Başvuru, ceza infaz kurumunda çıkan yangın sonucunda önleyici tedbir alınmaması sonucu iki tutuklunun hayatını kaybetmesi ve bu olaya ilişkin olarak etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumunda çıkan yangın sonucunda önleyici tedbir alınmaması sonucu iki tutuklunun hayatını kaybetmesi ve bu olaya ilişkin olarak etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurular 4/4/2018 ve 2/4/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve başvurucuların adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. 2018/10763 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasının konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle kapatılarak 2018/10220 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2018/10220 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvuruculardan İsmail Şeran Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca PKK terör örgütü üyeliği suçundan yürütülen soruşturma kapsamında başvuruculardan Atilla Akdeniz ve Gülüşan Akdeniz'in oğlu 1999 doğumlu A. 16/1/2016 tarihinde, başvuruculardan İsmail Şeran'ın oğlu 1999 doğumlu S.R.Ş. ise 26/3/2016 tarihinde tutuklanarak Şırnak T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) çocuk koğuşuna alınmışlardır. Ceza İnfaz Kurumunda görevli doktor tarafından 22/9/2016 tarihinde yapılan muayene sonucu uyuz hastalığı teşhisi konulan bu iki tutuklunun diğer tutuklulara hastalığı bulaştırmasını engellemek amacıyla tutuklular geçici olarak G2 koğuşuna alınmıştır. Başvurucuların yakınları geçici olarak kaldıkları G2 koğuşunda 28/9/2016 tarihinde akşam sayımının yapılmasından hemen sonra saat 00 sıralarında ranza ve dolapları kapı arkasına yerleştirerek barikat kurmuş, başka bir koğuştan temin ettikleri çakmak ile yatakları tutuşturarak yangın çıkarmışlardır. İnfaz ve koruma memurlarının saat 20'de koğuştan dumanlar çıktığını görmesi üzerine fark edilen yangına koridorda bulunan nöbetçi memurları müdahale etmeye çalışmış, aynı anda Jandarma Bölük Komutanlığı, Şırnak İl İtfaiye Müdürlüğü ve 112 Acil Servis aranmıştır. Kapının arkasına üç çelik dolabın, çelik dolapların arkasına ise çiftli ranzaların dik hâlde yerleştirilmiş olması nedeniyle infaz ve koruma memurlarının yangına müdahalesi zorlaşmıştır. Saat 34 sıralarında yangın tüpleri ve hortumlarıyla koğuşa girilebilmiş, başvurucuların yakınları koğuştan çıkarılarak nizamiye kapısında bekleyen ambulansa saat 40'ta sağ olarak alınarak hastaneye sevk edilmiştir. Şırnak Devlet Hastanesine sağ olarak getirilen başvurucuların yakınları A. aynı gün, S.R.Ş. ise 30/9/2016 tarihinde yaşamlarını yitirmiştir.A. Olaya İlişkin Ceza Soruşturması Süreci Olayla ilgili olarak Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) derhâl bir soruşturma başlatmıştır. Şırnak Cumhuriyet savcısı, olay yerine gelerek olay yeri inceleme ekibiyle birlikte çeşitli araştırmalar yapmıştır. Olay yeri incelemesi sonucunda hazırlanan 29/9/2016 tarihli olay yeri inceleme raporunun ilgili kısmı şöyledir:"...yapılan gözlem ve incelemede iki katlı Ceza İnfaz Kurumunun ana giriş kapısına göre sol kısmında 'mahkum kabul giriş bölümü' olduğu, mahkum kabul girişinden girildiğinde burada bulunan koridorun zemininin ıslak, duvarlarının ve tavanının kısmen isli olduğu, koridorun girişine göre sol tarafında köşede 'geçici koğuş-2' isimli koğuş olduğu, koğuş ön kısmında koridorda yerde kullanılmış vaziyette yangın tüplerinin olduğu, koğuş demir kapısının açık vaziyette kilit aksamlarının normal görünümlü olduğu, iç yüzeyinin yoğun isli olduğu, koğuşa girildiğinde duvar ve tavanın yoğun isli, sıvalarının kısmen dökülmüş olduğu, girişe göre soldaki duvarda bulunan elektrik prizlerinin erimiş, tavanda bulunan lambanın patlamış ve yanmış, yangın sensörü olduğu öğrenilen parçanın da sarkık ve yanmış vaziyette olduğu koğuş içerisinde dağınık vaziyette ranza ve metal elbise dolaplarının olduğu elbise dolaplarının bir kısmının giriş kapısı ön kısmında devrilmiş, vaziyette olduğu, koğuş zemininin ıslak olduğu koğuş zemininde yerde ve ranza üzerlerinde de yanmış yatakların olduğu, girişe göre karşıda bulunan elbise dolapları içinde yanmış vaziyette eşyaların olduğu, koğuşa girişe göre karşıda tavan ve duvarları yoğun isli vaziyette eşyaların olduğu, wc ve banyonun ön kısmında üzerinde kısmen yanmış vaziyette çakmak olan yoğun şekilde yanmış yatakların olduğu pencerelerin dış kısmında havalandırma bölümünde yerde kullanılmış vaziyette yangın tüplerinin olduğu görüldü... '' A.nın ve S.R.Ş.nin tedavi gördükleri Şırnak Devlet Hastanesinde hayatlarını kaybetmeleri sonucunda Başsavcılık tarafından kesin ölüm nedeninin tespiti için klasik otopsi yapılmasına karar verilmiştir. Şırnak Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 7/6/2017 tarihli raporunda A.nın ve S.R.