3. Hukuk Dairesi 2024/2191 E. , 2025/1217 K. MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/358 E., 2024/647 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmancık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/299 E., 2023/655 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen miktar 1…
**3. Hukuk Dairesi 2024/2191 E. , 2025/1217 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/358 E., 2024/647 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmancık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/299 E., 2023/655 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen miktar 11.497,93'er TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 378.290,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacılar vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi ...’ın Osmancık İlçesi Cumhuriyet Mahallesinde bulunan taşınmaz üzerindeki ev ile birlikte şahitler huzurunda Gayrimenkul Satışı ve Zilyetliğinin devri senedi ile ... isimli şahıstan 2.000,00 TL bedel ile satın aldığını, daha sonra bu senedi . Noterinin 22.08.1968 tarihli ve 1626 yevmiye nolu işlemi ile aslının aynı olduğuna ilişkin tasdik ettirdiklerini, ancak muris ...'in yapmış olduğu araştırmada bu yerin ...'e değil davalı Belediyeye ait olduğunu öğrendiğini, bunun üzerine davalı Belediyeye 08.07.1971 tarihinde dilekçe vermek suretiyle mezkur taşınmazın kendisi adına devrini talep ettiğini, davalı ... Encümeninin 09.07.1971 tarihinde toplanarak 102 sayılı kararı ile yapılan incelemede bu yerin 1.290,00 TL ödemesi halinde müvekkillerinin murisine devredilmesine karar verdiğini, murisin 10.07.1971 tarihinde 942039 nolu makbuzla bedeli Belediye veznesine yatırdığını, Belediye Başkanlığınca 16.08.1976 tarihinde taşınmazı müvekkilinin encümen kararı ile satın aldığı hususunda Kadastro Müdürlüğüne yazı yazıldığını, mezkur taşınmaz üzerindeki evin murise ait olduğu hususunda tapuya şerh verildiğini, murisin taşınmazı 1963 yılında satın aldıktan sonra öldüğü tarih olan 1992 yılına kadar taşınmazda malik ve zilyet olarak ailesi ile birlikte oturduğunu, ölümünden sonra da eşi ve çocuklarının taşınmazda oturmaya devam ettiklerini ve daha sonra da taşınmazı kiraya vermek suretiyle zilyetlerinde tuttuklarını, ancak Belediyenin 21.09.2020 tarihinde taşınmazı üçüncü kişiye sattığını, taşınmaz üzerindeki yapının yıktırıldığını ileri sürerek, şimdilik 100,00 TL olmak üzere 10.07.1971 tarihinde ödenen 1.290,00 eski TL'nin dava tarihi itibariyle satın alma değerinin bilirkişi marifetiyle tespiti ile tespit edilen miktarın taşınmazın dava tarihindeki arsa ve bina değerinden aşağı olmamak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte müvekkillerinin miras payları oranında davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; 1971 tarihinde yürürlükte olan 1580 sayılı Belediye Kanunu'na (1580 sayılı Kanun) göre Belediye encümenin arsa satışı konusunda yetkisi olmadığını, söz konusu yetkinin Belediye meclisine ait olduğunu, dolayısıyla yapılan satış sözleşmesinin yetkisizlik nedeniyle geçersiz olduğunu, ayrıca Belediyelerde taşınmazın ihale yoluyla satışı yapıldıktan sonra gelir şefliğinden satışa konu taşınmazın bedelinin ödediğine dair borcu yoktur yazısı aldıktan ve encümen yetki kararı çıkartıldıktan sonra tapu devir işlemi yapılabileceğini, dava konusu taşınmaz için bu işlem yapılmadığını, ortada geçerli bir devir bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; mülga 1580 sayılı Kanun ile dava tarihinde yürürlükte bulunan 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca belediye taşınmazlarının satışına karar verme yetkisinin belediye meclisine ait olduğu, belediye meclisi tarafından bu hususta belediye encümenine yetki verilebileceği, dava konusu taşınmazın satışı işlemine belediye encümeni tarafından karar verildiği, davacının geçersiz satışa dayalı olarak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödediği bedelin dava tarihindeki güncellenmiş değerini talep edebileceği gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacının ödemiş olduğu bedelin dava tarihindeki güncel değeri olan 45.991,72 TL'nin Osmancık Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/395 Esas 2022/415 Karar sayılı veraset ilamı dikkate alınarak davacı ... yönünden 11.497,93 TL ve davacı ... yönünden 11.497,93 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara belirtilen miktarda verilmesine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafça kesin olan hükme karşı istinaf yoluna başvurulduğu, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata bulunmadığı gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf dilekçesinin miktar itibariyle reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; müvekkillerinin taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden miras hisseleri oranında zararı olduğunu, taşınmazın dava tarihindeki değerinin keşfen belirlenerek satış bedelinin güncel değerinden fazla ise bu miktara hükmedilmesi gerektiğini, paranın güncel değerinin hesaplanması için alınan bilirkişi raporunda paranın satın alma gücünün çok düşük belirlendiğini, bilirkişinin yalnızca Yİ-ÜFE oranlarına göre hesaplama yapması gerektiğini, kabule göre de vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, müvekkilleri arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, lehlerine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Belediye encümen kararı ile talep üzerine davacıların murisine satışına karar verilen ve bedeli ödenen taşınmazın üçüncü kişiye satılarak devredilmesiyle meydana gelen zenginleşmenin iadesi istemine ilişkindir. 1. Somut olayda; davacıların murisi Rasim'in talebi üzerine davalı ... Encümeninin 09.07.1971 tarihli kararıyla davaya konu taşınmazın 1.290,00 TL bedel karşılığında satılmasına karar verildiği, bedelin 16.08.1976 tarihinde ödendiği, aynı gün davalı Belediyenin Kadastro Müdürlüğüne müzekkere yazarak gereğinin yapılmasını rica ettiği, ancak taşınmazın kadastro çalışması sonucunda davalı ... adına tespit edilmesi ve itirazın komisyon kararıyla reddedilmesi üzerine kadastro mahkemesinde açılan davanın sonucunda taşınmazın Belediye adına hükmen tescil edildiği, tapuda davacılar murisinin lehine muhtesat şerhi bulunduğu ve 21.09.2020 tarihinde taşınmazın üçüncü kişiye satılarak devredildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi gözetilerek 6 farklı ekonomik kritere (Yİ-ÜFE, altın, döviz, işçi ve memur maaşları ile mevduat faizi) göre dava tarihinde ulaştığı değerlerin ortalamasının alındığı bilirkişi raporuna göre karar verilmiş ise de, bir kamu kurumu olan davalı Belediyenin karar ve eylemleri ile davacının murisi nezdinde taşınmazın kendisine devredileceği yönünde inanç oluşturduğu, ve vatandaşın idareye güveninin korunması gerektiği, Belediye Encümeninin bu önde karar almış olması karşısında davacının murisinin encümenin yetkisiz olduğunu bilmesinin beklenemeyeceği gözetilerek, taşınmazın rayiç değerinin tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin sair temyiz taleplerinin incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, 4. Bozma sebebine göre, davacılar vekilinin sair temyiz sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığında, Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.