Başvuru, ceza infaz kurumu idaresinin işlemlerine karşı yapılan şikâyetin infaz hâkimliğince esas yönden değerlendirilmeksizin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumu idaresinin işlemlerine karşı yapılan şikâyetin infaz hâkimliğince esas yönden değerlendirilmeksizin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 5/12/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) tespit edilen şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen silahlı darbe teşebbüsü ertesinde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu isnadıyla 20/7/2016 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu, yapılan yargılamada Yargıtay Ceza Dairesinin (ilk derece) 5/12/2018 tarihli ve E.2017/69 , K.2018/9sayılı kararıyla10 yıl hapis cezasıyla tecziye edilmiş, hâlen hükümözlü olarak Kayseri 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) bulunmaktadır. Başvurucu 27/2/2019 tarihinde İnfaz Kurumu Müdürlüğüne yazdığı dilekçede; diyabet (şeker) hastası olduğunu, bu durumun Sincan T Tipi KapalıCeza İnfaz Kurumundan naklen gelirken yanında getirdiği sağlık dosyasındaki raporlarla sabit olduğunu, kendisine diyet yemek, kepekli diyet ekmek ve ara öğün yemek verilmesini talep ettiğini ifade etmiştir. Başvurucu bu talebini 11/3/2019, 20/3/2019, 2/4/2019 ve 4/4/2019 tarihli dilekçelerle tekrarladığını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca 6/4/2019 tarihinden itibaren diyet yemek verilmeye başlandığını, kepekli diyet ekmeğin ise daha önceden verildiğini, heyet raporuna rağmen İnfaz Kurumunca diyet yemeğin geç verilmesi nedeniyle Bakanlığa şikâyette bulunduğunu, söz konusu şikâyet ve talep dilekçelerini yargı mercilerinde konu edebilmek için bunların fotokopilerini 4/4/2019 ve 26/6/2019 tarihli dilekçelerle talep ettiği hâlde taleplerine cevap verilmediğini dile getirmiştir. Başvurucu; hakkında yeniden doktor raporu düzenlenmesi için 11/3/2019 tarihinde revire, 20/3/2019 tarihinde de dahîliye polikliniğine götürüldüğünü, kan ve idrar tahlili yapıldığını, tahlil sonuçları hakkında tarafına bilgi verilmeyince 4/4/2019, 15/4/2019 ve 8/5/2019 tarihli dilekçelerle talepte bulunduğunu, idare tarafından talebine cevap verilmemesi üzerine 26/6/2019 tarihinde buna ilişkin dilekçelerin kayıt tarihi ve sayılarını da gösterecek şekilde fotokopilerini talep ettiğini ancak idare tarafından bu talebinin de karşılanmadığını belirtmiştir. Başvurucu; Kurum doktorunun raporu üzerine 6/4/2019 tarihinden itibaren diyet olarak verilen yemeklerin bu nitelikte olmadığını, buna ilişkin şikâyetlerini 25/4/2019, 8/5/2019, 10/5/2019, 21/5/2019 ve 27/5/2019 tarihli dilekçelerle Kuruma bildirmiştir. Başvurucu; diyet menüsü için Kurum diyetisyeni veya Kurum doktoruyla görüşmek amacıyla 10/5/2019, 21/5/2019 ve 10/6/2019 tarihli dilekçelerle İnfaz Kurumuna başvurmuştur. Taleplerinin karşılanmaması üzerine dilekçelerin fotokopilerini kayıt tarihlerinin ve sayılarının görüleceği şekilde istediğini, Kurum tarafından bu konuda hiçbir bilgi verilmediğini belirtmiştir. Başvurucu 6/4/2019 ile 26/5/2019 tarihleri arasındaki diyet yemeği uygulamasının sona erdirilme nedenini öğrenmek için 28/5/2019 tarihinde Kurum Müdürlüğüne talepte bulunmuştur. Başvurucu; Kurumun 11/6/2019 tarihinde tarafına tebliğ edilen yazısında,21/5/2019 tarihli dilekçesi de esas alınarak diyet olarak verilen yemeklerin yağsız ve tuzsuz olduğundan şikâyet etmesi nedeniyle normal yemekten faydalanmak istediğinin gıda mühendisi tarafından hazırlanan 30/5/2019 tarihli teknik raporda da belirtilmesi nedeniyle söz konusu uygulamadan vazgeçildiğinin kendisine bildirildiğini ifade etmiştir. Başvurucu 17/6/2019 tarihinde Kurum Müdürlüğüne hitaben yazdığı dilekçede diyet yemeğinin kesilmesine ilişkin bir talebi olmadığı hâlde karara esas alınan 21/5/2019 tarihli dilekçesinin fotokopisinin tarafına verilmesini talep ettiğini ancak Kurum tarafından talebinin yerine getirilmediğini belirtmiştir. Başvurucu 25/6/2019 tarihinde dilekçesinin fotokopisini tekrar istediğini, Kurum tarafından bu talebine de cevap verilmediğini ifade etmiştir. Başvurucu 10/6/2019, 18/6/2019 ve 24/6/2019 tarihli dilekçelerle kepek ekmek verilmesi talebinde bulunmuş ve dilekçesinin fotokopisini de istemiştir. Başvurucu 27/6/2019 tarihinde kepek ekmeğin verilmeye başlandığını fakat dilekçenin fotokopisinin verilmediğini belirtmiştir. Başvurucu; kronik alerji rahatsızlığının artması nedeniyle 21/5/2019, 