Ş.nin cesedi üzerinde yapılan otopsi neticesinde hazırlanan raporda kişinin yanık lezyonları dışında travmatik bir tesirle öldüğüne ilişkin tıbbi delilin bulunmadığı, yanıkların öldürücü düzeyde olmadığı, yanık nedeni ile ölümün tıbbi delilinin bulunmadığı, alkol, uyuşturucu, uyarıcı maddelerin saptanmadığı, kesin ölüm nedeninin yoğun duman maruziyetine bağlı karbonmonoksit zehirlenmesi ve buna bağlı olarak gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği mütalaa edilmiştir. Ceza İnfaz Kurumu tarafından düzenlenen 28/9/2016 tarihli Olay Tutanağı'nda; Ceza İnfaz Kurumunda akşam sayımına başlandığı, G2 koğuşunda saat 58'de sayım yapılarak diğer blokların sayımına geçildiği, saat 20 sıralarında sayımın bittiği, G2 koğuşunda dumanların yükseldiğinin görüldüğü, derhâl güvenlik önlemleri alınarak koğuşun kapısının açıldığı, yangın söndürme tüpleri, yangın söndürme hortumları ile koğuşa girilmeye çalışıldığı, A. ve S.R.Ş.nin koğuşta bulunan ranza ve dolapları kapının arkasına koyarak kurdukları barikatların kaldırıldığı, A. ve S.R.Ş.nin derhâl koğuştan çıkarılarak mahkûm kabul çıkışında ambulansla bekleyen sağlık görevlilerine saat 40 sıralarında sağ olarak teslim edildiği, yangından etkilenen infaz koruma memurlarının da Ceza İnfaz Kurumu aracıyla Şırnak Devlet Hastanesine sevkinin sağlandığı, saat 50 sıralarında Şırnak İtfaiyesi ve Tümen Komutanlığının müdahalesi ile yangının kontrol altına alındığı belirtilmiştir. Şırnak İtfaiye Müdürlüğünün 28/9/2016 tarihli raporunda yangının sigara izmaritinden ya da tutuşturucu bir maddeden kaynaklandığının tahmin edildiği belirtilmiştir. Ceza İnfaz Kurumu tarafından düzenlenen 29/9/2016 tarihli tutanakta yangının meydana geldiği G2 numaralı koğuşta yapılan arama, kontrol, temizlik işlemleri sırasında bir adet çakmak ve S.R.Ş.ye ait bir adet kurum kimliğinin bulunduğu belirtilmiştir. Başsavcılık Şırnak Devlet Hastanesinden yapılan müdahaleye ve tedaviye ilişkin bütün evrakın onaylı suretlerinin gönderilmesini, Ceza İnfaz Kurumundan ise A.nın ve S.R.Ş.nin sağlık dosyalarının onaylı suretini, son bir aylık sürede aileleriyle yapmış oldukları telefon görüşmesi kayıtlarını, meydana gelen olayın ailelere haber verilip verilmediğini, haber verilmiş ise buna ilişkin bilgi belgelerin temin edilerek gönderilmesini istemiştir. Ceza İnfaz Kurumunca sağlık dosyaları ve telefon görüşme kayıtları Başsavcılığa gönderilmiş, ailelere ise telefonla bilgi verildiği bildirilmiştir. Başsavcılık, Ceza İnfaz Kurumundan olay tarihine ait kamera görüntülerinin gönderilmesini talep etmiştir. Yangının çıktığı G2 koğuşunu gösteren, Ceza İnfaz Kurumu tarafından gönderilen kamera görüntülerinde yangına müdahale anına ve A.nın ve S.R.Ş.nin koğuştan çıkarılış anına ilişkin görüntülerin olduğu, 28/9/2016 tarihli tutanakta duman ve ateşten etkilenen kaçak akım koruma rölesi sisteminin diğer elektronik cihazları ve DVR kayıt sistemlerini korumaya almak için devre dışı kaldığı, kamera kayıt sisteminin saat 16'dan 34'e kadar kayıt yapmadığı, teknisyenlerin müdahalesi sonucu saat 25'te sistemin çalışmaya başladığı, DVR kayıt sisteminin 10 dakika içinde (saat 34) devreye girdiğinin belirtildiği anlaşılmıştır. Ceza İnfaz Kurumu tarafından olaydan bir gün sonra düzenlenen Çatı Arama Tutanağı'nda; çatı aramasında ele geçirilen, pusula adı verilen kâğıt parçalarından anlaşıldığı üzere yangına sebebiyet verdiği düşünülen çakmağın yetişkin hükümlü ve tutukluların bulunduğu koğuştan atıldığı, çatı aramasında ayrıca ele geçirilen pusulada S.R.Ş. kısaltmasıyla "Ranzasında ölümü bekleyen mahkum.", "Eğer yanacaksak ya da ölürsek beraber yanalım, beraber ölelim." ifadelerinin yer aldığı, ele geçirilen on pusulanın altısında çakmak talebinde bulunulduğu, S.R.Ş kısaltmasıyla yazılan bir pusulada çakmağın kendisine ulaştığının ifade edildiği, aynı kısaltmayla yazılan bir başka pusulada ise S.R.Ş.nin kendi öz geçmişinden, ailesinden ve ekonomik durumundan bahsettiği, ailesinin adres ve telefon bilgilerini yazdığının tespit edildiği bildirilmiştir. Başsavcılık, Ceza İnfaz Kurumundan A. ve S.R.Ş.nin G2 numaralı koğuşta ne zamandan beri ve kaç kişi ile birlikte kaldığını, olay tarihinde görevli olan personel listesini, olayda yaralanan personelin açık kimlik bilgilerinin tespit edilerek bildirilmesini talep etmiştir. Ceza İnfaz Kurumu tarafından Başsavcılıkça istenen bilgi ve belgeler düzenlenerek gönderilmiştir. S.R.