İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 28/11/2025 KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 21/04/2025 tarih ve 2020/795 E - 2025/366 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve davalının 2015 yılının 8. ayında...Limited Şirketi'ni kurduklarını, şirketin kuruluşunda tüm şirket …
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1989 KARAR NO: 2025/2201 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/04/2025 ESAS NO: 2020/795 KARAR NO: 2025/366 DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 28/11/2025 KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 21/04/2025 tarih ve 2020/795 E - 2025/366 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve davalının 2015 yılının 8. ayında...Limited Şirketi'ni kurduklarını, şirketin kuruluşunda tüm şirket iş ve işlemlerinin müşterek imza ile yapılacağının kararlaştırıldığını, hatta davalının devlet memuru (okul müdürü) olmasına rağmen şirket müdürlüğünü üstlendiğini, müvekkili ile davalının zaman içerisinde bir takım faaliyette bulunduklarını, inşaat ve taahhüt işleri yapmaya başladıklarını, bunlardan bir tanesinin de ... İnşaat isimli firmadan devralmış oldukları Kayseri İli, ...İlçesi, ... Mahallesi, ...Caddesi, No:..., ... ada,... parselde yapımı devam eden inşaatın devralınması işi olduğunu, müvekkili ile davalının bu inşaatı devralıp yapmaya başladıktan sonra davalının inşaatı devraldıkları şirketten alacaklı olduğundan bahisle o şirkete karşı şahıs alacaklısıymış gibi icra takibi başlattığını, bu şirketin müvekkiline devretmekle yükümlü olduğu bağımsız bölümler üzerine tedbir ve haciz işlemi tesis ettirerek devirleri engellediğini, davalının böylece bağımsız bölümleri şirkete değil kendi adına geçirmeye çalıştığını, inşaatı devreden şirket yetkililerinin davalıya borçları olmadığını ve takibe dayanak senedin sahte olduğunu müvekkiline beyan ettiklerini ve müvekkilinin de bunu davalıya söylediğini, davalının konuyu geçiştirdiğini, davalının müvekkiline inşaat şirketinin kendisine şahsi borçlu olduğunu beyan etmiş ise de inşaat şirketi davalı hakkında şikayetçi olunca davalı Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nda alınan ifadesinde inşaat şirketinin ortağı olduğu şirkete borçlu olduğunu ve senedin kendi adına tanzim edildiğini söylediğini, yaşanan bu olaydan sonra müvekkilinin davalıya karşı mesafeli durmaya başladığını fakat kendi başına da aynı olayın geldiğini, bu olaydan bir süre sonra müvekkilinin e-devlet üzerinden dava dosyalarını sorgularken kendisinin şüpheliye hiçbir borcu olmamasına rağmen Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını gördüğünü, müvekkilinin icra dairesine giderek 19/02/2018 tanzim tarihli, 30/06/2018 vadeli, 500.000,00-TL bedelli ve 30/07/2018 vadeli 300.000,00-TL tutarında senedin (bononun) olduğunu gördüğünü, müvekkilinin hiçbir zaman davalıdan para almadığını ve senet düzenlemediğini, senet üzerindeki yazıların müvekkiline ait olmadığını belirterek öncelikle teminatsız olarak ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile takibin durdurulmasına veya müvekkilinin ekonomik imkanlarının yetersiz olması sebeplerinden ötürü uygun görülecek bir miktarla icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, takibin durdurulmasına karar verilmesini istediklerini, müvekkilinin hiç bir dönem davalıdan nakit para almadığını ve bunun karşılığında davalıya senet vermediğini müvekkilinin ne davalıya ne de başka bir şahsa vermiş olduğu herhangi bir senet bulunmadığını, dolaysısıyla işleme konulmuş olan senet üzerinde yapılan inceleme sonucunda senetlerin sonradan oluşturulduğu anlaşıldığını, davalının böyle bir senet ile işleme başlamış olmasının senetleri kendisinin doldurduğu ve müvekkili ile ortak oldukları dönemde müvekkiline imzalattığı evrakları usulsüzce değerlendirerek kendince senet oluşturmuş olması ihtimalinin yüksek olduğunu, son dönemde teknolojik gelişmeler dikkate alındığında başkasının imzasının kopyalanarak yapıştırılabilindiği ve renkli yazıcılar sayesinde ( bu renkli yazıcıların bir çoğunun mürekkepli olup) ve ıslak imza makineleri ile (... denilen makinalar) imzaların birebir taklit edilebildiğini, zira takibe konu bonolar incelendiğinde hem alacaklı kısmının el ile doldurulduğu hem de imza atılan kısmın el ile doldurulan kısımdan aşağıda kaldığını ve imza atılan kısımda ise müvekkilinin isim ve kimlik numarasının bilgisayar ortamında yazıldığının açıkça görüldüğünü, ayrıca ve özellikle imza atılan kısım olmasından dolayı müvekkilinin atmış olduğu bir çok imza bulunduğundan her bir senede