Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/9386 E. , 2024/3728 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/9386 Karar No : 2024/3728 DAVACILAR : 1- ... 12- ... 2- ... 13- ... 3- ... 14- ... 4-... 15- ... 5-... 16- ... 6- ... 17- ... 7- ... 18- ... 8- ... 19- ... 9- .... 20- ... 10- ... 21- .. 11- ... 22- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... (E-Tebligat) 2- ...Müdürlüğü (E-Tebligat) DAVANIN KONUSU : 07/11/2012 tarih ve 28460 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12/10/2012 tarih v
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/9386 E. , 2024/3728 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/9386 Karar No : 2024/3728 DAVACILAR : 1- ... 12- ... 2- ... 13- ... 3- ... 14- ... 4-... 15- ... 5-... 16- ... 6- ... 17- ... 7- ... 18- ... 8- ... 19- ... 9- .... 20- ... 10- ... 21- .. 11- ... 22- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... (E-Tebligat) 2- ...Müdürlüğü (E-Tebligat) DAVANIN KONUSU : 07/11/2012 tarih ve 28460 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12/10/2012 tarih ve 2012/3857 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Doğankaya yerleşim birimine ilişkin kısmının ve Ankara ili, Şereflikoçhisar ilçesi, Doğankaya Köyünü kapsayan alanda yapılan arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri işleminin davacıların taşınmazları yönünden iptali istenilmiştir. DAVACILARIN İDDİALARI : Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet haklarına aykırı olarak Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak otoyol için sırf kamulaştırma bedeli ödenmemesi için arazi toplulaştırma kararı alındığı ve bu kararın uygulandığı, dava konusu işlemlerin meşru amaç ve kamu yararı amacı taşımadığı, sadece otoyolun geçtiği yerlerde toplulaştırma yapıldığı, toplulaştırmanın amacına aykırı olarak arazilerinin tarım yapılamayacak küçük parçalara bölündüğü, tarıma uygun arazileri ellerinden alınarak, tarıma elverişsiz yerlerden tahsis yapıldığı, yapılan uygulamanın 3083 sayılı Kanun'un amacına aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMASI : Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete'de ilanı ile tespit edilen yerlerin, 3083 sayılı Kanun'a göre uygulama alanı olduğu ve Bakanlar Kurulu kararının aynı zamanda kamu yararı kararı niteliğinde bulunduğu, Karayolları Genel Müdürlüğü ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğü arasında yapılan protokol uyarınca otoyol projesinin geçtiği alanda aynı zamanda toplulaştırma projesi yapılarak mümkün olduğunca düzenli ve ideal tarım arazileri parsellerinin oluşturulmasının ve tarım arazilerinin parçalanmasının önlenmesinin sağlandığı, kamulaştırma işlemi ilk etapta vatandaş lehine gözükse de, vatandaşın elindeki tarım topraklarının alınması ve çiftçinin topraksız kalması sonucunu doğuracağı, otoyol projesinin yapıldığı alanda aynı zamanda arazi toplulaştırması yapılması ile tarım arazilerinin kullanımının ve ekonomiye katkısının devam ettirilmesi ve çiftçinin kamulaştırma ile topraksız kalmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı, yapılan işlemlerin tamamıyla kamu yararına hizmet ettiği, haksız ve hukuki dayanağı olmayan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava 07/11/2012 tarih ve 28460 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12/10/2012 tarih ve 2012/3857 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Doğankaya yerleşim birimine ilişkin kısmının ve davacılara ait taşınmazların da içinde bulunduğu Ankara ili, Şereflikoçhisar ilçesi, Doğankaya Köyü'nü kapsayan alanda yapılan arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri işleminin iptali istemiyle açılan davada Danıştay10. Dairesince verilen 17/06/2021 günlü ,E:2016/13779 ,K:2021/3422 sayılı kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 30/05/2022 günlü E:2022/199 ,K:2022/1928 sayılı kararıyla Bakanlar Kurulu kararı yönünden davanın reddine yönelik hüküm fıkrası onanmış, uygulama işlemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine yönelik hüküm fıkrası bozulmuştur. 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay Dava Dairelerinin nihai kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği, 49. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50’nci madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı öngörülmüştür. 