28/5/2019, 10/6/2019, 11/6/2019, 12/6/2019, 13/6/2019, 14/6/2019, 18/6/2019 ve 25/6/2019 tarihlerinde verdiği dilekçeler ile revire çıkmayı talep ettiğini, 14/6/2019 tarihli dilekçeyle aynı tarihli dilekçenin fotokopisini talep ettiğini ancak Kurum tarafından talebine cevap verilmediğini ifade etmiştir. Başvurucu 28/6/2019 tarihinde revire çıkarıldığını belirtmiştir. Başvurucu Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyesi olarak görev yaparken hakkında başlatılan soruşturma kapsamında HSK üyeliğinin sona erdirildiğini, HSK'daki odasında bulunan özel eşyalarının bir kısmının ailesine ve avukatına teslim edilmediğini öğrenmesi üzerine HSK görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, 8/7/2019 tarihli on üç sayfalık suç duyurusu dilekçesi ve eklerinin de kayıt tarihi ve sayısı ile fotokopisinin talebine rağmen kendisine verilmediğini, 11/7/2019 tarihinde bir Kurum görevlisinin şifahen kendisine dilekçenin kayıt tarihi ve sayısını söylediğini, Müdürlük talimatı gereği şikâyet dilekçelerinin fotokopilerinin verilmeyeceğinin bildirildiğini ifade etmiştir. 16/7/2019 tarihinde Kurum Müdürlüğüne hitaben yazdığı dilekçede; dilekçesinin şikâyet içerikli olmadığını, suç duyurusuna yönelik olduğunu, fotokopilerin verilmemesinde Kurum Müdürlüğünce alınmış bir karar olup olmadığını, kanuna aykırı bu uygulamanın sebebini sorduğunu belirtmiştir. İnfaz Hâkimliğine başvurduğu 25/7/2019 tarihi itibarıyla suç duyurusuyla ilgili dilekçesinin fotokopisinin kendisine verilmediğini belirtmiştir. Başvurucu, 25/7/2019 tarihinde Kayseri İnfaz Hâkimliğine yaptığı şikâyette İnfaz Kurumuna verdiği dilekçelerinin (diyet ekmek ve yemek talebi, revire çıkma -çarşaf/yastık- emanetteki eşyalarının verilmesi, tahlil sonuçlarının verilmesi, sosyal etkinliklerden yararlanma, kurum dışına gönderdiği dilekçelerin akıbeti ile ilgili bilgi verilmesi, Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı suç duyurusu, HSK'ya yaptığı hâkim/savcı şikâyetleri, Bakanlığa yaptığı şikâyet ve talepler vb. konularda) bazılarının kayda alınmadığını, kayda alınan dilekçelerinin de bir fotokopisi ile kayıt tarih ve sayısının kendisine verilmediğini, buna ilişkin taleplerine İnfaz Kurum Müdürlüğünce cevap verilmediğini belirterek İnfaz Kurumunun işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Kayseri İnfaz Hâkimliği 2/8/2019 tarihinde başvurucunun talepleriyle ilgili olarak esas yönden herhangi bir değerlendirme yapmaksızın dilekçesinin reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Tutuklunun dilekçesinde belirttiği talebinin ilk aşamada/doğrudan hakimliğimiz görev alanına girmediği, zira 4675 Sayılı İnfaz Hakimliği Kanunun ve maddesinde infaz hakimliklerinin görev kapsamının belirlendiği, Yargıtay Ceza Dairesinin 12/03/2007 gün 2007/3622- 2776 Esas ve Karar Sayılı Kararı ile Ceza Genel Kurulu'nun 2004 gün2004/1-110; 2004/151 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, İnfaz Hakimliğinin görevlerinin, infaz kurumlarındaki yönetsel işlemleri şikayet yoluyla denetlemekten ibaret olduğu, hükümlünün infaz hakimliğine şikayette bulunabilmesi için öncelikle bulunduğu ceza infaz kurumu idaresi tarafından gerçekleştirilmiş bir işlem veya faaliyetin yapılmış olması gerektiği, ceza infaz kurumu idaresi tarafından herhangi bir işlem veya faaliyet yapılmadan hükümlü tarafından doğrudan infaz hakimliğinden işlem veya faaliyet yapmasının talep edilemeyeceği, aksi bir durumun yukarıda bahsi geçen kanun maddelerine aykırı olacağı, Hakimliğimizin ceza infaz kurumu idaresi ya da Cumhuriyet Başsavcılığı yerine geçerek hükümlüler ile ilgili açığa ayırma veya izin gibi yönetsel işlemler yapma yetki ve görevinin bulunmadığı, İnfaz Hakimliğinin görevlerinin, infaz kurumlarındaki yönetsel işlemleri şikayet yoluyla denetlemekten ve yasa ile verilen görevlerden kaynaklı diğer kısım kararları (5275 Sayılı Kanunun 105/A Maddesine göre denetimli serbestlik tedbiri gibi) vermekten ibaret olduğu, bu bağlamda hükümlünün talebi ile ilgili olarak öncelikle Ceza İnfaz Kurumu İdaresi ile Cumhuriyet Başsavcılığının bir inceleme yaparak olumlu ya da olumsuz bir karar vermesi, diğer bir deyişle hakimliğimizce denetlenebilir bir işlem oluşturulması, kararın hükümlüye tebliğini müteakip hükümlü hakkındaki işlem veya faaliyete karşı 15 gün içinde şikayet yoluna başvurursa şikayet başvuru dilekçesi ile ilgili belgelerin hakimliğimize gönderilmesi gerektiği, Yargıtay