Ş. ve A.nın 22/9/2016 tarihli doktor raporuna dayanılarak ayrı bir koğuşa alındıkları, çocukların tek kişilik odalarda barındırılamaması ve Ceza İnfaz Kurumunda çocuklara ayrılmış başkaca oda bulunmaması nedeniyle kontrolü kolay olan G2 koğuşuna alındığı bildirilmiştir. Görevli Ceza İnfaz Kurumu personeli hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda soruşturulan tüm personelin savunmaları, olaya ilişkin kamera görüntüleri ile diğer deliller değerlendirilerek personelin herhangi bir ihmalinin olmadığı değerlendirmesiyle 6/10/2016 tarihinde disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Başsavcılığın talebi üzerine Şırnak Sulh Ceza Hâkimliğince alınan 9/11/2016 tarihli karar ile ölüm olayına ilişkin yürütülen soruşturma dosyasında gizlilik kararı verilerek şüphelilerin ve müdafilerinin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisinin kısıtlanmasına karar verilmiştir. Anılan kararın gerekçesinde dosya kapsamı ve delillerin tamamen toplanmamış olması nedeniyle dosya içeriğinin incelenmesinin ve belgelerden örnek alınmasının yürütülen soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği değerlendirilmiştir. Anılan karara başvurucular Atilla Akdeniz ve Gülüşan Akdeniz'in vekili tarafından 22/2/2017 tarihinde itiraz edilmiştir. Yapılan itiraza ilişkin bir karar verilip verilmediği bireysel başvuru formundan ve UYAP'tan yapılan incelemeden anlaşılmıştır. Yürütülen soruşturma kapsamında Başsavcılık olaya ilk müdahalede bulunan Ceza İnfaz Kurumu müdürleri ile nöbetçi infaz ve koruma memurlarının ifadelerini almıştır. Başsavcılık ayrıca görevi ihmal suçlamasıyla Ceza İnfaz Kurumu Müdürleri H. ve O.nin, infaz ve koruma memurları A.T., F.A., E.Ç. ve A.İ.nin şüpheli sıfatıyla ifadelerini almıştır. Ceza İnfaz Kurumu müdürü olarak görev yapan H.nin şüpheli sıfatıyla Başsavcılıkça alınan 6/12/2016 tarihli ifadesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"...Ben Şırnak T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda cezaevi müdürü olarak görev yaparım. Bu görevime 2015 yılı Temmuz ayında atandım. Kurumumuz geçici koğuşta meydana gelen yangın olayını olduğu vakit ben lojmanda idim. Kurumumuzda nöbetçi müdürlerimiz bulunmaktaydı. Olayın meydana geldiği gün nöbetçi ikinci müdürümüz de [O.] idi. Yangın haberini telsiz anonslarından duymam üzerine haberdar oldum. Hemen kuruma geçtim. Kuruma geçtiğim de söz konusu yangını söndürmek için infaz koruma memurlarımızın olaya müdahale ettiklerini gördüm. İtfaiyeye benden önce haber verilmişti. İtfaiye ve infaz koruma memurlarımızın gayretleri ile yangın söndürüldü. Yangın söndürülmeden önce infaz koruma memurlarımız canlarını hiçe sayarak koğuşun içerisine girip yangından etkilenen iki tane tutuklu çocuğu sağ olarak çıkartıp 112 acil servis ambulansa koyarak hastaneye sevkleri sağlanmıştır. Daha sonra soğutma işlemleri yapıldı. Yangının bulunduğu geçici koğuşun kapısını açmak için bir müddet uğraştık, çünkü söz konusu koğuşun kapısının önüne ranza ve dolaplarla yığınak yapılmıştı. Bunun içinde içeriye girişte zorluk çektik ancak yoğun çabalarımız neticesinde söz konusu geçici koğuşa girilip tutukluları çıkarttık. Bu esnada bir çok infaz koruma memurumuz da dumandan etkilendi. Daha sonra hastaneye kaldırılan bu iki çocuğun birer gün arayla öldüğünü öğrendik. Çocuklar normalde çocuk koğuşlarında kalırlardı. Ancak doktorumuzun raporu gereği uyuz hastalığına yakalanmış olmaları nedeniyle ayrı bir yerde (diğer hükümlü ve tutuklulara bulaşmaması için) barınmaları gerekir raporu üzerine ceza infaz kurumumuzda bulunan en uygun olan ve geniş olan 2 nolu geçici kabul koğuşuna yangın olayından bir hafta kadar önce yerleştirmiştik. Kurumumuzda duman algılayıcı sensör tüm koridorlarda çalışıyor vaziyette mevcuttur. O günde çalıştığını biliyorum. Çünkü kameralar on dakika kadar kapandı. Ceza infaz Kurumumuzda bulunan tutuklu ve hükümlülere çakmak verilmesi genelgeler gereğince yasaldır. Ancak çocuk tutuklu ve hükümlülerin bulunduğu koğuşlarda çakmak bulundurmak ise yasaktır. Normal şartlarda çocukların bulunduğu odada çakmak olmamalıydı. Ancak içeride bulduğumuz ve çatıda ele geçirdiğimiz ve savcılık dosyasına da sunduğumuz pusulalarda geçici kabul koğuşunda kalan ve hayatını kaybeden S.A.