12. Ceza Dairesi 2022/8557 E. , 2025/4102 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1834 E., 2022/1460 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir…
**12. Ceza Dairesi 2022/8557 E. , 2025/4102 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1834 E., 2022/1460 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, görevsizlik kararından sonra İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafii ile katılanların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafinin temyiz istemine ilişkin olarak hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz sebepleri; müvekkilinin olayı tamamen yanlışlıkla meydana getirmiş olduğuna, kesinlikle art niyetle ve bile isteye yapmamış olduğuna, müvekkil olay gerçekleşirken silahın emniyetten çıktığı ve şarjörün takılı olduğu bilinci olmadığına, olay esnasında maktul ile müvekkil anı olarak kalması için video çekmek istemişler, poz verip çekim yaptıkları esnada silah birden bire ateş almış olduğuna, yapılan incelemeler sonucu müvekkilin olayı kasıtlı yapması için hiç bir sebep olmadığına, tanıkların ifadelerine göre aralarında herhangi bir husumet bulunmamakta aksine aralarının iyi olduğu anlaşıldığına, bu nedenle sanık hakkında beraat kararı verilmesi talebine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay tarihinde yaklaşık 5 aylık asker olan sanığın nöbet sırasında maktulden cep telefonu ile kendisinin silahla fotoğrafını çekmesini istediği, maktulün video çekmeye başladığını söylemesi üzerine sanığın, çatışma ortamında olduğu izlenimi uyandıracak şekilde konum alıp, elinde bulunan piyade tüfeğinin kurma kolunu da çekerek, tüfeğin namlusunu maktule doğrultup, hiç bir önlem almadan tetiğe basınç uygulayarak ateşleyip maktulün ölümüne neden olduğu olayda; İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin olası kastla veya doğrudan kastla işlenmiş olma ihtimali nedeniyle görevsizlik kararı verilmiş, verilen karara sanık müdafinin itiraz etmesi üzerine, itiraz merci olan Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin değişik iş sayılı kararı ile görevsizlik kararını kaldırmış ve dosya yeni esasa kaydedilerek yapılan yargılama sonunda, sanığın bilinçli taksirle öldürme suçunu işlediği kabul edilmiş ve sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanığın istinaf başvurusunun kabulü ile; sanığın üzerine atılı eylemin kasten veya olası kastla öldürme suçunu oluşturup oluşturmadığına dair yargılama yapma ve delilleri takdir görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosya Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiş, yapılan yargılama sonunda, sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafii ile katılanların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1.Olay tarihinde ölen... ile Sanık ...'ın askerlik yaptığı, Eleşkirt 2.Mekanize Piyade Tabur Komutanlığı Kışlasında gözetleme kulübesinde nöbete başladığı, anı olması için...'nın sanığı videoya çekmeye başladığı sanığın çatışmadaymış gibi poz vermek istediği için silahını ölene yönelterek kurma kolunu çekip bırakıp tetiğe basması üzerine yaklaşık 1,5-2 metre mesafede bulunan...'nın yere yığılıp öldüğü, Van 3. Piyade Tümen Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından düzenlenen 17/01/2017 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağında; kişinin vücuduna 1 adet ateşli silah mermi cekirdeği isabet etmiş olup, tek başına öldürücü nitelikte olduğu, ateşli silah mermi cekirdeği giriş deliği cilt altı bulgularına göre atışın yakın atış mesafesinden yapılmış olduğu, kişinin kesin ölüm sebebinin ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı, yüz ve vertebra kemik kırıkları ile birlikte beyin boşlukları içerinde kanama, larinkste doku harabiyeti, iç ve dış kanma sonucu meydana geldiği kanaatinin bildirildiği olayda; 5237 sayılı TCK'nın "Kast" başlıklı 21. maddesi; "(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. (2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir" şeklinde düzenlenerek, maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde doğduran kast, ikinci fıkrasının birinci cümlesinde de olası kast tanımlanmıştır. Olası kastın tanımlandığı TCK'nın 21. maddesinin 2, fıkrasının gerekçesinde; "...Olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşebileceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir. Diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir. Doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi halinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi halinde olası kast söz konusu olacaktır. 