibraz edilmiştir. Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2002/614 Esas, 2006/359 Karar sayılı dosyasında, “Jetpa Holding A.Ş.’ne ait hisselerin büyük kısmına Jetpa GmbH’nin sahip olduğu, Jetpa AG’nin de Jetpa GmbH’nin hisselerinin büyük kısmına sahip olduğu” tespitinden sonra “sanık ...’ün yurt dışındaki Jetpa GmbH şirketinin sessiz ortaklarından topladığı paraları, ortak olduğu Jetpa Holding A.Ş.’ne sermaye taahhüdünü yerine getirmek için Türkiye’ye aktardığı, Jetpa Holding A.Ş.’nce de bu paraların hisse alımından dolayı borçlu göründüğü ... ve ...’a borçlarını ödemek üzere kullandırıldığı, ...’ün yurt dışından topladığı ve çeşitli hesaplar yardımı ile yurt içinde Holding hesabına geçirdiği paraların bir kısmını değişik şirketlerine kullandırdığı ve bir kısım paraları da şahsi hesaplarına geçirdiği, tüm bu şirketlerin tek imza yetkilisinin sanık ... olduğu, Jetpa AG’nin tasfiye işleminin başladığı ve mahkemece iflasının kabul edildiği, Jetpa GmbH şirketinden Türkiye’ye büyük oranda döviz getirdiğinin belirlendiği, sanık ...’ün broşürler ve ortaklara yazdığı mektuplarla hileli, milli ve dini duyguları kullanarak aldatıcı hareketlerde bulunduğu, ilk başlarda müştekilere kâr payı şeklinde yapılan ödemelerin de bir aldatmaca olduğu, gerçekte müştekilere kâr payı ödemediği, sanık eyleminin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu” gerekçesiyle sanık Memet ...’ün mahkumiyetine karar verildiği, ancak temyiz inceleme aşamasında olan kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. 08.01.1999 tarihli “Ortaklık Sözleşmesi” başlıklı belge ve tahsilat makbuzuyla 10.000 DM ödemek sureti ile davacı ile dava dışı Jetpa International Marketing and Trading AG arasında “sessiz ortak” tabir edilen bir ortaklık ilişkisi kurulmuştur. Dairemize intikal eden dosyalarda da adı geçen yabancı şirketin iflasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Akdi ilişkinin davacı ile dava dışı şirket arasında olup, davalı şirketin ortağı olan ve davacının ödeme yaptığı dava dışı şirketin borcundan dolayı doğrudan davalı ... ve bu şirketin yönetim kurulu başkanı olan diğer davalı gerçek kişiye dava açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle dava ret edilmişse de, mahkemenin gerekçesinde emsal olduğunu belirttiği dava tarihinden sonra ortaya çıkan vakalar, anılan ceza mahkemesi dosyasındaki iddialar ile davacının akdi ilişki kurduğu şirkete müracaat etmesinin sonuçsuz kalacağının bilinebilecek olması durumunda, davacının doğrudan davalılar aleyhinde dava açmasını kabul etmek gerekir. Bu durumda mahkemece, BK’nun 53.maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilerek, ceza mahkemesi tarafından verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, kesinleşmesi halinde tespit edilen maddi vakıaların neler olduğunun belirlenmesi ceza mahkemesi kararının kesinleşmemesi halinde ise taraf vekillerine kanıtlarını sunması için süre verilerek, sunulacak kanıtlar ile ceza mahkemesi dosyasındaki tüm belgeler birlikte incelenmek ve gerektiğinde uzman kişilerden oluşan heyetten bilirkişi raporu alınarak, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının saptanması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.