Ş. nin ismi ile yazılı pusulada bir kaç koğuşta sigara ve çakmak talep ettiğini gördük. Kanımca bu şekilde pusula atarak terör koğuşlarından çakmağı temin ettiğini düşünmekteyim. Bu da kendi yazısı ile de sabittir. Söz konusu yangın olayı yaşandığında kurumumda çalışan tüm personel gerekli dikkat ve özeni göstermiştir. Yangına kendi hayatlarını hiçe sayarak müdahalede bulunmuşlardır..." Başsavcılıkça şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan Ceza İnfaz Kurumu İkinci Müdürü O.nin 6/12/2016 tarihli ifadesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"...Ben Şırnak T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda cezaevi ikinci müdürü olarak görev yaparım. Üzerime atılı suçlamayı anladım. Olay günü nöbetçi müdür olarak görevliydim. Nöbetimizde kurumdaki işleri bitirir eve geçeriz. Aksi bir durum olduğunda verilen haber üzerine olaya müdahale ederiz. Olay günü de tahliye vb. işlemler nedeniyle de saat 30 civarı kurumdan ayrılarak lojmana geçtim. Daha üzerimi çıkarmadan telsizden hararetli konuşmaların geçtiğini duyunca da tekrar cezaevine döndüm. Hemen yangının olduğu koğuşun önüne geldim. Evden kuruma gelmem yaklaşık 5 dakika sürdü. Kapının arkasına dolap ve ranzalardan barikat yapıldığı için içeriye girmekte zorlandık. Ayrıca içerden yoğun bir duman geliyordu. Sonrasında çocukları odadan çıkardık, başka bir havalandırmaya aldık ve kapıda bekleyen ambulansa naklettik. Ambulansa götürdüğümüzde çocuklar sağdı. Ben dışarıda talimat vererek personeli yönlendiriyordum. O aşamada odaya girmedim. Olaydan 2-2,5 saat sonra odaya bakmak için gittim. Baktığımda yatakların yanmış vaziyette olduğunu gördüm. Çocukların bulunduğu koğuşta çakmak bulundurulması yasaktır. Yangının çakmakla mı ya da ne şekilde çıkarıldığını bilmiyorum. Çakmakla çıkarılmışsa çocukların çakmağı nasıl temin ettiklerini bilmiyorum. Mahkum ve tutukluların havalandırma esnasında pusula vasıtasıyla haberleşmeleri mümkündür. Bu haberleşmeyi engellemek pek mümkün görünmemektedir. En son Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen yazıyla, çocuk hükümlü ve tutuklularla FETÖ örgütünden cezaevinde bulunanların bulundukları koğuşlardaki havalandırmaların üzerlerinin demir tellerle kapatılması yönünde çalışmaların başlatılması yönünde bugün bir yazı geldi. Zaten Türkiye'deki hiçbir cezaevinde bu yazı öncesinde herhangi bir tel, file yada pusula ile haberleşmeyi engelleyici bir engel bulunmamaktadır. Cezaevinde havalandırmanın baktığı çatılarda ne sıklıkla arama yapıldığını ya da yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Ben Ağustos ayı sonunda Şırnak'a geldim. Yangın olayından önce mi yoksa sonra mı olduğunu hatırlamıyorum ama Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen yazı ile çatılarda hergün arama yapılması istendi. Bu yazı gereğince çatılarda hergün arama yapılmaya başlandı. Yangının çıktığı koğuşta ve diğer koğuşlarda yangını önceden haber vermeye yönelik bir detektör veya alarm olup olmadığını bilmiyorum..." Ceza İnfaz Kurumunda infaz ve koruma memuru olarak görev yapan A.T.nin şüpheli sıfatıyla Başsavcılıkça alınan 1/12/2016 tarihli ifadesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"...Ben Şırnak T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma memuru olarak görev yaparım. Üzerime atılı suçlamayı anladım. Savunmamı kendim yapacağım. Ben 3 yıldır Şırnak Ceza evinde infaz koruma memuru olarak görev yaparım, bunun öncesinde de Malatya'da 10 ay infaz koruma memuru olarak çalıştım. Ben ceza evinde vardiya olarak görev yaparım. Bizim görevimiz nöbet tutmaktır. Olayın gerçekleştiği geçici 2 No'lu koğuşun bulunduğu sol C blokta saat 00 dan sonra infaz koruma memuru [E.Ç.] ile birlikte nöbetimiz vardı. Nöbet için saatinde ceza evine geldik. Vardiya değişiminden önce tüm koğuşlarda sayım yapılır. Sayıma tüm bloktaki görevliler katılır. Herkes nöbetçi olduğu blokta değil diğer bloktaki sayımlara da katılır. Sayım esnasında koridorlarda ayrıca bir nöbetçi bırakılmaz. Geçici 2 koğuştaki çocuklar hastalık nedeniyle olay tarihinden yaklaşık 2 hafta önce bu koğuşa getirildiler. Çocukların koğuşa alımında aramaları yapılmaktadır. Olay günü bizde sayıma katıldık. Çocukların bulunduğu geçici 2 koğuşunda da sayım yaptık. Sayım için A blokta bulunduğumuz esnada kadın infaz koruma memurları yangın olduğunu haber verdiler. Hemen yangının olduğu koğuşa geldik. Koğuş kapısının arkasına dolap ve ranzaları yerleştirmişler. Bu nedenle kapıyı açamadık. Ben yangın tüpü alarak havalandırma boşluğundan yangına müdahale etmeye çalıştım. Yaklaşık 10 dakika kapıyı açmak için uğraştık. Ateş ve duman nedeniyle müdahalede zorlandık. Gördüğüm kadarıyla yangın tek bir yerden değil iki üç farklı yerden çıkarılmıştı. Normalde koğuşlarda yangın için detektör bulunur. Bildiğim kadarıyla o gün detektör faaliyete geçmemişti. Normalde detektör öterek alarm verir. O gün alarm verip vermediğini bilmiyorum, ben alarmı duymadım. Bizim çocukların odasında sayım yapmamızla yangın haber almamız arasında 10-15 dakikalık bir zaman geçmiştir. Çocuklar odaya alınmadan önce oda da arama yapılır. Onun sonrasında arama yapılıp yapılmadığını ya da ne zaman yapıldığını bilmiyorum. Mahkumlar havalandırmaya çıktıklarında pusula dediğimiz kağıtlarla haberleşiyorlar. Bu nedenle havalandırmanın