farklı bir imzanın kullanılarak taklit edilme olasılığının da yüksek olduğunu, bunun da davalının müvekkilinin şirket kurulumu sırasında veya başkaca işlemler için imzalamış olduğu evrakların kullandığını gösterdiğini, bu nedenle senetler üzerinde basılı kağıdın üst ve alt kısınlarının kesme makinası ile kesilip oluşturulduğu jandarma kriminal raporu ile ortaya çıktığını, bu zira bu olayın akabinde müvekkilinin hemen şirket muhasebecisi ...'u aradığın ve şirket defterlerinin nerede olduğunu sorduğunu, şirket mubasebecisi ise şirket defterlerinin davalı tarafından alındığını ve kendisinde herhangi bir evrakın kalmadığını beyan ettiğini, müvekkilinin bu olaydan sonra notere ve ticaret sicile giderek şirket adına iş ve işlemler yapılıp yapılmadığını sorguladığını ve 17/02/2017 tarihinde kendi imzası olmayan bir evrak ile şirket adresinin değiştiğini öğrendiğini, adres değiştirmeye ilişkin evrakta bulunan imzanın da müvekkiline ait olmadığını, yine 21/08/2019 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve haberi olmadan müvekkiline ait olmayan imza ile şirket müdürlüğünden davalının kendisini çıkartarak babası ...'ı müdür olarak atadığını, alınan bu kararda ve karar metninde bulunan bu imzanın da müvekkile ait olmadığını, davalı tarafından atıldığının sabit olduğunu, davalı tarafından burada iki defa özel evrakta sahtecilik suçu işlendiğini, ancak savcılık tarafından evrak asılları bulunamadığı için bu konuda takipsizlik kararı verdiğini, dikkat çekici bir diğer noktanın da senetlerin tanzim tarihi olduğunu, davalının icraya koyduğu senet tanzim tarihinin 19/02/2018 olup,...İnşaat adına düzenlenen senette ise 05/02/2018 ve 13/10/2017 olduğunu, bu şahsılara vermiş olduğunu iddia ettiği para ise 5.800.000-TL olduğunu, bir okul müdürünün ... İnşaat ve müvekkiline verdiğini iddia ettiği bedelin toplam değerinin yaklaşık 8.000.000,00-TL olup, bir okul müdüründe borç olarak verebilecek bu kadar paranın olmasının eşyanın tabiatına aykırı olduğunu, bu nedenle davalının okula ve maliyeye bildirmiş olduğu mal beyanları incelendiğinde şahsın bu miktarlarda bir parasının mevduatının veya ekonomik durumunun olmadığının açığa çıkacağını, diğer taraftan borç verildiği iddia edilen dönemlerde hem müvekkili ile tüm aile bireylerine ait banka hesap hareketlerinin hem de davalının ve tüm aile bireylerinin banka hesap hareketlerinin incelenmesini istediklerini, böylelikle o tarihlerde davalının hesaplarından böyle bir paranın çıkmadığının ve müvekkilinin hesaplarına da böyle bir paranın girmediğinin açıklığa kavuşacağını, müvekkilinin hakkında yapılan icra takibi sonunda Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduklarını ve 2019/42548 soruşturma numaralı dosya üzerinden soruşturma başladığını, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nin bu bonoları Jandarma Genel Komutanlığı Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvarı'na gönderildiğini, davalı ...'ın şikayet sonrası ... tarihinde Asayiş Şube Müdürlüğü'nde alınan ifadesinde ...'den aldığı senetlere ilişkin olarak "....'in bizzat kendisinin benim huzurumda imzalayarak teslim ettiği bir adet 500 bin ve iki adet 300 bin TL olmak üzere üç adet senedi avukatım aracılığı ile yaklaşık on beş - yirmi gün önce tahsil için icraya verdik ..." şeklinde beyanda bulunduğunu, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 28/01/2020 tarihli celsede yapılan sorgusunda "... ben senetlerin tamamını üzerini yazılı olarak teslim aldım." şeklinde beyanda bulunarak ifadesini kökten değiştirdiğini, daha sonrasında yapılan incelemeler ve toplanan deliller doğrultusunda 2019/1804 numarası ile iddianame hazırlandığını, bu iddianamede "Jandarma Genel Komutanlığı Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği (toner partiküllü) teknoloji yazıcı/fotokopi makinesi/baksı sistemleri yazıları eklenerek alt ve /veya üst kısımlarının giyotin ve/veya kağıt kesme makinesi benzeri alet ile tek seferde kesilmesi ve el yazısı ile şüphelinin zincirleme olarak Adli Emanet'in... sırasında kayıtlı 500.000,00-TL, 300.000,00-TL ve 300.000,00-TL bedelli bonoları daha önce müştekinin başka bir sebeple attığı imzaların üzerine uzmanlık raporunda belirttiği şekilde ibareler ekleyerek bonoya dönüştürdüğü ve bu bonoları icraya koyarak tahsil etmek suretiyle üzerine atılı suçları bu şekilde işlediği yukarıda yazılı delillerden anlaşılmaktadır" denildiğini, daha sonrasında Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/574 Esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını ve gerekçeli kararında "... açıklamalar ışığıkda sanık