11. Hukuk Dairesi 2011/9306 E. , 2012/16390 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/04/2011 tarih ve 2009/829-2011/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve…
**11. Hukuk Dairesi 2011/9306 E. , 2012/16390 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/04/2011 tarih ve 2009/829-2011/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili bankanın personeli iken emekliye ayrılan Küçükbakkalköy Şube müdürü ve muhasebecisinin görev yaptıkları dönem içerisinde müşterilerin şube nezdindeki mevduat ve yatırım hesaplarından muhtelif tarih ve tutarlarda bazı müşterilere boş tediye fişleri imzalatmak, bazı müşterilerin imzalarını taklit etmek ve düzenlenen fişlerde gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suretiyle usulsüz paralar çekilmek suretiyle bu paraların büyük bir bölümünün yakınlarının yatırım hesaplarına aktarılıp bu hesaplardan kendi adlarına hisse senedi aldıkları, hesap sahiplerinin bilgisi dışında çekilen paraların bir süre başka müşterilerin mevduat ve yatırım hesaplarından çekilen usulsüz paralarla yatırıldığı, usulsüz tediye ve mahsup fişleri düzenlendiği, bankanın muhtelif alacaklar/müteferrik alacaklar, ödenecek vergiler/menkul sermeye iradı gibi hesapların alt hesaplarından çekilen paralar ile karşılandığı, bankanın bu hesaplarından usulsüz olarak çekilen paraların tasfiyesinin ise Türk Lirası Mevduata verilen Faizler hesabının ilgili alt hesaplarından çekilen paralar ile sağlandığı, yürütülen idari soruşturma sonucunda 16.08.2005 tarih 62 sayılı soruşturma raporunda davalı ...’a ait yatırım hesabı ile vadesiz tasarruf mevduatı hesabından ve bu kişinin ortağı olduğu Piramit İnş.Ltd.Şti.’nin tevdiat hesabı ve kredi hesaplarından usulsüz olarak 684.175,85 TL para çekildiği, bu 4 hesaba usulsüz şekilde yatırılan para toplamının 789.911,67 TL olduğu, bu hesaplara usulsüz yatırılan ve çekilen paralar dikkate alındığında davalılar üzerinde bankanın 105.735,82 TL parasının bulunduğunun anlaşıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 105.735,82 TL’nın avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacının davaya konu zararının kendi memurlarının hesaplar üzerinde yaptıkları usulsüzlüklerden kaynaklandığını, davaya konu 4 hesaptan yapılan para yatış ve çekiş işlemlerine ilişkin belgelerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkili şirketin kayıtlarında davaya konu hesap hareketlerinin görünmediğini, müvekkillerinin dava konusu hesapları uzun zamandır kullanmadıklarını, dava konusu hesap hareketlerinden müvekkillerinin bilgisi olmadığını, banka müfettişlerince yapılan incelemede de müvekkillerinin bu hesaplardan para çekmediğinin anlaşıldığını, müvekkillerinin banka aleyhine sebepsiz zenginleşmesinin de söz konusu olmadığını, bu nedenle sorumlulukları bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Dairemizin 12/01/2009 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davalıların mali ve hukuki sorumluluklarını gerektirecek bir eylemlerinin bulunmadığı, davacı banka çalışanlarının usulsüzlüklerini gizlemek amacıyla oluşturdukları sahte ve fiktif işlerden davalıların sorumlu olamayacağı, davalılar üzerinde banka parasının kaldığı ve davalıların sebepsiz zenginleştiği hususlarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacı bankanın personeli tarafından yapılan usulsüz işlemler sonucunda davalıların hesaplarında kalan ve davacıya ait olduğu iddia edilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili bankanın personeli iken emekliye ayrılan Küçükbakkalköy şube müdürü ve muhasebecisinin, görev yaptıkları dönem içerisinde müşterilerin şube nezdindeki mevduat ve yatırım hesaplarından bazı müşterilere boş tediye fişleri imzalatmak, bazı müşterilerin imzalarını taklit etmek, düzenlenen fişlerde gerçeğe aykırı beyanda bulunmak ve paralar çekilmek suretiyle usulsüz işlemlerin yapıldığı, yürütülen idari soruşturma sonucunda, davalılara ait hesaplara usulsüz olarak para yatırılıp çekildiği, davalılar üzerinde bankanın parasının bulunduğunun anlaşıldığını ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılamanın ardından verilen ret kararı Dairemizce bozulmakla bu kez bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılamanın ardından alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. Ancak mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyulmasına karar verilmişse de bozma kararının gerekleri yerine getirilmiş değildir. Nitekim davacı tarafça davalılar hesabına yatan ve çekilen paralara ilişkin olarak dosyaya çok sayıda dekont örneği sunulmuş ve davacı bankanın alacaklı olduğu miktarın söz konusu dekontlar ile belirlenmesi gerektiği bildirilmiştir. Ancak mahkemece söz konusu dekontların içerik ve mahiyetleri üzerinde durulmadığı gibi hukuki niteleme ve görüş bildirmekle yetinilen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda bozma kararı doğrultusunda, söz konusu dekontlar incelenerek, davacı banka görevlileri tarafından davalılar hesaplarına para yatırılıp yatırılmadığı, yatırıldıysa davalılar tarafından çekilip çekilmediği, dosya içindeki imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporu da dikkate alınmak suretiyle, davacı bankanın alacağının bulunup bulunmadığı tereddüte yer olmayacak şekilde belirlendikten sonra sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 17.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.