9. Hukuk Dairesi 2019/3457 E. , 2019/20863 K. MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ MAHKEMESİ : İSTANBUL 23. İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi davalı avukatının is…
**9. Hukuk Dairesi 2019/3457 E. , 2019/20863 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ MAHKEMESİ : İSTANBUL 23. İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A)Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının, davalıya ait işyerinde 2009-05.08.2016 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, iş akdinin, feshin son çare ilkesi uygun olarak yapılmadığını iddia ederek davacının iş akdi feshinin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, dört aylık ücret ve diğer haklar ile davacının işe alınmaması durumunda sekiz aylık ücret tutarında tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. B)Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının iş akdinin işletmesel karar nedeniyle fesih edildiğini, davacı işçinin işveren vekili statüsüne sahip olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. C)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince, “Davacının işten çıkarıldığı dönemde davalı şirketin gelirinde herhangi bir azalma olmadığı, işgücü ihtiyacının azalmasına yol açan bir olgunun bulunmaması, iş yeri organizasyon yapısında davacının görevini pozisyonunu ortadan kaldıran bir değişiklik olmadığı, davacının yaptığı iş yönünden yetersizliğini ilişkin herhangi bir verinin bulunmaması, işletmesel karar nedeniyle işten çıkarılan işçilerin objektif kriterlere göre belirlenmemesi ve davacının kıdemi ile eğitim durumu dikkate alındığında başka bir bölümde değerlendirilmesi hususunda gerekli değerlendirmenin yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu haliyle işten çıkarılan işçilerin objektif kriterlere göre belirlenmemesi ve davacının çalıştığı pozisyonunun ortadan kaldırılmaması nedeniyle işletmesel kararın tutarlı bir şekilde uygulanmadığı ve keyfi olarak uygulandığı ayrıca davacıya kıdemi ve eğitim durumu dikkati alındığında başka bir bölümde çalışması teklif edilmediği bu haliyle feshin son çare olması ilkesine aykırı hareket edildiği" gerekçesiyle davanın kabulü ile feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine karar verilmiştir. D)İstinaf başvurusu : İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. E)İstinaf Sebepleri: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; “Hükme esas alınan bilirkişi raporunun somut dosya kapsamına sunulu bilgi ve belgeler kapsamında oluşa uygun olmayan bir rapor olarak düzenlendiği, rapora vaki gerekçeli itirazlarının dikkate alınmadığı, yetersiz ve eksik incelemeye dayalı ve davalı şirket aleyhine açılan işe iade davalarında tip rapor mahiyetinde düzenlenen bu raporun hükme esas alınmasının doğru olmadığı, davacının satıştan sorumlu genel müdür yardımcısı olarak üst düzey yönetici olduğu, davacının işveren vekili sıfatını haiz olduğu, iş güvencesinden yararlanmasının olanaklı olmadığı, davacının herhangi bir şirket çalışanı gibi değerlendirilmesinin dosya kapsamına ve hukuka aykırı olduğu, müvekkil Şirket nezdinde alınan ve uygulanan işletmesel kararın tutarlı bir şekilde uygulandığı halde bu hususun göz ardı edildiği, alınan işletmesel kararın tam anlamıyla uygulandığı, bu bağlamda alınan işletmesel kararın gereklerinin yerine getirildiği, bölümler ve birimlerin karara uygun olarak yapılandırıldığı, şirketin satış ve idari-operasyon-üretim vb. tüm bölümlerini kapsayacak şekilde tüm şirket bütününde personel sayısında azalma olduğu halde , bir diğer ifade ile bir bölüm yada birimde istidam artışı, diğerinde azalışı olmadığı halde, iş akdi feshedilen personelin başka bölüm ya da birimde görevlendirilmediği, görev teklif edilmediği yönündeki değerlendirmenin dosya kapsamına aykırı olduğu, '' gerekçesiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalı vekilinin, davacının işveren vekili olduğu ve bu sebeple iş güvencesinden yararlanamayacağı iddiasının irdelenmesinde ilk derece mahkemesince davacının, davalı işyerinde satış ve pazarlama genel müdür yardımcısı olarak ve işveren vekili sıfatıyla görev yaptığı iddiasına ilişkin yapılan incelemede, davalı şirketin 09.06.2016 tarihli organizasyon yapılanma yönetmeliği 1. maddesinin 1/3 numaralı