beyanları, katılan beyanları, kriminal raporları, İcra takip dosyası ve tüm dosya kapsantı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın 500.000,00-TL, 300.000,00-TL ve 300.000,00-TL bedelli senetleri daha önce katılanın başka bir sebeple attığı imzaların üzerine uzmanlık raporunda belirttiği tetkike konu senetlerdeki tanzim yazıları ile ...'in mukayese yazıları arasında fark görülmüş, inceleme konusu senetlerdeki tanzim yazılarının, mevcut mukayese yazılarına kıyasen, ... elinden çıkmadığı, tetkike konu senetlerdeki tanzim yazılarının, mevcut mukayese yazılarına kıyasen ... elinden çıktığını gösterir nitelik ve yeterlikte uygun kaligrafik bulgular tespit edildiği şekilde evrak üzerinde eklemeler yaparak bonoya dönüştürdüğü ve bu bonoları icraya koyduğu, haksız icra sebebiyle araç haczinin yapıldığı anlaşılmakla sanığın üzerine atılı suçları işlediği kanaatine varılmıştır." denildiğini, söz konusu senetlerde borclu kısım el ile doldurulmuş ve atılan imzanın doldurulan bukısma göre bariz bir şekilde altta kaldığını, müvekkilinin isim ve T.C. kimlik numarasının ise bilgisayar ortamında yazıldığını, davalının ilerleyen aşamalarda yine beyanlarını değiştirerek borcun kaynağının bu sefer alacağın başka bir işlemden kaynaklandığını bu işleme dayanak olarak da Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne bir protokol sunduğunu, bu protokolün "...Ltd. Şti. tarafından ... Mahallesi'nde Yaptırılan Binanın Daire Taksimat Protokolü" isimli protokol ve ekinde yer alanı taahhütname olduğunu, bu protokolün ve ekinde yer alan taahhütnamenin, hiçbir şekilde müvekkilinin bilgisi dahilinde olmayıp kuvvetle muhtemel davalı tarafından düzenlendiğini ve imzalandığını, bu protokolün aslının mahkeme tarafından incelenmesini talep ettiklerini, davalı ...'ın yukarıda bahsedilen ve mahkemece re'sen tespit edilen deliller sonucunca söz konusu sahte bonoları kendisinin hazırladığı anlaşıldığını ve dava sonucunda "resmi belgede sahtecilik" suçundan 9 yıl 4 ay süre ile cezalandırılmasına karar verildiğini, her ne kadar işbu senetlere dayanılarak takip başlatıldıktan sonra senede ve imzaya itiraz etmişlerse de Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/749 Esasa sayılı dosyasında ceza davası sonuçlanıncaya kadar takibin durdurulmasına karar verilmediğini ve takip konusu bono üzerindeki imzaların müvekkiline ait olduğundan bahis ile davanın reddine karar verildiğini, yukarıda arz ve izah ettikleri hususlar ile dava dilekçesinin ekinde sundukları deliller nazara alındığında takibe dayanak bonoların davalı tarafça çeşitli şekillerde sahte olarak oluşturulduğu ve müvekkiline ait imzaların ise muhtemelen şirkete ait defter kayıtlar veya şirket adına resmi dairelere verilecek evraklardan altına imza atılan evraklardan alınarak oluşturulduğunun sabit olduğunu ve işbu senetler oluşturulduğunu, bu sebeple işbu sahteliğe dair menfi tespit davasını açmak zorunluluğunun hasıl olduğunu, işbu sahtelik davasında HMK'nun 209. maddesi uyarınca mahkemece takibin ivedilikle durdurulmasını talep ettiklerini, zira bu konuda doktirin ve yargı kararlarında da açıkça belirtildiği üzere İİK'nda hüküm bulunmayan durumlarda bu maddenin uygulanacağı bu hükmün İİK'na göre özel bir düzenleme olduğundan takibin ivedilikle durdurulmasını istediklerini, işbu dava gereği Kayseri Arabulucuk Bürosu'nun ...mumarası ile arabuluculuğa başvuru yaptıklarını, 20/11/2020 tarihinde anlaşma sağlanamadığını, açıkladıkları bu nedenlerle takip konusu bonoların davalı tarafça oluşturulduğunun veya bu bonoların dayanağı olan herhangi bir borçlandırıcı işlemin davalı ile müvekkili arasında yapılmadığının sabit olduğunu, icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğunu ve müvekkilinin bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespit edilmesi için mahkemeye başvurmak zorunluluğunun doğduğunu belirterek; davanın kabulü ile sahte olarak düzenlenmiş olan bonoların iptaline, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin iptaline, davalının kötüniyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle davalı tarafın takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu 30/06/2018 ödeme tarihli 500.000,00-TL bedelli, 30/07/2018 ödeme tarihli 300.000,00-TL bedelli ve 30/08/2018 ödeme tarihli 300.000,00-TL bedelli 3 adet senedin bedeli ödenmediği için müvekkili tarafından Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, takip başladığında bu dosyada davacı borçlu ... tarafından ilk önce aynı bu davadaki dilekçelerdeki gibi gerekçelerle önce Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesi'ne 