7. Hukuk Dairesi 2015/24835 E. , 2015/22782 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : İşe iade Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: İş sözleşmesinin haklı ve geçerli neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Ma…
**7. Hukuk Dairesi 2015/24835 E. , 2015/22782 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : İşe iade Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: İş sözleşmesinin haklı ve geçerli neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iş sözleşmesi davacı işverence tek taraflı olarak feshedilmiş olup fesih sebebi açık ve kesin olarak bildirilmediğinden, ayrıca fesih için geçerli bir nedenin varlığı da ileri sürülüp kanıtlanamadığından davanın kabulüne karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri her şeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütünü sevk ve idare edenlerin 18'nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Dolayısıyla bir banka şubesi ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu'nun 18'nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Somut uyuşmazlıkta, davacının işveren vekili olup olmadığı taraflar arasında ihtilaflıdır. Dosya içerisinde bulunan belirsiz süreli hizmet sözleşmesine göre davacının “bölge müdürü” olarak işe alındığı, sözleşmede davacı ...’ın işçi olarak anılacağı belirtildikten sonra “işçi, işveren vekili tarafından gösterilecek her tür işte çalışmayı, çalışma şartlarında veya işin çeşidinde değişiklik yapılmasını kabul eder.” şeklinde bir hükme yer verildiği, davacının işten ayrılma dilekçesinde fazla mesai talebinin de bulunduğu, dava dilekçesinde de fazla çalışma yaptığı, fazla çalışma ücretlerinin ödenmediği, ödenmeyen diğer alacaklarla birlikte dava açılacağı iddiasının bulunduğu, davacı tanığının duruşmadaki beyanında, işyerinde davacı dışında genel müdür bulunduğunu ifade ettiği, davalıların ise bu hususta cevap dilekçesinde, işveren vekili olan davacının fazla mesaisinin olamayacağını savundukları, mahkemece, organizasyon şeması ya da benzeri bir belgenin dosyaya getirtilmediği, bu hususta herhangi bir araştırma yapılmadığı görülmektedir. Davalıların düzenlediği fuar alanlarında çalışmak, organizasyonu yürütmek amaçlı Mersin Bölge Müdürü olarak işe alınan davacının, işveren vekili olmadığı kararın gerekçesinde belirtilmiş ise de, mahkemece, davacının işveren vekili olmadığına ilişkin bu tespitin hangi delile dayandığına dair bir açıklamaya yer verilmemiştir. Mahkemece, bu hususta ayrıntılı araştırma yapılmadığı görülmektedir. Bu nedenle, davacının işveren vekili olup olmadığı yönünden -yukarıda yazılı açıklamalar gözetilerek- öncelikle davacının işe alma ve işten çıkarma yetkisinin bulunup bulunmadığı ve aynı işyerinde birlikte çalışan daha üst düzeyde yetkililer(genel müdür vs.) olup olmadığı sorularak gerekirse alanında uzman, insan kaynakları uzmanı bilirkişiden ve yine gerekirse işyeri belgeleri üzerinde inceleme yetkisi de verilerek rapor aldırılmak suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile -gerekçesiz olarak- yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 18.11.2015 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.