bulunduğu çatılarda yaklaşık haftada bir arama yapılır. Aramaya hazır kuvvette görevli arkadaşlar katılır. Ben hiç çatı aramasına katılmadım çünkü nöbette görevliyim. Olayın gerçekleştiği yerde en son ne zaman çatı araması yapıldığını bilmiyorum. Pusula vasıtasıyla hem yan taraflardaki hem de daha uzaktaki havalandırmaların bulunduğu koğuşlarla haberleşebilmektedir. Cezaevinde pusula yöntemini engellemek için bildiğim kadarı ile şuan herhangi bir önlem yoktur. Çatılar kamera ile izlenmektedir. Çıkan yangın olayında ben ve arkadaşlarımın herhangi bir kusuru yoktur. Biz olayı haber alır almaz hayatımızı tehlikeye atarak olaya müdahale edip çocukları kurtarmaya çalıştık. Bir çok arkadaşımızda dumandan etkilenerek yaralandı. Bir arkadaşımızın elinde kırık oluştu. Olayda bir kusurum yoktur. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum..." Ceza İnfaz Kurumunda infaz ve koruma memuru olarak görev yapan F.A.nın şüpheli sıfatıyla Başsavcılıkça alınan 1/12/2016 tarihli ifadesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"...Ben Şırnak T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma memuru olarak görev yaparım. Üzerime atılı suçlamayı anladım. Yangın olayının meydana geldiği gün yangının gerçekleştiği geçici 2 Nolu koğuşun bulunduğu sol C blokta [A.İ.] ile birlikte nöbetçiydim. Bizim nöbetimiz saat 00'da bitecekti. O gün öğlen yemeğini vermek üzere çocukların olduğu koğuşa girdim. Koğuşta olağan dışı herhangi bir şey gözlemlemedim. Akşam da oda da sayım yapıldı. Bu odanın sayımında ben yoktum. Ben başka odalardaki sayıma katılmıştım. Sayımı bitirip kurumu terk edeceğimiz esnada yangın olduğu söylendi. Yangın olduğu söylenen koğuşun önüne geldik. Ben kendimdeki anahtarla kapıyı açtım. Kapı açılır açılmaz içerden yoğun bir duman geldi. Dumandan içeriyi tam olarak göremiyorduk. Kapının arkasına barikat yapmışlardı. Bu nedenle içeriye ilk başta giremedik. Duman nedeniyle içeriyi tam olarak göremediğimizden aralardan yangın tüpüyle müdahale etmeye çalıştık. Uğraşlar sonucunda bir kişinin girebileceği bir boşluk açtık. Buradan girerek çocukları kurtarmaya çalıştık. Çocukları odadan dışarı çıkarıp dumanın etkisinin olmadığı bir havalandırmaya aldık. Sonrasında ambulansla çocuklar hastaneye kaldırıldı. Çocukları odadan çıkarttığımızda yaşıyorlardı. Çocukların koğuşta çakmak bulundurmaları yasaktır. Çocuklar koğuşa ilk alındıklarında üst aramaları yapılır. Ölen çocukların koğuşa ilk alınmalarında üst aranmasının yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Ben o gün orada nöbetçi değildim. Ancak muhtemelen üst aramaları yapılmıştır. Yangının çıktığı koğuşta ayrı bir havalandırma bölümü yoktu. Çocuklar havalandırmaya çıkacağı zaman kapıda çıkarıp yan tarafta bulunan havalandırmaya alıyorduk. Çocukların çıktıkları havalandırma ile bulundukları koğuş arasında kare tellerden oluşan bir pencere vardır. Biz çocukları havalandırmaya çıkarır sonra kendimiz kapıyı kapatıp dışarı çıkarız. Çocuklar havalandırmada tek başına kalırlar. Yangının nasıl çıktığına ilişkin benim bir bilgim yoktur. Olay günü koğuşta yoğun duman olması, elektriklerin kesik olması nedeniyle koğuşun karanlık olması sebeblerinden dolayı koğuşun içerisini net olarak göremiyordum. Bu nedenle yangının tek bir yerden mi yoksa bir kaç yerden mi çıktığını bilmiyorum. Sonrasında da aynı koğuşa temizlendikten sonra girdim. Koğuşun yanında emanet eşya bölümüne bakan görevliler bulunmaktadır. Bu görevliler gün içerisinde beni arayarak çocukların yüksek sesle şarkı söylediklerini hatta İstiklal Marşı söylediklerini gürültüden rahatsız olduklarını çocukları susturmamı söylediler. Çocuklar bu şekilde olay günü neşeliydiler. Ben kendilerinde herhangi bir intihar meyili görmedim. Yangının çıktığı koğuşta yangın için herhangi bir detektör veya alarm olup olmadığını bilmiyorum. Ben olay günü herhangi bir alarm duymadım. Ancak biz olaya erken müdahale ettik. Bu nedenle alarm verilmemiş olabilir. Çatılarda arama yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Ben yaklaşık 19 aydır Şırnak Cezaevinde görev yapmaktayım. Havalandırmaların bulunduğu çatılarda herhangi bir arama yapıldığını görmedim ve böyle bir aramaya katılmadım." Ceza İnfaz Kurumunda infaz ve koruma memuru olarak görev yapan E.