5237 sayılı TCK'nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde "kanunda tanımlanmış haksızlık" olarak ifade edilen suç; kural olarak ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hallerde ise taksirle de işlenebilir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzeleme bulunması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 22/2. maddesinde taksir; "dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir" şeklinde tanımlanmıştır. Türk Ceza Kanununda taksir; "basit" ve "bilinçli" taksir olarak ikili bir ayrıma tabi tutulmuş, 22. maddesinin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir; "kişinin, öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi" şeklinde tanımlanmış, bu halde taksirli suça ilişkin cezanın üçte birden yarıya kadar arttırılacağı öngörülmüştür. Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırt edici ölçüt; taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörmemesi, bilinçli taksir halinde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır. Türk Ceza Kanununun 21 maddesinin ikinci fıkrasında; "kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi" şeklinde tanımlanıp başkaca ayırıcı unsura yer verilmeyen olası kast ile aynı Kanunun 22. maddesinin üçüncü fıkrasında; "kişinin, öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır" biçiminde tanımlanan bilinçli taksirin karıştırılacağı hususu öğretide dile getirilmiş, kanun koyucu da madde metninde yer vermediği "kabullenme" ölçütünü aynı maddenin gerekçesinde; "olası kast halinde suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir, diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir" şeklinde açıklamak suretiyle, olası kastı bilinçli taksirden ayıracak kıstası ortaya koymuştur. Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer bir deyişle, failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmiş ise olası kast, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak gerektiğinde muhtemel neticenin gerçekleşmemesi için gerekli önlemleri de almak suretiyle hareketini sürdürmesi halinde ise bilinçli taksir vardır. Daha açık bir anlatımla, olası kastta fail olası sonucun ortaya çıkmaması için herhangi çaba sarf etmemektedir. Somut olayda; sanığın nöbet yerinde hücum yeleğinden dolu şarjörü çıkarmaması gerektiği, silahına dolu şarjörü takmaması gerektiği yazılı olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen ve komutanları olan tanık Burhan Ak'ın beyanlarına göre bu yasaklar defalarca sözlü olarak tekrar edilmesine rağmen sadece video da kendi deyimi ile "daha artistik" çıkmak için yasak olan işlemi gerçekleştirdiğini kabul etmesi, dolu şarjörü silahına taktıktan sonra emniyet kilinin kapalı olup olmadığını kontrol etmemesi, 5 aylık bir askerin bu şekilde bir dikkatsizlik yapmasının makul olduğu bir an için kabul edilse bile dolu olan silahı herhangi bir canlıya yöneltmesi yasak olmasına rağmen, ölen...'a doğru yöneltilen silahı kendi anlatımıyla "artist görünmek" için kurma kolun ses çıkartması için çekip bırakması ve silahının seri atışta olduğuna dikkat etmemesi nedeniyle yakın mesafeden arkadaşını silahla vurarak ölümüne sebep olduğu olayın oluş şekline göre; emniyet mandalı açık, kurma kolu çekili öldürme kabiliyeti olan silahı yakın mesafede bulunan bir insana yönelterek tetiğe basılması halinde ölüm olayının gerçekleşme ihtimali olduğu sanık tarafından öngörülebilir olmasına rağmen hareketini sürdürmek suretiyle sonucu kabullendiğini eylemli olarak ortaya koyduğu, bir başka deyişle sanığın ölümün meydana geleceğini bilerek ve göze alarak, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, meydana gelen sonucu kabullenerek hareket ettiği anlaşılmakla, sanığın eylemini olası kast ile işlediği ve olası kast hükümleri uygulanmak suretiyle cezalandırılması yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek, bilinçli taksir hükümleri uygulanmak suretiyle mahkumiyetine karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de; Taksirli suçta müsadere kabul edilmediği halde; emanette kayıtlı "17 adet MKE 96 ibareli poşet içerisinde boş kovan, bir adet MKE 91 ibareli boş kovan, bir adet deforme olmuş mermi çekirdeğinin" kanıt olarak dava dosyası arasında muhafazası yerine müsaderesine karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, CMK'nın 307/4. maddesi gereğince ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesine, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Temyiz incelemesine konu somut olayda; sanık daha önceden askeri makamlarca talimat verilmesine rağmen, nöbet sırasında şarjörünü tüfeğe takmaması gerektiği halde takması, silahını bir canlıya doğrultmaması gerekirken doğrultması ve silahının kurma kolunu çekmesi gibi davranışlarıyla talimat ve kurallara aykırı davrandığı ve kusurlu olduğu hususunda bir tereddüt yoktur. Sanık ve ölen çok samimi arkadaştırlar. Aralarında önceye dayalı ve olay sırasında herhangi bir husumet, tartışma ve gerilim olmamıştır. Sanık, askerlik hatırası