Ceza Dairesinin 02/05/2016 gün ve 2016/3014-2256 Esas ve Karar ile 25/05/2016 gün 2016/3015-2664 Esas ve Karar sayılı emsal kararlarının da aynı yönde olduğu,4675 Sayılı Kanunun 6/1 Madde ve fıkrasında ise, "Şikayet başvurusu, 5 inci maddede yazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hakimliğinin görev ve yetki alanı dışında kalan bir işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayan kimselerce yapılmışsa infaz hakimi, başvuru dilekçesini esasa girmeden reddeder; şikayet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise o mercie gönderir." tutuklunun bulunduğu cihetle, aşağıdaki hüküm kurulmuştur." Başvurucu anılan karara itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde başvurucu; İnfaz Hâkimliğinin kararında şikâyetlerine ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığını, İnfaz Kurumundan yazılı görüş alınmadığını, taleplerinin akıbeti ile ilgili bir araştırma yapılmadığını, bu şikayetlerine ilişkin olarak İnfaz Hâkimliğinin değerlendirme yapmaksızın şikâyeti inceleme konusunda görevli ve yetkili olmadığını belirterek ret kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Kayseri Ağır Ceza Mahkemesi 15/8/2019 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Nihai karar, başvurucuya 20/8/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Kurum Müdürlüğünce İnfaz Hâkimliği kararı doğrultusunda denetlenebilir bir işlem tesis edilmediğini belirterek 12/9/2019 tarihli dilekçesi ile daha önceki istekleri doğrultusunda işlem tesis edilmesini talep etmiştir. İnfaz Kurumunun ''Kurumumuzun dilekçenin fotokopisinin çekilerek hükümlüye verilmesi ile ilgili bir yükümlülüğü yoktur. Sadece başvurunun istenirse tarih ve sayısı bilgi amaçlı verilebilir." şeklinde verdiği cevabi yazı13/9/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ etmiştir. Başvurucu 27/9/2019 tarihinde 25/7/2019 tarihli şikâyet dilekçesindeki iddialarını yineleyerek istekleriyle ilgili olarak İnfaz Kurumu Müdürlüğünün yazılı veya sözlü herhangi bir cevap vermediğini belirtmek suretiyle İnfaz Kurumunun işleminin iptalini talep etmiştir. Kayseri İnfaz Hâkimliği de 16/10/2019 tarihinde başvurucunun iddialarını esas yönünden değerlendirmeksizin benzer gerekçelerle (bkz. § 23) dilekçenin reddine karar vermiştir. Başvurucu anılan karara yaptığı itirazda; daha önce Kayseri İnfaz Hâkimliğinin 2/8/2019 tarihli kararında da denetlenebilir bir işlem bulunmadığı belirtilerek esasa girilmeden taleplerinin reddedildiğini, Kurum Müdürlüğüne gönderilen dilekçesi ile ilgili herhangi bir işlem tesis edilmemesi üzerine 12/9/2019 tarihinde yeniden dilekçe vererek 25/7/2019 tarihli talebi doğrultusunda yeniden işlem yapılmasını talep ettiğini, buna rağmen Kurum Müdürünce fotokopi çekme yükümlülüklerinin bulunmadığı belirtilerek dilekçesinin iade edildiğini, ayrıca Kayseri İnfaz Hâkimliğine yaptığı başvurunun da esasa girilmeden usulden reddedildiğini, her iki İnfaz Hâkimliğinin şablon kararlarla taleplerini reddettiğini ileri sürmüştür. Kayseri Ağır Ceza Mahkemesi 31/10/2019 tarihinde Kayseri İnfaz Hâkimliği kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek itirazın reddine karar vermiştir. Nihai karar 11/11/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 5/12/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun "İnfaz hâkimliklerinin görevleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır : Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahedeye tâbi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak...." 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" Şikâyet başvurusu, 5 inci maddede yazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetki alanı dışında kalan bir işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayan kimselerce yapılmışsa infaz hâkimi, başvuru dilekçesini esasa girmeden reddeder; şikâyet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise o mercie gönderir.Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında re’sen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünü alır... İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir.İnfaz hâkimi, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre inceleme ve işlemlerini yürütür ve kararını verir.İnfaz hâkiminin kararlarına karşı şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren bir hafta içinde Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre acele itiraz yoluna gidilebilir...."