Ç.nin şüpheli sıfatıyla Başsavcılıkça alınan 6/1/2017 tarihli ifadesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"...Ben idari tahkikat aşamasında kapsamlı ifade vermiştim, o ifadem doğrudur aynen tekrar ederim. Olay günü nöbeti devralmak için akşam saat 19:00 sularında cezaevine geldim. Sayım yapılırken geçici koğuşlardan birinde yangın çıktığı söylenildi. Hemen yangının çıktığı koğuşa doğru çıktık. Koğuşun önünde barikat kurmuşlardı, kapıyı ve barikatları aşıp içeriye girdik. Yangın tüpleriyle de müdahale ettik. İçeriden bir kişiyi çıkardık. Sonra tekrar içeri girerek bir mahkum daha gördük, onu da koğuştan çıkarttık. Yangını söndürmek için elimizden gelen herşeyi yaptık. Hatta 15 civarında arkadaş hastanelik oldu. Olayda benim herhangi bir ihmalim yoktur. Yangına anında müdahale ettik. Söz konusu yangının çıkış sebebini ve yangının çıkmasına sebep olan şeyin ne olduğunu, cezaevine nasıl girdiğini bilmiyorum. Ben kanunun bana yüklediği tüm görevleri yerine getirdim..." Ceza İnfaz Kurumunda infaz ve koruma memuru olarak görev yapan A.İ.nin şüpheli sıfatıyla Başsavcılıkça alınan 30/11/2016 tarihli ifadesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"...Ben Şırnak T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda İnfaz Koruma memuru olarak görev yaparım. Ben göreve başlayalı 4 ay oldu. Olayın olduğu 28 Eylül 2016 tarihinde yangın olayının gerçekleştiği sol C blokta nöbetçiydim. Benimle birlikte [F.A.] da sol C blokta nöbetçiydi. Biz sabah 8'de nöbeti devraldık. Nöbeti saat 00'da sayım yaptıktan sonra akşamki nöbetçilere devredecektik. C blokta sol ve sağ taraf olmak üzere iki kısım vardır. Sağ tarafta 2 nöbetçi sol taraf içinde 2 nöbetçi bulunur. Personel durumuna göre nöbetçi sayısı bazen 3 olur bazen 1 olur. Nöbet bitiminde diğer blokta görevli arkadaşların katılımı ile sayım yapılır. Sayım sonrasında da nöbet devredilir. Olay günü ben görevli olduğum sol C blokta ben dahil 7 kişi ile sayım yaptık. Ben veya aynı blokta nöbetçi olduğum arkadaşlarımla kapıları açıyorduk. Diğer arkadaşlar da içeri girip sayım yapıyorlardı. Biz nöbet esnasında koridorda bulunan masada otururuz. Herhangi bir koğuşta zilin çaldığı koğuşa bakarız. Bunun haricinde normal koğuşlarda saatte bir sorunlu koğuşlarda yarım saatte bir koğuşun içerisine girerek hem alt hem üst kata bakarak olumsuz bir durum olup olmadığını kontrol ederiz. Ben oraya öğleden sonra nöbete verildim. Benim yanımda [F.A.] da C blokta nöbetçi olarak duruyordu. Kendisi çocuklardan sorumluydu. Yangının gerçekleştiği koğuş geçici koğuştur. Burada hasta olmaları sebebiyle 2 tane çocuk bulunuyordu. Buranın kapısı komple demirden yapılıydı ve diğer koğuşlarda olduğu gibi cam bölme yoktu. Çocuklardan sorumlu olması sebebiyle [F.] bir kaç defa koğuşa girip kontrol etti. Kaç defa koğuşa girdiğini hatırlamıyorum. [F.] koğuşa tek başına giriyordu. Saat 00 sıralarında biz sayıma başladık. Bizim görevli olduğumuz sol C blokta toplam 14 koğuş vardır. Bizim sorumluluğumuzda C blokta bulunan C,1,2,3,4,5,6 D,2,3 ve geçici 1-2 koğuşlar bizim sorumluğumuzdaydı. Nöbet esnasında olağan dışı herhangi bir şey gözlemlemedik. Saat 00 sıralarında biz sayıma başladık. Sayımı bitirdiğimiz esnada bağırmalar geldi. Bayan koruma memurlarımız yangın vardı diye bağırıyorlardı. Yangının gerçekleştiği koğuşun önüne geldik. Koğuş kapıların anahtarları sayıma çıkarken masada bırakılır. Biz de sayıma çıkarken anahtarı yanımıza almamıştık. Anahtarı alıp bir arkadaş kapıyı açmış. Ben gittiğimde kapı açıktı. Ancak kapının arkasına dolap ve benzeri eşya konulduğu için kapıyı sonuna kadar açıp giremedik. Levyelerle ve başka aletlerle zorlayarak içeri girebildik. Yine bahçeden de camları kırıp dumanın çıkarmaya çalıştık. Sonrasında da su sıkarak yangına müdahale ettik. Yatak örtüleri ve yastıkları ateşe vermişler. Yataklarında bir kısmı yanmış durumdaydı. Çocukların kıyafetleri üzerindeydi. Kıyafetlerinde ve vücutlarında yanık yoktu. Mahkum veya tutuklular havalandırmaya çıktıklarında kağıtlara bir şeyler yazıp katlayarak yada içerisine bir şey koyarak yan taraftaki havalandırmaya bu kağıtları atıp haberleşebiliyorlar. Biz buna pusula diyoruz. Mahkum veya tutuklu havalandırmaya çıktığında sürekli gözlem yapılmaz ancak havalandırmayı gören canlı bölme vardır. Zaman zaman buradan bakarak kontrol edilir. Cezaevinde ayda bir genel arama yapılır. Arama koğuşlarda yapılır. Havalandırmaya bakan çatılarda arama yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Ben 4 aydır görevli olduğum süre boyunca çatılarda arama yapıldığına şahit olmadım. Ancak yapıldıysa da haberim yoktur. Çatıları görev kamera sistemi vardır. Çocukların bulunduğu yangın çıkan koğuşta en son ne zaman arama yapıldığını bilmiyorum. Çocukların bulunduğu koğuşun yanında D1 nolu kadın mahkumların kaldığı koğuş vardır ancak cezaevinde yeni olduğum için cezaevinin planını tam bilmiyorum. Çocuklar pusula yoluyla bu koğuşla haberleşip çakmak almış olabilirler. Çocuk koğuşları dışında diğer koğuşlarda çakmak bulunmaktadır. Ancak çocuk koğuşlarına çakmak verilmemektedir. Bu çocuklara çakmağı muhtemelen başka koğuştakiler havalandırma yoluyla iletmişlerdir. Ancak çocukların çakmağı nasıl elde ettiklerine dair bir bilgim yoktur..." Yangında yaralanan infaz ve koruma memurlarının müşteki sıfatıyla beyanları kolluk görevlileri tarafından alınmış, diğer beyanlarla aynı yönde beyanlarının olduğu görülmüştür. Yapılan soruşturma sonucunda Başsavcılık; S.R.