bendine göre insan kaynakları uygulamaları kapsamında şirkette personel alınması, toplam personel sayısı, ücret ve disiplin politikaları, tüm çalışanların unvanda yükselmesi ile üst yönetici görev pozisyonu ve iç denetim bölümünde yer alan görev pozisyonlarına atama yapılması, imza yetkisi verilmesi, bu yetkinin sınır ve derecesinin belirlenmesi, gerektiğinde imza yetkililerinin iptal edilmesi, disiplin cezaları ve iş kanunu hükümlerine göre iş sözleşmelerinin feshedilmesi konularının doğrudan yönetim kuruluna ait olduğunun belirlendiği, buna göre davalı şirkette işe alma ve işten çıkarma yetkilerinin yönetim kurulunda tutulduğu, genel müdür de dahil olmak üzere bu alandaki yetkinin üst yöneticilerle paylaşılmadığı, davalı şirkette görev yapan genel müdür yardımcılarının yetki alanı şirketin bütününü sevk ve idare anlamında değil, yetki tablosunda belirtilen kendi yetki alanlarındaki kısımla sınırlı olduğu, bu bağlamda satış genel müdür yardımcısının da şirketin bütününe değil satış bölümüne ilişkin bazı sınırlı alanlarda yetkili kılındığı tespit edilmiştir. Buna göre davacının yaptığı iş pozisyonu ve yetkileri yönünden işletmenin bütünlüğünün sevk ve idare etmediği ve işletmenin bütününü temsil yetkisini haiz olmadığı belirlendiğinden işveren vekili sayılmayacağı, dolayısıyla iş güvencesi hükümlerinden faydalanacağı davalı şirketin ciro ve gelirlerinde düşüş yaşanmadığı, işgücüne ihtiyacın azalmasına yol açan bir olgunun bulunmadığı, organizasyon yapısında davacı işçinin görev ve pozisyonunu ortadan kaldıran bir değişiklik olmadığı, davacı işçinin yürüttüğü işe olan ihtiyacın ortadan kalktığı veya gerçek anlamda bir organizasyon değişikliği yapılarak pozisyonun kapatıldığı ve bu nedenle davacı işçinin çalışma olanağının sonra erdiğinin ortaya konulamadığı, davacı işçinin işyerinde performansının düşük olduğuna, müşteki bilgi, beceri ve yetkinliklerinin göreve pozisyonu bakımından yeterli olmadığına ilişkin bir delil bulunmadığı sosyal seçim kriterinin objektif olarak uygulandığının delillendirilmediği, davacı işçinin eğitim durumu, işte yöneticilik tecrübesi, davalı şirketteki hizmet süresi ve mevcut nitelikleri itibariyle istihdamına yönelik bir çaba harcanmadığı, bir başka birimde değerlendirilmeye çalışılmadığı tespit edilmiş, buna göre davaya konu iş sözleşmesinin feshinin, ölçülülük ilkesine, feshin son çare olması ilkesine uygun olmadığı ve geçersiz olduğu” gerekçesi ile istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. G)Temyiz başvurusu : Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili tarafından süresinde temyiz başvurusunda bulunulmuştur. H)Gerekçe: 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir.Bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18’nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu’nun 18’nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (26.05.2008 gün ve 2007/35929 Esas, 2008/12484 Karar sayılı ilamımız). Somut uyuşmazlıkta; davalı şirketin dosyadaki kayıtlara ve organizasyon şemasına göre, davacının işletme düzeyinde işyerinin bütününü sevk ve idare eden genel müdüre bağlı birinci derecede imza yetkisi de bulunan genel müdür yardımcısı pozisyonunda olup işletme düzeyinde işveren vekili olduğundan işe alma ve işten çıkarma yetkisinin bulunmasına gerek yoktur. İşletmeyi sevk ve idare eden işveren vekilinin yardımcısı durumunda “genel müdür yardımcısı ” olan davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı açıktır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca, Dairemizce davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. F) Hüküm: Yukarda açıklanan gerekçe ile; 1- Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davacı işveren vekili yardımcısı olup iş güvencesi hükümlerinden yaralanamayacağından, DAVANIN REDDİNE, 3-Alınması gereken 44,40 TL karar-ilam harcından peşin alınan 29,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 15,20 TL karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 416.75 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.725 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Kullanılmayan avansların talep halinde ilgilisine iadesine, 7-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, kesin olarak 25/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.