olması amacıyla arkadaşı olan ölenden nöbet mahallinde fotoğraf/video çekmesini istemiş, ölen de sanığın bu isteğini kabul etmesi üzerine, sanık bir çatışmada olduğu izlenimini vermesi ve gerçek gibi görünmesi amacıyla silahına şarjörü takmış ve video çekiminde sesinin de duyulması amacıyla kurma kolunu çektiği sırada, elinin tetiğe gitmesiyle silahının ateş alması sonucu, kendisini cep telefonu videosuyla çekime alan arkadaşının ölümüne neden olmuştur. TCK'nın 22/3. maddesinde bilinçli taksir, "kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hali" olarak tanımlanmış, TCK'nın 21/2. maddesinde ise olası kast, "kişinin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemesi hali" olarak tanımlanmıştır. Ceza Genel Kurulu’nun 04/06/2020 tarih 2016/3-694, 2020/259 sayılı, 14/03/2019 tarih 2016/12-69, 2019/714 sayılı, 18/09/2018 tarih 2017/3-192, 2018/360 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; Bilinçli taksirde neticenin gerçekleşmesini istemeyen fail, hareketinin tipe uygun ve hukuka aykırı bir sonuca neden olabileceğini öngörmesine rağmen şans, bilgi, beceri, yetenek ve çeşitli faktörlere dayanarak neticenin gerçekleşmeyeceğine inanıp güvenerek hareketine devam etmektedir. Bilinçli taksirde asıl olan “ neticenin fail tarafından öngörüldüğü halde istenmemesi “dir. Olası kast halinde ise suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir, diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmekte, netice açısından adeta "olursa olsun, gerçekleşirse gerçekleşsin" düşüncesindedir. Ceza Genel Kurulu’nun 31/03/2015 tarih, 2014/1-619- 2015/80 sayılı kararında özetle “… eşine karşı elinde tabancayla tehdit amacıyla ateş eden sanığın elindeki tabancayı almaya çalışan maktulün , çekiştirme sırasında ateş alan silahtan çıkan mermi isabet etmesiyle ölmesi olayında, daha önce eşine karşı ateş etme iradesini ortaya koyan sanığın , engellenmeye çalışılmasına rağmen elindeki silahı bırakmayarak elindeki silahın patlayabileceğini ve bu suretle eşinin veya başkalarının ölebileceğini öngörmesine rağmen muhtemel neticeyi istememekle birlikte kabullendiği dolayısıyla sanığın olası kastla öldürme suçundan sorumlu tutulması gerektiği …”ne karar verilmiş Ceza Genel Kurulu’nun 31/03/2015 tarih 2014/1-619-2015/80 sayılı başka bir kararında özetle “… emekli polis memuru olan sanığın silahını satmak için silahın özelliklerini tanıtıp ne kadar seri bir silah olduğunu anlatırken silahı ölene doğru tutup elini tetiğe basmasıyla silahın ateş alıp ölüme neden olduğu olayda, suçu işleyiş biçimi, silahlar konusunda eğitim ve tecrübesi bulunan emekli polis memuru sanığa taksirle öldürme suçundan belirlenen temel cezadan eylemle oranlı olacak şekilde alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak ceza belirlenmesi gerektiği …“ vurgulanmıştır. 12. Ceza Dairesinin istikrar kazanmış uygulamasına göre, meskun mahalde aracının camından silahıyla havaya ateş ederken dışarıdaki binin ölümüne neden olma ve düğün törenleri ile, kalabalık ortamlarda silahıyla ateş ederken ölüme neden olma olaylarında olası kastla öldürme suçundan cezalandırma yoluna gidilmektedir. Görüldüğü üzere olası kastla öldürme suçunun temelinde sanıkların silahla ateş etme iradesi vardır, bilinçli taksirle öldürme suçlarının temelinde ise sanıklar ateş etme iradesiyle hareket etmemekte, tehlikeliliği ve patlayıcılığı bilinen silaha kurallara ve yaşam tecrübelerine aykırı olarak silahın ateş almayacağına inanarak, kendilerine güvenerek müdahale etmekte ve silahın patlayıp, birinin yaralanıp ölebileceğini ise asla kabullenmemektedirler. İncelemeye konu üzücü olayda ise, sanığın silahla ateş etme iradesi baştan beri yoktur. Sanık sadece silahla askerlik hatırası olması için verdiği pozun daha gerçekçi görünmesi için şarjör takıp kurma kolunu çekerek silahın patlamayacağına inanmış, bu konuda kendine güvenmiş, sanık asla bu hareketleri sonucu arkadaşının ölebileceğini kabullenmemiş dolayısıyla sanığın taksirli davranışları bilinçli taksir düzeyinde kalmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalara göre; temyiz incelemesine konu dosyada ilk derece mahkemesince, sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı ve suçun işleniş biçimi ve özelliği göz önüne alınarak temel cezanın üst sınıra yakın olarak belirlenmesi ve bilinçli taksirden dolayı en yüksek ½ oranında artırım yapılmış olması ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye mahkemesince esastan red kararı verilmesi usül ve yasaya uygun olup, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucu esastan red suretiyle onama kararı verilmesi gerekirken, sanığın olayda olası kast hükümleri uygulanarak cezalandırılması gerekçesiyle bozulması yönündeki dairemizin sayın çoğunluğunun görüşüne katılmıyoruz. 21/04/2025