Ş. ve A.nın kasten yangın çıkarma, kamu malına zarar verme, kasten ölüme sebebiyet verme suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına, şüpheliler O., H. A.T., A.İ., E.Ç. ve F.A.nın görevi ihmal suçlarından yeterli delil elde edilmemesi nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. 1/12/2017 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ilgili kısmı şöyledir:"... Maktul-SSÇ'lerin uyuz teşhisi üzerine doktor raporuna istinaden kalmakta oldukları G-2 koğuşunun 28/09/2016 günü saat:18:58 de sayımının alındığı ve diğer blokların sayımının alınmaya başlanıldığı, saat:19:20 sıralarında sayımın bitmesine müteakip G-2 koğuşunda dumanların görüldüğü ve söz konusu koğuşa infaz koruma memurları tarafından kapının açıldığı ancak koğuş içerisinde kapının önüne yerleştirilen ranza ve dolaplar ile yapılan barikat'ın aşılarak koğuş içerisine girildiği, yangın tüpleri ve kurulu bulunan yangın hortumu ile çıkarılan yangına müdahale edildiği, G-2 koğuşunda geçici olarak kalmakta olan maktul-ssç [A.nın] saat:19:40 da 112 acil servis aracına sağ olarak konularak hastaneye intikalinin sağlandığı, aynı koğuşta kalan maktul- ssç [S.R.Ş.nin] de koğuştan çıkarılarak 112 acil servise sağ olarak konularak hastahaneye intikalinin sağlandığı,Yangının 28/09/2016 akşamı saat 19:00 da sayım alındıktan sonra çıktığı, sayım esnasında G-2 koğuşunda anormal bir durumun tespit edilmediği, saat:19:15 te dumanlardan dolayı yangının fark edildiği, saat 19:20 de 112 Acil servisine haber verildiği, 19:20 de itfaiyenin arandığı ancak itfaiyeye ulaşılamaması üzerine itfaiyeye haber vermesi için 155 Polis İmdat hattının arandığı, koğuşun arkasına 3 adet çelik dolabı koydukları, çelik dolapların arkasına da çiftli ranzaların dik halde koymaları ve elektriklerin kesik olmasından dolayı koğuşun içerisine 19:34 te müdahale edildiği, koğuş içerisinde bulunan maktul- ssç'lerin 4 dakika içerisinde nizamiye kapısına çıkarıldığı, koğuşta devam eden yangına, yangın tüpleri ve yangın söndürme hortumları ile müdahale edildiği; Tümen itfaiyesi ve Şırnak İtfaiyesi tarafından da müdahale ve soğutma işlemlerinin yapıldığı,Gerek ele geçirilen pusulalar gerekse koğuşta ele geçirilen çakmak, yangın raporuna göre yangının çıkışına ilişkin tespit, incelenen kamera görüntüleri, müdahale esnasında dumandan etkilenen İnfaz Koruma memurlarının raporları, otopsi raporu, düzenlenen olay yeri inceleme raporu, koğuşun içinde yapılan tespitler (Ranza ve dolapların kapı ardına yerleştirilmesi) ve hastahane kayıtları ve tüm dosya kapsamındanG-2 koğuşunda kalmakta olan maktul-ssç ler [A.] ve [S.R.Ş.nin] koğuşta bulunan çakmak ile koğuş içerisinde bulunan yatakları kasten tutuşturarak yangını başlattıkları, yangını başlatmadan önce de koğuş giriş kapısının önüne içeride bulunan çelik dolapları koyarak ve de ranzaları dik bir vaziyette yerleştirmek sureti ile müdahaleyi geciktirdikleri bu nedenle deotopsi raporunda da belirtildiği üzere canlı iken yoğun duman solumak sureti ile oksijensiz kalmak sureti ile tedavi gördükleri Şırnak Devlet hastanesinde hayatlarını kaybettikleri, maktül- ssç'lerin kendi çıkardıkları yangında hayatlarını kaybetmeleri nedeni ile üzerlerine atılı kasten yangın çıkartma, kamu malına zarar vermek ve ölüme sebebiyet vermek suçlarından Tck'nın 64 maddesi uyarınca kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına,Gerek şüpheli savunmaları, otopsi tutanakları, kamera kayıtları, yangının çıkartılışına dair tespit ve yangının çıkışına dair rapor, olaya müdahale eden infaz koruma memurlarının ifadeleri, incelenen görevlendirme belgeleri, yangına müdahale edilme zamanı ve şekli göz önüne alındığında şüphelilerin üzerlerine düşen dikkat ve özeni gösterdikleri görevi ihmal ettiklerine dair dosya kapsamına yansıyan herhangi bir tespitin ve verinin olamaması, yangınının çıkartılış şekli, kapının arkasına konulan barikatlar ve zamanlaması kapsamında şüphelilerin üzerlerine atılı suçtan haklarında kamu davası açmaya esas teşkil edecek suç şüphesi olacak delil elde edilememesi nedeni ile şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ..." Başsavcılık anılan kovuşturmaya yer olmadığı kararında ayrıca S.R.