11/09/2019 tarihli dilekçesi ile itiraz ettiğini, dilekçesinin 1 nolu maddesinin 1. cümlesinde "... icra müdürlüğü bildirilen dosyadaki imza müvekkilime ait olmayıp bahse konu senet sonradan oluşturulduğu açık olup senetin sahteliği de sabit olup senet üzerinde ki imza müvekkile ait değildir." dediklerini ve yine dilekçenin 3 numaralı maddesinde "... söz konusu takipteki bonoda bulunan imzanın müvekkilimize ait olmadığını beyan ediyoruz. İmzayı ayrıca ve açıkça inkar ediyoruz." diyerek böyle bir borcun olmadığını ve imzayı inkar ederek dava açtığını, müvekkili sanık ... hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 2019/42548 Soruşturma sayılı dosyası ile kamu kurum ve kuruluşları, ve benzeri tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede zincirleme sahtecilik sucundan başlatılan soruşturma kapsamında müvekkili hakkında Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde iddianamenin kabulü ile yargılamaya başlandığını, ancak müvekkilinin böyle bir belge düzenlemediğini, bu suçu oluşturacak hiçbir fiili ika etmediğini, müvekkilinin suçsuz olduğunu, bu suçsuzluğun da en nihayetinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi'nin 29/12/2020 tarihli, 2020/807 Esas ve 2020/859 Karar sayılı karar ilamı ile ortaya çıktığını, ortada bir sahte senet ve sahtecilik olmadığı çok net bir şekilde de görüldüğünü ve verilen kararın ortadan kaldırıldığını, hatta dikkat edilecek olur ise açığa imza gibi yorumlanıp Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararını da kararına dayanak alarak ...'in imzasından hiçbir kuşku duyulmadığını, öncelikle müvekkilinin aşağıda ayrıntılı bir şekilde açıklanacağı üzere ve sunulacak belgeler ve bilgiler ile alacağı olan ve ortağı olan ve bir çok iş ve işlemlerle bağı olduğu ...'den ...'in bizzat getirip hazırlamış ve imzalanmış şekilde müvekkili ...'a hazır imzalı verdiği bir senetten dolayı suçlandığını ve iftiraya uğradığını, çok önemli bu olan bu hususun hazır yazılı, senedin yasal şekilde doldurulmuş ve yazılı imzalı bir şekilde bu yargılamaya konu senedin ... imzalı olarak müvekkiline verildiği hususunun olduğunu, Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesi ve Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan rapor ile ve son olarak da Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı tarafından alınan rapor ile imzanın ...'in el ürünü olduğunun ortaya çıktığını, müvekkilinin hatırladığı kadarı ile müvekkiline verilen bu 3 adet senedin 2018 yılı Şubat ayında, yani düzenlendiği tarihten yakın tarihlerinde yani aynı hafta içinde müvekkiline verildiğini, dolayısı ile müvekkilin bir senet düzenlemesinin söz konusu olmayıp tam aksine icraya konu ve bu davaya konu senetlerin ... tarafından düzenlenip hazır bir şekilde müvekkiline verildiğini, buna dair müvekkilinin Kayseri Emniyet Müdürlüğü...Şube Müdürlüğü'ne ...Amirliği'nde ifade verdiğini ve ifadesinin 2. sayfasının 2. paragrafında da aynen geçtiğini, davacı ...'in yazmış olduğu dilekçeler tek tek incelendiğinde senedin sahteciliğe ilişkin bizatihi usul ve yöntemlerle nasıl bir senet tanzim edildiğine dair sayfalar dolusu tarifler ve sahtecilik tarifi yapılan ...'in savcılığa sunduğu dilekçesinin asıl bu işi yapanın kim olduğu gösterdiğini, zira yukarıda açıklandığı üzere ... tarafından müvekkiline hazırlanmış, imzalanmış ve doldurulmuş senetler verildiğini, nasıl doldurulduğunu da izah edenlerin yine davacı tarafın olması karşısında varsa senette bir tahrifat ve sahtelik ve sair bu senedi düzenleyen ve hazırlayan kişi veya kişiler olduğunu, bu iddiada bulunan kişilerin bunu bilmekte olduğunu sandıklarını, müvekkilinin bu konuda bilgisinin de verdiği beyanları ve ifadelerinde olduğu gibi olduğunu, müvekkilinin davacı ile bir çok yerde ticari birlikteliği ve iş ortaklığının ve müşterek menfeati olan işleri ve dolayısı ile de alacağının olduğunu, bunlardan bir kaç örnek bilgi verilerek gidilecek olur ise; davacı ...'in müvekkili ... ile... Ltd. Şti.'nde ortak olduklarını, bu şirketin ticari alacağı olan Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/250 Esas sayılı dosyasında yapılan imalat işinden dolayı önceden yaptırılan tespit dosyası ile belirlenen minumum 16.000.000.000,00 (trilyon) TL alacağın yarı yarıya ortağı olduklarını, bu dosya getirtildiğinde içerisinde mevcut bulunan sözleşmeler, imzalar, belgeler ve tespitlerin bu konuyu bütün açıklığı ile ortaya koyduğunu, dava kazanıldığında yarısının ...'in olacağını, davanın tüm iş ve işlemlerini ve masrafını dahi yapan müvekkilinin neden kötüniyetli olsa yarısı en az 8 trilyon tutan bir alacakta davacının lehine hareket etmesinin anlaşılır olmadığını, diğer yandan yine... Ltd. Şti.'nde...'in babası ... ile ortaklığı söz konusu olan davalı ...'