Başvuru, tutuklunun başka bir ceza infaz kurumuna resen nakil işlemine karşı idare mahkemesinde açılan davada verilen görevsizlik kararı nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklunun başka bir ceza infaz kurumuna resen nakil işlemine karşı idare mahkemesinde açılan davada verilen görevsizlik kararı nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 24/6/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinden sonra beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Başvurucunun Başka Ceza İnfaz Kurumuna Naklinden Önceki Süreç Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrasında silahlı terör örgütüne [Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY)] üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında Edirne Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/7/2016 tarihli kararıyla tutuklanmış ve Samsun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) konulmuştur. UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerden Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün (Genel Müdürlük) 16/11/2016 tarihinde Samsun ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderdiği yazıda 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "Zorunlu nedenlerle nakil" başlıklı maddesi ile 5/6/2015 tarihli ve 167 No.lu Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelge'nin (167 No.lu Genelge) maddesinin birinci fıkrasında "Kurumların elverişsiz ve yetersiz kalması, kapsama gücünün aşılması, kullanılamaz hâle gelmesi, asayiş, güvenlik, doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenlerle başka kurumlara nakledilmeleri gerekli görülen hükümlü ve tutuklular, yargı çevresi dışında Bakanlıkça belirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilecektir." hükmünün yer aldığı belirtilmiştir. Nakil yapılan tarihte Samsun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 570, mevcudunun 968 olduğu, bu hâliyle %170 doluluk oranına sahip olması nedeniyle ceza infaz kurumlarında güvenlik ve kapasite sorunu yaşanmaması için başvurucunun zorunlu nedenlerle Samsun Ceza İnfaz Kurumundan Silivri Ceza İnfaz Kurumuna nakline karar verilmiştir. Başvurucu, bu kapsamda 22/11/2016 tarihinde Samsun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Silivri 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir.B. Başvurucunun Ceza İnfaz Kurumundan Naklinden Sonraki Süreç Başvurucu, Genel Müdürlüğe gönderdiği 28/11/2016 tarihli dilekçesinde, ailevi nedenlerle nakil işleminin iptal edilerek yeniden Samsun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevkinin sağlanmasını talep etmiştir. Genel Müdürlük 27/1/2017 tarihli yazısıyla talep edilen ceza infaz kurumunun kapasitesinin dolu olduğunu belirterek nakli uygun görmemiş ve başvurucunun yargılamasının yapılacağı mahkeme belli olduktan sonra nakil talebinde bulunması hâlinde durumunun değerlendirileceğini bildirmiştir. Başvurucu ret kararına karşı Samsun İdare Mahkemesinde 6/3/2017 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde; Silivri 6 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunduğunu, Samsun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Silivri 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmesine ilişkin işlemin kaldırılması yönündeki 28/11/2016 tarihli başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemlerin ve bunun yanında Samsun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakil talebinin reddine ilişkin 27/1/2017 tarihli ve 11486 sayılı işlemin iptalini talep etmiştir. Samsun İdare Mahkemesi; iptali istenen idari işlemin tarih ve sayısı ile tebliğ tarihinin açık bir şekilde dava dilekçesinde belirtilmediğini ve söz konusu işlemin dilekçeye eklenmediğini, ayrıca adli yardım talepli açılan davada başvurucunun yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgelerin de dava dilekçesine eklenmediğini belirterek 23/3/2017 tarihinde dava dilekçesinin reddine karar vermiştir. Başvurucu, dava dilekçesindeki iddialarını yineleyerek 3/5/2017 tarihinde dava açmıştır. Samsun İdare Mahkemesi 18/5/2017 tarihinde davanın yetki yönünden reddine, dava dosyasının yetkili Ankara İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Ankara İdare Mahkemesi (Mahkeme) 3/7/2017 tarihli kararıyla davanın konusu, işlemin açık ve net olarak ortaya konulmadığını belirterek dava dilekçesini reddetmiştir. Başvurucu dilekçesini yenileyerek 5/9/2017 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme; 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun maddesinin fıkrasında nakil ile ilgili yapılan şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak infaz hâkimliğinin görevleri arasında düzenlendiğinden başvurucunun bulunduğu ceza infaz kurumundan başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünün de idari yargının görev alanı dışında kaldığını, bakılan uyuşmazlığın çözümünün adli yargının görev alanına girdiğini belirterek 29/11/2018 tarihinde davanın görev yönünden reddine karar vermiştir. Karar 14/12/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 8/1/2019 tarihli istinaf dilekçesinde tutukluların ceza infaz kurumlarındaki izin ve nakil işlemlerine ilişkin şikâyetleri incelemenin ve karara bağlamanın infaz hâkimliğinin görev alanında olmadığını, Bakanlığın tesis ettiği işlemin idari bir iş olması nedeniyle uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargının görev alanına girdiğini belirterek kararın kaldırılarak idari işlemlerin iptal edilmesini talep etmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi 29/4/2019 tarihli kararında uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı olduğunu belirterek başvurucunun istinaf talebini reddetmiştir. Ayrıca davalı Bakanlığın başvurucu aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmediğine ilişkin istinaf talebini kabul ederek 362 TL vekâlet ücretinin başvurucudan alınarak idareye ödenmesine karar vermiştir. Anılan karar 27/5/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 24/6/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliklerinin kuruluşu" kenar başlıklı maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan (1) numaralı fıkrası şöyledir:"İnfaz hâkimlikleri, Adalet Bakanlığınca Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak, yargı çevresinde ceza infaz kurumu ve tutukevi bulunan ağır ceza mahkemeleri ile coğrafî durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak ilçe asliye ceza mahkemeleri nezdinde kurulur. İnfaz hâkimliğinin yetki alanı, kurulduğu yer ağır ceza veya asliye ceza mahkemesinin yargı çevresi ile sınırlıdır." 