Başvuru, savunma tanıklarının dinlenmemesi nedeniyle tanık dinletme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, savunma tanıklarının dinlenmemesi nedeniyle tanık dinletme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, bir hastanede tekniker olarak çalışmaktadır. Başvurucunun yanında staj eğitimi için çalışan mağdurun şikâyeti üzerine başvurucu hakkında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma sonucunda başvurucunun sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel istismar suçundan cezalandırılması amacıyla başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. İlk derece mahkemesi, başvurucu müdafiiyle psikolog bilirkişinin hazır olduğu duruşmada mağduru dinlemiştir. Bilirkişi, mağdur beyanının "abartılı bir algı" içerdiği kanaatini bildirmiştir. Aynı celsede başvurucu müdafi, görevli hemşire ve diğer stajyerlerin tanık olarak dinlenmesini talep etmiştir. Mahkeme, bu kişilerin olaya ilişkin tanıklıklarının söz konusu olmadığı ve mevcut delil durumuna göre dinlenmelerinin yargılamaya bir katkı sağlamayacağı gerekçesiyle talebi reddetmiş; iddia makamı esas hakkındaki mütalaasını açıklamıştır. Bu duruşmadan sonra başvurucu müdafi, Mahkemeye sunduğu savunma dilekçesinde; mağdurun mesai saatleri içinde çalışma yerini terk ettiğini, bu durumu staj öğrencilerinden sorumlu hemşireye bildirmesi üzerine sorumlu hemşirenin mağduru uyardığını, bu nedenle mağdur ile aralarında husumet başladığını ileri sürmüştür. Başvurucu, bu husumet iddiasını ispat edebilmek için savunma tanıklarını dinletmek istediğini belirtmiştir. Devam eden celsede Mahkeme, tanık dinletme talebine yönelik yeni bir değerlendirme yapmamış; başvurucunun son savunmalarını alarak sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel istismar suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir. Mahkeme, mahkûmiyet kararında yeni tanıştığı bir kişiye iftira atması beklenmeyen mağdurun istikrarlı ve uyumlu olduğu düşünülen beyanlarına dayanmıştır. Kararın gerekçesinde Mahkeme, tanıkların dinlenmeleri talebinin reddedilmesine ilişkin de bazı değerlendirmeler yapmıştır. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"İddia, müştekinin aşamalarda birbiri ile uyumlu ve istikrarlı beyanları, müşteki ve sanığın 3 gün kadar kısa bir süre staj sebebiyle birlikte çalıştığı ve müştekinin sanıkla önceye dayalı bir tanışıklığının da bulunmadığı, bu kadar kısa bir süre içinde yeni tanıştığı bir kişiye karşı müştekinin iftira atmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, ayrıca sanık tarafından [mağdurun] husumet beslediği belirtilmiş ise de, belirtilen husumetin sanığa böyle bir iftira atmasını gerektirecek boyutta görülmediği, müştekinin yaşadığı duruma çözüm bulmak amacıyla öncelikle olayı hastane yönetimine bildirip staj yerinin değiştirilmesini istediği hususları tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde, müşteki beyanlarına itibar edilmesi gerektiği kanaatine varılmakla, sanığın müştekiye yönelik ani ve kesintili şekilde gerçekleştirdiği eylemlerinin sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel istismar suçunu oluşturduğu anlaşılmış olup, bu suçtan cezalandırılmasına yönelik aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." Başvurucu, diğerlerinin yanı sıra mağdur ile staj yapan A.S. ve hemşire İ. isimli tanıkların dinlenmesi taleplerinin reddedilmesi ve çelişkili mağdur beyanlarına itibar edilerek mahkûmiyet kararı verilmesi nedenleriyle istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf mahkemesinin, 23/3/2021 tarihinde başvuruyu esastan reddetmesi ile karar kesinleşmiştir. Başvurucu, nihai kararı 31/3/2021 tarihinde öğrenmiş 22/4/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.