ın söz konusu ortaklıkta dilekçe ekinde sundukları evraklar ile 3 adet daire sahibi iken buna dair tapuların ...'in mülkiyetinde olup sözleşme gereği bu tapuyu ortak olunan şirket üzerine devretmesi gerekirken halen devretmediğini, bundan dolayı dilekçenin ekinde sundukları 19/02/2018 tarihli belgeden de görüldüğü üzere bizzat davacı ... ve müvekkili ... tarafından imza altına alınan bu belge ile ... adına kayıtlı olunan müvekkiline ait dairelerin yani 3 tam hissesinin karşılığı tapu devrinin yapılmadığının kat ittifakı kurularak bu tapuların kendisine verileceği söylendiğini, her bir daire için 150.000,00-TL değer belirlendiğini ve toplamda 450.000,00-TL bedel ve ayrıca mermerci taşeron işinden dolayı 3/1 hissesi kadar 50.000,00-TL kadar alacağına karşılık 500.000,00-TL'lik bir senedin yani 30/06/2018 tarihli şu an icraya konu senedin düzenlenip ortak olunan şirketin yönetim kurulu başkanı sıfatıyla müvekkil ...'a verildiğine dair 19/02/2018 tarihli taahhütname başlıklı belgenin verildiğini, bunun dahi şu an sahtecilik iddiası ile yargılama konusu olan 500.000,00-TL tutarlı senedin nasıl, nerede ve ne için verildiğini yani gerek müşteki gerekse sanık müvekkilin arasında nasıl hayatın olağan akışında ticari ilişkilerinin mevcut olduğunu gösterdiğini, yine 30/07/2018 ve 30/08/2018 vade tarihli 300.000,00' er TL'lik iki adet senedin de aynı şekilde müvekkili ...'ın ...Ltd. Şti.'ndeki bir kısım alacaklarına ilişkin verilmiş senetler olup tüm bu senetlerin yukarıda bahsedildiği üzere imzalı ve hazırlanmış bir şekilde davacı ... tarafından müvekkiline verildiğini, tarafların arasında ticari yoğun ilişkinin olduğu, yine inşaat yapım işinden kaynaklı iş ortaklıklarının bulunduğu ve yukarıda arz ve izah edilen nedenler ile alacakları söz konu olan müvekkil ...'a, davacı ... tarafından hazırlanarak verilmiş olan ve gününde ödenmediği için Kayseri Genel İcra Dairesi'nde icra takibine konu edilmiş senetlerde müvekkilinin eli ürünü hiçbir yazı, silintisi, tahrifatı, eklentisi imzada sahteciliği ve sair söz konusu olmadığını, gerek dava dilekçesinde gerekse şikayet dilekçesinde davacının müvekkili ...'ın okul müdürü olduğunu ve okul müdürünün böyle bir parasının olamayacağı belirtirken bunu söyleyen taraf oysa ki asıl gerçekleri gizleyerek yargı makamlarını yanıltmaya çalıştığını, madem okul müdürü ve parasının olmasının mümkün olmayacağını söyleyen ...'in hem kendisi bizzat hemde babası ...'in neden ... ile ticari ortaklıklar yaptıklarını ve yapmaya devam ettiklerinin açıklanmasının gerektiğini, temeli 2008-2009 yılına uzanan iş ortaklıklarının olduğunu, tüm bu şirket resmi kayıt ve belgeleri getirtildiğinde geçmiş yıllardan beri ... ve müvekkil ... ve ...'in babaları ... ile de arasınada gerek resmi gerekse gayri resmi ticari ortaklık yaptıkları ve yapmış oldukların işlerin mali bilançolarına bakıldığında trilyonluk iş yaptıkları ortaklıkların bulunduğunu, son olarak yapmış oldukları... Limidet Şirketi ortaklığında ... İnşaat Ltd. Şti.'nden almış oldukları ve yapmış oldukları iş için Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/209 D. İş dosyasından yaptırdıkları tespit dosyası ve akabinde alacak davası olarak açtıkları Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/250 Esas sayılı dosyaları ile sabit olduğu üzere yapılan 17.000.000,00-TL'lik hak edişin olduğunun orta çıktığını, bunca iş yapan ve bir çok şirket adına tapu ve hak edişlerin olduğu düşünüldüğünde müvekkilinin senet oluşturacağına şirket hisse devir ve hak edişlerinde kullanmanmayarak senet oluşturduğu iddiası hayatın olağan akışına akla mantığa aykırı olduğunu, bu kadar iş ortaklığı ve alacakların birlikte ve karşılıklı olarak mevcutken ve ilk işler yapılıp ortaklıklar kurulurken de müvekkili ...'