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliklerinin görevi" kenar başlıklı olay tarihinde yürürlükte olan maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"İnfaz hakimliklerinin görevleri şunlardır: Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikayetleri incelemek ve karara bağlamak. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tabi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikayetleri incelemek ve karara bağlamak...." 4675 sayılı Kanun’un "İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü" kenar başlıklı olay tarihinde yürürlükte olan maddesinin ilgili bölümleri şu şekildedir: "Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir...." 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hakimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar" kenar başlıklı maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Şikâyet başvurusu, 5 inci maddede yazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetki alanı dışında kalan bir işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayan kimselerce yapılmışsa infaz hâkimi, başvuru dilekçesini esasa girmeden reddeder; şikâyet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise o mercie gönderir." 5275 sayılı Kanun’un "Zorunlu nedenlerle nakil" kenar başlıklı maddesi şu şekildedir:"Kurumların elverişsiz ve yetersiz kalması, kapsama gücünün aşılması, kullanılamaz hâle gelmesi, asayiş, güvenlik, doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenlerle başka kurumlara nakledilmeleri gerekli görülen hükümlüler, yargı çevresi dışında Adalet Bakanlığınca belirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilirler." 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların yükümlülükleri" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şu şekildedir:"Bu Kanunun;... nakiller, disiplin nedeniyle nakil, zorunlu nedenlerle nakil, hastalık nedeniyle nakil, nakillerde alınacak tedbirler,... konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 66 ilâ 76 ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir." 5275 sayılı Kanun gereğince Genel Müdürlük tarafından hazırlanan 167 No.lu Genelge'nin "Zorunlu Nedenlerle Nakil" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "(1) Kurumların elverişsiz ve yetersiz kalması, kapsama gücünün aşılması, kullanılamaz hâle gelmesi, asayiş, güvenlik, doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenlerle başka kurumlara nakledilmeleri gerekli görülen hükümlü ve tutuklular, yargı çevresi dışında Bakanlıkça belirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilecektir." 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" İdari dava türleri şunlardır:a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları, [...]" 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 No.lu Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Ceza ve Tevkifleri Genel Müdürlüğü" başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendi şu şekildedir:"(1) Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:...Hükümlü ve tutukluların sevk ve nakil işlerini yürütmek, ..."B. Yargı İçtihatları Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 22/10/2018 tarihli ve E.2018/595, K.2018/593 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''5275 sayılı 'Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un ve devamı maddelerinde 'Hükümlülerin Nakilleri'nin nasıl olacağı ve uygulanacak kurallara yer verilmiş; hükümlülerin, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilecekleri; hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için aranan koşulların ve prosedürün ne olduğu; kurumların elverişsiz ve yetersiz kalması, kapsama gücünün aşılması, kullanılamaz hâle gelmesi, asayiş, güvenlik, doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenlerle başka kurumlara nakledilmeleri gerekli görülen hükümlülerin, yargı çevresi dışında Adalet Bakanlığınca belirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilecekleri hükümlerine yer verilmiş;Ceza infaz kurumlarının yönetimine, ceza ve güvenlik tedbirlerinin ne şekilde yerine getirileceğine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla ve 1721 sayılı Hapishane ve Tevkifhanelerin İdaresi Hakkında Kanun, 2992 sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun, 4301 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumunun Kuruluş ve İdaresine İlişkin Kanun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 121 inci maddesi hükümlerine dayanılarak hazırlanmış olan 'Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün madde ile başlayan Sekizinci Kısmında Hükümlülerin Nakilleri hususlarına yer verilmiş; maddenin Fıkrasında; hükümlülerin nakil işlemleriyle ilgili esas ve usullerin Bakanlık tarafından belirleneceği ifade edilmiş; Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce hazırlanan Genelgelerde de, hükümlü ve tutukluların nakil işlemleriyle ilgili usul ve esasların nasıl olacağı gösterilmiştir....Konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile somut olay birlikte irdelendiğinde, hükümlülerin yerleştirileceği ceza infaz kurumlarını belirleme görevinin Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne ait bulunduğu; bu bağlamda hükümlülerin, farklı gerekçeli nakil taleplerinin de aynı birim tarafından değerlendirildiği; davalı idarenin bu görevini bir yargı faaliyeti olarak değil idari işlem veya eylem olarak yürüttüğü; dolayısıyla davacının kalacağı ceza infaz kurumunun belirlenmesi, bu nedenle yapılan nakil işlemleri ile idarenin uygulamalarından kaynaklandığı iddia edilen uyuşmazlığın idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği açıktır.Bu itibarla, kamu hizmetini yürütmekle görevli kılınmış kamu kurumunun, anılan hizmetin yürütülmesi sırasında tesis ettiği işlemin iptali istemiyle açılan davanın görülmesi ve kamu hizmetinin yöntemince yapılıp yapılmadığının tespitinin, idari yargı yerinin görevine girdiği sonucuna varılmıştır..." Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 28/1/2019 tarihli ve E.2018/886, K.2019/52 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''...Konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile somut olay birlikte irdelendiğinde, hükümlülerin (olayımızda tutuklunun) yerleştirileceği ceza infaz kurumlarını belirleme görevinin Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne ait bulunduğu; bu bağlamda farklı gerekçeli nakil taleplerinin de aynı birim tarafından değerlendirildiği; davalı idarenin bu görevini bir yargı faaliyeti olarak değil idari işlem veya eylem olarak yürüttüğü; Bakanlık işleminin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi hükmü uyarınca idari yargı yerinin görev alanına girdiği açıktır...."