Ş. ve A.ya uyması gereken kuralların giriş esnasında tebliği edildiği, Ceza İnfaz Kurumunda çıkan yangının saat 32'de Şırnak İtfaiye Müdürlüğüne ve Piyade Tümen Komutanlığı İtfaiyesine bildirildiği, Ceza İnfaz Kurumunda bulunan yangın tüplerinin ve su hortumlarının yangını söndürme işlemi sırasında aktif olarak kullanıldığı, yangına müdahale eden mağdur infaz ve koruma memurlarının dumandan etkilendiği, bazılarının ayakta, bazılarının ise yatarak tedavi gördüğü ve şikâyetlerinin bulunmadığı tespit ve değerlendirmelerine yer vermiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda, başvurucu İsmail Şeran'ın vekilinin 3/5/2017 tarihinde soruşturmanın genişletilmesi talebine ilişkin dilekçesinde yer alan taleplerin değerlendirildiği belirtilmiştir. Anılan dilekçede olaydan bir hafta önceki süreci ve olay gününü de kapsayacak şekilde Ceza İnfaz Kurumunun tüm kamera görüntülerinin, S.R.Ş.nin ailesi ile yapmış olduğu bir aylık telefon konuşmalarının kayıtlarının, her iki ölenin sağlık dosyalarının, tüm tedavi evrakının, tüm infaz ve koruma memurları hakkında yapılan şikâyetlerin ve şikâyet neticesinde açılan disiplin soruşturmalarının ve adli soruşturmaların, Ceza İnfaz Kurumunda maktullerle son bir aydır aynı koğuşu paylaşan kişilerin tanıklığının, S.R.Ş. ve A.nın telefon görüşmesi yaptığı aile fertlerinin bilgisine başvurulmak sureti ile beyanlarının alınması, ailelere bilgilendirmenin ne zaman ve ne şekilde yapıldığının Ceza İnfaz Kurumundan sorulması ve buna ilişkin kayıtların dosyaya alınması talep edilmiştir. Başsavcılık kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında soruşturmanın genişletilmesine ilişkin talepler üzerine değerlendirme yaptığını, ailelere bilgilendirme yapılıp yapılmadığının sorulduğunu, Ceza İnfaz Kurumu tarafından ailelere Kurum görevlileri tarafından telefon edilmek sureti ile bilgi verildiğinin bildirildiğini, S.R.Ş.nin aile fertleri ile yaptığı bir aylık görüşmelerin dökümlerinin alındığını ve görüşmelerin içeriğinde yangın neticesinde meydana gelen ölüm olayına ilişkin bir hususun yer almadığını, S.R.Ş. ve A.nın sağlık dosyalarının ve tedavi evrakının getirtilerek dosya arasına alındığını, olay anına ilişkin kamera görüntülerinin çözümünün yapılarak dosyaya konulduğunu belirtmiştir. Başsavcılık ayrıca Ceza İnfaz Kurumunun bir hafta öncesini kapsayan tüm kamera görüntülerinin, infaz ve koruma memurları hakkındaki tüm şikâyet ve soruşturmaların dosya içine alınması talebinin, aynı koğuşta kalan tutuklu ve hükümlülerin ifadelerinin alınmasının, aile fertlerinin dinlenilmesi taleplerinin soruşturma konusu olay ile ilgisinin bulunmaması, taleplerin gerekçelendirilmemesi nedeniyle uygun görülmediğini anılan kararda değerlendirmiştir. Başvurucular dosyada verilen gizlilik kararı nedeniyle erişimlerinin engellendiğini, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın üçüncü kişilerin fiziki müdahalesi olup olmadığı ile sınırlı tutulup kamu görevlilerinin ihmali iddialarının değerlendirilmeyerek eksik inceleme ile karar verildiğini, etkili soruşturma yürütülmediğini, çatı aramasının yapılmaması nedeniyle yangının çıkmasına neden olan çakmağın yakınlarının eline geçmesi ve pusulaların tespitinin yapılamayarak idarenin koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, yakınlarına psikolojik destek sağlanmadığını, yangın alarm sisteminin çalışmadığını, S.R.Ş.nin ölümü hakkında idare tarafından bilgilendirilmediklerini belirterek itirazda bulunmuşlardır. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara başvurucular itiraz etmiş, Şırnak Sulh Ceza Hâkimliği 23/2/2018 tarihli kararıyla itirazların reddine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir. Bu karar 6/3/2018 ve 2/3/2018 tarihlerinde başvurucu vekillerine tebliğ edilmiştir.B. Bireysel Başvuru Sonrasında Açılan Tam Yargı Davası Süreci Başvurucu İsmail Şeran, Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne başvurarak olay nedeniyle uğradığı zararların tazmin edilmesini talep etmiştir. Talebinin reddedilmesi üzerine başvurucu 2/4/2018 tarihinde Mardin İdare Mahkemesinde 000 TL maddi ve manevi tazminat istemli tam yargı davası açmıştır. Mahkeme 20/12/2019 tarihinde karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:''...davacılar yakını [S.R.Ş.nin] kişisel kusuru nedeniyle yaşamını yitirdiği, bu şekliyle idarenin eylemi ile zarar arasında mevcut bulunan illiyet bağının kesildiği kanaatine varılarak, davacıların tazminat istemlerinin reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır...'' Anılan karar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulduğundan Gaziantep Bölge İdare Mahkemesindeki 2020/426 Esas numaralı dava derdest olup henüz kesinleşmemiştir. Benzer yöndeki içtihatlar için bkz. Meral Eşkili, B. No: 2013/7586 4/11/2015; Mehmet Kaya ve diğerleri, B. No: 2013/6979, 20/5/