ın ilkokul müdürü olduğunu, diğer yandan söz konusu jandarma kriminal raporunda senette bir sahteciliğin olmadığı sahtecilik oluşturucak unsurların bulunmadığı ve imzanın da sahte atılmadığı müşteki ...'in eli ürünü ıslak imzalı olduğunun tespit edildiğini, senetler incelendiğinde senet içersinde mevcut yazı ve imza karakterlerinde bir tek müvekkiline ait ne yazı ne de imzanın ortaya çıkmadığını, yapılan kriminal inceleme ile senetlerde ki imzalar ...'e ait çıktığını, senedi düzenleyen imzalayarak müvekkiline verenin ... olduğunu, ilkokul müdürü olan ve bir ofisi ve işyeri bulunmayan memur olması nedeni ile işyeri olan okulunda mesaisini tamamlayan müvekkiline davacı ...'in senedi hazır ve imzalı olarak çağırıp verdiğini, dolayısı ile müvekkilinin bu senedin nasıl yapıldığını, yazı karakterlerini kimin nasıl yaptığını, bilmesinin mümkün olmadığını, şikayetçi tarafın asılsız ve mesnetsiz iddia ettikleri Savcılık makamı tarafından müvekkilinin görev yaptığı okulunda tüm bilgisayarların ve elektronik tüm cihazların incelemesi yapıldığını, müvekkilinin aracında arama yapıldığını, evinde detaylı arama yapıldığını ve yapılan aramalarda hiç bir delil bulunamadığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 776. maddesinde bonoda bulunması gereken zorunlu ve tercihe bağlı unsurlar ortaya konmuş ve senedin geçerlilik şartları ifade edildiğini, bononun gerek zorunlu unsurları gerekse alternatif unsurlarının Türk Ticaret Kanunu'nda sayılan unsurlarının tümünü taşıyan bir "bono" olması zorunlu olduğu ve inceleme konusu senetler için Jandarma Genel Komutanlığı Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından ... tarihli düzenlenen ...uzmanlık numaralı raporunda bir bonuda bulunması zorunlu olan unsurların tam olduğu bononun olmazsa olmaz unsurlarının varlığı ile herhangi bir şüpheye dair yer vermediği ve bu nedenle de bonoların geçerli olduğunun ortaya çıktığını, açılan davada sahtecilik iddiası ve sahte imza sebebi ile açılmış olup bu bağlamda izah ettikleri sebeplerle davanın nedeninin değiştirilmesine herhangi bir şekilde yapılacak yargılama aşamasında muvafakatlarının olmadığını, davacının tedbir talebinin de hukuka uygun olmadığını, müvekkilinin suçlamadan beraat edeceğinin kesinlikle asıl olduğunu, davacının iddialarının asılsız ve yersiz olduğunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İddia ve savunmalar, yapılan yargılama, toplanan deliller, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyet raporu ve tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "... dava dosyasındaki belgelere, toplanan delillere göre dava konusu bono senetlerinin üzerindeki imzaların davacıya ait olduğu, davacının sahtecilik iddialarını ispatlayamadığı, davacının bahse konu belge yönünden savcılığa yaptığı suç duyurusunda bulunduğu ve ceza mahkemesine dava açıldığı, davacının iddialarının soyut mahiyette olduğu, aksine davalının bu bono senetlerinin düzenleme sebeplerini ispat ettiği değerlendirilmiş ve ispatlanamayan davanın reddine, İİK'nun 72/4. maddesinin yasal koşulları gerçekleşmediğinden davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine..." şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; "...1- Öncelikle davalı hakkında Kayseri 3. Ağır Ceza mahkemesinde halen derdest olan bir ceza davası var iken hukuk mahkemesince karar verilmiş olması hukukun temel ilkelerine aykırıdır. Zira her hukukçunun bildiği temel ilke Ceza mahkemesi kararı hukuk mahkemesini bağlar. Zira davalı hakkında 3. Ağır ceza mahkemesince bir mahkumiyet kararı çıkması halinde davaya konu senetlerin sahte oluşturulduğu ve bedelsisiz kaldığı sonucununu doğuracağından hukuk mahkemesinin ceza davasının sonucunu beklemeden karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır. Davalı tarafından müvekkil hakkında Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Müvekkil söz konusu icra takibinin yasal dayanağını; 19.02.2018 tanzim tarihli 30.06.2018 vade tarihli 500.000 TL bedelli, 19.02.2018 tanzim tarihli 30.07.2018 vade tarihli 300.000 TL bedelli, 19.02.2018 tanzim tarihli 30.08.2018 vade tarihli 300.000 TL bedelli toplamda 1.100.000 TL tutarındaki üç senedin oluşturduğunu öğrenmiştir. Davalıya karşı herhangi bir borcu bulunmayan ve herhangi bir şekilde senet imzalamayan müvekkil bu husus sonrasında yasal yollara başvurarak şikayetçi olmuş, ayrıca menfi tespit davası açmıştır. Bu hususta SENEDİN SAHTE OLUŞTURULDUĞUNDAN VE SAHTE SENET NEDENİ İLE açılan menfi tespit davası kapsamında yerel mahkemece ihtiyati tedbir talebimiz hukuka aykırı bir şekilde reddedilmiştir. Aşağıda da detaylı olarak açıklayacağımız sebeplerle ihtiyati tedbir kararımızın kabulüne karar verilerek müvekkil aleyhine başlatılan icra takibinin durdurulması gerekmektedir. Müvekkil hakkında başlatılan icra takibine dayanak senetlere ilişkin Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunmuş ve dosya 2019/42548 soruşturma numaralı dosyasına kaydedilmiştir. Yapılan incelemeler, alınan uzmanlık raporu ve toplanan deliller doğrultusunda 2019/1804 numaralı iddianame hazırlanmış ve Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından iddianame kabul edilerek, 2019/574 esas sayılı dosyasından yargılamaya geçilmiştir. Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davalının mahkumiyetine karar verilmiş ve fakat bu karar Bölge Adliye Mahkemsince usulü eksiklikler nedeni ile bozulmuş olup yargılama halen devam etmektedir.Bunun haricinde yerel mahkemece Jandarma Genel Komutanlığı Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından ... tarihli düzenlenen uzmanlık raporunda şikayete konu her 3 bono ile ilgili müştekinin senetler üzerinde sadece imza hanesinde makine yazıları ile T.C ile isim ibareleri mevcut iken bir şekilde katılanın imzasının alındıktan sonra senetlerin diğer bölümlerinin lazer (toner partiküllü) teknoloji yazıcı/fotokopi makinesi/baksı sistemleri yazıları eklenerek alt ve / veya üst kısımlarının giyotin ve/veya kağıt kesme makinesi benzeri alet ile tek seferde kesilmesi ve el yazısı ile yazılı hanelerinde doldurulması suretiyle imal edilmiş olduğunun bildirildiği, halde bu rapo hiç bir şekilde hükme dayanak alınmamıştır. Kayseri Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından verilen... tarihli Uzmanlık Raporuna göre; Tetkike konu senetlerdeki ... adına atılı bulunan borçlu imzaları ile ...'in mukayese imzaları arasında uygunluk görülmüş, inceleme konusu senetlerdeki borçlu imzalarının, ... elinden çıktığı, tetkike konu senetlerdeki tanzim yazıları ile ...'in mukayese yazıları arasında fark görülmüş, inceleme konusu senetlerdeki tanzim yazılarının, mevcut mukayese yazılarına kıyasen, ... elinden çıkmadığı, tetkike konu senetlerdeki tanzim yazılarının, mevcut mukayese yazılarına kıyasen ... elinden çıktığını gösterir nitelik ve yeterlikte uygun kaligrafik bulgular tespit edildiği, dediği halde raporun bu bölümü de dikkate alınmamıştır. Söz konusu ceza mahkemesi yargılaması sonucu davaya konu senetlerden kaynaklı olarak müvekkilimin, davalıya herhangi bir borcunun olmadığı mahkemece verilen kararla ortaya konmuştur. Nitekim söz konusu senetlerin davalı tarafından doldurulduğu, imza kısmının ise müvekkilimin başkaca işlemlerde kullandığı imzasının profesyonel bir şekilde senede aktarıldığı ortaya çıkmıştır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 29.11.2018 tarih 2018/1818 esas ve 2018/6194 karar sayılı dosyasında belirttiği üzere menfi tespit davalarında, davacının yapmış olduğu suç duyurusu üzerinden dava konusu senetlerle ilgili olarak kamu davası açıldığı durumlarda derdest olan ceza dava dosyasının bekletici mesele yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği hususu dile getirilmiştir. Bu kapsamda Yargıtay, ceza mahkemesince verilecek kararın hukuk mahkemesince de dikkate alınması gerektiğini, farklı kararlar verilerek hukuka duyulan güvenin zedelenmesinin önüne geçmeyi amaçlamıştır. Nitekim ceza yargılamasında söz konusu senetler üzerindeki imzaların davalı tarafından sahtece formüller kullanılarak profesyonelce yöntemlerle senede aktarıldığı, müvekkil tarafından VERİLMİŞ OLAN senetler olmadığı, senet üzerindeki yazıların sanığa/davalıya ait olduğu ve DAVALI TARAFÇA OLUŞTURULDUĞU anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genen Kurulu 09.04.2014 tarihli Esas 2013/4-1008 ve Karar 2014/490 sayılı dosyasında da açıkça belirtildiği üzere "gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusuyla hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir" ceza mahkemesi kararının bağlayıcılığı belirtilmiştir. Bu kararlar ışığında hukuk mahkemesinin ceza mahkemesi kararını beklemesi gerekirken bu kararı beklemeden karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır. 2- Davalı taraf takibe dayanak senetlerdeki borç ilişkisinin kaynağını her seferde başka gerekçeler dayandırmaktadır. Öncelikli olarak davalı taraf takibi dayanak yaptığı senetlerin kaynağını ... Ltd. Şirketinin ... İnşaattan devralındığı ve ... İnşaatın kendisinin yapmış olduğu ödemeler karşılığında devam ettiğini beyan etmiştir. ( davalı taraf bunu savcılık aşamasında vermiş olduğu ifadede belirtmiştir) Davalı taraf ilerleyen aşamalarda bu beyanını değiştirmiş ...şirketinden alacaklı olduğunu beyan etmiştir. Sonra da davalı taraf bu beyanlarına yenilerini ekleyerek 30.07.2018 ve 30.08.2018 vadeli senetlerin ...LTD. ŞTİ. deki bir kısım alacaklarına ilişkin verilmiş olduğunu beyan etmiştir. Davalının bu aşamalardaki borcun ve senetlerin kaynağına ilişkin çelişkili beyanları dikkate alındığında böyle bir borcun bulunmadığı kanıtlanmaktadır. Zira davalı tarafın ... inşaat ile hukuken herhangi bir bağı bulunmamakta olup müvekkilin bu şirket ile ilgili kimseye bir senet düzenleyip vermişliği de yoktur. Ağır ceza mahkemesince yapılan ve dosyaya sunmuş olduğumuz bilirkişi raporunda davalının ... İnşaat isimli şirketten herhangi bir alacağının olmadığı ve müvekkilinde bu şirkete herhangi bir borcunun olmadığı ortaya çıkmıştır. Yerel mahkemece bu durum hiç göz önüne alınmadan hüküm kurularak usul ve yasaya aykırı şekilde davanın reddine karar vermiştir. 