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme ile Danıştay Dava Dairelerine, ilk derecede bakılan davalarla ilgili bozma kararlarına karşı eski kararlarında ısrar edebilme yetkisi tanınmamıştır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 30/05/2022 günlü, E:2022/199, K:2022/1928 sayılı bozma kararı uyarınca uygulama işlemi yönünden uyuşmazlığın esasına geçilmiştir. Arazi toplulaştırması; toprağın verimli şekilde işletilmesini sağlama, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi, tarım arazilerinin parçalanmasının ve küçülmesinin önlemesi amacına yönelik olup, bu amaç çerçevesinde yapılacak uygulamaların ne şekilde olacağı da mevzuatta belirlenmiştir. Buna göre, maliklere mümkün olduğu ölçüde eski arazisine eşdeğer ve tek parselde arazi verilmeye çalışılacak, bu mümkün olmadığı takdirde, verimliliğin artırılması, optimum büyüklüğün sağlanması, işletme bütünlüğünün tesis edilmesi amacıyla, teknik gereklilikler ortaya konularak, kişilere farklı alanlarda taşınmaz tahsisleri yapılabilecektir. Bununla birlikte, idarelerce farklı alanlardan yapılan tahsislerin hukuki ya da teknik gerekliliğinin belirtilmesi gerekmektedir. Hukuki ya da teknik bir gerekçesi olmadan, sadece tahsis edilen taşınmazın aynı verimliliğe sahip olduğu belirtilerek, eski kadastral taşınmazın bulunduğu yerden tahsis yapılmaması, mülkiyetlerin farklı kişilere devrine imkan vereceği gibi kişilerin mülkiyet haklarının göz ardı edilmesine de sebebiyet verecektir. Dava konusu toplulaştırma işleminin mevzuata, toplulaştırma ilke ve esaslarına uygun yapılıp yapılmadığının açıklığa kavuşturulabilmesi için üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilecek bir bilirkişi heyetinin katılımıyla, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle, düzenlenecek rapor değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Danıştay Onuncu Dairesinin davanın reddine ilişkin 17/06/2021 tarih ve E:2016/13779, K:2021/3422 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2022 tarih ve E:2022/199, K:2022/1928 sayılı kararıyla, dava konusu arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri işlemi yönünden bozulması üzerine, 7139 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 6200 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 11. madde hükmü uyarınca, davalı Tarım ve Orman Bakanlığı yerine Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü hasım konumuna alınarak gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : 07/11/2012 tarih ve 28460 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12/10/2012 tarih ve 2012/3857 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla, karar ekinde yer alan alanlar, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun 3. ve 8. maddeleri uyarınca "uygulama alanı" ilan edilmiştir. Anılan karar doğrultusunda, Ankara ili, Şereflikoçhisar ilçesi, Doğankaya Köyünde zorunlu arazi toplulaştırması yapılmasına karar verilmiş, toplulaştırma projesine ilişkin parselasyonlar 3 kez askıya çıkarılmış, 3. askıya ilişkin ilan 27/07/2016 - 10/08/2016 tarihleri arasında yapılmıştır. Davacılar tarafından, taşınmazları ile ilgili olarak yapılan uygulama işlemine karşı 15/08/2016 tarihli itirazlarına davalı idarece cevap verilmesi üzerine, 22/09/2016 havale tarihli dilekçeyle bakılmakta olan dava açılmıştır. Danıştay Onuncu Dairesinin 17/06/2021 tarih ve E:2016/13779, K:2021/3422 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2022 tarih ve E:2022/199, K:2022/1928 sayılı kararıyla, kararın Bakanlar Kurulu Kararı yönünden davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, uygulama işlemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Kanun'un 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği kurala bağlanmış; 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde ısrar imkanı tanınmamıştır. Bu nedenle, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak, bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. İNCELEME VE GEREKÇE : İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 44. maddesinin 1. fıkrasında, "Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun, bu amaçla, değişik tarım bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tespit edebilir. Topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması, üretimin düşürülmesi, ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz." hükmü; 45. maddesinin 1. fıkrasında, "Devlet, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır." hükmü yer almaktadır. 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı sulama alanları ile Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda; a) Toprağın verimli şekilde işletilmesini, işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılmasını, b) Yeterli toprağı bulunmayan ve topraksız çiftçilerin zirai aile işletmeleri kurabilmeleri için Devletin mülkiyetinde bulunan topraklarla topraklandırılmalarını, desteklenmelerini, eğitilmelerini, c) Ekonomik üretime imkan vermiyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasını ve küçülmesini önlemeyi, d) Yeni yerleşme yerleri kurmayı, mevcut yerleşme yerlerine eklemeler yapmayı, e) Zorunluluk halinde tarım arazisinin diğer amaçlara tahsisini düzenlemeyi, f) Dağıtılmayan tarım arazisinin değerlendirilme şeklini belirlemeyi, g) Bakanlar Kurulunca gerekli görülen diğer bölgelerde gayrimenkullerin Milli Güvenlik nedeniyle mülkiyet ve tasarruf şekillerinde ve yerleşim yerlerinde düzenlemeler yapmayı, sağlamaktır." hükümlerine yer verilmiş, 2. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde, uygulama alanı veya bölgesi, bu Kanunun amacına uygun olarak Bakanlar Kurulunca sınırları belirtilmiş alan olarak tanımlanmış, 3. maddesinde ise, "Bu Kanunun uygulama alanı, ilgili Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararı ile belirtilen alanlardır. Bakanlar Kurulunun bu kararı, kamulaştırma ve diğer işlemler bakımından kamu yararı kararı sayılır ve Resmi Gazete'de yayımlanır." düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu edilen arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri işlemi yönünden yapılan incelemede; Anılan 3083 sayılı Kanunu kapsamında yapılan arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri, uygulama alanı belirlenmesi ve buna ilişkin Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete'de yayımlanması, uygulama yapılacak bölgede toplulaştırmanın alışılmış usüllerle ilan edilmesi ve mahallin en büyük mülki amirine bildirilmesi, arazi derecelendirmelerinin yapılması ve usulüne uygun olarak ilanı, bölgedeki taşınmaz maliklerinin mülkiyet durumunun tespiti ile yapılan parselasyon planlarının ilanı ve (işlem tarihinde) Bakanlıkça onaylanmak suretiyle kesinleştirilmesi, bölgedeki çiftçilere yeni tahsis edilen taşınmazların tapuda tescili ve fiilen teslimleri süreçleri sonucunda gerçekleştirilen işlemleri kapsamaktadır. Dosyanın incelenmesinden, davalı idarelerce, Karayolları Genel Müdürlüğü ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğü arasında yapılan protokol doğrultusunda, otoyol projesinin bulunduğu alanlara ilişkin toplulaştırma çalışmalarına öncelik verildiği, toplulaştırma ve otoyol projelerinin birlikte yürütülmesi suretiyle, otoyol projeleri nedeniyle tarım arazilerinin parçalanmasının önlenmesi, dağınık ve modern tarıma elverişsiz hale gelen arazilerin toplulaştırma projeleri ile proje kapsamında değerlendirilerek kullanıma kazandırılması, otoyol güzergahında kalan tarım arazilerinin karşılığında arazi sahiplerine arazi verilerek çiftçinin topraktan kopmamasının ve kamulaştırma maliyetlerinin azaltılmasının amaçlandığının belirtildiği görülmektedir. Buna göre, dava konusu edilen arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri işlemiyle, bahsi geçen protokol doğrultusunda, otoyol projelerinin geçtiği alanlarda yapılacak toplulaştırma projelerine öncelik verilerek toplulaştırma ve otoyol projelerinin birlikte yürütülmesi sonucunda, uyuşmazlığa konu alanların uygulama alanı olarak belirlenmesi ile tarım arazilerinin otoyol projesi nedeniyle parçalanması ve kullanılamaz hale gelmesi önlenerek, otoyol alanında kalan arazilerin karşılığında çiftçiye arazi verilmesi suretiyle, çiftçinin tarımsal faaliyetine devam etmesi, toprağın verimli şekilde işletilmesi ve tarım işletmelerinin korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri işleminin, yukarıda yer verilen Anayasa ve Kanun hükümlerinde belirtilen amaçların gerçekleştirilmesi amacıyla, 3083 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre alınan 12/10/2012 tarih ve 2012/3857 sayılı Bakanlar Kurulu kararına istinaden, kamu yararına uygun olarak yapıldığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan, sadece otoyolun geçtiği yerlerde toplulaştırma yapıldığı, toplulaştırmanın amacına aykırı olarak arazilerinin tarım yapılmasına müsait olmayan küçük parçalara bölündüğü, tarıma uygun arazileri ellerinden alınarak, tarıma elverişsiz yerlerden tahsis yapıldığı, yapılan uygulamanın 3083 sayılı Kanun'un amacına aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, bakılan davanın 22 kişi tarafından, maliki ve zilyedi oldukları taşınmazlarda (ada, parsel belirtilmeksizin) yapılan arazi toplulaştırmasının tamamının iptali istemiyle açıldığı göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu iddiaların, bakılan uyuşmazlık kapsamında, davacıların maliki ve zilyedi oldukları her bir taşınmaz yönünden incelenmesine imkan bulunmadığı, her bir davacının toplulaştırma kapsamında olan taşınmazları için İdare Mahkemesinde ayrı ayrı dava açabilecekleri ve bahsi geçen iddiaların ancak bu davalarda incelenebileceği açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri işlemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam... TL yargılama giderinin (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davacılar üzerinde bırakılmasına, 3. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 05/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.