3- Davalı taraf senetleri ta'lil etmiştir. bu hususu yerel mahkemede defalarca dile getirmiş olmamıza rağmen mahkemece bu durum dikkate alınmamıştır. zira senetler üzerinde borcun kaynağı olarak nakden ibaresi yer almaktadır. davalı taraf hem dosyanıza sunmuş olduğu cevap dilekçesinde hem de caza davasındaki beyanlarında müvekkil ile arasında nakit para alaışverişininin olmadığını, 500 bin tl lik sendin sebebinin daire olduğunu diğer bedelin ise başka bir şirketten kaynaklı alacak oluğunu beyan etmiştir.yargıtayhukuk genel kurulunun e. 2017/19-821 k. 2019/58t. 5.2.2019 karaında senedi ta'lil edenin bu iddiasını ispatlaması gerektiğini ve ispat külfetinin alacaklı tarafa geçeceğini beyan etmektedir. bu itibarla senedin ta'lili yoluna giden taraf bu borcun kaynağını ispat ile mükelleftir. bu nedenle yerel mahkemece verilen karar bu yönü ile de hatalı olup bozulması gerekmektedir. Yine( HGK, E. 2003/19-781, K. 2003/768, T. 17.12.2003) Şu durumda, takibin dayanağını teşkil eden dolayısıyla da alacaklının alacağını ispat aracı durumundaki bonoda bulunan "malen" kaydının doğru olmadığı yönündeki borçlu iddiası alacaklı yanca da kabul edilmiş, temeldeki hukuki ilişki yönünden bonodaki bu ispat kaydı bizzat alacaklı tarafından değişikliğe uğratılmıştır.Alacağın varlığını ve dayandığı temel ilişkinin senettekinden farklı olduğunu iddia eden alacaklı artık kendi dayandığı ve senetten anlaşılmayan elden para verilme olgusunu ispat yüküyle karşı karşıyadır.Eş söyleyişle, kendi dayanağı olan senetteki sebepten ayrılarak elden para verildiği iddiasını ortaya atarak, "bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden" taraf davalı/alacaklıdır ve bu vakıayı ispat etmeye mecburdur, dolayısıyla ispat yükü davalı/alacaklıdadır. Borçlu aralarında temel ilişkinin varlığını kabul etmemiş, kendisine ispat yükü getirecek olan ödeme nedeniyle karşılıksızlık iddiasında bulunmamış, aksine borcun varlığını inkar etmiştir. Alacaklının bonodaki malen kaydına karşın alacak borç ilişkisinin mal alışverişine dayanmadığı yönündeki kabulü karşısında davacı/borçlunun iddiası bu noktada sabit olmaktadır. Lehdarın yani alacaklının "bedelin para olarak verildiği " iddiasını ispat yükü ise kendisinde bulunmaktadır. Demekte ve ispat yükünü alacaklıya yüklemektedir. Yukarıda açıkladığımız üzere davalı tarafın resmi makamlar önünde hem imzalı hem yeminli beyanları dikkate alındığında her aşamada borcun sebebini farklı belirtmiş, k,m, yerdee ... ltd. Şti den dolayı alacaklı olduğu için verildiğini iddia etmiş kimi yerde ... mimarlıktan kaynaklı olduğunu kimi yerde de ... İnşaattan alacağı olduğu için aldığını beyan etmiş , bazı aşamalarda müvekkilin davaya konu bonoları huzurunda dolsurduğunu beyan etmiş, bazı aşamalarda kendisine doldurulmuş halde getirdiğini beyan etmiş olmasına rağmen mahkemece bu husuların hiç birisi göz önüne alınmadan hüküm kurulmuştur. Ayrıca davalı tarafın dosyaya ibraz ettiği belgelerle ilgili olarak ta dava dışı kimselerin( müvekkilin babasının ) imzasının alınması yoluna gidilerek hukuk usulü hiçe sayılarak karar verilmiştir. Bu nedenle mahkemece hukuka aykırı olarak ta delil oluşturulmuştur. Mahkemenin bunu dayanak alarak hüküm kurması dahi hukuka aykırıdır. Yukarıda saydığımız hususlar göz önüne alındığında mahkemece hukuk dışı uygulamalar ile yargılamanın yapıldığı, ceza mahkemesi kararının beklenmediği ve resen gözetilecek hususlarda dikkate alındığında yerel mahkemece verilmiş olan kararın bozulması gerekmektedir. Yerel Mahkemece verilmiş olan Kararın kaldırılmasına; Davanın kabulüne veya ceza mahkemesi kararının bekletici mesele yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini..." talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Dava, kambiyo senedinden kaynaklı takipten kaynaklı menfi tespit talebine ilişkindir.. Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, davaya konu kambiyo senetlerinden davacının borçlu olmadığını yeterli ve kesin delillerle ispat edememesi nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 21/04/2025 tarih ve 2020/795 E - 2025/366 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 615,50 TL istinaf karar ve ilam harcı davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 md uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/11/2025